DEM Ögretmen Akademisi

DEM Ögretmen Akademisi Değerler Eğitimi Merkezi Öğretmen Akademisi resmi bilgi paylaşım sayfasıdır. Bundan dolayı da bazı çalışmalar paydaşlarla ortak bir zeminde yapılmaktadır.

DEĞERLER EĞİTİMİ MERKEZİ
ÖĞRETMEN PLATFORMLARI
Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi kurulduğu 2003 yılında din ve değerler eğitimi alanında yapmış olduğu çalışmaların yanı sıra Öğretmen Platformları adı altında İHL Meslek Dersleri ve DKAB Öğretmenlerine yönelik çalışmaları da başlatmıştır.Öğretmen Platformları çalışma alanları itibariyle kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel eğit

im kurumları ile işbirliği yaparak ortak çalışmalar yürütmeyi önemli görmektedir. Bu çalışmalarda öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı sağlamak, litaratüre yeni ürünler kazandırmak ve ders materyalleri hazırlayarak ders içeriklerinin etkili kullanılması gaye olarak gözetilmiştir. Sempozyum ,seminer, atölye çalışmaları,projeler,çalıştay , zirve, sivil zümreler ve öğretmen yaz-kış programları düzenleyerek Öğretmen Platform çalışmaları eğitim sahasına katkılarını sunmaktadır. Değerler Eğitimi Merkezi Öğretmen Platformları çalışmalara katılmak ve katkı sunmak isteyen İHL Meslek Dersleri ve DKAB öğretmenlerine her türlü desteği sunarak bir çatı görevi üstlenmektedir.

Düşünme ameliyesinin onun üzerinden bina edildiği "varlık meselesi"ni derinlemesine ele alan Heidegger'le "Doğu-Batı eks...
13/08/2026

Düşünme ameliyesinin onun üzerinden bina edildiği "varlık meselesi"ni derinlemesine ele alan Heidegger'le "Doğu-Batı ekseninde" hayali bir sohbete dalan İbrahim Kalın'ın değerli bir kitabını okuduk.

Kitabın başında yazarın Heidegger'in Almanya'da Karanlıkorman'da uzun yıllarını geçirdiği ve günümüzde de ziyaret edilen kulübesine yaptığı ziyareti anlatarak başlaması kitabın hikâyesi açısından önemli.

Heidegger'in modern dünyada düşünmenin ve felsefenin, asıl konusu olan "varlık ve hakikat" üzerine düşünmekten sapıp bilim ve teknolojinin kölesi haline gelmesi fikri onun İbrahim Kalın'ın ilgi alanına girmesine sebep olmuş görünüyor.

Heidegger'in şehir ve üniversiteyi tabiata, kırsala, uzlete göre aşağı bir seviyede görmesi ve bunu temellendirmesi okunmaya değer.

Kitabın ikinci bölümünde yazarın "varlık, düşünme ve hakikat üzerine Heidegger ve Molla Sadra'dan hareket ederek ortaya koyduğu analiz ve tanımlamalar özü itibariyle anlaşılması zor konuları ustalıkla "en anlaşılabilir seviyede" ortaya koymuş.

Varlık üzerinde düşünme(me)nin günümüzde nasıl sonuçlar doğurduğunu somut örneklerle yorumlayan kitapta teknoloji, ilerleme ve anlam üzerine de analizler mevcut.

Kitapta işlenen konular bazen okuyucunun zihnini zorlayabilir. Zira zaman zaman kavram ve analizler derinleşebiliyor. Ancak genel olarak meseleye meraklı bir zihni doyuracak nitelikte. Özellikle kavramlar arasındaki ilişkilerin kurulma biçimi genel kültür ve ufuk açma hususunda değerli.

Kitabın 109.sayfasından sonra başlayan "Varlık ve hakikat nedir?" sorusuna cevap arayışları zaman zaman yorucu zaman zaman sürükleyici. Bu konularda okuyucunun belli miktarda felsefe, mantık ve aydınlanma tarihi birikimi olması gerekebilir.

