Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi

Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi, Child Development, İstasyon Caddesi, Hallaç Hüseyin Sokak. Tatsu Pasajı, NO:4/57 Cevizlik Mahallesi Bakırköy, Istanbul.

31/05/2026

Bazen bir anne geliyor ve daha çocuğu görmeden önüne bir liste koyulmuş oluyor:
-Arkadaşlarını itiyor
- Çok hareketli
- Dürtüsel
- Oyun terapisine başlamalı

Peki gerçekten öyle mi?

Bu videodaki çocuk değerlendirildiğinde gördüğümüz şey saldırganlık değildi.

Aslında; İletişimi güçlüydü, sosyal etkileşimi iyiydi, gelişimi yaşının ilerisindeydi.

Ama bir şey dikkat çekiyordu: çocuğun bedeni sürekli yoğun duyusal girdi arıyordu.

Derin basınç, boğuşma oyunları, sıkışık alanlara girme isteği, heyecanlandığında bedenini kontrol etmekte zorlanma…

Yani sorun davranışın kendisi değil, davranışı ortaya çıkaran sinir sistemi ihtiyacıydı.

İşte tam da bu yüzden değerlendirme her şeyden önce gelir.

Çünkü aynı davranış;
-Bir çocukta duygusal bir ihtiyacın,
- Bir çocukta dikkat ve dürtüsellik sorununun,
- Bir çocukta ise duyusal düzenleme güçlüğünün sonucu olabilir.

Davranışa bakıp karar vermek kolaydır.

Ama çocuğu bütüncül değerlendirmek uzmanlık gerektirir.

Bu videoyu çekme sebebim de tam olarak bu.

Çünkü bazen aileler aylarca yanlış müdahalelerle zaman, emek ve maddi kaynak kaybedebiliyor.

Lütfen çocuğunuzu tek bir davranış üzerinden değerlendirmeyin.

Önce şunu sorun:
“Bu davranışın altında ne var?”
Doğru değerlendirme, doğru müdahalenin ilk adımıdır.

Photos from Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi's post 29/05/2026

Bazı günler vardır…
Çocuğun davranışı değil, kendi taşıma kapasiten biter.
Herkes bize şunu söylüyor:
“Çocuğun duygusunu anla.”
“Tepkini düzenle.”
“Bağırma.”
Ama kimse şunu sormuyor:
Bunu yapacak hâlin kaldı mı?
Ebeveynlik sadece doğruyu bilmek değil.
Bazen doğruyu uygulayacak gücü bulabilmek de gerekiyor.
O gün bulamamıştım.
Çünkü çocuk duyulmak istiyordu, ben ise tükenmişliğimin fark edilmesini.
Şunu fark ettim:
Çocuğa ne yapması gerektiğini anlatmak yerine, ona ne hissettiğimi söyleyebildiğimde konuşma bir güç savaşından çıkıyor.

“Şu an çok doluyum.”
“Sana bağırmak istemiyorum.”
“Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
Bu cümleler bir kaçış değil.
Bu, ilişkiyi koruma çabası
Çocuğa zarar veren şey; ebeveynin sinirlenmesi değil,
sinirlendiğini yok sayması.

Çünkü çocuk şunu öğreniyor:
Duygular geçer.
İnsanlar sakinleşebilir.
Sorunlar bağırarak değil, zamanla çözülür.
Ve belki de en kıymetlisi:
“Annem/babam da insan.”

Eğer bu post seni bir yerinden yakaladıysa,
bil ki yalnız değilsin.
Ve iyi ebeveyn olmak,
hiç zorlanmamak değil…
zorlandığında ne yaptığını fark edebilmek.

Photos from Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi's post 25/05/2026

Bazen çocuklar bizim bağırdığımız anı değil, o anın onarılıp onarılmadığını hatırlar.

