19/08/2026
SENDİKACILIK; MAKAM DEĞİL, MÜCADELEDİR!
Sendikacılık; kamu çalışanı geçim derdindeyken tatil beldelerinde boy göstermek midir?
Okulları, kurumları ve çalışanları unutup; makam sahiplerinin, bürokratların ve siyaset kurumunun gölgesine sığınarak koltuk, makam ve mevki devşirmek midir?
Her akşam farklı bir yemek masasında oturup, kamu çalışanlarının sorunlarını gündeme alıyormuş edasıyla memleketi kurtarıyormuş gibi ahkâm kesmek midir?
Aralık’tan Mayıs’a kadar sahaya çıkıp, birkaç ay boyunca siyasi iktidara veryansın ederek üye avcılığı yapmak, sonra yeniden ortadan kaybolmak mıdır?
HAYIR !
Sendikacılık; 365 gün, 12 ay sahada olmaktır.
Kamu çalışanının maaşı yetmiyorsa onun yanında olmaktır.
Vergi diliminde eziliyorsa sesini yükseltmektir.
Özlük hakkı gasp ediliyorsa mücadele etmektir.
Haksızlığa uğrayan memurun kapısını çalmak, sorununu dinlemek ve çözümü için sonuna kadar mücadele etmektir.
Sendikacılık; makam sahiplerinin kapısında beklemek değil, kamu çalışanının hakkını o kapılarda haykırmaktır.
Biz sarı sendikacılığı, makam sendikacılığını, masa başı sendikacılığını ve seçimden seçime hatırlanan üyeciliği reddediyoruz.
Bizim sendikacılığımızın ölçüsü nettir:
Sahada mısın?
Çalışanın yanında mısın?
Haksızlığa karşı ses çıkarıyor musun?
Bedel ödemeyi göze alıyor musun?
Cevap evet ise sendikacısın.
Değilse; elindeki unvanın, makamın ve yetkinin hiçbir anlamı yoktur.
Açık ve net söylüyoruz: Türk Eğitim-Sen, Türk eğitim sendikal hareketinin kutup yıldızıdır.
Çünkü biz yetkiyi makam için değil, mücadele için istiyoruz.
Çünkü biz üyeyi sayı olarak değil, emanet olarak görüyoruz.
Çünkü biz Aralık’tan Mayıs’a değil, yılın 12 ayı 365 gün sahadayız.
Sendikacılık masalarda değil, meydanlarda; makam odalarında değil, işyerlerinde; sözde değil, mücadelede yapılır.
Gitmediğin yer senin değildir.
Duymadığın sorun senin sorunun değildir.
Mücadele etmediğin hak, senin kazanımın değildir.
TÜRK EĞİTİM-SEN:
365 GÜN SAHADA,
365 GÜN MÜCADELEDE!
Mehmet Bekçi
TURK EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI
TÜRKİYE KAMU SEN İL TEMSİLCİSİ