Düşünce Eğitim Başarı ve İletişim Derneği (DEBİ-DER)

Düşünce Eğitim Başarı ve İletişim Derneği (DEBİ-DER) Derneğimiz 2009 yılında kurulmuş olup Uzman Eğitimciler psikologlar yazarlar ile eğitim koçluk hizmetlerine devam ediyor.

DÜŞÜNCE EĞİTİM BAŞARI İLETİŞİM DERNEĞİ

Kişisel Gelişimin Duayenlerinden Eğitimci-Yazar Oğuz SAYGIN’ın Başkanlığını yaptığı derneğimiz 2009 yılında kurulmuştur. DEBİ-DER, eğitimi mükemmelleştiren metotları ve bilinçaltını etkileyen teknikleri kullanarak düzenlemiş olduğu eğitim programları ile güçlü, sağlıklı, mutlu ve başarılı olmanın yollarını her bireyin öğrenmesini sağlayarak okuyan, düşünen ve girişimci bireyler yetiştirmeyi amaç edinmiştir. DEBİ-DER öğretilerini aşağıdaki akrostiş kısaca açıklamaktadır. B üyük Düşün
O lumlu Yaşa
Ş imdiyi yaşa
Y ararlı ol
A ffet
Ş ükret
A maç Belirle
M antıklı ve Esnek Ol
A zimli ve Sabırlı Ol

Unutmayın !...
Gemin rotasını kaptan belirler. Hayatınızın rotasını düşünceleriniz… Düşüncelerinizin rotasını ise yalnız ve yalnız siz… Siz de güçlü başarılı ve mutlu olmak istiyorsanız bizimle tanışmaya ne dersiniz…. http://www.debider.org
Yayla Mahallesi 1612 Sokak No:5 Fatih Apartmani Kat:1 Daire:4 TEL:0246 223 56 50
Isparta, Turkey

08/11/2019
Koçluk ve Kariyer Planlama üzerine
08/11/2019

Koçluk ve Kariyer Planlama üzerine

Kimler geldi kimler geçti bu kervandan  daha da kimbilir kimler geçecek...O çalışkanlığı ,ilkeli duruşu ve adalet anlayı...
21/10/2019

Kimler geldi kimler geçti bu kervandan daha da kimbilir kimler geçecek...O çalışkanlığı ,ilkeli duruşu ve adalet anlayışı ile Hukuk camiasının önde gelen bir neferi olacağından adı gibi Eminiz.. Bugün mesleğe ilk adımını atışına tanıklık ettik Debider ailesi olarak ...Gururlandik yıllar ne çabuk geçti dedik ...Yolun da bahtinda açık olsun evlâd Başarılar ... @ Isparta Baro Başkanliği

23/09/2019
12/08/2019

Psikopatlar niçin çoğalıyor ❓

Kısaca şöyle derler; domuzuna ve çocuğuna her istediğini verirsen, ilerde, besili bir domuzun ve domuz gibi bir çocuğun olur.
Şimdi makaleyi okuyabilirsiniz.
Genç çocuğu olanların dikkate alması gereken çok önemli bilgi.
Psikopatlar niçin çoğalıyor?
32 yaşındaki oğlu için gelen anne şikâyet ediyor: “Doğru dürüst okumadı ama okul bitti. Şimdi de iş beğenmiyor. Bulduğumuz işlere ‘yorucu, bana yakışmaz, bu paraya çalışılır mı’ gibi gerekçelerle gitmiyor. Bütün gün evde. ‘Onu getir, bunu al’ şeklinde emirler veriyor. Yapmak istemediğimizde ‘Beni doğurdunuz, yapmak zorundasınız, çocuğunuz değil miyim?’ diyor. Direnirsek üstümüze yürümeye başlıyor. Artık korkuyoruz. Ne yapabiliriz?”
Bir başka anne benzer şeyleri henüz 16 yaşındaki oğlu için anlatıyor. Her sabah özel şoförün okula götürdüğü, haftalık harcaması asgari ücretten fazla olan, kredi kartı ile istediğini alabilen ve bunların az olduğunu, okulu nasılsa bitireceğini, babasının işinin onu beklediğini ve bu nedenle gençliğini çalışarak geçirmesinin anlamsız olduğunu söyleyen, sabahlara kadar barlarda gezen, kızdığı zaman kendisine küfür eden, el kaldıran bir çocuk.
Bir baba, 14 yaşındaki çocuğunun kendisini yaraladığını ağlayarak anlatıyor ve benzer bir öyküyü aktarıyor.
Hepsinin son cümlesi benzer: “Doğduğundan beri bir dediğini iki etmedik, koruduk, sevdik. Hiçbir şeyini eksik bırakmadık. Niçin böyle oldu?”
Öğrencinin Jaguar marka arabası olur mu?’ tartışmaları bu konuyu ele almamı zorunlu hale getirdi. Yazmadan önce tartışmaları bir kez daha gözden geçirdim. Tartışılan konu: O öğrencinin Cumhurbaşkanı’na gitmesiymiş. Oysa tartışılması gereken konu: Çocukların kaç yaşında, nelere sahip olmalarının daha doğru olduğu olmalıydı. Çünkü özel üniversitelerin park yerlerine girdiğiniz zaman göreceğiniz araba markaları, tartışılan Jaguar’dan ucuz olmayacaktır.
Aslında üniversitelere gitmeye ve arabalara bakmaya bile gerek yok. Sokaklardaki, kaffelerdeki gençlere, hatta genç bile sayılamayacak küçük çocuklara bakın. Sadece kıyafetlerine değil, ellerindeki cep telefonlarına, taşıdıkları çantalara ve en önemlisi konuşmalarına bir bakın. Ailesi varlıklı olan çocuk ve gencin bunlara hakkı var mı? Herhalde vardır. Zaten tartışılması gereken de bu değil. Tartışılması gereken; çocuklara ve gençlere zamanı gelmeden alınanların ve izin verilen davranışların, onların gelişimine ve topluma nasıl zarar vereceği olmalıdır.
Çevreye ve kendine zarar verici davranışların olması, herkesin kendisine borçlu olduğunu düşünen ve bu nedenle isteklerinin hemen ve eksiksiz yerine getirilmesini isteyen, yapılmadığı zaman saldırganlaşan, emek sarf etmeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen kişileri 18 yaşın altındalarsa ‘davranım bozukluğuyla, üstünde ise ‘antisosyal kişilik bozukluğuyla tanımlıyoruz. Yaygın olarak bilinen adı ile bu kişilere ‘psikopat’ diyoruz. Son yıllarda bu sorunla ilgili başvurular giderek artıyor. Bu artışın en büyük nedeni; çocuk yetiştirme biçimimizdir.

