Dursun Duran Şiirleri

Dursun Duran Şiirleri

Share

Hayata tutunmak için kelimelere sarılmak lazım.

21/07/2025
20/07/2025
04/05/2025

Masumiyet

Gecesi gündüzü yoktur ölümün
Zamanı kesiverir bıçak gibi
Saate ayar çeker
Dakikası âşıktır saniyelere
Geçmişten gelir gibi gelmez
Nefesine asılıdır
Kahpe kurşunlar hedef gözetmeden
Sarılarak bombalara gelir
Birimizi sessizce alır gider

Hayallerimizi büyütmek için çocuk oluruz yeniden
O kadar çok basarlar ki üzerimize
Sesimizi duyan olmadan
Kayboluruz hüzünlü bakışlarda

Hatıralarımız yoktur henüz
Yıkıntılar arasından kurtarıp kendimizi
Yeni gelecekler kuracağız
Bir avuç toprağa sarılıp
Tekrar tekrar doğacağız

Nefislerini terbiye edemeyen insanlar
Kölesi olurlar
Sebebini bilmedikleri sebeplerin
Annemiz bilmez
Babamız bilmez
Biz bilmeyiz neden öldüğümüzü
Dünya bilir bütün günahları
O kadar çok ölürüz ki şükürlerle
Doğarken şükrettiklerimizden daha çok

Korkudan eser kalmaz artık
Çıplak ayaklarımızla
Tersine koşarız dünyanın
Gözyaşlarımız çare değildir susuzluğumuza
Sevdalıdır bulutlarımız
Yılların kuraklığına inat yüzümüzü temizler
Ellerimize dokunmadan
Akar gider
Kan kokusu sinmiş ama sindirilmemiş
Bedenlerimizden

Huzura yelken açmayız
Taş bağlarız karınlarımıza
Dümdüz olan hayatlarımızı
Geçmişin hatıralarına saklarız
Aramayız ama
Hep yarınlara bakarız
Sesimizi duyan var mı demeden
İçimize bağırırız

Kayıp giden küçük bedenlerimize sarılırken
İşaret parmaklarımız gökyüzüne âşıktır
Meleklerin kanatları serinletir
Yıkılmasın diye parçalanan yüreklerimizi
Kuşların gagaları kesilmiş olsa da
Her bir taşı mahzun yüreklerimizle
Küçük ellerimizle
Savururuz kör gözlere

Demir kubbeyi çözeceğiz göz göre göre
Ruhuna işleyerek tüm dünyanın
Biranda
Azaldıkça kazanılacak savaşımızın
Çığlıklarında boğulacaklar
Koca dünyanın korkak bedenleri

Sessiz bir sabahın rüyasında buluşacağız
Sokaklarda dimdik duran çocuklarla
Küçük oyunlarımızı büyük savaşlara
Döndüreceğiz
Bir gecede
Nefesler kaldırımlara düşmeden
Yepyeni bir dünyaya uyandıracağız insanlığı

Kanayan yanlarımızı sararak
Neresinde kaldığını bilmediğimiz
Hayata âşık olacağız
Sonra bütün çocuklarla beraber
Biletsiz bineceğiz
Dünyanın çaldığı kısacık hayatlarımıza

Kutsallarımıza dokunan kirli elleri
Yıkıntılara gömerek
Her şeye ve herkese inat
Tertemiz dünyanın haritasını çıkaracağız

Kampüslerden yükselen şarkıların
Kahramanları olarak
Adımızı koyacaklar
Hiç bir büyüğe danışmadan

Kulaktan kulağa fısıldayarak
Çalınan topraklarımızın
Gizli planlarını
Putlaşmış bedenlere sessizce kazıyacağız
Bundan sonra
Yüzümüzü kapatmadan savaşacağız

DURSUN DURAN

26/06/2012

kış üşüyor

kollarım ağır kalkmıyor
tuzunu çekiyorum nefesim donasıya
boğazın yırtıklarından bakıyorum
balık kanatları donuk
uzaktan geldi
büyüdü denizde
kaldı bu gece bunu biliyorum
burası senin bildiğin şehir değil
bakamazsın ücretini vermedin mi
böyle özgürce her gece
yakamozlar saldırır sana
kaçamazsın
bu kış geçmez böyle
kış üşüyor
sende üşüyeceksin öyleyse
kaç kilo gelirsin
kaç lira edersin
pahalısın belki de
bu deniz atıverir seni gizlice
ruhun duymaz
bulursun kendini
küçük bir teknede
ama sende korku yok
geziyorsun
kız kulesinin ışıkları içinde
karşıda ihtişamlı minareler
padişahın sofrasından kaçıp gelmiş gibi
dönüp bakıyorsun
seni bulacaklar biliyorsun
bir gecelik sevdaya sarılmıştın hani
yarını yok diyordun bunun
ama çıkamadın şu boğazdan
ona yazılan şiirler mi
yoksa söylenen şarkılar mı
yollarını kapadı
ya da hala yaşanan aşkların
güzel kokularımı
tarihini de dinlemedin belki de
vay be
sen hiçbir şey bilmiyorsun
körü körüne gelmişsin
dönüp dolaşıp oltalara sarılıyor
birde karadan göreyim diyorsun bu şehri
son kez istanbulu görüp
ızgaranın üzerinde
bu kışı üşümeden geçiriyorsun

