Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim

Share

sunum,beceri,liderlik,iletişim,empati,strateji,paradigma,feedback

Eğitim,kişisel gelişim,eğitmen,paradigma,empati,liderlik,takım çalışması,satış,pazarlama,kanal yönetimi,zaman yönetimi,yöneticilik,ideal satıcılık

31/12/2018
Photos 25/06/2017
Hangi tip ebeveynsiniz? 15/04/2017

Hangi tip ebeveynsiniz? Çocukların kendi hayatları üzerinde bir miktar kontrol sahibi olmalarına izin verin.

Photos 05/04/2017

Yetişkinler İçin Dikkat Dağınıklığı Testi
Aşağıdaki sorular yetişkinlik döneminde nasıl davrandığınız ve nasıl hissettiğinizle ilgili. Şu sıralar genellikle olduğunuzdan farklı iseniz, cevaplarınız genel olarak nasıl davrandığınızı ve nasıl hissettiğinizi yansıtmalıdır.

Cevabınızı aşağıdaki derecelendirmelerden birini kullanarak işaretleyiniz.

0=Hiç değil 2=Bir dereceye kadar 4=Oldukça fazla

1=Az 3=Ortalama olarak 5=Çok fazla

1. Okulda, evde ya da işte zor ya da ilginç olmayan şeylerin ilgimi çektiğini fark diyorum.

0 1 2 3 4 5

2. Yazılı materyalleri çok ilginç ya da çok kolay olmadıkça okumakta zorlanıyorum.

0 1 2 3 4 5

3. Özellikle grup içinde konuşulanlara ilgimi toplamakta zorlanıyorum.

0 1 2 3 4 5

4. Çabuk heyecanlanıp, çabuk sakinleşiyorum.

0 1 2 3 4 5

5. Genellikle huzursuzum ve küçük şeyler beni sinirlendiriyor.

0 1 2 3 4 5

6. Düşünmeden söylediğim şeyleri daha sonra inkar ederim.

0 1 2 3 4 5

7. Kötü sonuçlara yol açabileceğini düşünmeden hızlı kararlar alırım.

0 1 2 3 4 5

8. İnsanlarla ilişkilerim önce konuşup sonra düşünme eğilimim nedeniyle zarar görüyor.

0 1 2 3 4 5

9. Ruh halim iniş çıkışlarla doludur.

0 1 2 3 4 5

10. Birkaç işi ya da amacı gerçekleştirmek için plan yapmakta zorlanıyorum.

0 1 2 3 4 5

11. Kolaylıkla hayal kırıklığına uğruyorum.

0 1 2 3 4 5

12. Kırılgan biriyim ve birçok şey beni kolaylıkla incitiyor.

0 1 2 3 4 5

13. Her zaman bir yere gidecek gibiyim.

0 1 2 3 4 5

14. Hareket ederken, otururken olduğumdan daha rahat hissediyorum.

0 1 2 3 4 5

18. Sessizce otururken bile ayaklarımı ya da ellerimi hareket ettiririm.

0 1 2 3 4 5

19. Grup çalışmalarında sıramın gelmesini beklemekte zorlanırım.

0 1 2 3 4 5

20. Zihnime işlevselliğini yitirecek kadar çok gereksiz şeyler dolar.

0 1 2 3 4 5

21. Düşüncelerim zihnimde topların duvara çarpması gibi çarpışarak dolaşır.

0 1 2 3 4 5

22. Beynim aynı anda birden çok kanalın gösterildiği bir televizyon ekranı gibidir.

0 1 2 3 4 5

23. Gündüz hayal görmeyi engelleyemiyorum.

0 1 2 3 4 5

24. Beynimin organize olamayan çalışma şeklinden dolayı stres yaşıyorum.

0 1 2 3 4 5

TOPLAM = ?

NOT:

Bu yetişkinler için bir testtir. Teşhis koyan bir test değildir. 70 üzerindeki sonuçlar yüksek Dikkat Dağınıklığı olasılığını gösterir.