SORUMSUZ VE DOYUMSUZ ÇOCUK ;

Doğduğundan beri bir dediği iki edilmeyen, her istediğine kavuşan, isteğinin yaşı ile uyumlu olup olmadığına bakılmayan, emek sarf etmeden, değerini bilmeden alınanları, yapılanları hak görerek yetişen bir çocuğun; sorumluluk sahibi, doyumlu, çalışarak kazanmanın erdemine inanan, bir şeyleri elde etmek için emek sarf etmesi gerektiğini bilerek çalışan bir birey olmasını beklemek mümkün mü?
Avrupalı ve Amerikalı aileleri ‘çocuklarına bakmıyorlar, yazları çalışmalarını istiyorlar’ diye kötüleyenlerin düşüncelerini gözden geçirmelerinde yarar var. Çocuklarımızı sevmekle onları doğru yetiştirmek arasındaki farkı anlamamıza yardımcı olur, diye daha önce de yayımladığım, ‘Geleceğin Psikopatlarını Yetiştirme Yolları’nı tekrar yayımlıyorum:
– Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın! Bu şekilde o, herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
– Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.
– Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin!
– Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini… Onun için her şeyi siz yapın ki o, bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın!
– Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.
– Ona istediği kadar harçlık verin ki hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.
– Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin ki, istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.
– Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki, onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun.
– Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç islerse, kendisinden özür dileyin! Ama onu felaket dolu bir hayata hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!!
(Bu belge, ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlandı ve kentteki tüm evlere ve okullara dağıtıldı.)

Prof. Dr. Bengi Semerci

141.8k Followers, 0 Following, 1,658 Posts - See Instagram photos and videos from Düşünen Akıl ()

ÇOCUKLARINA TAPAN AİLE MODELİBuhari’de geçen kıyamet alametlerinden birinin, "Köle kadınların efendilerini doğurmaları.....
19/07/2019

ÇOCUKLARINA TAPAN AİLE MODELİ

Buhari’de geçen kıyamet alametlerinden birinin, "Köle kadınların efendilerini doğurmaları..." olduğunu belki bir çoğumuz bilemeyebilir. Fakat bu hadisi incelediğimizde alimlerin büyük bir çoğunluğunun özellikle günümüzde aile ilişkilerinde ve çocukların anne babalarına karşı davranışlarını, anne babaların da çocuklarını terbiye ederken dikkat edecekleri konuları hatırlatmakla alakalı olduğu anlaşılmaktadır.