Heidegger'in Eflatun'un mağara mecazını yorumladığı bölümünü okurken bugünün insanının da o mağarada prangalanmış insanlara benzediğini yani insanlık tarihinin moderniteyle birlikte en başa döndüğünü düşünmeden edemedik. 2500 yıl önce mağaranın duvarlarıydı, şimdi ise ekran. Prangalar ekonomik ve kültürel tektipleştirme ve eğitim sistemi ile zihinlere geçiriliyor. Öyle bir konfor alanı sunuyor ki, mağaranın duvarına dönük olanlar "Bana dokunanı yakarım!" diyor.

Heidegger'in varlık konusunu ölüm üzerinden temellendirdiği ve İbrahim Kalın'ın da buna İslam düşüncesinden örneklerle katkıda bulunduğu sayfalar kitabın son bölümlerinde konuyu daha da ilgi çekici hale getirmiş

"Varlık" deyip geçtiğimiz bir kavramın nasıl insanın özü olduğunu, düşünmenin varlık denen kavramdan koptuğunda insanı nasıl özünden kopardığını somut bir yaşanmışlık üzerinden ele alan; herkesin modern dünyada özünü bulabileceği kendi kulübesini kendi içinde inşa etmesinin yollarını arayan bu değerli kitabı tavsiye ediyoruz.


Değerler Eğitimi Merkezi
DEM Ögretmen Akademisi

Modernizmin kalınlaştırdığı ve tektipleştirdiği hayatların inceliklere muhtaç olduğunu hatırlatan ve okuyucuyu fıtratın ...
24/07/2026

Modernizmin kalınlaştırdığı ve tektipleştirdiği hayatların inceliklere muhtaç olduğunu hatırlatan ve okuyucuyu fıtratın inceliklerine çağıran değerli bir kitap okuduk.

Erol Erdoğan kitabında inceliklerin farklı boyutlarını hayatın farklı yönlerinden örneklerle ele alıyor. Konusu "incelik" olan kitapta modern insana ince dokundurmaları ince bir üslupla bulmak mümkün.

İnsanın koşarak değil yavaşlayarak, kırarak değil yaparak, kabalaşarak değil inceliklerini artırarak değer kazanacağını bize tekrar fark ettiren bu değerli kitabı tavsiye ediyoruz.

 Kendine kalan büyük bir mirası ahireti için kullanan, ihlası ve gayretini Allah'ın zayi etmeyerek amel defterinin yüzyı...
07/07/2026


Kendine kalan büyük bir mirası ahireti için kullanan, ihlası ve gayretini Allah'ın zayi etmeyerek amel defterinin yüzyıllarca açık kalmasını sağladığı örnek bir şahsiyetin hayatını anlatan değerli bir roman okuduk.
Daha çok "Dünyanın en eski üniversitesinin kurucusu olan kadın" sıfatıyla ön plana çıkartılıyor olmasına rağmen biz Fâtıma Fihrî'yi "Allah'ın kendisine verdiği aklı, imanı ve zenginliği en doğru bir şekilde yine Allah yolunda kullanan bir Müslüman" olarak tanımlamayı daha doğru buluyoruz. Zira Ali Emre'nin romanı, bu gözle okunduğunda erkek kadın tüm Müslümanlar için çok daha büyük bir değer kazanıyor.
Fâtıma Fihrî'nin henüz genç bir kız iken babasından nasıl bir eğitim aldığı ve kendisine örnek olarak nasıl Hz. Hatice'yi seçtiği romandan güzel bir kurgu içinde anlatılıyor.
Fâtıma Fihrî'nin hayat hikâyesi, ihlas ve takvanın nasıl bir kalkan olduğunu; zekât, sadaka ve infakın malı nasıl bereketlendirdiğini anlatan bir resim sunuyor okuyucuya. Allah için yaşanan bir ömrün amel defterinin yüzyıllar boyu kapanmayacağı hissesi de düşüyor payımıza.
Bu dünyadan hayır beklemenin hayırsızlık, dünyayı ahirete tarla yapmanın ise asıl devlet olduğunu; bu devlete nail olan bir hayırsever müminenin örnekliği üzerinden okumak isteyenler için tavsiye ediyoruz.
DEM Ögretmen Akademisi
Değerler Eğitimi Merkezi