Düşünün…
Bir çocuğun oyuncağı kırılıyor.
Ağlamaya başlıyor.
Siz gidip oyuncağı tamamen eski haline getiremiyorsunuz belki. Çünkü kırıldı artık.
Ama yanına oturup birlikte tamir etmeye çalışıyorsunuz.
Sarılıyorsunuz.
“Üzüldün biliyorum…” diyorsunuz.

İşte çocuk psikolojisindeki onarım da biraz buna benzer.

Bağırdığınız an hiç yaşanmamış olmuyor.
Çocuk o sesi duydu, o korkuyu hissetti.
Ama sonrasında yanına gidip;
“Ben yanlış yaptım.”
“Bu senin suçun değildi.”
“Ben hâlâ senin yanındayım.”
hissini verebilirseniz…

Çocuğun içinde oluşan o kırık yer yalnız kalmıyor.

Ve çocuk zamanla şunu öğreniyor:

“İnsanlar bazen hata yapabilir.
Ama sevgi tamamen kaybolmaz.”

İşte bu duygu, çocuğun ileride kuracağı ilişkilerin temelini oluşturuyor.

24/05/2026

3-6 yaş arası çocuklarda sık gördüğümüz bazı davranışlar aileleri çok korkutabiliyor.

“Çocuğum kendine dokunuyor.”
“Özel bölgesiyle ilgileniyor.”
“Bunu nereden öğrendi?”
“Acaba mastürbasyon mu yapıyor?”
Öncelikle şunu bilmek çok önemli: Bu yaş dönemi gelişimsel olarak fallik dönemdir. Yani çocuk bedenini daha fazla fark etmeye, kız-erkek ayrımını anlamlandırmaya, özel bölgelerine yönelik merak geliştirmeye başlar.

Ama burada çocuğun dünyası ile yetişkinin dünyası aynı değildir.

Biz yetişkinler bu davranışa cinsellik anlamı yükleyebiliriz. Fakat çocuk için bu çoğu zaman “cinsel bir davranış” değil; bedeninden gelen farklı bir hissi fark etme, keşfetme ve anlamlandırma sürecidir.

Bu yüzden panikle bağırmak, “yapma!”, “ayıp!”, “çek elini!” demek çoğu zaman davranışı azaltmaz. Tam tersine çocuğun dikkatini daha çok o bölgeye çekebilir.

Çünkü çocuk şunu fark eder:
“Ben bunu yaptığımda annem çok tepki veriyor.”
“Demek ki burada önemli bir şey var.”
“Demek ki bu hareket dikkat çekiyor.”

Bu dönemde yapılması gereken şey çocuğu utandırmak değil, sakince yönlendirmektir.

Mahremiyet eğitimi elbette çok önemlidir. Ama mahremiyet eğitimi sadece “özel bölgen neresi?” diye ezberletmek değildir. Çocuğa beden sınırlarını, özel alanını, başkasının bedenine saygıyı ve kendi bedenini korumayı yaşına uygun şekilde anlatmaktır.

Eğer çocuk özel bölgesine yöneliyorsa paniklemek yerine sakin kalın, dikkatini başka bir oyuna yönlendirin, ortam değiştirin, hareket ihtiyacını destekleyin ve bunu sürekli gündem haline getirmeyin.

Çünkü fallik dönemde görülen bu tür davranışlar çoğu zaman gelişimsel sürecin bir parçasıdır. Önemli olan çocuğun davranışına yetişkin anlamı yüklemeden, onu utandırmadan ve korkutmadan doğru sınırı gösterebilmektir.
Çocuk kötü bir şey yaptığı için değil, bedenini yeni yeni fark ettiği için böyle davranır.

