11/09/2016
Son kayıt tarihi 23 Eylül 2016
20 YILLIK EĞİTİM DENEYİMİ İLE YARIN ANAOKULU BUCA'DA HİZMET VERMEKTEDİR.
1996 YILINDAN BERİ HİZMET VERİYORUZ
1996 yılında BEKABEKA ANAOKULU'nu kurduk. 2011 yılına kadar Buca ve çevresinde binlerce öğrenciye ve ailelerine okul öncesi eğitim hizmeti vererek Buca'lı aile ve öğrencilerin güveniyle günümüze kadar geldik. Baştan beri hep 'Büyüyünce kolej olacağız' diye kendimizi motive ettik ve kolejimizin adını da YARIN KOLEJİ koymak istedik. 2011-2012 öğretim yılında bu
11/09/2016
Son kayıt tarihi 23 Eylül 2016
Çocuğun okula hazır olması kadar sizin çocuğunuzu okul öncesi eğitim kurumuna vermeye hazır olup olmadığınız da önemlidir. Çocuğu okula gönderdiğiniz için eğer yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, kaygı, çocuğu kaybetme korkusu ve hatta öfke gibi duygular yaşıyorsanız onlarla yüzleşin. Unutmayın! Alışamayan çocuk yoktur, alışamayan anne-baba vardır.
Unutmayın ki okul öncesi eğitim kurumları sizi çocuğunuzdan ayıran değil çocuğun sağlıklı bir kişiliğe sahip olmasında birleştirici köprüler kuran yerlerdir.
Çocuğumuza olan sevgimizi asla esirgemeden, yapmamız gerekenler:
•Okula göndermeyi kararlaştırırken, onu okul hakkında bilgilendirin ve hazır olmasına yardımcı olun.Gerek hazırlanma sürecinde, gerekse okula başladıktan sonra çocuğunuzla herhangi bir konuda konuşurken ayrıntılara girmemeye özen gösterin. Onunla kısa ve özlü konuşmalar yapın.
•Çocuğumuzu ilk günlerde, okula bırakma sırasında; bizler gibi, onun da üzülmesi için ince duygularını harekete geçirmek istercesine, ayrıntılı konuşmalar yapmamalıyız.
Örneğin; “şimdi ben gidiyorum… Haydi anneyi/babayı öp. . . Bir de buradan öp. . Sakın yaramazlık etme….Yemeğini ye…Öğretmenini dinle… İyi dersler…Arkadaşlarınla iyi geçin e mi bebeğim.” Eğer dikkat edilirse çocuk, sıralanan sözleri yalnızca dinler görünmektedir. Bu durum bile sıkıntı yarattığından olsa gerek, “bana söyleyeceğin bir şey var mı?” gibi ayrıntılı konuşmalar ve uygulamalar sanki onun ağlamasını başlatmak için yapılmaktadır. Yapılması gereken ise; “Haydi beni öp, ben işime gidiyorum, iyi günler..” gibi kısa bir konuşma olmalıdır.
Çocuğunuz ilk günler ve daha sonraki bırakmalar sırasında ağlayabilir. Bu ağlamalar okulunu beğenmemesi nedeniyle olmayıp, o gün anne/baba ile kalma isteğinin ağır basması ile ilgilidir. İyi bir incelemede gözünden yaş da gelmeden basılan yaygaralar duyulur. Bu durumda anne/baba kararlı olmalı ve çocuğu öğretmene teslim edip uzaklaşmalıdır. Öğretmeni onu sakinleştirecek yöntemleri bildiği için bu ağlama 5 ya da 10 dakika sonra kalmayacak, çocuk oyuna dalacaktır. Daha sonraki günlerde de onu ağlar durumda bırakmak aile bireyinin duygusallığına aykırı olsa da, bu yöntem uygulanmalıdır ki çocuk, ailesine karşı kullanmayı düşündüğü yolun geçerli olmadığını benimseyerek, okula gitmek, oyuncaklarla ve arkadaşlarıyla oynamaktan hoşlansın.
