Bursa - Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası

Bursa - Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası

Share

Sarı sendikacılığa karşı; alternatif, ulaşılabilir, sınıf kitle sendikası

12/08/2026

MÜLAKAT MAĞDURU 1.614 ÖĞRETMEN DİRENEREK KAZANDI!

Hak verilmez, mücadeleyle alınır!

Mülakat mağduru öğretmenlerin PİKTES kadrosuna geçirilmesi, örgütlü ve kararlı mücadelenin kazanımıdır.

Bu kazanım önemlidir; ancak mücadele burada bitmemelidir. Sırada tüm PİKTES çalışanlarının kadroya alınması vardır.

Eşit işe eşit hak, güvenceli çalışma ve kadro herkesin hakkıdır. Öğretmenleri mülakatlara, sözleşmeli çalışmaya ve güvencesizliğe mahkûm eden anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bir kez daha gördük: Örgütlü mücadele varsa, kazanmak mümkündür.

Hak verilmez, mücadeleyle alınır!

TÖBSEN BURSA

12/08/2026

İL İÇİ SIRA ATAMALARI ERTELENMELİDİR!

MEB’in takvimine göre il içi sıra atamaları 13 Ağustos 2026’da, ilk defa yönetici görevlendirmeleri ise 14 Ağustos 2026’da yapılacaktır.

Yönetici görevlendirmelerinin il içi sıra atamalarından sonra yapılması, yöneticilerin ayrılmasıyla oluşacak boş normların 13 Ağustos’taki atamalara yansımamasına ve öğretmenlerin mağduriyet yaşamasına neden olacaktır.

Tek bir boş norm bile bir öğretmenin yıllardır beklediği okuluna atanması anlamına gelebilir.

TÖBSEN  Bursa olarak MEB’e çağrımızdır:

İl içi sıra atamaları 14 Ağustos sonrasına ertelenmeli, oluşacak tüm boş normlar sisteme yansıtılmalı ve öğretmenlerin tercih hakkı korunmalıdır.

Takvim değil, öğretmenin hakkı esas alınmalıdır!

TÖBSEN BURSA

Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası

11/08/2026

Bugün, Eren Bülbül’ün aramızdan ayrılışının yıl dönümü…

PKK’nın hain saldırısında hayatını kaybeden Eren’i sevgiyle, özlemle ve saygıyla anıyoruz.

Şiddetin, terörün ve ölümün olmadığı; çocukların ve gençlerin özgürce yaşayabildiği, barış ve adaletin egemen olduğu bir ülke mücadelemizin temelidir.

Eren Bülbül’ü saygıyla anıyoruz.

09/08/2026

Suça sürüklenen çocuklara yönelik düzenleme Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.

15-18 yaş arasındaki çocuklara, kasten öldürme ve ağırlaşmış yaralama suçlarında ceza indirimi uygulanmayacak; hâkimin takdiriyle müebbet hapis cezası verilebilecek.

Peki, yalnızca cezalandırma üzerine kafa yormak yerine gençlerimizin çetelerin ve mafyanın eline düşmeyeceği, suça sürüklenmelerini engelleyecek bir sistem kurmaya kafa yorsak daha iyi olmaz mı?

Eskiden yoksul çocukların önünde bir gelecek umudu vardı. Üniversite okuyup öğretmen, mühendis, doktor veya memur olmayı hedefleyebiliyorlardı. Yoksul bir ailenin çocuğu için eğitim, gerçekten de sınıf atlamanın ve daha iyi bir hayat kurmanın yolu olabiliyordu.

Bugün ise yaklaşık 25 yıllık AKP iktidarının sonunda milyonlarca üniversite mezunu işsiz. Öğretmenler atama bekliyor, mesleklerini yapamadıkları için üç harfli marketlerde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor.

Gençlerimize gelecek vadeden, onlara umut verecek bir ekonomik ve sosyal politika ortaya konulamadı.

Bir yandan hükümet yasadışı bahisle mücadele edeceğini söylüyor, diğer yandan ülkenin her yerinde yasal bahis ve şans oyunları yaygınlaştırılıyor. Haftanın neredeyse her günü şans oyunu çekilişleri yapılıyor. Piyangonun adında bile “Milli” kelimesi bulunuyor.

Kumar, kumardır. Yasal ya da yasadışı olması, gençler üzerindeki etkisini tek başına değiştirmiyor.

Ülkemizde giderek derinleşen adaletsizlik, liyakatsizlik ve fırsat eşitsizliği; medyada sürekli parlatılan gösterişli yaşam tarzları ve haberlerde gündeme gelen yolsuzluk iddiaları, gençlerin gözünde emeğin ve eğitimin değerini aşındırıyor. Kolay yoldan para kazanma düşüncesi ise giderek daha cazip hâle geliyor.