Dikkat Dağınıklığı teşhisi ancak detaylı bir kişisel geçmiş ve psikiyatrik araştırma sonucu koyulabilir. Görülen semptomlar anksiyete, depresyon ve diğer düzensizliklerdir.

Bir yetişkin için Dikkat dağınıklığı teşhisi konulabilmesi için önce bu belirtiler bir psikiyatrist tarafından giderilmeye çalışılmalıdır.

Bu testi ilk yaptığınızda D.D. olma olasılığınız %50 gibi gelebilir. Dr. Goldberg´e göre bu test sonucu %70´in üzerinde olan birisinde D.D. olma olasılığı %95´tir. Bu görüş, testi yapanın daha önce dikkatle ilgili problemlerinin nedenlerini psikiyatrik ve radikal olarak değerlendirdiğini varsayar.

30/03/2017

Değerli Kişisel Gelişim Takipçileri;
Bazı saçma haberler Kişisel Gelişim Sayfası adıyla paylaşılmış olup Sayfamızla alakası yoktur.Sadece klasik facebook virüs yayılımıdır.Bilgilerinize sunulur.

Photos 20/03/2017

ÇOCUK DİSİPLİNİ
Çocuklara söz geçirememe anne-babaların en sık şikâyet ettikleri konuların başında gelir. Peki bunun yöntemi nedir?

Söz geçirme adına bağıran, emir veren, boş tehditlerde bulunan ebeveynler istediklerine de ulaşamaz. Pedagog Ali Çankırılı, 3-4 yaşa mola, 5-12 yaş çocuklara ise seçenek sunma sistemini öneriyor.
Birçok evde çocuklar hükümdarlığını ilan etmiş durumda. Anne-babayı parmağında oynatıyor, her şey onların istediği gibi oluyor. Anne-baba ise çocuklarına söz geçiremediklerinden yakınıyor. Oysaki çocuklar üzerinde otorite kurmak o kadar da zor değil. Birkaç yöntemle sözünüzü dinletebilirsiniz. 3-4 yaş arası çocuklara ‘mola’, 5-12 yaşındakilere ise ‘seçenek sunma’ sistemini uygulayın.

Pedagog Ali Çankırılı, ebeveynlerin söz dinletebilmek adına yaptığı en büyük yanlışın çocuğun her istediğini yerine getirme ve davranışlarına sınır koymama olduğunu söylüyor. “Biz fakirlik ve baskı altında büyüdük, çocuklarımız maddî sıkıntı çekmesin, baskı altında büyümesin.” diyen ebeveynlerin çocuklarının her isteğini yerine getirdiğini ifade ediyor. Bu şekilde çocuğun mutlu olacağına ve bağımsız bir kişilik kazanacağına inanıldığını belirten Çankırılı, aksine çocuğun doyumsuz, şımarık, saygısız, sabırsız, şükürsüz, tembel, kural ve sınır tanımayan bir kişiye dönüşeceğini aktarıyor. Sınırların yol gösterici trafik levhaları gibi olduğunu söyleyen Çankırılı, “Arabanızla kalabalık bir şehrin sokaklarında seyahat ettiğinizi, daha önce hiç gitmediğiniz bir adresi bulmaya çalıştığınızı, ancak kavşaklarda ve dönemeçlerde hiç levha bulunmadığını düşünün. Aradığınız adresi bulmak için kim bilir kaç kez yanlış yola girer, kaç kez kaza atlatırsınız. Doğru ve kabul edilebilir davranışları öğrenmeye çalışan çocuklar için de durum aynıdır. Koyduğunuz sınırlar yol gösteren levhalar gibidir.” diyor. Çankırılı, sınırların sanıldığı gibi, çocukların haklarını kısıtlamak, onlara baskı uygulamak olmadığını aktararak, “Sınırlar, çocuklara korundukları, güvende oldukları ve değer verildikleri duygusu kazandırır. Aile içi kurallara uymalarını, işbirliği yapmalarını, otoriteye saygı duymalarını sağlar, sorumluluk kazandırır.” şeklinde konuşuyor.
Çocuk oyuna daldığında iş buyurmayın
Anne-baba, çocuğa sözünü geçirebilmek için oyun anına çok dikkat etmeli. Oyunun, çocuğun en ciddi işi olduğunu belirten Çankırılı, “Çocuk oyuna dalmışken ona iş buyurmak, söz dinletmenin çok zor olduğu bir andır.” diye konuşuyor. Çankırılı bu durumu şöyle örneklendiriyor: Anne sokakta arkadaşlarıyla maç yapan 10 yaşındaki oğluna evin balkonundan bağırıyor: “Hasan, çabuk bakkaldan iki ekmek al da gel!” Hasan’ın çok önemli bir işi var, senin iki ekmeğin kaç para eder? Hasan annesini duymamış gibi yapar, oyununa devam eder. Anne kızar, sesini yükselterek tekrar bağırır: “Hasan, sana söylüyorum, bakkaldan iki ekmek al da gel!” Hasan yine sağır dinleme yapar. Sözünü dinletemeyen anne tehdit yoluna başvurur: “Hasan, çabuk bakkaldan iki ekmek al da gel! Yoksa aşağı inersem gebertirim!” Hasan, bunların boş tehditler olduğunu bilir.
3-4 yaşa mola yöntemi