24/05/2026

6 yaşındaydım. “Büyüyünce ne olcaksın?” derlerdi,”anne” derdim.En büyük hayalim her zaman evlenip yuvamı kurmak ve her sene bir çocuk doğurmaktı.”Allahım bana kalabalık bir aile nasip et” derdim.Bu arada burçları bilen bilir,burcum yengeç,yükselenim de yengeç🦀.Nasıl bir analık duygum olduğunu anlatmama gerek yok😄öğrenciydim ders çalışmaktan kafamı kaldıramadım,öğrenciliğim bitti çalışmaktan kafamı kaldıramaz oldum.Benim biriyle flörtleşmeye vaktim hiç olmadı.Hatta bırakın flörtü,ben ne yurtdışına çıkıp gezebilen ne arkadaşları ile takılabilen ne eve geç girebilen bir genç oldum.24 yaşında kendi merkezini kurup ödemelerini yapabilmek için gecesini gündüzüne katıp çalışan biri oldum😄insanlar tatil plan yaparken ben arabamın taksidini ödeyebilmek için izin yapmazdım.Bir dönemim isyanla geçti,yalan değil.Ama bugünden bir kaç şey bildirmek istiyorum.Her allahın günü karşımda gözyaşı döken çaresiz annelerin yanında,’karım çok büyütüyor çocuktur geçer’ diyen,’işten geç geliyorum o yüzden çocuğumun her dediğini yapıyorum,karımın kuralları beni ilgilendirmez’ diyen,’eğer dikkatli davranan bir anne olsaydı çocuk böyle olmazdı’ diyen babaları gördükçe (BAKIN HER GÜN DİYORUM SİZE) allahıma şükretmeye başladım.Demekki evlilik herkese göre bir şey değilmiş demeye başladım.Ömrümün bu kadar hızlı geçip gitmesi ile hayatıma birini bile sokamamamın bir nedeni varmış dedim.Allah dağına göre kar veriyor demekki dedim…
Anne olmak mı?
Yalan yok anne olmak bence dünyanın en zor şeyi ama mükemmel bir şey.Ben kedi annesiyken kafayı yiyorum sevmekten, çocuğum olsa kendimi hayal bile edemem… AMA… hep şunu düşünüyorum.Şu an çocuklara olması gerektiği gibi davranabiliyorum ve mütevazi olamam işimde iyi olduğumu çok iyi biliyorum.Bir çocuğum olsa aynı profesyonellikle devam edebilir miyim?Sanmam.Bir baktım gitgide buna bakışım da değişti… demekki herkes çocuk doğurmamalı dedim.
He yine fikrin değişecek ilerde eminim:) ama yok şu iş yerinde baba figürlerini gördükçe cidden her şeyden soğudum ya 😭 ayrıca günde birbirinden farklı minimum 10 çocikle olmanın mükemmelliğini size anlatamam.. Bu bana yeter😍❤️ yani bir iş hayatı tüm bakış açısını ve hayatı değiştirebiliyor🫠

19/05/2026

“Çocuğumda bir şey var” hissi yaşayan anneler…
Bazen çevreden en çok duyduğu cümle şu oluyor:

“Abartıyorsun.”
“Her çocuk öyle.”
“Bak konuşuyor işte, problem yok.”

Ama mesele sadece konuşmak değil.
Sadece kalem tutmak, etkinlik yapmak ya da sayı saymak da değil…

Çünkü bazı çocukların gelişimi gerçekten çok iyi olabilir.
Kendini güzel ifade eder, dikkat süresi iyidir, hatta çevre tarafından “çok akıllı çocuk” diye tanımlanır…

Ama aynı çocuk;
bir etikete tahammül edemiyordur,
iki besin dışında hiçbir şey yemiyordur,
40 dakika boyunca sakinleşemeden ağlıyordur,
en ufak değişimde krize giriyordur,
sinir sistemi sürekli alarmda yaşıyordur…

Ve anne bunu hisseder.

Yıllardır sahada gördüğüm en net şeylerden biri şu:
Anne “bir şey var” diyorsa, gerçekten çoğu zaman bir şey vardır.
Çünkü anneler sadece gelişime bakmaz…
Çocuğun regülasyonunu, hassasiyetini, günlük yaşamını, zorlandığı noktaları da hisseder.

Bu yüzden lütfen sadece çevrenin yorumlarıyla hareket etmeyin.
“Konuşuyor, yapıyor, başarılı” diye birçok duyusal ve regülasyon problemi gözden kaçabiliyor.