26/06/2012

İlk Seni Gördüm

sabahların sensiz yanlarına
sakladım yüzümü
yeminlerimi öldürmeden
dar sokakların lambalarını
kırmasaydım keşke
göremiyorum
ilk ışıklar düşerken
sana sakladığım
güzel sözlerin en olgunlarını
ben çok bekledim bilirsin
nefesinin atış menzillerinde
korkularına savaş açan ilk ben oldum
demir parmaklıkları
sağlamlaştırırken sen
çiçekli elbiselerinde
binlerce çiçek topladım
solmadan sana
yüzünde rüzgarın bıraktığı
yanık izleri
ellerinde yanımda olmanın masum telaşı
her kapıdan çıkışım
sana olan mesafemi kısaltır zannederdim
halbu ki her adım
alıp götürürmüş senide
bir tek ürkek söz bile
dökülmedi dilinden
harflerden
seni anlatabilecekleri getirdim bir araya
onlarda anlamlı bir cümle kuramadan dağıldılar
uzun süre
saf kokunun büyülü dünyasında
küçük bir mağarada saklandım
heryan sen kokarken
uyumadım
geceleri nasıl uzundu bilirmisin
ben hiç zaman tutmadan
yüzünün içime yansıyan kısımlarını
tamamlamaya çalıştım
her seferinde unuttuğum gamzeni
gözlerime
kazıdım
elimde bir fırtına gibi
sağa sola sallanan hep bir tutam
saçın vardı
ben seni ilk gördüğümde
bütün yetilerimi kaybettim
beynim köşe yazılarının
gideceği noktaları sorgularken
bütün köşeler seni soran gölgemin
peşinde kayboldu
peri masalındaki güzeller gibi
belli bir zamanın yoktu senin
kaybolmak için
ben seninle başlayan hikayeler
yazıyorum şimdi
sokak lambalarının kırık olmadığı
bir mahallede
seni en güzel anlatanları alarak
diğerlerini
yalnızlığa terkedip
sarmaş dolaş cümlelerle
sona yaklaşıyorum
ilk seni gördüm
şimdi sende kayboluyorum

26/06/2012

Hey Gidi Zaman

Nasılda kıvırıyor
Neresinden baksam
Tel tel elimde kalıyor
İnce ince dokunmuş anlar
Bir yanımda ağrılarım
Bir yanımda karanlıklar
Bir resmin üzerine çizdiğim
Başka bir resimden
Yırtıp attığım
Gülücüğümü kopardılar
Hala küçüğüm
Hala üstüm başım toz
O güzel kıyafetler
Benim değildi
Yüzleşiyorum ya
Kendimle
Elimde resimlerim
Ne yalan söyleyeyim
Büyümemişim ben yine

26/06/2012

Hayatı Iskalamak İçin

ruhumun gölgede kalan kısımlarında sabahlıyorum
güneş beni uyandırmadan
ve herşey için erkenken zaman
hayatı ıskalamak için
nefesler kaldırımlara düşmeden
yarım kalan rüyaların
tamamlanmamış aşkların
sonlarında saklanıyorum
ezberimdeki birkaç şiirle
kandırmaya çalışıyorum kendimi
köşe başlarında akan hayatlara
ve hayatın neresinde kaldığıma
bakarken kanayan yanlarıma
anlıyorum
yaşanmış acılar durağında
son otobüsü kaçırmadan
cebimde ki şiirlerim
neresinde kaldığımı bilmediğim aşkım
daha sonra tamamlanacak rüyalarımla
biletsiz biniyorum zamana

26/06/2012

Gelmelerine Ayarladım Kendimi

kala kala
senin zamansız gidişlerine kaldım.
gittin yine,
senin yalnızlığını aldım.
yalan değil,
çıplak ayak, ıslak dudak,
sarılıp yatmalarım,
bana dokunan yanlarına.
benim yanan,
senin yakılan anlarına.
bir kulak verseydin,
notalarım değişecekti,
beğenmediğin şarkılarımda ki.
hepsi gitmelerine ayarlanmış.
arkanı döndüğün anda
başlayacak senfonilerim var.
tek kişilik
orkestranım senin.
ilk adımda kaçarken sen,
yüksek tondan girişlerim,
nefes aldırdı bana.
sözler, dönüp dolaşıp sana çıkıyorlar,
sokaklar gibi bir yere çıkmayan.
lambalar,
senin kaldırımında bekliyor,
dönüşlerine sevinmek için.
bir tek çıkışları bulamayan sensin.
izlesen,
dudaklarının buğusu gelecek,
sen geleceksin bana.
notalarını, hep senin istediğin gibi
değiştirdim.
çal de çalayım.
kaç kişilik istersen orkestrayı,
söyle, o kadar adam bulayım.
ama, sözlerinden çıkar tüm gitmeleri.
gelmelerine ayarladım
bundan sonra kendimi.

26/06/2012

bir kuş gibi hüzün

kanatlarında yıldırımın gürültüsü
gündüzün karanlığında gelip
gecenin aydınlığında kaybolan
ve bir ıslığa teslim olan
kuş gibi
narin
kırılgan
ayrılamam
kaybolmak varken gözlerinde
ellerinde doğmak varken
büyüttüm hüznümü
çoğalttım
acıttım
hayallerimin sınırında
erittim
geri dönüşü olmayan
yollarda
son noktada besliyorum yeniden
bilemem
ne kadarı değer sana
yakmadan canını
her saldığımda
yeniden çıkıp gelen
bir kuş gibi hüzün

Want your school to be the top-listed School/college in Bursa?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Ovaakça Şarık Tara Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Bursa