Mehmet Öğretmen

Mehmet Öğretmen Sınıf Öğretmeni/Eğitim Danışmanı/Özel Ders / Reklam İşbirlikleri :[email protected]

Sınıf Öğretmeni/Eğitim Koçu/Disleksi Eğitimi/Hızlı Okuma Teknikleri/ Yetişkin Okuma-Yazma

22/09/2026
16/09/2026

Çocukların ödev yapmaktan kaçması bir karakter kusuru değil; insan beyninin anlamsız, zorlayıcı ya da özerkliğini elinden alan yüklere verdiği biyolojik bir protestodur.

İlkokul ve ortaokul çağındaki bir çocuğun planlama, dürtü kontrolü ve odaklanma merkezi henüz şantiye halindedir.

TV açık, kardeşler bağırıyor, mutfaktan sesler geliyor. Ortada ne sabit bir saat ne de sessiz bir alan var. Süreç genelde şöyle işler.
"Ödevin yok mu senin?" (Soru havada asılı kalır, çocuk tablete bakar).

"Hâlâ başına oturmadın, bak baban gelince görürsün!" (Tehdit dozu artar).

Ağlama krizleri, masaya vurulan defterler, silgiyi parçalama seansları eşliğinde ödev tamamlanır (daha doğrusu anne/baba tarafından çözülür).

Çocuk burada "öğrenilmiş çaresizlik" ve amigdala kaynaklı "savaş ya da kaç" moduna geçer.

Sürekli bağırma ve baskı altında beyin kortizol salgılar. Kortizol ise beynin mantık ve öğrenme merkezini kilitler.Çocuk o masada matematik öğrenmez; azarlanmadan hayatta kalmayı ve sorumluluktan nefret etmeyi öğrenir.
Evde bir disiplin ve net bir öngörülebilirlik rutin varsa rutin, beynin en çok enerji harcadığı "Şimdi ne yapmalıyım?" ve karar verme yorgunluğunu ortadan kaldırır.
Çocuk ödevin ne zaman biteceğini ve sonrasında kendi dünyasına kavuşacağını bildiği için öz-düzenleme (self-regulation) mekanizması devreye girer. Tehdit değil, sınırların güvencesi vardır.

Çocuklar ödevden değil; kontrolün tamamen ellerinden alınmasından ve dinlenme haklarının bir yetişkinin tarafından ellerinden alınmasından nefret ederler.

Sınır güven verir, plan yolu çizer, rutin başarıyı getirir.

15/09/2026

Sürekli "Hadi!", "Geç kalıyoruz!", "İki saattir bir çorabı giyemedin!" demek, çocuk beyninde zamanla havalimanındaki anons sesine dönüşür: Herkes duyar, kimse üstüne alınmaz.
Bilimsel olarak çocuğun prefrontal korteksi (zamanı planlama, önceliklendirme merkezi) henüz şantiyedir. Bir yetişkin için "10 dakikaya çıkıyoruz" net bir aciliyetken, bir çocuk için bu cümle "Odamdaki halının desenlerini incelemek için harika bir an" anlamına gelir. Çocuğun sinir sistemi sürekli bir alarm altında kalınca ya donakalır, ya inatlaşır ya da sizi tamamen arka plan gürültüsü olarak filtreler.

Bu kısırdöngüyü kırmak için,

Dış Zamanlayıcılar Kullanın (Kötü Polis Siz Olmayın):
Sizin "Hadi"niz bir çatışma başlatır çünkü bir otorite baskısıdır. K*m saati, mutfak zamanlayıcısı veya eğlenceli bir alarm kullanın ."Bu şarkı bitene kadar ayakkabılarımızı giymiş olabilir miyiz?" ya da "Zil çaldığında montlar üstümüzde olsun" demek, sorumluluğu aranızdaki ego savaşından çıkarıp bağımsız bir nesneye devreder.