Çocuk sadece gelişim basamaklarıyla değerlendirilemez.
Sinir sistemi, duyusal hassasiyetler, regülasyon becerileri ve günlük yaşam işlevselliği de en az gelişim kadar önemlidir.
İçinize doğan şeyi küçümsemeyin. Gerekli değerlendirmeleri lütfen alın.

16/05/2026

“Bizim zamanımızda 2 yaş sendromu mu vardı?”
Evet, vardı.
Sadece artık çocukların davranışlarının altında yatan beyin gelişimini daha iyi biliyoruz.
2-3 yaş dönemi; çocuğun benmerkezci olduğu, dürtülerinin yoğun çalıştığı ve “istemek” ile “beklemek” arasındaki farkı henüz tam kuramadığı bir dönemdir.
Yani çocuk sizi sinirlendirmek için değil, beyninin gelişim düzeyi nedeniyle böyle davranır.
O yüzden bu yaşlarda en sık duyduğumuz şeyler:
“Hayır!”
“Ben yapacağım!”
“Vermeyeceğim!”

Çünkü mantık, empati ve dürtü kontrolünden sorumlu ön beyin bölgeleri henüz tam gelişmemiştir.

Ama burada çok önemli bir nokta var
“Nasıl olsa 2 yaş sendromu” diyerek her davranışı sınırsız bırakmak da doğru değildir.
Çocuk bu dönemde sınırları, ilişkiyi ve iş birliğini öğrenir.
Yani mesele çocuğu bastırmak değil;
hem onun duygusunu anlayıp hem de sınırı koruyabilmektir.
“Tablet bitecek.”
“Şimdi oyuncağı bırakıyoruz.”
“Eve gidiyoruz.”
Bunlara ağlayarak tepki vermesi normal olabilir.
Ama sizin sakin, tutarlı ve kararlı kalmanız çocuğun karakter gelişimi için çok kıymetlidir.

15/05/2026

“Şu an çok sinirli olduğunu anlıyorum…”
Bazen bu cümleler kriz anında işe yaramıyor olabilir. Çünkü çocuk o anda anlaşılmak değil, önce boşalmak istiyor olabilir…
Kendini yere atan, ağlayan, bağıran, size vuran bir çocuk çoğu zaman “şımarıklık” yapmıyor. Sinir sistemi taşıyamadığı yoğunluğu dışarı atmaya çalışıyor. Ve biz o anda sürekli konuştuğumuzda, sakinleştirmeye çalıştığımızda, fazla temas ettiğimizde bazen fark etmeden krizi daha da büyütebiliyoruz.
Çünkü çocuk o an mantıkla değil, tamamen duygusuyla hareket ediyor.
“Tamam sakin ol”
“Bak bir şey yok”
“Yapma artık”
cümleleri onun beynine ulaşmıyor bile…
Aslında o anda en çok ihtiyaç duyduğu şey:
“Ben buradayım. Seni terk etmiyorum. Ama bu duyguyu senin yerine yaşayamam.” mesajını bedenimizle verebilmek.
Bazen sadece yanında sessizce oturmak, göz hizasına inmek, güvenliğini sağlayıp taşan duygunun geçmesini beklemek; uzun uzun konuşmaktan çok daha düzenleyici olabilir.
Çünkü çocuk, duygusunu yaşayabildiğinde sakinleşmeyi de öğrenir.
Ama her kriz anında aşırı kurtarıcı olduğumuzda çocuk kendi regülasyon becerisini geliştirmekte zorlanabilir.
Tabii burada önemli olan şey çocuğu tamamen yalnız bırakmak değil.
Yanında kalmak… ama krizin içine kapılıp onu daha da büyütmemek.
Her kriz “inat” değildir.
Bazen sadece taşan bir sinir sistemidir…

Photos from Bakirköy ÇOCUK Gelişim Merkezi's post 14/05/2026

“Bir çikolata ile başlıyor gibi görünen şey bazen aslında çikolatayla ilgili değildir…”

Çocuk büyürken sınırları da büyür. Önce “bir tane daha çikolata”, sonra “bir bölüm daha çizgi film”, sonra “biraz daha telefon”, sonra “arkadaşlarımla biraz daha dışarıda kalayım”…

Buradaki mesele çocuğa “evet” ya da “hayır” demek değil; mesele, çocuğun hayatındaki yetişkinlerin aynı dili konuşabilmesi.

