AYETLERİN AYRI AYRI AÇIKLANMIŞ OLMASI!
Rahmeen ve rahıym olan Allah'ın ismi ile
"O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.".[Enam Sûresi.97]
Âyeti Keriymeler Ve Kütüvbi Sitte Hadîśi Şerifleriyle Gur'êni Kerim Tefsiri
Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Âyeti Keriymeler Ve Kütüvbi Sitte Hadîśi Şerifleriyle Gur'êni Kerim Tefsiri, Education, Gaziantep.
Kur'anı Kerim ayetleri, bizatihi Cenabı Allah tarafından (Kur'anı Kerim ayetlerinin birbirini açıklayıp tamamlaması) ve Peygamberimiz aleyhissalatü vesselâm tarafından açıklanmıştır.
KONU: HZ MUSA'NIN (İNSANLARI KÖLELEŞTİREN, SÖMÜREN) FİRAVUNA VE AHALİSİNE TEBLİĞİ, DERSLER VE İBRETLER:
BOZGUNCULARIN (MÜFSİDİİN, FESATÇILARIN) SONU!
PEYGAMBER (RESUL, HABERCİ)!
"İLK GÖREVİM, (HAKİİKUN) HAK-GERÇEK OLANDAN BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMEMEMDİR"!
SİHİRLE MUCİZENİN FARKI!
"SENİ VE İLAHLARINI TERKETSİNLER DE YERYÜZÜNDE FESAT ÇIKARSINLAR DİYE Mİ MUSAYI VE KAVMİNİ SERBEST BIRAKACAKSIN?"!
RABBİMİZİN AYETLERİNE İMAN ETTİK (EEMENNE)!
MÜSLÜMANLAR (MÜSLİMÜÜN, TESLİM OLMUŞ-SELAMETE ERMİŞLER)!
"ÜZERİMİZE SABIR YAĞDIR" (MUSİBET KARŞISINDA SABIR İSTEMEK-YA SABUUR)!
"ALLAH'IN YARDIMINI VE LÜTFUNU İSTEYİN VE SABIR GÖSTERİN"!
MUTTAKİLER (ALLAH'TAN SAKINANLAR)!
YERYÜZÜNE KHALİFE (İDARECİ, HÜKÜMRAN) OLMAK!
"SİZİN (KHALİFE OLARAK) NASIL İŞLER YAPTIĞINIZA BAKACAKTIR" (İMTİHAN)!
CENABI ALLAH'IN FİRAVUN SÜLALESİNİ, DÜŞÜNÜP İBRET ALMASI (ZİKR-ÖĞÜT ALMASI) İÇİN, KITLIKLA CEZALANDIRMASI!
İYİLİK-HASENE VE KÖTÜLÜK-SEYYİE (KHAYR VE ŞER) ALLAH'TANDIR (İMTİHAN)!
(İNKARCILARIN) "ÇOĞU (EKSERİSİ) BİLMEZLER"!
"HER NE MUCİZE GETİRİRSEN GETİR, BİZ SANA İNANACAK DEĞİLİZ"!
CENABI ALLAH'IN İNAD EDEN İNKARCILARI DÜNYADA MUSİBETLERLE CEZALANDIRMASI!
"İNAD EDİP DİRENDİLER (ESTEKBERUU: BÜYÜKLENDİLER) VE DÜNYADA ÇOK MÜCRİM (SUÇLU) BİR KAVİM OLDULAR"!
"SANA İMAN EDECEĞİZ VE İSRAİLOĞULLARINI SENİNLE BİRLİKTE GÖNDERECEĞİZ"
"DERHAL YEMİNLERİNİ BOZDULAR"!
"AYETLERİMİZİ İNKAR ETTİKLERİ VE ONLARA KULAK VERMEDİKLERİ İÇİN"!
"RABBİNİN İSRAİLOĞULLARINA OLAN O GÜZEL VAADİ, SABIRLARI YÜZÜNDEN GERÇEKLEŞTİ"!