Mola yöntemini uygulamaya geçmeden önce çocuğa açıklama yapın: “Hatalı bir davranışta bulunduğunu fark ettiğimiz zaman sana durmanı söyleyeceğiz ve odana gitmeni ve bir süre odanda kalmanı isteyeceğiz. Süre dolunca sana haber vereceğiz.” Onaylamadığınız davranışların bir listesini yapın. Listeyi çocuğa okuyun ve göreceği bir yere asın. Onaylanmayan davranışlar listesi: Vurmak yok, ısırmak yok, tekme atmak yok, saç çekmek yok, tükürmek yok.
Çocuğa ceza alıyormuş kanaati verecek kızgın bir ses tonu ve yüz ifadesi kullanmayın. Moladan sonra hiçbir şey olmamış gibi çocukla aranızda temiz bir sayfa açın. Bekleme süresi dolduğunda, “Sanırım bir daha böyle davranmazsın” şeklinde uyarmayın, nasihat etmeyin.
5-12 yaşa alternatif sunun

5- 12 yaş çocuklara seçenekler sunarak söz dinletilebilir. Örneğin: Anne gazete okurken iki çocuğu oyuncak kavgası yapmaya başladı. Anne onları uyardı. Çocuklar kavgaya devam etti. Anne sesini yükseltti: “Size kavgayı kesin dedim!” Çocuklar anneyi duymamış gibi kavgaya devam ettiler. Çocuklar, annelerini duydukları halde kavgayı kesmiyor, evin içinde koşuşturuyor, oyuncağı birbirinin elinden almaya çalışıyorlardı. Annenin uyarmaları, kızmaları, boş tehditleri bir işe yaramadı; çocuklara sözünü dinletemedi. Anne bu gibi durumlarda yerinden kalkıp kızmadan, bağırmadan, oyuncağı çocukların elinden alarak, “Çocuklar, ya kavga etmeden oynarsınız, ya da oyuncağı kaldırırım, iki gün onunla oynayamazsınız. Seçiminizi yapın, hangisini istiyorsunuz?” demeli.

