24/12/2015
PEYGAMBER EFENDİMİZE HAKARET EDEN CHP'Lİ ÇIKTI
http://www.habervitrini.com/gundem/peygamber-efendimize-hakaret-eden-kimrop-chpli-cikti-896180/
Besmeleyle başlıyalım sözlerimize! Allah adı, en iyi bir sığnakdır. Ni’metleri sığmaz ölçü, hisâba,
Çok acıyan, afvı seven bir Rabdır!
24/12/2015
PEYGAMBER EFENDİMİZE HAKARET EDEN CHP'Lİ ÇIKTI
http://www.habervitrini.com/gundem/peygamber-efendimize-hakaret-eden-kimrop-chpli-cikti-896180/
24/12/2015
24/12/2015
Dış Politika - PKK maşadır - tg mobile Kandil ve emrindeki PKK, asla ve asla Kürtleri temsil etmiyor. Zaten bunların büyük çoğunluğu Kürt görünen Ermeni ve Yahudi'dir. PKK içinde aldatılmış ya da ateist, Zerdüşt yapılan İslamiyet ve Türk düşmanı Kürtler vardır. Ama son derece azınlıktır.
16/12/2015
Gönül Pınarı
Ney de, bir çalgı aletidir
Sual: Ney bir çalgı aleti midir, bunu, ilahilerde, dini sözlerde veya şiirlerde kullanmak uygun olur mu?
Cevap: Ses çıkarmak için kullanılan cansız cisimlere Mizmâr, çalgı aleti denir. Müncid lügatinde de, böyle yazılıdır. Gök gürlemesi, top, tüfek, baykuş, papağan, çalgı değildirler. Ses çıkaran eğlence aletleri, davul, dümbelek, zilli maşa, ney, kaval, hep çalgıdır. Çalgı, kendiliğinden ses çıkarmaz. Ses çıkarmak için, yani kullanılmaları için, davul tokmağını gergin deriye vurmak, neyi, kavalı üflemek lazımdır. Bunlardan çıkan ses, bu çalgıların hâsıl ettiği sestir. Üfleyen insanın sesi değildir. İbni Abidînde deniyor ki:
“Lu’b, la’ib, lehv ve abes, hepsi oyun ile vakit geçirmektir. Tavla, ondört taş oynamak, bütün çalgıları çalmak, dinlemek, raks, dans etmek, hokkabazlık, şaklabanlık etmek, el çırpmak, hep oyun olup, tahrimen mekruhturlar. Devamlı yapılırsa veya farzları yapmaya mani olurlarsa, kumar ile yapılırsa, söz birliği ile haram olurlar. Def, kaval, ney çalmak ve dinlemek de böyledir. Hadis-i şerifte; (Her türlü lehv haramdır. Yalnız, zevce ile oynamak, at ve silah ile talim, yarış yapmak caizdir) buyuruldu.”
Merâkıl-felâhda ve Tahtâvî şerhinde deniyor ki:
“Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Tarikatçıların yaptıkları gibi, raks etmek, dönmek, el çırpmak, def, dümbelek, ney, saz çalmak, söz birliği ile haramdır.”
Tekkelerde de, önceleri bağırmak çağırmak yoktu çünkü haramdır. Celâleddîn-i Rûmî hazretleri de, ney çalmadı, raks etmedi, dönmedi. Bunları, sonradan gelen cahiller uydurdu. Hikmet yani fen, sanat, faydalı şeyler ve nasihat bildiren şiirler yazmak ve sesle okumak helaldir. Şehvete ait şiirler okumak haramdır. Bunları okumak kalbde nifak yapar. Üflemekle, vurmakla, temas veya tel ile çalınan bütün çalgıları çalmak, dinlemek ve dinlemeye gitmek haramdır. Peygamber efendimiz çalgı çalınan bir yere tesadüf ettiğinde, mübarek parmaklarını kulaklarına tıkadılar. Kur’an-ı kerimi, mevlidi, ezanı ve ilahileri çalgı çalarken okumak veya çalgı aletleri ile okumak küfürdür. Haram bulunan şiirleri okumak mekruh, teganni ile okumak ve fuhuş olanları okumak haramdır.