ARAF SURESİ 103. Sonra onların arkasından Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu! 104. Musa: "Ey Firavun! Bil ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim." dedi. 105. Allah'a karşı ilk görevim, hak olandan başka bir şey söylemememdir. Gerçekten ben size Rabbinizden bir mucize getirdim, artık İsrailoğullarını benimle gönder. 106. Firavun: "Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söyleyenlerden isen onu göster" dedi. 107. Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi. 108. Ve Musa elini koynundan çıkarıverdi, eli bembeyaz olmuş, bakanların gözünü kamaştırıyordu. 109. Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dediler. 110. O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi. 111. Onlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler. 112. "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler." 113. O sihirbazlar Firavun'a geldiler: "Galip gelirsek bize muhakkak mükâfat var değil mi?" dediler. 114. "Evet" dedi (Firavun), "Üstelik o zaman benim yakınlarımdan olacaksınız." 115. Sihirbazlar, Musa'ya: "Ey Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın, yoksa biz mi?" dediler. 116. Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler. 117. Biz de Musa'ya "Sen de asânı bırakıver." diye vahyettik. Birdenbire asâ, onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi. 118. Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti. 119. Orada mağlup olmuş ve küçük düşmüşlerdi. 120. Sihirbazlar hep birden secdeye kapandılar. 121. "Âlemlerin Rabbine iman ettik." dediler. 122. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine." 123. Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!" 124. "Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım." 125. Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler. 126. "Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler. 127. Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz." 128. Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir." 129. Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır." 130. Gerçekten biz, Firavun sülâlesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlığı içinde tutup kıvrandırdık ki, düşünüp ibret alsınlar. 131. Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman, işte bu bizim hakkımızdır, dediler, başlarına bir kötülük gelince de, işte bu Musa ile yanındakilerin uğursuzluğu yüzünden, dediler. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler. 132. "Ve sen büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz," dediler. 133. Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular. 134. Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz." 135. Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular. 136. Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk. 137. Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.
(KASTEN, AMDEN-PLANLAYARAK) ÖLDÜRMEDE (devlet-idare tarafından) KISAS (İDAM) UYGULANMASI YADA ÖLDÜRÜLENİN YAKININA DİYET-TAZMİNAT ÖDENMESİ KONUSU!
BAKARA SURESİ 178. Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.
TEFSİR:
457 - Mücâhid, İbnu Abbâs (radıyallahu anhüma)'tan rivayet ettiğine göre şunu anlatmıştır: "Beni İsrail'de kısas vardı, fakat diyet yoktu. Cenâb-ı Hakk Muhammed ümmetine şöyle buyurdu: "Öldürülenler hususunda size kısas farz kılınmıştır. Hür hür ile, köle köle ile, kadın kadın ile kısas edilir. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından affedilmişse, kendisine örfe uymak ve affedene güzellikle (diyet) ödemek gerekir" (bakara, 178). Buradaki "afv"dan maksad, âmden öldürmelerde kişinin diyet almayı kabul etmesidir. "Örfe uymak ve affedene güzellikle ödemek" e gelince, bundan maksad (mağdur tarafın) örfe uygun miktarda bir diyet istemesi, öbürünün de bunu güzellikle ödemesidir. yetin devamındaki: "Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve birrahmettir" ibâresi de, "sizden öncekilere farz kılınanlarda olmayan bir hafifletme" demektir, (çünkü onlara diyet imkânı tanınmamıştı). yetin son kısmı olan "Bundan sonra tecavüzde bulunana elim azab vardır" ibaresinden diyet almayı kabul etmesine rağmen (kan dâvası güderek) kâtili öldüren kimse kastedilmektedir."
Buhâri, Tefsir, Bakara 2, 23; Diyât 8; Nesâî, Kasâme 27, (8, 36, 37).
KONU İLE İLGİLİ OLABİLECEK BAŞKA AYETİ KERİMELER:
SORUMLULUĞUN ŞAHSİLİĞİ (kişi başkasının, atalarının yaptıklarından sorumlu tutulamaz)!