•Bazı çocuklar anneye çok bağımlıdır adeta onun eteğini ya da elini hiç bırakmak istemezler. Aslında bu durum, annenin çocuğa karşı aşırı bağımlılığı ile oluşmaktadır. Bu yapıdaki bir çocuğu okula başlatırken ilk birkaç gün onunla birlikte okul içinde, bulunduğu ortamda birlikte bulunulmalı ve gün içinde yavaş yavaş ondan uzaklaşma stratejileri geliştirilmelidir. İlk günkü uzaklaşma; bulunduğu yere biraz uzakta oturma, daha sonra dışarıda bir yerde oturarak onun beklendiği imajını kazandırma ( bu durumda zaman zaman canı istediğinde, gelerek anneyi görüp daha sonra giderek oyununa katılır). Birkaç gün sonra okula iyice ısındığı anlaşılınca; “ben şimdi karşıdaki marketten . . . . . . almak istiyorum. Daha sonra gelip seni alacağım.
Sen oyununa devam et, ben seni alıp eve götüreceğim” gibi kısa ve öz bir söylemle ayrılma denemeleri yapılmalıdır.
•Okulla ilgili olumsuzluklar saptamışsanız bunu okul yetkilileri ile görüşmenizde yarar olacaktır. Bu saptamalarda onu okuldan almak, en son verilecek bir karar olmalıdır. Çünkü bilim adamlarının görüşüne göre çocuğun ruhsal durumuna, 2 faktör olumsuz etki yapmaktadır: Ev taşınması, okul değiştirme.
•Akşam okuldan alındıktan sonra ya da eve gidildiğinde soru bombardımanına tutmak, onun hiçbir şey anlatmamasına neden olabilir. Evine kavuşmanın sevincini yaşayan çocuğun, anne/baba ile bir şeyler yapma isteği baskın olduğu için pek konuşmak istemeyebilir. Eve gelindiğinde el-yüz yıkama ve giysi değiştirmeden sonra mutlaka en az 15-20 dakika, sevdiği oyuncakları yayarak onunla oturup oyun oynanmalıdır. Özellikle annesi ile böyle bir oyun paylaşımında bulunmak, ruhsal bakımdan anne-çocuk ilişkisini daha da güçlendirecektir.
•Çocuğunuz “okula gitmek istemiyorum” örneğinde olduğu gibi herhangi bir isteğini elde etmek için aşırı ağlıyor, yerlerde tepiniyor, kendini yere atıyorsa ya da sizlere vurmaya başlıyorsa böyle durumlarda onunla ilgilenmeyip uğraştığımız işle baş başa kalışımız ve onunla konuşmamamız, giriştiği eylemin sonuç vermemesini sağlayacaktır. Dikkat çekemeyen çocuk eylemlerini bir süre sürdürdükten sonra vazgeçecektir.
•Bazı zamanlarda çocuğun uyku sırasında, sıçradığı ve gündüz yaşadıklarıyla ilgili sözler söylediği görülür. Bu, gerçekten gündüz yaşadıkları ile ilgilidir. Paniğe kapılmadan birkaç kez başını okşayarak“bir şey yok, haydi uyu yavrum” diyerek yeniden uyuması sağlanabilir.
Sabırla; oluşan olaylara göğüs gerip, çocuğun, yeni durumlara nasıl olsa alışacağını ve kendinde var olan güçlere güç ekleyeceğine inanmak ve ona güvenmek gerekir.
27/08/2016
Arkadaşlar aşağıdaki metni biraz önce ekşi sözlük'te okudum ve okuduktan sonra avataria oyununu hemen https://www.ihbarweb.org.tr/ adresine şikayet ettim.