Photos 13/02/2017

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM KURMANIN YOLLARI...
Yaşa göre çocuklarla iletişim kurmanın püf noktaları nelerdir?
Çocuk yetiştirirken en önemlisinin ve en zorunun onlarla iletişim kurmak olduğunu bilinçli ebeveynlerin hepsi bilir. Biz çocuklarla iletişim kurarken doğru bildiğimiz pek çok hatalarımız olabiliyor. Çocuklarla yaşa göre iletişim kurmanın onların sosyal, akademik ve duygusal gelişimi için çok önemlidir. Çocukların da aynı yetişkinler gibi anlaşılmak, sevilmek, saygı görmek, dikkat çekmek istediklerini ve duygusal yakınlık, destek sınırların belli olmasını beklediklerinin altını çiziyoruz; “Çocuklarla hangi yaşta olurlarsa olsunlar etkili bir iletişim kurabilmek için onların duygularını anlamaya, bunlarla ilgili konuşmaya hazır olmalısınız.” . Yapılan çalışmalara göre onların duyguları hakkında konuşan anne babalara sahip çocukların duygusal zekâları gelişiyor ve büyüdüklerinde kendi duygularını ve başkalarının ne hissettiğini daha etkili şekilde anlıyorlar. “Doğduğumuz andan itibaren ebeveynlerimizin bizi nasıl yetiştirdiği beyin gelişimimiz açısından çok önemli”

Çocuğunuz sizinle işbirliğine girmiyorsa çoğunlukla “ben de bir bireyim ve isteklerim var, siz de beni anlayın” demek içindir.

Küçük yaşlardan itibaren çocuğunuza ne demek istiyorsanız net bir şekilde onu söylemek gerekir. “Söylediklerinizin arkasında durun. Yalnızca “hayır” kelimesini kullanmamaya gayret gösterin özellikle küçük çocuklarda “hayır” demek onlar için hiçbir anlama gelmiyor. Şimdi mi hayır, sonra evet mi olacak ya da sonsuza dek mi “hayır” ve en önemlisi neden “hayır”.
“Örneğin 5 yaşındaki çocuğunuz yemekten önce çikolata yemek istiyor, siz de vermek istemiyorsunuz çünkü yemek vakti. “hayır” deyip kestirip atmanız onu daha çok sinirlendirebilir; onun yerine, göz kontağı kurarak “şimdi olmaz, yemek zamanı geldi, hep beraber yemek yiyeceğiz, yemekten sonra bir parça yiyebilirsin” diyebilirsiniz.

Çocuğunuzla iletişim kurarken çok sabırlı olmalısınız

2 yaşın çok zor bir yaş olduğunu ve genelde her şeye ilk başta “hayır” diyeceğini hatta ağlayacağını bilerek onunla iletişim kurmalısınız. En fazla 1- 2 kısa cümleyle isteklerinizi söylemeniz yeterlidir. İşbirliğine çok açık olmadığı için uzun cümleler kurarsanız ne demek istediğinizi net bir şekilde anlayamaz.

Onun duygularını anladığınızı ifade etmelisiniz

3-6 yaş arasındaki bir çocukla iletişim kurarken sabır önemlidir. Örneğin akşam saatinde bir arkadaşının evine oynamaya gitmek istiyor ve ağlıyor, bağırıyor gitmek için ve siz gitmesine izin vermediniz. “Arkadaşına gitmek istediğini biliyorum ve şu an gidemediğin için üzgünsün ama bana biraz daha iyi davranmalısın. Oyun oynamak istediğini görüyorum, başka bir fikrin var mı? Belki arkadaşına yarın gidebiliriz”.
Yine aynı yaş grubunda genellikle inatlaşma ve kötü sözler söyleme hatta zaman zaman vurma davranışı sergileyebilirler. Bunlarla başa çıkarken çocuklarınızın beyin gelişimine destek olmak için “ O sözleri söylemiyoruz, böyle konuşmanı istemiyorum sana kaç defa söyledim” yerine “ Kızgın olduğunu görüyorum, kızgınlığını daha farklı kelimelerle başka türlü söylemeyi deneyebilir misin? Ya da “ Böyle davranmaman gerektiğini sana kaç defa söyleyeceğim” yerine, “ Bu durumda başka ne yapabilirdin?” İlk belirttiğim gibi söylerseniz suçlama yapmış oluyorsunuz ve çocuğunuz otomatik olarak ya savunmaya geçiyor ya da saldırıya devam ediyor ama ikinci yazdığım cümlelerle iletişim kurarsanız çocuğunuzun durup düşünmesini sağlatmış oluyorsunuz, suçlama yapmıyorsunuz, başka ne seçenekleri olabileceğini düşündürtmüş oluyorsunuz. Bunu sürekli ve sabırlı bir şekilde yaparsanız hem çocuğunuzun beyin gelişimine katkı sağlarsınız hem de etkili bir iletişimle sınırları çizmiş olursunuz.