Berîka kitabında, teganni uzun anlatılmaktadır. Burada şeyh-ül-islâm Ebüssü’ûd efendinin fetvası da yazılıdır. Bu fetvada helal ve haram olan teganniler bildirilmektedir. Çalgılar hakkında hiçbir şey yazılı değildir. Ney ve çalgı çalanların, bu fetvayı ileri sürmeleri, Ebüssü’ûd efendiye iftira olmaktadır.
16.12.2015 Osman Ünlü
Mezhepler Müslümanlar için rahmettir
Sual: Mezheplere ayrılmak nereden çıktı??
Cevap: Peygamberimiz, Ehl-i sünnetin içinde bulunan dört mezhebin, ibadetlerde birbirinden ayrılığının rahmet olduğunu bildiriyor. Müctehidlerin ictihâd etmelerini emir ediyor. Allahü teâlâ, ibadetler ile ve evlenme, alış-veriş ve kul hakları ile ilgili bilgilerin hepsini açık ve kesin olarak bildirmedi. Kısa ve kapalı bıraktığı bilgileri Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” açıklamasını diledi. Peygamberi de, bunların hepsini tam açıklamadı. Kapalı bıraktığı bilgilerin açıklanmasını ve bunların günlük hâdiselere tatbik edilmesini müctehid âlimlere bıraktı. Bu âlimler, bu vazifeleri yaparlarken, aralarında ayrılıklar oldu. Böylece mezhepler meydana geldi. Müslümanlar ibadetlerini yaparken, memleketlerinin örf ve âdetlerine, iklim şartlarına ve kendi fizik yapılarına uygun ve daha kolay olan mezhebi seçerek, bu mezhebi taklit eder. Mezhepler Müslümanlar için rahmettir, kolaylıktır. (Fâideli Bilgiler s. 388)
27/11/2015
İmanda iki önemli şart
Sual: Bir kimse, Amentü’de bildirilen imanın altı şartına inandığı halde, Allah dostlarını sevmese, Allah düşmanlarına muhabbet beslese, kâfir mi olur?
CEVAP
Amentü’ye inanmanın geçerli olması için, çok önemli iki şart vardır:
1- Hubb-i fillah ve buğd-i fillah:
Hubb, sevmektir, dostluktur. Hubb-i fillah, sevdiğini Allah için sevmek, Allah için dost olmaktır. Buğd, sevmemektir, düşmanlıktır. Buğd-i fillah, sevmediklerini Allah için sevmemek, Allah için düşmanlık etmektir. Bu konudaki bir hadis-i şerif meali:
(Allah’ın düşmanlarını düşman bilmeyen, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seven ve kâfirleri düşman bilen, Allah’ın sevgisine kavuşur.) [İ. Ahmed]
Eshab-ı kiram, hubb-i fillah, buğd-i fillah üzere idi. İki âyet-i kerime meali:
(Allah’ın Resulüyle birlikte bulunanların [Eshab-ı kiramın] hepsi, kâfirlere karşı çetin, fakat birbirlerine karşı merhametli, yumuşaktır.) [Feth 29]
(Allah onları [Eshab-ı kiramı ve diğer salihleri] sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidir; Allah yolunda savaşırlar, hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir.) [Maide 54]
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=5185
İmanda iki önemli şart - Dinimiz İslam Sual: Bir kimse, Amentü’de bildirilen imanın altı şartına inandığı halde, Allah dostlarını sevmese, Allah düşmanlarına muhabbet beslese, kâfir mi olur? CEVAP Amentü’ye inanmanın geçerli olması için, çok önemli iki şart vardır: 1- Hubb-i fillah ve buğd-i fillah: Hubb, sevmektir, dostluktur. Hubb-i fi…