BAKARA SURESİ 141. Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız. Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
KİMSE KİMSENİN İŞLEDİĞİ SUÇTAN(HAKKSIZLIKTAN) SORUMLU DEĞİLDİR!(SUÇUN ŞAHSİLİĞİ)
HAKK İLE ÇÖZMEK!
SEBE SURESİ 25. De ki: Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz. 26. De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
"HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAHINI YÜKLENMEZ"
FATIR SURESİ 18. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmiş olur. Dönüş Allah'adır.
İYİ VEYA KÖTÜ KAZALINAN AMELİN KARŞILIĞININ, KİŞİNİN KENDİSİNE AİT OLMASI (KİMİN NE YAPARSA KENDİNE YAPMIŞ OLMASI)!
286. Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize.
AYETLERİN CENABI ALLAH TARAFINDAN GENİŞÇE (NÜFESSILÜ-TEFSİLATLI OLARAK) AÇIKLANMASI (KUR'ANI KERİM AYETLERİNİN BİRBİRİNİ AÇIKLAMASI)!
ENAM SURESİ 54. Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir". 55. Suçluların tuttuğu yol açığa çıksın diye, âyetleri işte böyle genişçe açıklıyoruz.
MÜMİN ERKEK VE KADINLARIN GÖZLERİNİ HARAMDAN SAKINMALARI (HARAMA GÖZÜNÜ DİKİP BAKMAMAK)!
NUR SURESİ 30. (Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır. 31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.
TEFSİR:
HARAMA (GÖZÜNÜ DİKİP) BAKMAMAK!
1525 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Fadl İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın terkisinde idi. Has'ame'den bir kadın birşeyler sormak istiyordu. Fadl, kadına, kadın da Fadl'a bakmaya başladı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) eliyle Fadl'ın başını öbür istikâmete çevirdi. Kadın:
"Ey Allah'ın Resûlü, Allah'ın kullarına yazdığı hacc farizası yaşlı ve ihtiyar babama ulaştı. Ancak o, bineğin üzerinde durabilecek halde bile değil. Ben ona bedel hacc yapabilir miyim?" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) :
"Evet!" dedi. Bu hâdise, Veda haccında cereyan etti."
Buhârî, Hacc ı, Cezâu's-Sayd 23, 24, isti'zâzı 2; Müslim, Hacc, 407, 408, (1334,1335); Muvatta, Hacc 97, (1, 359); Tirmizî, Hacc 85, (928); Ebü Dâvud, Menâsik 26, (1809); Nesâî, Hacc 9,11,12, (5,117,118).
HARAMA BAKMAMANIN İSTİSNALARI (EVLİLİK İÇİN BAKILABİLMESİ)!
3408 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Aklında bir şeyler olan bir kadın vardı. Bir gün Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a:
"Ey Allah'ın Resulü! Benim sana bir ihtiyacım var!'' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
Ey ümmü fülan, yollardan hangisini dilersen bak da ihtiyacını göreyim" dedi. Kadınla birlikte bir sokağa gitti, kadın da ihtiyacını arzetti."
Müslim, Fedâil 76, (2326); Ebu Dâvud, Edeb 13, (4818, 4819).
ANİ BAKIŞ (gayrı ihtiyari-istemsiz bakış) OLMUŞSA GÖZÜNÜ ÇEVİRMEK!
3409 - Hz. Cerir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a âni bakıştan sordum. Bana:
"Nazarını hemen çevir!'' buyurdu.''
Müslim, Âdâb 45, (2159); Ebu Dâvud, Nikâh 44, (2159); Tirmizi, Edeb 29, (2777).
HARAMA TEKRAREN BAKMAMAK!
3410 - Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hz. Ali radıyallahu anh'a buyurdular ki:
"Ey Ali, bakışına bakış ekleme. Zira ilk bakış sanadır, ama ikinci bakış aleyhinedir."
Tirmizi, Edeb 28, (2778); Ebu Dâvud, Nikâh 44, (2149).
CENABI ALLAH'IN İLİM ÜZERE AÇIKLADIĞI KİTAP!
YOL GÖSTERİCİ-HİDAYET EDİCİ!
"Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik."
ARAF SURESİ 52
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Address
Gaziantep