Talimatı Değil, Eylemi Somutlaştırın:
"Hazırlan" soyut bir kavramdır. Çocuk için devasa bir dağ gibidir ve nereden başlayacağını bilemez. "Önce çoraplarını mı giymek istersin, yoksa pantolonunu mu?" diyerek mikro adımlara bölün. Seçim hakkı vermek, çocuğun özerklik dürtüsünü besler ve savunma kalkanını indirir.

Geçişleri Görselleştirin ve Önceden Bildirin:
Çocuk beyni daldığı oyundan bir anda kopamaz. "5 dakika sonra legoları uyutuyoruz ve montları giyiyoruz" uyarısı, beyne geçiş protokolü hazırlama süresi tanır.

Rutin panoları (resimli görseller: tuvalet, kahvaltı, diş fırçalama, ayakkabı) kullanmak, "Anne/baba beni sürüklüyor" hissini "Ben bu listeyi tamamlıyorum" tatminine çevirir.

Fiziksel Temas ve Göz Hizası (Otopilotu Kapatma):
Mutfaktan salona bağırılan hiçbir "Hadi" hedefine ulaşmaz. Yanına gidin, boyuna inin, omzuna hafifçe dokunun ve göz kontağı kurun: "Şu an legoyu bırakmak istemediğini biliyorum, çok eğlenceli. Şimdi ayakkabıları giymemiz gerek, arabada devamını konuşalım mı?" Ayn

Çocuklar nasihatle değil, yaşantıyla öğrenir. Bir yetişkin saatlerce sabrı, nezaketi ya da sevgiyi anlatsa da çocuğun zi...
07/09/2026

Çocuklar nasihatle değil, yaşantıyla öğrenir. Bir yetişkin saatlerce sabrı, nezaketi ya da sevgiyi anlatsa da çocuğun zihnine kazınan tek şey, o evin içinde soluduğu havadır.

Anne babanın birbiriyle konuşurken seçtiği ton, trafikte gösterdiği tepki veya kapı çaldığında takındığı tavır, çocuğun hayata karşı geliştirdiği en temel pusuladır.

Maria Montessori’nin de vurguladığı gibi, çocuk kulağına fısıldanan sözleri değil; o çatının altında gözlemlediği, her gün soluduğu davranışı kendi karakteri yapar.

Kelimeler geçicidir; evin iklimi ise bir ömür çocuğun benliğinde yankılanır.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Çocuğunuzda ya da bir yakınınızda "Bunu kesin benden kaptı" dediğiniz ilk davranış neydi?

Kendi çocukluğunuza döndüğünüzde; anne babanızın sözlerini mi, yoksa farkında olmadan sergilediği tutumları mı miras aldınız?

Sizce çocuklar kulaklarıyla mı büyür, gözleriyle mi?

Düşüncelerinizi ve gözlemlerinizi yorumlarda paylaşın.

07/09/2026

İlk dilim sana...
Bir doğum günü pastasından kesilen ilk dilim, görünüşte sadece tatlı bir hamur parçasıdır. Ancak Latin kültüründe—özellikle Brezilya geleneğinde—bu ilk parça tabağa konmaz; doğrudan bir insanın kalbine bırakılır. Çocuğun elindeki bıçak pastayı bölerken, zihninde de hayatındaki en güvenli limanın, en çok sığındığı insanın adını seçer. Bu videodaki abinin pastanın ilk dilimini kardeşine uzattığı, kardeşinin ise gözyaşlarını tutamayarak abisine sarıldığı o an, çocuk gelişimi ve aile dinamikleri açısından paha biçilemez bir tablodur.

Görülmenin ve Seçilmenin İyileştirici Gücü

Çocukların dünyasında rekabet kadar "fark edilmek" de büyük bir ihtiyaçtır.

Özellikle bir abi için, küçük bir kardeşin gelişi çoğu zaman sorumluluk, fedakarlık ve zaman zaman da geri planda kalma endişesiyle başlar. Abinin "İlk dilim kardeşimin" demesi, kardeşe şunu fısıldar: "Seni görüyorum, bana kattıklarının farkındayım ve benim dünyamda yerin bambaşka." Bu onaylanma duygusu, bir çocuğun özsaygısını ve aidiyet hissini hiçbir ödülle kıyaslanamayacak derecede besler.

