İYİ BİR İNSAN İÇİN ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT
Bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmesi, insanın pek çok alanda işini kolaylaştırırken bir taraftan da onu yalnızlaşmaya ve içine kapanık bir hale getirmeye başladı. Eskiden olduğu gibi çocuklar dışarıda arkadaşlarıyla oyun oynamak yerine bilgisayar başında “sanal ortam” denilen “hayal mahsulü” “hayatın gerçekliğinden uzak” oyunlarla neredeyse tüm vaktini “oyunda oynaşta” geçirmeye aday bir şekilde yetişiyorlar maalesef… Dahası, kendilerine sağlanan özel oda, özel eşya lüksü bile onları mutlu etmeye yetmiyor, aksine tatminsizlikleri bir anlamda mutsuz ve huzursuz kılmaya başlıyor. Erken yaşlarda başlanan kötü alışkanlıklar, bir başka insana, canlıya ya da eşyalara verilen zararlar, doyumsuzluklar, maneviyat boşluğundan değil de başka neden kaynaklanıyor?
Çocukluk yılları karakterin, tutum ve davranışların şekil kazandığı bir dönemdir. Bu dönem de verilen maneviyat eğitimi de, kişiyi hayatı boyunca etkilemekte, onun duygu ve düşüncelerine, tutum ve davranışlarına yön vermektedir. Din ve ahlak eğitimi almış kişilerin eşyaya ve olaylara bakışlarındaki farklılık, kendisini hemen hissettirmektedir. Çünkü iman duygusunun insana sağladığı güven ve manevî huzur, değişen ve ağırlaşan hayat şartlarında, fertler için bir sığınak vazifesi görmekte, kavuşulan maddi imkânların onu şımartmasına engel olmaktadır.
“Ağaç yaşken eğilir” atasözü, yerinde ve zamanında verilmesi gereken eğitimin önemini dile getirmektedir. Çünkü yaş ağaç bükülerek kolayca çember haline getirilebilir; fakat kuruduktan sonra bu çemberi düzeltmek ve ağacı eski haline getirmek istersek kırılır. Tıpkı bunun gibi, ilk izlenimler insan ruhunda öyle sağlam, kuvvetli ve derin tesirler bırakır ki, onları beyinden söküp atmak âdeta imkânsızlaşır.”
Hz. Peygamber (sav)’in çocukların eğitimleriyle ilgili hadisleri de dikkat çekicidir. Nitekim bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Çocuğa güzel bir isim verilmesi ve güzelce terbiye edilmesi, onun anne babası üzerindeki haklarından biridir.”
İmam Gazali hazretleri ise, İhya-i ulumuddin isimli eserinde şöyle demektedir:
“Çocuk ana babasının yanında bir emanettir. Onun her türlü şekli almaya hazır, temiz ve boş kalbi de âdeta bir cevherdir. O her türlü nakşa müsait olduğu gibi, meylettirildiği her şeyi almaya da kabiliyetlidir. Eğer çocuk iyiliklere yöneltilirse, hayır üzere büyür, dünya ve ahirette mesut olur.” İlk yıllarda alınan din eğitiminin çocuk üzerinde olumlu tesirler bıraktığı bugün artık bilinen bir gerçektir. İşte bu sebeple çocuklarımızın eğitiminde önce ahlak ve maneviyat diyoruz. Yani “İyi Bir İnsan İçin Önce Ahlak Ve Maneviyat” eğitimi şarttır.
Çocukların çevrelerinden son derece etkilenmeleri, zihnî yapılarının kendilerine verilen her şeyi kabullenmeye gayet elverişli olmasındandır. Çünkü çocukta büyük bir uyum gücü vardır. Bu özellik ise, onda göze ilk çarpan ve doğumundan olgunluk çağına kadar çocuğun ruhuna hâkim olan bir durumdur.
İşte bu uyum gücünün, iyi bir şekilde yönlendirilerek, din eğitiminin ilk çocukluk yıllarında en mükemmel şekliyle verilmesine çalışılmalıdır. Zira bu dönemde, din ve ahlâk değerlerinin büyük bir kısmı, çocuk tarafından özümsenmektedir. O halde, din eğitimi ve öğretiminin bu dönem içinde, büyük ölçüde tamamlanması gerekmektedir.
Çocukluk çağının ilk yıllarında, anne baba tarafından yerine getirilmesi gereken bu faaliyetin hangi yaşlardan itibaren başlaması konusunda kesin bir sınır yoktur. Peygamber (sav)’in “fıtrat” konusuyla ilgili hadislerinden birinde “Çocuğun bu (fıtrat) hali konuşma zamanına kadar devam eder. Sonra, artık ebeveyni onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecûsileştirir” ifadesini hatırlamamız, konuşmaya başlamasıyla birlikte çocuğun din eğitimine de başlamanın önemini ortaya koyacaktır. Nitekim Hz. Peygamber'in, konuşmaya başlayan çocuklara birtakım dinî nitelikli cümleler ve ayetler ezberlettiğine dair kayıtlar da vardır. Sonuç olarak, çocuklarımızın ilerde alkol, sigara, uyuşturucu vb. kötü alışkanlıklarının olmasını istemiyor isek – ki kimse istemez- Bu durumda, bu yaşlardan itibaren ölçülü, düzenli ve kararlı bir şekilde din eğitimine başlanmalıdır. Çünkü “İyi Bir İnsan İçin Önce Ahlak ve Maneviyat” eğitimi olmadan erdemli, vasıflı kültürlü ve topluma faydalı bireyler yetiştirmek imkânsızdır. Çünkü iyi bir insan olmak insanın doğasında vardır. Doğal olmak için önce ahlak ve maneviyat eğitimi şarttır. Doğasına dönmeyen bir İnsan kendisiyle barışık yaşayamaz. Kendisiyle barışık olmayan toplumla da barışık yaşayamaz. İkinci bin yılın alimi bilge insan İmam-ı Rabbani hazretlerinin buyurduğu gibi ;Bir İnsanın değeri topluma faydalı olduğu ölçüdedir. Selam ve Dua İle…