05/11/2018
İSLÂM HUKUKUNDA KADININ HUKUKİ DURUMU (I)
I- KADIN AİLE HAYATININ TEMEL TAŞIDIR
Tarih boyunca insanlık, kadın-erkek ilişkilerinin düzen¬lenmesinde, ifrat ve tefritlerden kurtulamamış-tır. Bir taraftan "anne"lik vasfıyla insan varlığına se-bep olan, "eş" sıfatıyla dünya hayatının iniş ve çıkışla-rında erkeğe yol arkadaşlığı ya¬pan kadın; uzun za-manlar bir hizmetçi ve köle seviyesine düş¬müş, âdi bir eşya gibi alınıp satılmış, mülkiyet ve miras gibi temel hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılmıştır. Diğer ta¬raftan da aynı kadın, liyakatinin çok üstünde büyü-tülüp gök¬lere çıkarılmış, neredeyse mukaddes bir var-lık gözüyle bakılır olmuştur.
İster bir köle gibi kabul edilsin, isterse tapılacak bir tanrı¬ça seviyesine çıkarılsın-kadının aile hayatının temel taşı ol¬duğu, bütün insanlık tarihi boyunca inkâr edilememiştir. Za¬ten insanın yaratılışı da bu hükmü doğrulamaktadır. Gerçek¬ten, insanın bu dünyada en fazla muhtaç olduğu şey, kalbi¬ne mukabil bir kalbin bulunmasıdır. İnsanlar böyle bir kalbi elde etmeli ki karşılıklı olarak sevgilerini, şevklerini ve keder¬lerini mübadele edebilsinler; lezzet ve sevinçlerde ortak ol-sunlar; gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine yardım et¬sinler. İşte bu mukabil kalp, kalplerin en letâfetlisi ve en şef¬katlisi olan kadın kalbidir. Bu manayı sezin-leyen J.J. Rou¬seau "kadınlar dünyanın en güzel nıs-fıdır (yarısıdır)?" demiştir.
Gerçekten insanın sığınağı, bir çeşit cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Herkesin hanesi kü-çük bir dünyası¬dır. Aile hayatının mutluluğu ve hayatı ise, karı kocanın bir¬birine karşılıklı olarak, samimi, ciddi ve fedakârâne hürmet ve merhamet etmesi ile olabilir.
Bu böyle olmakla beraber, insan oğlunun en fazla dengesiz hareket ettiği, ifrat ve tefrit¬lere saptığı konu-ların başında kadın konusu gelmektedir. İn¬sanlık tari-hinde kadın, bazen köle, bazen pazardaki mal, ba¬zen tapılması gereken bir tanrıça, bazan da yerli yerinde de¬ğeri olan cemiyetin bir parçası olarak görüldüğünü müşahe¬de etmekteyiz.