Güvenli Bağlanmanın ve Empatinin Somutlaşması

Sosyal ve duygusal gelişim açısından bakıldığında,abinin bu tercihi tesadüf değildir. Çocuklar sevgiyi en saf haliyle, kendilerine koşulsuz şefkat sunan kişiye yönlendirirler. Bu erken yaşta gelişmiş bir duygusal zekanın ve evdeki sağlıklı şefkat ikliminin yansımasıdır.

Kardeş Rekabetini Çözen Görünmez Harç

Kardeş ilişkileri genellikle didişmeler, oyuncak paylaşılamamaları ve kıskançlıklarla anılır. Oysa bu sahne, doğru inşa edilmiş bir kardeşlik bağının ne kadar sağlam bir dayanak olduğunu gösterir.

Sonuçta o masada kesilen şey bir pasta değil; bir ömür boyu birbirinin elini bırakmayacak iki kardeşin arasına atılan en tatlı, en sağlam düğümdür.

03/09/2026

Bağımlı Çocuklar
Bir çocuğun bağcıklarını bağlamak, çantasını hazırlamak ya da unuttuğu ödevi okul kapısına yetiştirmek ilk bakışta saf bir sevgi ve koruma refleksi gibi görünür. Oysa pedagojik gerçeklik oldukça nettir: Bir çocuğun kendi başına yapabileceği bir işi onun yerine yapmak, ona yardım etmek değil; onun yeterlilik duygusunu elinden almaktır.

Eğitim psikolojisinde "öğrenilmiş çaresizlik" tam olarak burada başlar. Çocuk zihnine şu sessiz mesaj kodlanır: "Sen yetersizsin, dünyayla başa çıkamazsın; ben yoksam sen bir hiçsin." Bu korumacı refleks, okul ortamında ve sosyal alanda çocuğun önüne çok ağır faturalar çıkarır.

Okul Başarısı Üzerindeki Etkileri

Planlama Becerisi Gelişmez: Kendi çantasını veya eşyasını toplamayan çocuk; sınavda zamanı yönetemez, ödevlerini ve ders programını takip etmekte zorlanır.

Çabuk Pes Eder: Hata yapma fırsatı verilmeyen çocuk, karşısına çıkan ilk zor soruda veya ödevde mücadeleyi bırakır.

Öğrenme İsteği Körelir: Kendi emeğini ortaya koymadığı için başarma hazzını tadamaz; dersleri sadece ebeveynini memnun etmek için yapar.

Sosyal İlişkiler Üzerindeki Etkileri

​Akranlarıyla Uyum Sağlayamaz: Evde her istediği anında karşılanan çocuk; sınıfta sıra beklemeyi, paylaşmayı ve kaybetmeyi kabullenmekte zorlanır.

​Sorunları Kendi Çözemez: Arkadaşıyla en ufak bir anlaşmazlıkta hemen yetişkin müdahalesi bekler, uzlaşma becerisi kazanamaz.

​Özgüvensizlik ve Kaygı Yaşar: Kendi başına bir şey başaramadığı için yeni ortamlara girmekten, söz almaktan ve hata yapmaktan korkar.

En büyük pedagojik armağan kusursuz bir yol açmak değil, engelleri aşabileceğine dair ona güvenmektir. Eksik ödevle okula gitmek, unutulan boya kalemi yüzünden derste mahcup olmak veya düşen fermuarı zorlanarak çekmek... Bunlar başarısızlık değil; karakteri, sorumluluk bilincini ve dayanıklılığı inşa eden eşsiz gelişim fırsatlarıdır.

23/08/2026

3 yaşında alışkanlık, okul döneminde sonuç mu?

Ekran etkisi çocukta hemen görülmeyebilir.

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Mehmet Öğretmen posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Mehmet Öğretmen:

Shortcuts

Share