Çocuğunuz hangi yaşta olursa olsun “dinleyin”

Göz kontağı kurun ve sözleri bitene kadar dinleyin, alaycı bir tavır takınmayın, alay etmeyin ve dinleyin, belki onun için bu konu çok önemli ve sizinle paylaşmak istiyor. Eğer ona bakarak dinlemezseniz birini dinlemenin önemini anlamaz ve ileride aynı şekilde kendisi de iyi bir dinleyici olmayacaktır. Çocuğunuzu dinlerken aynı hizaya gelmeye dikkat edin mümkünse aynı boya gelmek için oturun.

Çok genel sorulardan kaçının

İlkokul çağındaki çocukların anneleri genellikle şundan şikayet ederler. “Bu gün okulda ne yaptın diyorum anlatmıyor?” Çocukların bunu anlatmama sebepleri çok genel bir soru olduğu içindir. Küçük yaştaki çocuklara genellikle çok daha spesifik sorular sormak gerekir. Yani “bugün okulda seni çok sevindiren bir şey oldu mu?” Ya da “bugün okulda üzüldüğün bir şey oldu mu? gibi.. Net sorulara cevap almak her zaman daha kolaydır. Unutmayalım ki 11-12 yaşından küçük çocuklarda soyut düşünme evresi oluşmadığından bu soruları ne kadar daraltıp sorarsak net cevap almamız o kadar kolaylaşır.
Çocukların gelişiminde sınırlar çok önemlidir
Çocuklarınız size sinirlendiğinde sizin bu öfkeyle nasıl başa çıktığınızı görmeleri çok önemlidir; çünkü sizler çocuklarınız için her zaman bir modelsiniz dolayısıyla sizin de onlara bağırmanız, vurmanız ya da kötü kelimeler kullanmanız onların öfkeyle başa çıkılamayacağını görmelerine sebep olur. Sizin sakin kalmanız onların da bir süre sonra öfkelerinin azalmasını sağlatır.

Hatalarını sürekli yüzlerine vurmayın.

Onların olumlu taraflarını öne çıkarıp hatalı yaptıkları şeyler için de “ Bunu başka türlü nasıl yapabilirdin düşünelim, sen ne dersin bir fikrin var mı? Önce ondan fikir almaya çalışın, olmazsa “ benim birkaç fikrim var, istersen ben bir tane söylerim sen de bu arada düşün aklına gelirse sen de bir tane söyle” diyerek yine onun beyin gelişimine katkıda bulunmaya çalışın. Onun yerine sizin düşündüğünüzü göstermeyin ya da cesaretini kırmayın.

Hakaret ve kıyaslamaktan kaçının

Son olarak salak mısın, aptal mısın? Bunu nasıl yapamazsın? Kardeşin nasıl yapıyor, sen nasıl yapamıyorsun? gibi karşılaştırmalı cümleler beyni çok olumsuz etkilediği gibi beynin gelişimini de engelliyor, ne kadar kızarsanız kızın bunları kullanmamaya özen gösterin.

Photos 30/10/2016

8 Maddede Nasıl Iyi Bir Yönetici Olunur?

1. İyi yöneticiler inanılmaza inanırlar.

Çoğumuz kendimize olabilecek veya yapılabilecek hedefler belirleriz. Ancak iyi yöneticiler ve vizyoner liderler olmayanı düşleyip, çalışanlarına oraya nasıl gideceklerini gösterirler. Ve böylece iyi bir yönetici ile inanılmaza giden ve ulaşılan bir yolculuk yaşarsınız.

