Anne ve Çocuk Gelişimi

Anne ve Çocuk Gelişimi

Share

Anne Ve Çocuk Gelişimş Kurslarımız Halk Eğitim Merkezlerinde Verilmektedir Bilgi İçin Bize Ulaşın

Güzel Hikayeler 18/12/2014

Çocuğum yapamıyor, başaramıyor demeden önce mutlaka okuyun !

Biyolojik ritme saygı !

Çocuğu birinci sınıfa başlamış bir anne-baba çaresizlik içinde yanıma gelmişti.
Çaresizliklerinin sebebi; 19 kişilik sınıfta 18 kişi okuma yazmayı öğrenmiş, bir tek kendi kızları kalmış okumaya geçemeyen. Çalmadıkları kapı kalmamış, kimi “Disleksi var galiba çocuğunuzda” demiş. Kimi “Beyindeki kimyasal denge bozukluğundan” bahsetmiş.
Bütün bunlarla yetinmeyen anne, gittiği yerlerden birinde “Kızınıza kötü cinler musallat olmuş” diye duyunca film kopmuş…
Kocaman değil, henüz 6 yaşında bir kız çocuğunun okul hayatında başına gelenlerden bahsediyorum… Göz ucu ile şöyle bir baktım; utangaçtı… Bilirim ki kız çocukları bu yaşta böylesi utangaç olurlardı, sorun yoktu benim için. Adını sormak istedim, annesinin arkasına saklandı. Babası kolundan tutup saklandığı yerden çıkartırken “Amca adını soruyor, söylesene adını hadi…” demesi çocuğun içinde bulunduğu durumu özetlemeye yetti.
“Üzgünüm çocuklar sizler adına” demek geldi içimden, söyleyemedim…
“Siz dışarıda bekleyin isterseniz?” diye anne-babayı dışarıya davet ettim.
Çocuk öylece kalakaldı oturduğu koltukta… Kaygılı idi. Başına ne geleceğini bilememenin, ama kendinden büyük birisine de itaat etmesi gerektiğinin çelişkisi okunuyordu vücut dilinden.
Kendimi tanıttım. Güzel resim yapabildiğimden bahsettim. İsterse birlikte resim yapabileceğimizi söyledim. “Hı hı” diye başını salladı ürkekçe… Diz çökerek oturduk yere, sehpanın üzerine koyduğum kâğıda boya kalemleri ile ev yapmaya başladık…
Ben, yazı da yazabildiğimi söyledim. Çocuk, “Ben de yazıyorum ama biraz yavaş” dedi. “Olsun” dedim, “Ben de önceden yavaş yazıyordum. Hem yavaş yazınca bazen daha güzel oluyor” deyince gözlerime baktı, rahatladı. Sonra kaşlarını çatıp “Ama öğretmenim dedi ki hızlı yazmalıymışım. Hem ödevimi yavaş yapınca annem kızıyor.” derken, ülkemiz çocuklarının eğitim dramını anlatıyordu aslında…
İkimiz de önümüze yeni bir kâğıt aldık… Oturduğumuz yerde, benim söylediğim harfleri birlikte yazmaya başladık. Küçücük parmakları ile nasıl da samimi çabalıyordu, içim burkuldu…
Üç-beş harfi yazdıktan sonra “Ben yazı da okuyabiliyorum” dedim.
Çocuk beni duymazdan geldi. Kalemle çizgi çizmeye devam etti. İncinmişliği vardı belli ki…
“Hatta ben, bu harfin hangi harf olduğunu bilebilirim” deyince başını kaldırdı, “Ben de bilirim, o A” dedi. Cesaret kazanmıştı. Çünkü kendini zorlamayan, ona uyum sağlayan bir yetişkin vardı yanında.
“Peki, bu hangi harf?” diye sordum, onu da bildi, diğerini de… “Hadi bu harfleri yan yana okuyalım dedim”, yavaş yavaş da olsa okudu.
“Ne güzel okuyorsun” dedim. Çocuk: “Ama annem sıkılıyor ben okurken. Babama diyor ki gel şu çocuğu sen okut, yoksa ben çıldıracağım.”
Dakikalarca gözlemledim, ne “disleksi” idi problemin adı, ne de “cin çarpması”. Aklı başında, narin bir kız çocuğu ve ona hitap edemeyen yetişkinlerin çatışması vardı ortada; “beklenti çatışması”… Çocuk, kendi biyolojik ritmi ile “edinerek öğrenmeye” çabalarken, anne-babanın bu hızı yavaş bulup hızlandırma gayreti, çocuğu sersemleştirmişti.
Çocuğu dışarı alıp anne-babayı yeniden davet ettim. Dikkat ettim ki anne babanın da biyolojik ritmi oldukça bozuk. Baba beni dinler iken ayaklarını sallayıp duruyor, anne konuşurken hızlı hızlı ve yutarak konuşuyordu…
Hâlbuki edinerek öğrenmenin en temel ilkesi; eğiticinin “sekine” halinde bir biyolojik ritme sahip olmasıdır.
“Aktif bir pasiflik”, eğiticinin en üstün özelliğidir.
Konuşurken, inci tanesi gibi kelimeleri tek tek çıkarmak... Yürürken, yavaş ve sükunet içinde yürümek… Göz göze gelindiğinde, gözlerle çocuğun gözlerine dokunacak kadar sakin bakmak, edinerek öğrenmenin olmazsa olmaz prensipleridir.
Kalıcı öğrenmenin önündeki en büyük engel; çocuğu hızlandırmaktır; “Hadi, hadi… Çabuk, çabuk… Herkes yaptı bir sen kaldın” gibi baskılar çocuğu psikolojik olarak gerdiği gibi, bilginin içselleşmesinin önünü de kapatır.
Çocuğa iyilik yapmak isteyen eğiticiler, onun biyolojik ritmine saygı duymalı. Belki kendilerinin bozulmuş olan biyolojik ritimlerini de “sekine” haline çevirerek çocuğun karşısına çıkmalıdır. Bu bir lüks değil, çocuk hakkıdır.