''9 yaşında bir yeğenim var. genelde gün içinde minimum 1 saat internete girme hakkı vermiş ebeveynleri. o da her çocuk gibi, facebook'ta arkadaşlarıyla sohbet ediyor.
dün internetteyken yanına oturup neler yaptığına bakmak istedim. benim yarım aklımda bir çocuk facebookta en fazla bebek giydirip, araba yarışı falan oynar çünkü. ekranda "avataria" diye bir oyun açık, bir sürü avatar oradan oraya yürüyerek "sew olmak isteyen", "benim evde parti var hadi aşkım gel" yaza yaza dolaşıyor. önce onları oyun içerisinde bağımsız hareket eden "bot" hesaplar sandım. sonra biraz daha yakından bakınca, kişilerin birbiri ile gayet anlamlı bir biçimde iletişim kurduğunu farkettim. hem de ne iletişim!
yeğenime bana oyunu anlatmasını, beğenirsem oynayabileceğimi ve ona ihtiyacı olan can, hamle ya da malzeme vs yardımı yapabileceğimi söyledim. bizim kafa kalmış tabii "çiftlik - candycrash" oyunlarında. "burda" dedi, güzel giyiniyorsun. görevler var onları yapıyorsun, sonra klube gidip kendine bir sevgili buluyorsun." tam o sırada yanına bir avatar gelip, onunla evlenmek istediğini söyledi. allahım bizimki bir panik, bir mutlu! dedim "tanıyor musun?" "hayır, dedi. tanışacağız."
şöyle arkama yaslanıp yeğenimin yüzüne baktım. o heyecanla klavyeye abanmış yazmakla meşguldü. 9 yaşında lan daha! 9!
neyse vesselam, karşıdaki şahıs, yeğenime sorular soruyor. nerde okuyosun, kaç yaşındasın vs. bizimki de cevap veriyor. bizimki yazıyor "9 yaşndym" karşıdan cevap geliyor: "demek 9 yaşındasın. ben de 11 yaşındayım"
bi dakka dedim, bu kişi 11 yaşındaysa, ben henüz doğmadım!
hemen pc başından kaldırdım yeğenimi. kendi facebook hesabımı açtım, oyunu buldum ve oynamaya başladım. benim avatarı gayet hanım hanım giyimli, gözlüklü bir tip yaptım. yeğenim atıldı hemen: "ah ya! çok çirkin bir kız oldu bu. kimse bakmayacak sana!"
neyse efenim, oyun içinde bir kaç çer çöp toplayıp başlangıç görevlerini bitirince, hemen parka gidip bir "arkadaş" edinme görevi geldi. parka gittik. daha gireli iki dakika olmadı ki, biri yanıma geldi. "slm" yazdı. "slm" dedim. "arkadaş olalım" dedi. "olur" dedim. istek gönderdi kabul ettim. "hadi bana gel" dedi. o gitti, ben yeğenimin yardımıyla onu takip etmeyi öğrendim. evi olarak dekore ettiği bir odaya girdik. (yeğenimi kibarca yanımdan uzaklaştırdım. zira gidişatı pek beğenmedim.) "kaç yaşındasın" dedi. "" 9 dedim. "tamam, ben de 11, hadi oynayalım." dedi. "ne oynayacağız ben daha yeniyim. bilmiyorum oynamayı" dedim. "tamam ben sana öğreteceğim." dedi. ekranın üst köşesinde "*** seni öpmek istiyor" diye bir pencere açıldı. kabul ettim.
bundan sonraki diyalogları aynen yazıyorum:
*** - hadi üstümüzü çıkaralım.
ben - neden
*** -böyle oynayalım
ben - ama ben bilmiyorum.