Sonuçta bazı gençler, eğitimden ve üretimden uzaklaşarak mafyaların ve çetelerin ağına düşüyor; tetikçi, torbacı ya da suç örgütlerinin diğer unsurları hâline getiriliyor.

Çocukları ve gençleri yalnızca suç işledikten sonra cezalandırmayı değil, onları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmayı konuşmalıyız.

Çünkü asıl mesele, kaç çocuğu hapse atacağımız değil; kaç çocuğun çetelerin eline düşmesini engelleyebileceğimizdir.

TÖBSEN Genel Sekreteri Hizam HASIRCI

04/08/2026

ENFLASYONU DEĞİL, EMEĞİ KORUYUN!

TÜİK'in açıkladığı veriler, halkın pazarda ve markette yaşadığı gerçeklerle bir kez daha örtüşmedi. Ancak kendi rakamları bile emekçilerin her geçen gün daha fazla yoksullaştığını göstermeye yetiyor.

Temmuz ayında verilen maaş zammının önemli bir bölümü daha ilk ayda eridi. Memurun, emeklinin ve asgari ücretlinin alım gücü düşerken; kira, gıda, sağlık ve temel yaşam giderleri hızla arttı. Soğanın, ekmeğin, kiranın ve muayene ücretinin ulaştığı nokta, ekonomik krizin faturasının kimlere kesildiğini açıkça ortaya koyuyor.

Sorun enflasyon değil; emeği değersizleştiren, ücretleri yoksullukta eşitleyen ekonomi politikalarıdır. Krizi yaratanlar sermayeyi korurken, bedelini kamu emekçileri, emekliler ve işçiler ödüyor.

Biz bu düzeni kabul etmiyoruz!

İnsanca yaşayacak ücret, adil vergi sistemi, kamusal sosyal devlet ve emeğin hakkı için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.

Krizi yaratanlar ödesin; emekçiler değil!

04/08/2026

TÜRKİYE'NİN EN DEMOKRATİK SENDİKASI TÖBSEN'DİR !

Eğitim iş kolunda şube yönetimini, temsilcilik yönetimini ve üst kurul delegelerini doğrudan seçimle belirleyen tek sendika TÖBSEN'dir.

Bugün eğitim iş kolunda birçok sendika demokrasiden söz etse de, kendi iç işleyişinde üyelerinin iradesini doğrudan sandığa yansıtmaktan kaçınmaktadır. Şube yönetimleri ve üst kurul delegeleri, binlerce üyenin değil; dar bir delege grubunun oyuyla belirlenmektedir. Böyle bir sistem, üyeyi karar süreçlerinden uzaklaştırırken, delegelik mekanizmasını da zamanla pazarlıkların, kliklerin ve güç odaklarının etkisine açık hâle getirmektedir.

Bu durumu somut bir örnekle açıklayalım.

Örneğin Ankara'da X Sendikası'nın 6.000 üyesi olduğunu varsayalım. Genel Merkez, bu şube için 500 şube delegesi ve 12 üst kurul delegesi kontenjanı belirlemiştir.

Doğrudan seçim yerine delegelik sisteminin uygulandığı bu sendikada, öncelikle kafa kol i ve feodal ilişkilerle 500 delege seçilir. Daha sonra 6.000 üyeyi temsilen bu 500 delege, şube yönetimini belirler. Yani 6.000 üyeli bir sendikada şube yönetimini doğrudan üyeler değil, yalnızca 500 delege seçer.

Aynı şekilde, 12 üst kurul delegesi de yine bu 500 delege tarafından belirlenir. Seçilen 12 üst kurul delegesi ise şube adına genel merkez seçimlerine katılarak oy kullanır.

TÖBSEN'de ise durum tamamen farklıdır.

Ankara'da 6.000 üye varsa, bu 6.000 üyenin tamamı doğrudan oy kullanarak şube yönetimini ve temsilcilik yönetimini belirler.

Aynı şekilde, 12 üst kurul delegesi de 6.000 üyenin tamamının oyuyla seçilir. Üyelerin doğrudan iradesiyle belirlenen bu 12 üst kurul delegesi, daha sonra şube adına genel merkez seçimlerine katılır.

Çünkü biz biliyoruz ki sendikalar birkaç kişinin yönettiği yapılar değil, üyelerinin ortak iradesiyle yaşayan demokratik örgütlerdir. Gerçek sendikal demokrasi; kapalı kapılar ardında belirlenen delegelerle değil, sandığa giden her üyenin özgür iradesiyle hayat bulur.