Çocuklar sınırları sevmez gibi görünür ama aslında sınırlar çocuklara güven verir. Çünkü çocuk, dünyanın nerede başlayıp nerede bittiğini öğrenmeye ihtiyaç duyar. Her istediğinin yapılması sevgiyi göstermez. Bazen sevgi; yorulsan da tutarlı olabilmektir.

Anne-babanın her konuda aynı düşünmesi gerekmez. Ama çocuğun karşısında aynı takım olabilmeleri çok önemlidir. Çünkü çocuk bir ebeveynden “evet”, diğerinden “hayır” duyduğunda sadece istediğini elde etmeyi değil, sınırları nasıl aşacağını da öğrenebilir.

Disiplin ceza değildir.
Disiplin; sevgiyle çizilmiş, güven veren sınırlardır.

Sizce evde en zor olan ne?
Sınır koymak mı, koyulan sınırı koruyabilmek mi?

12/05/2026

“Peki evde ne yapabiliriz?” sorusu bu süreçte en önemli noktalardan biri

Regülasyon problemi yaşayan çocuklar genelde “inatçı” ya da “şımarık” görünürler ama aslında sinir sistemleri çok hızlı taşar. Bu yüzden amaç davranışı bastırmak değil, sinir sistemini güçlendirmektir.

Evde desteklemek için:

• Kriz anında uzun nasihatler vermeyin.
Çocuk o anda mantıkla değil, tamamen duygusuyla hareket eder. Önce sakinleşmeye ihtiyaç duyar.

• “Ağlama” yerine duygusunu isimlendirin.
“Bu sana zor geldi.” gibi cümleler çocuğun beynini regüle etmeye yardımcı olur. Ama sonunda “ağlayıp rahatlayabileceğini” ekleyin.

• Sürekli dikkat dağıtmayın.
Her ağlamada hemen telefon açmak, oyuncak vermek ya da başka yöne çekmek çocuğun kendi sakinleşme becerisini geliştirmesini zorlaştırabilir.

• Bedensel regülasyonu destekleyin.
Yastık taşıma, itme-çekme oyunları, salıncak, park, tırmanma, ağır iş aktiviteleri sinir sistemini rahatlatabilir.

• Rutini koruyun.
Uyku saatlerinin değişken olması, aşırı ekran maruziyeti ve düzensiz gün akışı regülasyonu daha da zorlaştırabilir.

• Her duyguda “kurtarıcı” olmayın.
Bazen sadece yanında sakin bir şekilde durmak bile çocuğa “Bu duyguyu yaşayabilirim ve geçecek.” hissini öğretir.

• Küçük bağımsızlık alanları oluşturun.
Kendi başına bir şeyi başarabilmesi, seçim yapabilmesi ve küçük sorumluluklar alması sinir sistemini güçlendirir.

Ve en önemlisi:
Regülasyon bir anda gelişmez.
Çocuk önce yetişkinin sakin sinir sistemine tutunur… sonra zamanla kendi sakinliğini öğrenir

Eğer bu yoğun duygu patlamalarında çocuk kendine ya da çevresine zarar veriyorsa, uzun süre sakinleşemiyorsa ve bu durum günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa mutlaka bir ergoterapistten destek alınmalıdır .

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Website

Address


İstasyon Caddesi, Hallaç Hüseyin Sokak. Tatsu Pasajı, NO:4/57 Cevizlik Mahallesi Bakırköy
Istanbul
34142