13/08/2026
Düşünme ameliyesinin onun üzerinden bina edildiği "varlık meselesi"ni derinlemesine ele alan Heidegger'le "Doğu-Batı ekseninde" hayali bir sohbete dalan İbrahim Kalın'ın değerli bir kitabını okuduk.
Kitabın başında yazarın Heidegger'in Almanya'da Karanlıkorman'da uzun yıllarını geçirdiği ve günümüzde de ziyaret edilen kulübesine yaptığı ziyareti anlatarak başlaması kitabın hikâyesi açısından önemli.
Heidegger'in modern dünyada düşünmenin ve felsefenin, asıl konusu olan "varlık ve hakikat" üzerine düşünmekten sapıp bilim ve teknolojinin kölesi haline gelmesi fikri onun İbrahim Kalın'ın ilgi alanına girmesine sebep olmuş görünüyor.
Heidegger'in şehir ve üniversiteyi tabiata, kırsala, uzlete göre aşağı bir seviyede görmesi ve bunu temellendirmesi okunmaya değer.
Kitabın ikinci bölümünde yazarın "varlık, düşünme ve hakikat üzerine Heidegger ve Molla Sadra'dan hareket ederek ortaya koyduğu analiz ve tanımlamalar özü itibariyle anlaşılması zor konuları ustalıkla "en anlaşılabilir seviyede" ortaya koymuş.
Varlık üzerinde düşünme(me)nin günümüzde nasıl sonuçlar doğurduğunu somut örneklerle yorumlayan kitapta teknoloji, ilerleme ve anlam üzerine de analizler mevcut.
Kitapta işlenen konular bazen okuyucunun zihnini zorlayabilir. Zira zaman zaman kavram ve analizler derinleşebiliyor. Ancak genel olarak meseleye meraklı bir zihni doyuracak nitelikte. Özellikle kavramlar arasındaki ilişkilerin kurulma biçimi genel kültür ve ufuk açma hususunda değerli.
Kitabın 109.sayfasından sonra başlayan "Varlık ve hakikat nedir?" sorusuna cevap arayışları zaman zaman yorucu zaman zaman sürükleyici. Bu konularda okuyucunun belli miktarda felsefe, mantık ve aydınlanma tarihi birikimi olması gerekebilir.
Heidegger'in Eflatun'un mağara mecazını yorumladığı bölümünü okurken bugünün insanının da o mağarada prangalanmış insanlara benzediğini yani insanlık tarihinin moderniteyle birlikte en başa döndüğünü düşünmeden edemedik. 2500 yıl önce mağaranın duvarlarıydı, şimdi ise ekran. Prangalar ekonomik ve kültürel tektipleştirme ve eğitim sistemi ile zihinlere geçiriliyor. Öyle bir konfor alanı sunuyor ki, mağaranın duvarına dönük olanlar "Bana dokunanı yakarım!" diyor.
Heidegger'in varlık konusunu ölüm üzerinden temellendirdiği ve İbrahim Kalın'ın da buna İslam düşüncesinden örneklerle katkıda bulunduğu sayfalar kitabın son bölümlerinde konuyu daha da ilgi çekici hale getirmiş
"Varlık" deyip geçtiğimiz bir kavramın nasıl insanın özü olduğunu, düşünmenin varlık denen kavramdan koptuğunda insanı nasıl özünden kopardığını somut bir yaşanmışlık üzerinden ele alan; herkesin modern dünyada özünü bulabileceği kendi kulübesini kendi içinde inşa etmesinin yollarını arayan bu değerli kitabı tavsiye ediyoruz.
Değerler Eğitimi Merkezi
DEM Ögretmen Akademisi