30/03/2013
Açılmaz düğümler Allah'ın iradesiyle açılır
İ'lem ey gafletli, sağır ve kör olarak, zulmetler(karanlıklar) içinde esbaba(sebebplere :nedenlere) ibadet eden ahmaklar!
Cenab-ı Hakkın vücub-u vücud(varlığının gerekliliğine) ve vahdetine(birliğine), kâinatın mürekkebâtı ve zerrâtının elli beş vecihle(yönle) yaptıkları şehadetlerin bir vechini yazacağım.
Şöyle ki:
Eşyanın icadı, ya nefislerine veya esbaba olan isnadı(dayandırılması), hayret ve istiğrabı(garipsemeyi) muciptir. Bu da red ve inkârı icap eder. Bu dahi dalâletleri intaç(sonuç verir) eder. Bu ise ıztırâbât-ı ruhiye(ruhsal ıztıraplar) ve teşevvüşat-ı akliyeye(akılsal karışıklıklara) sebep olur. Bu da ruhları ve akılları firar ettirmekle Vâcibü'l-Vücuda( Varlığı Gerekli Olan) iltica(sığınma) etmeye mecbur eder. Zira her müşkülât(zorluk) Onun kudretiyle hallolur. Ve açılmaz düğümler Onun iradesiyle açılır. Ve kalbler Onun zikriyle mutmain(tatmin edilmiş) olur. Bu hakikati şöyle bir muvazeneyle(karşılaştırma ile) izah edeceğim. Şöyle ki:
Mevcudatın(varlıkların) fâili(yapanı), yani eşyayı vücuda getiren, ya vacip(gerkli) ve vahiddir(birdir) veyahut da mümkün(olabilir) ve kesirdir(çoktur). Fâil vacip ve vahid olduğu takdirde, ne külfet(zorluk) var, ne de garabet(gariplik) var. Olsa bile vehmî olur. Esbaba isnad edildiği takdirde, külfet ve garabet vehmîlikten çıkar, kat'î(kesin) ve hakikî bir şekilde tahakkuk eder. Çünkü, kusur ve zâfiyetten hâli olmayan esbab-ı kesireden hiçbir sebep, bir müsebbebi(sebep olunanı) omuzuna kaldıramaz. Ve birşeyin icadında gayr-ı mütenahî(sonsuzu) esbabın iştiraki(ortaklığı) lâzımdır. Meselâ, balarısı herşeyle alâkadar olduğundan, eğer icadı esbaba isnad edilirse, semâvat(gökler) ve arzın iştirakleri lâzımdır.
Maahaza(bununla beraber), kesretin(çokluğun) vahidden(birden) suduru(çıkması), vâhidin kesretten sudûru kadar zahmet değildir, daha kolaydır. Meselâ, bir kumandanın efrad-ı kesireye(çok ferdlere:kişilere) verdiği intizam(düzen) ve yaptırdığı işleri, o efrad-ı kesire, kendi başlarına büyük bir müşkilâttan sonra yapabilirler.
Maahaza, icadın esbaba isnadında lâyüad(sayılamayacak) külfet, garabet olmakla beraber, pek çok muhâlâta(olmazlıklara) zemin teşkil ediyor.
1. Herbir zerrede Vâcibü'l-Vücudun sıfatlarının farzı lâzımdır.
2. Ulûhiyette(ilahlıkta :tanrılıkta) gayr-ı mütenahi şeriklerin(ortakların) iştiraki lâzım gelir.
3. Herbir zerrenin hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir; kubbeli binalarda birbirine dayanmakla düşmekten kurtulan taşlar gibi.
4. Şuur, irade ve kudret gibi sıfatların her zerrede bulunması lâzım gelir. Çünkü, hüsn-ü san'at(sanatın güzelliği ve iyiliği) bu sıfatları iktiza(gerektirme) eder.
Mesnevi-i Nuriye | Hubâb | 7