Bülent Akyürek'in 25 yılda yazdığı, ömrünü adadığı ve "Bir dünya klasiği olacak" dediği başyapıtını okuduk.Kitabın ilk b...
17/06/2026

Bülent Akyürek'in 25 yılda yazdığı, ömrünü adadığı ve "Bir dünya klasiği olacak" dediği başyapıtını okuduk.
Kitabın ilk bölümlerinde incelikle düşünülmüş insan tahlilleri, hayat, zaman (s.8) ve ölüm üzerine sorgulamalar ve okuyucuya ayna tutan tespitler mevcut.
Rahmetli Bülent Akyürek'in "Her cümlesini son sözümmüş gibi yazdım" dediği romanında gerçekten derin bir emek, tefekkür ve fikrî derinlik her satırda görülüyor. Hatta bu derinlik sabırsız ve dikkatsiz okuyucuyu yorabilecek seviyede.
Kitapta (zaman zaman) birbiriyle kesişen hayatlarda "Kaybettikçe kazanmak / yükselmek / özgürleşmek" ortak ilke olarak öne çıkıyor.
Roman tekniği açısından kusursuz olmasa da (Deli Behiye'nin ölümü ve Dert Babası'na kendini kedilere, katilini de köpeklere yedirip yok etmesini vasiyet etmesi) kitap satır aralarındaki mesajlar açısından bir hazine niteliğinde.
Baştan sona acılarla dolu olan bir romanın mutlu bir şekilde bitmesini beklemek doğru olmaz diyerek kitabın, birçok karakterinin ölü, birçoğunun da meçhul olarak sona ermesini yadırgamadık.
Hayat, anlam, kader, insan ve ölüm gibi çoğumuzun düşünmekten uzak durduğu konuları aykırı karakterler ve olaylar üzerinden okuyucunun gündemine sokan, her sayfasında derin tefekkürler barındıran bu değerli romanı tavsiye ediyoruz.

Hayatının merkezine Allah'a imanı, tevekkülü, her şeye rağmen mücadele etmeyi ve "Hayat, ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın...
03/06/2026

Hayatının merkezine Allah'a imanı, tevekkülü, her şeye rağmen mücadele etmeyi ve "Hayat, ölüm, kıtlık ve bolluk Allah'ın elindedir" ilkesini koyanları anlatan değerli bir roman okuduk.
Romanda yedi çocuklu, fakir ancak rızkın Allah'ın elinde olduğuna iman etmiş bir çiftçi ailenin hem acziyetini hem mücadele etmek zorunda olduğunun farkında olmasını hem de bitmeyen mücadelelerin nasıl ağır imtihanlara gebe olduğunu anlatıyor.
Mücadele kavramının "Ölümüne mücadele etmeyenin ayakta kalamayacağı bir hayatta her an Yaradana sığınmak" şeklinde gerçek anlamını bulduğu ve biz modernlerin bugün uyuşturucu bir konfor içinde zorluklarımızdan (!) şikâyetlendiğimizi yüzümüze vuran sarsıcı bir okuma yapmak isteyenler için tavsiye ediyoruz.



DEM Ögretmen Akademisi
Değerler Eğitimi Merkezi

Konularıyla, üslubuyla ve düşündürdükleriyle okuyucuda farklı duygular oluşturan sıra dışı bir hikâye kitabı okuduk.Yaza...
04/05/2026

Konularıyla, üslubuyla ve düşündürdükleriyle okuyucuda farklı duygular oluşturan sıra dışı bir hikâye kitabı okuduk.
Yazar hikâyelerinde öykü ile denemeyi birleştirmiş ve toplumsal mesajlar vermeyi amaçlamış görünüyor. Bu niteliğiyle kitap sadece okunmaya değer değil, okuma gruplarında müzakere edilmesi gereken bir özellikte.
Kitabı ilk elinize aldığınızda bir gün içinde okunup bitecek gibi görünse de çok fazla sembolizm yüklü olduğu için tahmininizden daha ağır bir okuma vadediyor.
Derin manalar, öykü içinde öyküler, öyküden taşan kahramanlarla tefekküre dalmak ve etkisi günler süren kısa hikâyeler okumak isteyenler için tavsiye ediyoruz.