***-tamam. okuyor musun
ben-evet
***-nerde
ben -(salladım bi okul adı)
***-tamam ben de okuyorum. daha önce hiç külodunu çıkarmadın mı
ben-anlamadım
***-külodun ne olduğunu biliyorsun di mi
ben-evet
***-tamam. şimdi onun içinde bişey var ya. o nasıl görünüyor
ben-anlamadım.bilmiyorum
***- tamam. evde yalnız mısın
ben-hayır annem var
***-tamam yanında mı
ben-hayır
***-tamam.gelirse haberver
ben-tmm
***- bundan sonra burda sadece beni bul tamammı başkasını kabul etme
ben-tamam
***-ben sana gold vericem.gelinlik alıcam. puan da kazanırsın. seviye atlarsın
ben- tamam
***-facebook hesabın var mı
ben-annemin var
***-tamam telefonun var mı
ben-yok annem doğum günümde alcak
***-tamam ne zaman doğum günün
ben- temmuzdaa
*** tamam eğer annen almazsa ben sana alırım
ben-telfon mu
***-evet ama burda sadece benimle konuş bir de bana sana gönderebileceğim bi adres lazım
ben- tamam
***-tamam s*x oynayalım mı
ben- nasıl oynucaz
***- sen şimdi külodunu çıkar onun içindeki .........
gerisini yazmayacağım çünkü baya baya bildiğin detaylı oldukça açık ve anlaşılır bi biçimde yazdı adam! 9 yaşında olduğumu söylediğim halde. 9 yaşında bir çocuk için bile basit kaçacak bir dille yazdığım halde. baya baya detaylı ve açık anlattı adam!
elim ayağım hala titriyor. kendimi 9 yaşında bir çocuk gibi taciz edilmiş, mahremine girilmiş hissediyorum.
napıyorsunuz abi çocuklarınıza!
çocuklarınıza ne ya-pı-yor-su-nuz!
nasıl farkında olmazsınız, nasıl ilgilenmezsiniz neyi - nasıl kullandıklarıyla?
nasıl kontrol etmezsiniz?
girdiği bir oyunu nasıl incelemez, nasıl "neyse hazır o oynuyorken ben de telefonumdan internette gezineyim" dersiniz?
nasıl farkında olmazsınız tehlikenin!
allah kahretsin, nasıl?!!
olmaz, olmayacak belli. ama bir umut, bir anne ya da baba "dur lan şu çocuk avataria diye bir oyun oynuyor. bir bakalım nasıl bir oyunmuş bu" diye merak eder de, internette arama yapmayı akıl ederse, bu yazı önüne düşsün, o koca kafasına balyoz gibi insin diye paylaşıyorum burda!
çocukların gerçekte öğretmenleri, akrabaları, hatta öz babaları tarafından 5'er 10'ar taciz edildiği ülkemde, sanaldan bişey olmaz diyen olursa bu yazının altında, peşin peşin belasını versin!''
Herkesin bu tehlikenin farkına varması için mutlaka paylaşın!'
EĞİTİM ÖĞRETİM DESTEĞİ
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/08/20160806-12.htm
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü Bilindiği üzere, 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Ek 1 inci maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve sekizinci fıkralarında;
14/07/2016
http://kortopsikoloji.com/dergi/cocuga-olum-nasil-anlatilir
Çocuğa Ölüm Nasıl Anlatılır | Klinik Psikolog Hilal Çerçel Çocuğa ölüm nasıl anlatılır? Çocuklarla ölümü nasıl konuşmalıyız? Yapılması ve yapılmaması gerekenleri Klinik Psikolog Hilal Çerçel kaleme aldı.
17/06/2016
Geleneksel su savaşımızda bol bol eğlendik , bol bol Islandık . Tüm Dünya'da tüm Savaşlar eğlence için yapılsın ve tüm çocuklar böyle eğlesin ...😀
16/06/2016
Doğum günü demek hediye, eğlence ve pasta demek.Sevgili Doruk , sağlıklı, mutlu , başarılı nice yıllar...
16/06/2016
Mumlar Işıl Işıl . Sevgili Rüzgar nice Yıllara...
Sayın velilerimiz, yarın geleneksel su Savaş'ı günümüz . Su tabancalarını göndermeyi unutmayın 😉
09/06/2016
Yaz gelince isterim ben Meyveli Karışık dondurma . Kış gelince özlerim ben Kaymaklı dondurma😉