TÖBSEN'de irade de söz de karar da üyenindir. Çünkü gerçek demokrasi, doğrudan demokrasidir.

Kısacası TÖBSEN'de karar veren delegeler değil, doğrudan üyelerdir. Sendikal demokrasi, üyelerin iradesiyle hayat bulur.

04/08/2026

DOĞRUDAN SEÇİMİ UYGULAYAN TEK SENDİKA TÖBSEN'DİR !

Eğitim iş kolunda şube yönetimini, temsilcilik yönetimini ve üst kurul delegelerini doğrudan seçimle belirleyen tek sendika TÖBSEN'dir.

Bugün eğitim iş kolunda birçok sendika demokrasiden söz etse de, kendi iç işleyişinde üyelerinin iradesini doğrudan sandığa yansıtmaktan kaçınmaktadır. Şube yönetimleri ve üst kurul delegeleri, binlerce üyenin değil; dar bir delege grubunun oyuyla belirlenmektedir. Böyle bir sistem, üyeyi karar süreçlerinden uzaklaştırırken, delegelik mekanizmasını da zamanla pazarlıkların, kliklerin ve güç odaklarının etkisine açık hâle getirmektedir.

Bu durumu somut bir örnekle açıklayalım.

Örneğin Ankara'da X Sendikası'nın 6.000 üyesi olduğunu varsayalım. Genel Merkez, bu şube için 500 şube delegesi ve 12 üst kurul delegesi kontenjanı belirlemiştir.

Doğrudan seçim yerine delegelik sisteminin uygulandığı bu sendikada, öncelikle kafa kol i ve feodal ilişkilerle 500 delege seçilir. Daha sonra 6.000 üyeyi temsilen bu 500 delege, şube yönetimini belirler. Yani 6.000 üyeli bir sendikada şube yönetimini doğrudan üyeler değil, yalnızca 500 delege seçer.

Aynı şekilde, 12 üst kurul delegesi de yine bu 500 delege tarafından belirlenir. Seçilen 12 üst kurul delegesi ise şube adına genel merkez seçimlerine katılarak oy kullanır.

TÖBSEN'de ise durum tamamen farklıdır.

Ankara'da 6.000 üye varsa, bu 6.000 üyenin tamamı doğrudan oy kullanarak şube yönetimini ve temsilcilik yönetimini belirler.

Aynı şekilde, 12 üst kurul delegesi de 6.000 üyenin tamamının oyuyla seçilir. Üyelerin doğrudan iradesiyle belirlenen bu 12 üst kurul delegesi, daha sonra şube adına genel merkez seçimlerine katılır.

Çünkü biz biliyoruz ki sendikalar birkaç kişinin yönettiği yapılar değil, üyelerinin ortak iradesiyle yaşayan demokratik örgütlerdir. Gerçek sendikal demokrasi; kapalı kapılar ardında belirlenen delegelerle değil, sandığa giden her üyenin özgür iradesiyle hayat bulur.

TÖBSEN'de irade de söz de karar da üyenindir. Çünkü gerçek demokrasi, doğrudan demokrasidir.

Kısacası TÖBSEN'de karar veren delegeler değil, doğrudan üyelerdir. Sendikal demokrasi, üyelerin iradesiyle hayat bulur.

04/08/2026

ÜYENİN İRADESİNE GÜVEN DUYAN TEK SENDİKA TÖBSEN'DİR !

Eğitim iş kolunda şube yönetimini, temsilcilik yönetimini ve üst kurul delegelerini doğrudan seçimle belirleyen tek sendika TÖBSEN'dir.

Bugün eğitim iş kolunda birçok sendika demokrasiden söz etse de, kendi iç işleyişinde üyelerinin iradesini doğrudan sandığa yansıtmaktan kaçınmaktadır. Şube yönetimleri ve üst kurul delegeleri, binlerce üyenin değil; dar bir delege grubunun oyuyla belirlenmektedir. Böyle bir sistem, üyeyi karar süreçlerinden uzaklaştırırken, delegelik mekanizmasını da zamanla pazarlıkların, kliklerin ve güç odaklarının etkisine açık hâle getirmektedir.

Bu durumu somut bir örnekle açıklayalım.

Örneğin Ankara'da X Sendikası'nın 6.000 üyesi olduğunu varsayalım. Genel Merkez, bu şube için 500 şube delegesi ve 12 üst kurul delegesi kontenjanı belirlemiştir.