DEM Ögretmen Akademisi
Değerler Eğitimi Merkezi

▶ Eğitim Okumaları Mayıs Ayı Kitabı📚Son Röportaj-Ömer Faruk Dönmez📆11 Mayıs 2026 Pazartesi🕘21:00🔗dem.org.tr‼Katılımcılar...
27/04/2026

▶ Eğitim Okumaları Mayıs Ayı Kitabı
📚Son Röportaj-Ömer Faruk Dönmez
📆11 Mayıs 2026 Pazartesi
🕘21:00
🔗dem.org.tr
‼Katılımcıların program öncesi kitabı okuması beklenmektedir.

Ateistlerin, Kur'an'da haber verilen peygamberlerin tamamının dünyanın aynı bölgesinden olması ile ilgili eleştirilerine...
16/04/2026

Ateistlerin, Kur'an'da haber verilen peygamberlerin tamamının dünyanın aynı bölgesinden olması ile ilgili eleştirilerine karşı araştırmalar yapan ve Hz. Âdem’den Hz. Muhammed'e (sas) kadar tüm dünyaya tevhid elçileri gönderildiğini delilleriyle ortaya koyan önemli bir kitap okuduk.
Kitap, Yüce Allah'ın "her millete uyarıcı gönderildiği" mesajını ön kabul olarak ele almış, araştırmalarını "…nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler…" ayeti ile genişletmiş ve tarihte tevhidin izlerini bu perspektifle arayan bir çalışma meydana çıkmış.
Yazar, konunun sağlıklı anlaşılabilmesi için kitabın ilk bölümlerinde dinler, peygamberlik, dünya tarihi ve dinler tarihi gibi alanların temel kavramlarına değinerek kısa bilgiler vermiş.
"Tanrı inancı ve din olgusunun insanlık tarihi boyunca var olduğunu ile ilgili bulgulardan bahsederken yazarın evrimsel tarih verilerinden ve kavramlarından faydalanması anlaşılabilir ancak eleştiriye açık. Zira Neondartel ve Saphiens insanlarının (!) günümüze ulaşan tekil mezar örneklerinden büyük genellemelere varılmasını evrimci anlayışın (bilim ahlakı açısından) kabul edilemez bir tavrı olarak görüyoruz ve din algısının insanlık tarihi boyunca var olduğunu ispat etmek için böylesi delillendirme çabalarına ihtiyaç olmadığını düşünüyoruz.
Kitabın ilk bölümlerinde "Resmî tarih" ezberlerini ve materyalist/evrimci arkeoloji savlarını yerle bir eden Göbeklitepe buluntuları ile ilgili ilginç tespit ve yorumlar mevcut.
Kitapta Sümerlerden Orta Asya Türklerine, Hint-Avrupa Coğrafyasından Antik Yunan'a, Uzak Doğu'dan Buda'ya, Amerikan Yerlilerinden Afrika'ya kadar çok geniş bir çerçevede tevhidin ve tevhidi yayan isimlerin izleri aranmış.
"İnsanlığın ilk dininin tek tanrılı olduğu ve sonrasında şirkin yayıldığı" iddiasını sağlam delillerle destekleyen ve aynı zamanda insanlık tarihine dair de yoğun bir okuma vadeden bu değerli kitabı tavsiye ediyoruz.

Address

Süleymaniye Caddesi El Maruf Sok. No: 3
Fatih

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when DEM Ögretmen Akademisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to DEM Ögretmen Akademisi:

Shortcuts

Share

Category