Buradan yola çıkarak:
• Anneye ve babaya yakışıksız, hakaret içeren, argo ifadeler kullanmanın
• Anneye ve babaya hürmet ve hizmet edilmesi gerekirken çocuklara hizmet edilmenin
• Ana-babaya itaatin azalmasının
• Kadının doğurduğu çocuğun, kendisine köle muamelesi yapmasının
• Evladın, kendi annesine karşı efendilik taslayarak onu hor ve hakir görmesinin
• Evin içindeki kuralların gelenek görenek ve inançlarımıza göre değil çocukların istek ve arzularına göre şekillenmesinin
• Eve misafir kabul etmek istememenin, misafirden huzursuz olmanın ve odalarından çıkmayarak tepki göstermenin
• Bayramlarda aile büyüklerini ziyaret etmek istememenin
• Büyüklerin yanına gitmeden onları ayaklarına getirmenin
• Depresyon, ergenlik, sınav bahaneleriyle iyice sosyalleşmekten uzaklaşmanın
• Ekonomik olarak ailesinden hep fazlasını istemenin ve alamayınca hor görmenin
• Dersler ve sınavlar bahane edilerek aile içinde hiçbir iş yapmak istememenin
• Aile ile iletişimi çok kısa ve mümkünse hiç kurmadan fakat sosyal ağ içindeki kişilerle kontörler ve dakikalar bitirene kadar konuşmanın veya yazışmanın
• İsteklerini dayatmaların, olmayınca aile içinde huzursuzluk çıkarmanın ayyuka çıktığı ve altın devrini yaşadığı bir zamanda yaşıyoruz.

Toplum yapımız çocuklarına tapan, onlar ne isterse yapan, aman ben yaşamadım çocuklarım yaşasın anlayışına bürünen; aman zamane gençleri böyle diye sorunları halının altına süpürülen, hiçbir şeyden hoşlanmayan, ailelerini beğenmeyen, ne yapılırsa yapılsın mutlu olmayan, özenti içinde hep yanlışlara imza atan bir nesil de çığ gibi gelmektedir.

Yanlış izlenilen metotlar, yanlış verilen örnekler, yanlış diziler ve filmler, iğrenç kitaplarla zehirlenen gençler için bir şeyler yapması gerekenlerin hep başka işlerle iştigal etmeleri ve bu olayı ötelemeleri kronik rahatsızlığın toplumun tüm bünyesine sirayet etmesine neden olmuş, antidepresan hapları %300’ler oranında artmış, zararlı madde kullanmaya başlama yaşı 11’lere, cinsel rezalet 12 yaşlarına kadar düşmüştür.

‘Aşkım.’ diye büyütülen -ki bu kelimenin kesinlikle çocuklara kullanılmaması gerekir çünkü onlar sizin evladınız; sanki onun arkadaşa ihtiyacı varmış gibi ‘Çocuğumla arkadaş gibiyiz.’ yanlış önermesiyle anne ve baba olmayı öteleyen anlayışı da buna eklersek hep birlikte halaya durabiliriz.

Sorunu havaleci mantıkla, ‘Ne istediysen aldım, ne söylediysen yaptım, istediğin okullara gönderdim.’ anlayışına indirgeyen anne ve babalar meselenin ciddiyetinin farkında değillerdir ve kendi görevlerini hep başkalarından beklemektedirler.

Sayın anne babalar; ne olur yeniden aile olun. Kıymetli vakitlerinizi çocuklarınızla geçirin ve onlar öğrenmeleri gerekenleri sosyal medyadan veya üçüncü kişilerden; yaşamaları gereken duyguları da vicdansızlar tarafından öğrenmek zorunda kalmasın.

Not: Faydalı buluyorsanız paylaşım yapabilirsiniz.

Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar

Herşey düşünceyle başlar bizim sloganımız Debider ekibi olarak, düşündük planladık ve harekete geçtik...Keyifli bir fest...
07/07/2019

Herşey düşünceyle başlar bizim sloganımız Debider ekibi olarak, düşündük planladık ve harekete geçtik...Keyifli bir festivalde Hem eğitim hem koçluk hem de kültürümüzü tanıttık... Bize bu fırsatı veren Roseland firmasından Arif Beye, misafirlerimize, İl dışındaki programları nedeniyle aramızda olamayan Akın ailesine şükranlarımızı sunuyoruz.... @ Lavanta Kokulu Köy

Tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun...🌷🌷🌼🌷🌹
12/05/2019

Tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun...🌷🌷🌼🌷🌹

Ekip olarak nerde eğitime dair güzel iş varsa her daim oradayız....DEBİDER her daim öğrenen bir ekip....
27/04/2019

Ekip olarak nerde eğitime dair güzel iş varsa her daim oradayız....DEBİDER her daim öğrenen bir ekip....

Kültür Müdürlüğü'nün organizasyonunda Yaşar Ulucan İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri ile  Eğitimci Yazar Semra ÇÖL hocamı...
22/04/2019

Kültür Müdürlüğü'nün organizasyonunda Yaşar Ulucan İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri ile Eğitimci Yazar Semra ÇÖL hocamız tarafından "BOŞ YAŞAMAMA ve KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ konulu söyleşi gerçekleştirildi. Emeği geçen herkese teşekkürler

Address

İskender Mahallesi 2003 Sok Şataf Apt A Blok Daire 4 Isparta
Isparta

Opening Hours

Monday 15:30 - 21:00
Tuesday 15:30 - 21:00
Wednesday 15:30 - 21:00
Thursday 15:30 - 21:00
Friday 15:30 - 21:00
Saturday 12:00 - 21:00
Sunday 12:00 - 21:00

Telephone

05415393266

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Düşünce Eğitim Başarı ve İletişim Derneği (DEBİ-DER) posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share