Doğrudan seçim yerine delegelik sisteminin uygulandığı bu sendikada, öncelikle kafa kol i ve feodal ilişkilerle 500 delege seçilir. Daha sonra 6.000 üyeyi temsilen bu 500 delege, şube yönetimini belirler. Yani 6.000 üyeli bir sendikada şube yönetimini doğrudan üyeler değil, yalnızca 500 delege seçer.

Aynı şekilde, 12 üst kurul delegesi de yine bu 500 delege tarafından belirlenir. Seçilen 12 üst kurul delegesi ise şube adına genel merkez seçimlerine katılarak oy kullanır.

TÖBSEN'de ise durum tamamen farklıdır.

Ankara'da 6.000 üye varsa, bu 6.000 üyenin tamamı doğrudan oy kullanarak şube yönetimini ve temsilcilik yönetimini belirler.

Aynı şekilde, 12 üst kurul delegesi de 6.000 üyenin tamamının oyuyla seçilir. Üyelerin doğrudan iradesiyle belirlenen bu 12 üst kurul delegesi, daha sonra şube adına genel merkez seçimlerine katılır.

Çünkü biz biliyoruz ki sendikalar birkaç kişinin yönettiği yapılar değil, üyelerinin ortak iradesiyle yaşayan demokratik örgütlerdir. Gerçek sendikal demokrasi; kapalı kapılar ardında belirlenen delegelerle değil, sandığa giden her üyenin özgür iradesiyle hayat bulur.

TÖBSEN'de irade de söz de karar da üyenindir. Çünkü gerçek demokrasi, doğrudan demokrasidir.

Kısacası TÖBSEN'de karar veren delegeler değil, doğrudan üyelerdir. Sendikal demokrasi, üyelerin iradesiyle hayat bulur.

01/08/2026

ATATÜRK'ÜN KURDUĞU CUMHURİYETİN KURUCU İRADESİNİ YOK SAYAMAZSINIZ!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGVA Yaz Okulları Final Programı'nda yaptığı konuşmada, TÜGVA'yı eleştirenlere tepki göstererek gençlerin ecdadı tanımasını istemeyenlerin TÜGVA'yı hazmedemediğini ifade etti.

Buradan Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN) olarak soruyoruz:

Madem mesele ecdadı tanımak, tarih ve medeniyet bilincini genç kuşaklara aktarmaktır; o halde bu Cumhuriyetin kurucusu, Milli Mücadele'nin Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk neden Rams Park'ta düzenlenen TÜGVA Yaz Okulu Final Programı'ndaki koreografide yer almamıştır?

Bu ülke emperyalist işgale karşı verilen Kurtuluş Savaşı'nın ardından kurulmuştur. O mücadelenin siyasi ve askeri önderi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Cumhuriyetin kuruluşunu, bağımsızlık mücadelesini ve Atatürk'ü görmezden gelen bir tarih anlatısı; eksik, ideolojik ve toplumun ortak hafızasını zedeleyen bir yaklaşımdır.

Atatürk'ü bilinçli şekilde görünmez kılmaya çalışan anlayış, yalnızca bir kişiyi değil; Cumhuriyetin temel değerlerini, laik ve çağdaş eğitim anlayışını ve bağımsızlık mücadelesinin ortak mirasını da hedef almaktadır.

Cumhuriyetle, laiklikle ve Atatürk'ün aydınlanma mirasıyla sorunu olan çevreler bilmelidir ki; bu milletin ortak değerlerini yok sayarak yeni nesillere sağlıklı bir tarih bilinci kazandırılamaz.Tarih, siyasi tercihlere göre seçilip ayıklanacak bir alan değildir.

Cumhuriyeti kuran iradeyi görmezden gelen hiçbir eğitim veya gençlik anlayışı, toplumsal birlik ve ortak gelecek inşa edemez.

Mustafa Kemal Atatürk, bu milletin ortak değeridir. Cumhuriyetin kurucusunu yok sayan anlayışa karşı; Cumhuriyeti, laik eğitimi ve bağımsızlık mücadelesinin tarihsel mirasını savunmaya devam edeceğiz.

Töbsen Genel Eğitim Sekreteri Serkan Bebek

30/07/2026

BASINA VE KAMUOYUNA DUYURULUR

DÜŞMAN HUKUKU UYGULAYAN KAMU GÖREVLİLERİ, VALİ YARDIMCISININ İMZALI KARARINI UYGULAMIYOR!

Üyemiz A.Ç.K. hakkında, okul müdürü ve diğer bir müdür yardımcısıyla birlikte yaklaşık 1.200 sayfalık bir disiplin soruşturması yürütülmüştür. Soruşturma sonucunda üyemize 2 kademe ilerlemesinin durdurulması, 4 aylıktan kesme ve 2 kınama cezası verilmiştir. Aynı şekilde okul müdürü ve diğer müdür yardımcısına da benzer şekilde paket hâlinde cezalar uygulanmıştır.