OKUDUYSANIZ PAYLAŞALIM

Photos 07/12/2014

Kardeş Kıskançlığını Önlemenin 9 Yolu

1- Doğumdan önce çocuğa kardeşi olacağını paylaşmalı ve bir kardeşin değeri gerekirse bir uzmandan yardım alınarak anlatılmalı

2- Çocuk kıskançlık duygusu hissettiği için suçlanıp, yargılanmamalı

3- Gerekirse yeni doğan bebekle ilgili kararlarda çocuğa danışılmalı

4- Çocuğun alışık olduğu kendi düzeni korunmalı

5- Yeni doğan kardeş için diğer çocuğun imkanları mümkün olduğunca kısıtlanmamalı

6- Çocuğun bebeğe zarar verebileceği endişesi ona yansıtılmamalı ama öyle bir durumla karşılaşıldığında, yaptığı hata net bir dille anlatılmalı

7- Özellikle yeni kardeş doğduktan sonra, en az bebek kadar büyük çocuğa da ilgi gösterilmeli

8- Çocuğa ağabey, abla gibi terimler hemen yüklenmemeli

9- Eğer büyük çocuğun durumu kaygı verecek duruma geldiyse, mutlaka yardım almalı

Mobile uploads 03/12/2014

Dünya engelliler FARKINDALIK günü kutlu olsun...

Mobile uploads 03/12/2014
Mobile uploads 24/11/2014

Pratik matematik çalışması

Photos 26/04/2014

Bir okulun merdivenleri hiç bu kadar anlamlı kullanılmamıştı :)
(Erzurum’un Yakutiye İlçesi’nde bulunan Mareşal Fevzi Çakmak Ortaokulu)

Photos 16/02/2014

Arkası silgili kalem ve kumaş boyası :)

Photos 11/02/2014

fark çok açık !!!

Want your school to be the top-listed School/college in Denizli?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Halk Eğitim Merkez Şubesi
Denizli
20010