08/04/2017
İLK HESAP MAKİNELERİ
Herkes sayı saymaya on parmağıyla başladığından, şu anda varolan sayılama
dizgelerinin çoğu on tabanına dayanır. On iki tabanını seçmiş bazı ilginç örnekler de olmuştur. Mayalar, Aztekler, Keltler ve Basklar, bir parça eğilince ayak parmaklarıyla da sayılabileceğini fark etmişler, böylece yirmi tabanını benimsemişlerdir.
Bilinen en eski yazının icatçısı olan Sümerlere ve sırf tarihin en eski sıfırını keşfettikleri
için sonsuza dek kayıtlı kalmayı hak eden Babillilere gelince, onlar nedendir bilinmez, altmış tabanıyla sayıyorlardı. Bütün okul çocuklarının bildiği, aynı zamanda pek korktuğu şu ünlü zamanı saatlere, dakikalara, saniyelere bölme sorunlarını, aynı şekilde 60 dakikaya bölünmüş dereceleri ve 60 saniyeye bölünmüş dakikaları olan, tuhaf bir biçimde 360 dereceye bölünmüş o daireyi bize bırakan onlardır. Ama burada zaten ince hesaplar söz konusudur.
Batı Avrupa'da keşfedilmiş, 20.000 – 35.000 yıllık, üzerinde bir ya da birçok kertik dizisi
bulunan bir sürü önkol kemiği ve başka hayvan kemikleri, kazıbiliminin şimdiye dek
bilinmezlikten kurtarabildiği en eski ``hesap makinelerini'' oluşturuyor.Bu kemik çubukları kullanmış olanlar belki müthiş avcılardı. Ne zaman bir hayvan öldürseler bir kemik üzerine bir kertik atıyorlardı. Her hayvan türü için farklı kemikler kullanılabiliyordu: Biri ayılar için, bir başkası bizonlar için, yine bir başkası kurtlar için vb. Böylece saymanlığın ilk kavramlarını icat etmişlerdi, çünkü gerçekte rakamları olabilecek en yalın sayısal işaretleme dizgesiyle yazıyorlardı.Çok ilkel ve geleceği olmayan bir teknik diye düşünülecektir. Gerçi ilkel, ama kesinlikle gelecekten yoksun değil. Hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramadan bize kadar ulaşmış. Bu tarihöncesi insanları tüm çağların en uzun ömürlü rekorlarından birini oluşturacak bir icat ortaya koymuşlar. Tekerlek bile bu kadar eski değildir. Bu icatla yalnız ateşin kullanımı yarışabilir ve belki yarışı kazanabilir.
…
Aritmetik tarihinde aynı şekilde ihmal edilemez bir önem taşıyan başka bir eski dizge de
çakıl yığını dizgesidir; insan onun sayesinde hesap sanatına başlamıştır. Abaküslerin, rakamların henüz bilinmediği çağlarda işlem yapmak için kullanılmış şu boncuklu çerçevelerin kökeninde de bu yöntem vardır.
Ayrıca, hesap (calcul) dediğimiz zaman, sözcüğün kendisi bizi uzak çağlardan gelen bu yönteme gönderir, çünkü Latince calculus (hesap) sözcüğü ``küçük çakıl'' anlamına gelir.
Kaynak : Bir Gölgenin Peşinde, Rakamların Evrensel Tarihi -I-, G. Ifrah (Çev., K. Dinçer), Tübitak Popüler
Bilim Kitapları, Sayfa: 11 - 13, 1995.