Ardından, yaklaşık 1.200 sayfalık soruşturma dosyasını yalnızca bir hafta içerisinde incelememiz beklenmiştir. Sendika temsilcimiz günlerce Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğünde dosyayı incelemiş ve yaptığımız değerlendirmelerde çok sayıda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık tespit edilmiştir.

1. Soruşturma sürecinde 10 öğretmen, müfettişler tarafından baskıya maruz kaldıklarını belirterek Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğüne dilekçe vermiştir.

2. Üyemiz, müfettişler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. İlk aşamada soruşturma izni verilmemiş; ancak yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine müfettişler hakkında adli soruşturma başlatılmıştır.

3. Müdür ve müdür yardımcılarının görev, yetki ve sorumlulukları somut şekilde belirlenmeden, herkese aynı içerikte ve paket hâlinde cezalar verilmiştir. Oysa üyemize isnat edilen 4 fiilin, görev ve yetki tanımı kapsamında olmadığı yönündeki itirazlarımız İl Disiplin Kurulunda kabul edilmiştir. Vali Yardımcısı tarafından da bu şekilde eksik soruşturma yürütülmemesi gerektiği açıkça ifade edilmesine rağmen, itirazın kabul edildiği cezalar Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından kaldırılmamıştır.

4. "Fiilin sübuta ermediği" denilmesi gerekirken, bunun yerine "fiilin sübuta erdiğinin kesinleşmediği" şeklinde hukuken tartışmalı bir ifade kullanılmıştır. Buna rağmen, kesinleşmediği ileri sürülen fiiller yönünden ya cezanın kaldırılması, ya yeniden soruşturma yürütülmesi ya da sürecin kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bir alt disiplin cezası uygulanmıştır.

5. Soruşturma süreci baştan sona usul ve esas yönünden ciddi hukuki eksikliklerle yürütülmüş olmasına rağmen, tüm iyi niyetli girişimlerimize karşın üyemize yönelik hukuka aykırı uygulamalar devam etmiştir.

Biz dosyamıza ve üyemize güveniyoruz. Hatta bu dosya hakkında, İl Disiplin Kurulu raportörleri, il ve ilçe millî eğitim yöneticileriyle birlikte, kamuoyuna açık bir ortamda hukuki tartışma yapmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.

Aylarca emek verdiğimiz ve günlerce inceleyerek değerlendirdiğimiz bu dosyada yer alan birçok usul ve esas hatası, Vali Yardımcımız Sayın Kadir Sertel Otcu tarafından da dikkat çekici bulunmuştur.

Örneğin; ek ders ödemelerine ilişkin usulsüzlük iddiasında, hak edilmeyen ek ders ödemelerini gerçekleştiren veya denetleyen kişi üyemiz olmadığı gibi, üyemizin bu konuda herhangi bir maddi menfaati de bulunmamaktadır. Buna rağmen diğer müdür yardımcısı ve okul müdürüne verilen cezanın aynısı üyemize de verilmiştir. Dosyada buna benzer birçok hukuka aykırı değerlendirme bulunmaktadır.

Üstelik İl Disiplin Kurulu tarafından itiraz kabul edilmesine ve fiilin durumuna ilişkin değerlendirme yapılmasına rağmen, hiçbir hukuki gerekçe ortaya konulmadan Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından bir alt disiplin cezası tesis edilmiştir.

Üyemizin mağduriyeti bizim namusumuzdur. Bu hukuksuzluğun bir an önce giderilmesini bekliyoruz.

Eğer Vali Yardımcısı Sayın Kadir Sertel Otcu tarafından verilen karar, Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından uygulanmayacaksa, bunun gerekçesi kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Hukukun üstünlüğü yerine kişisel değerlendirmeler esas alınacaksa, bunun da kamuoyuna açıkça ifade edilmesi gerekir.

Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.

Hukuka aykırılıkta ısrar edilmesi hâlinde, üyemizin tüm haklarını sonuna kadar savunacağız. İdareyi bilinçli şekilde zarara uğratan, kamu zararına sebebiyet veren ve bu hukuka aykırılıkta ısrar eden kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan gerekli hukuki başvuruları yapacak; oluşacak kamu zararının sorumlularına rücu edilmesi için de tüm yasal süreçleri işleteceğiz.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Want your school to be the top-listed School/college in Bursa?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Telephone

Address


Tuğcu 1 Plaza, Kırcaali, 4. Kat 16220 Osmangazi̇/Bursa Töbsen Bursa Şubesi
Bursa

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00