2. Kaos ve istikrarsızlıkta, denge ve düzeni görürler.
Beklenmeyen sorunlar, engeller ve krizler çoğu insanı korkutur, yıldırır ve yaptığı işi bırakmasına sebep olur. Ancak iyi yöneticiler bu kriz anlarını birer fırsat olarak görürler.

Örnek vermek gerekirse, şirket büyük bir müşteriyi kaybettiğinde, iyi bir yönetici yaşanan ilk paniğin ardından bu durumu daha önce denemedikleri bir pazarlama veya satış stratejisini başlatmak için bir fırsat olarak görüp, işleri tersine çevirebilir. Ya da tedarik zincirinde sorun çıkması, üretim ağında büyük bir değişiklik yapabilmek için iyi bir fırsat yaratır.

Kısacası iyi liderler, Çince’de ‘kriz’ kelimesinin, fırsat ve tehlike kelimelerinin birleşiminden meydana geldiğini bilir.

3. İyi yöneticiler duygularını göstermekte sakınca duymazlar.

İyi yöneticiler profesyoneldirler.

Ancak bu onlar için duygularını içlerine atmak ve çalışanlarına olan bitenle tutarsız tepkiler vermek değildir.

İyi bir yönetici, çok emek veren bir çalışanını takdir etmeyi, iyi bir netice karşısında sevinmeyi, ve gerektiğinde de endişe duymayı bilir.

Kısacası, iyi yöneticiler insanı insan yapan duyguları göstermekten çekinmezler. İnsanlıklarıyla birlikte gösterdikleri profesyonellik, çalışanları için de yol gösterici olur.

4. İyi bir yönetici çalışanlarını olası çıkmazlardan korur.

Kötü yöneticiler işler ters gittiğinde çalışanlarını suçlarlar, ve “çürük elma”yı herkesin içinde parmakla gösterirler.

İyi bir yönetici ise işlerin ters gitmesi durumunda çalışanlarını korur, ancak sorun teşkil ettiğini düşündüğü kişilerle durumu konuşmak için birebir görüşür.

5. “Ben oldum.” havalarına girmezler.

İyi bir yönetici ne kadar başarılı olursa olsun, iş elini taşın altına koymasını gerektirdiğinde, elini taşın altına koyar.

“Ben buralardan çoktan geçtim.” gibi kibirli bir havaya bürünmezler. Gerektiğinde işin en temel kısmına kadar inip gözlem yaparlar veya katkı sağlarlar.

Dolayısıyla iyi yöneticiler asla kendilerini bir şeye müstehak hissetmezler. Çünkü bilirler ki, iyi sonuçlar herkesin katkısı ile ortaya çıkar.

6. Ünvan ile değil, yetki ile yönetirler.

İyi bir yönetici titrinden dolayı başkalarını yönettiğini düşünmez, aksine, ona çalışanlarının verdiği yetki ve izin ile yönetici vasfını kazandığını düşünür.

İyi bir yöneticinin çalışanları da, patronlarının ünvanına değil, onun yeteneklerine ve kişiliğine rağbet eder.

7. İyi yöneticiler insani amaçlar da benimser.

İyi yöneticilerin amacı sadece şirketin büyümesini sağlamak ve belli kilometre taşlarını hayata koymak değildir. Çalışanlarında motivasyon, özgüven ve başarabilmiş olma hissini sağlamak da, onlar için kurumsal amaçları kadar önemlidir.

8. Popülizm ile değil, risk alarak ön plana çıkarlar.

Birçok yönetici belirli özellikleriyle ön plana çıkmak ister. Kimisi için bu giydiği kıyafetlerle, yaptığı ekstrem sporlarla, veya zamanın eğilimlerini yansıtan düşünsel destekçilikle yapılır.

Ancak iyi bir yönetici çoğu zaman, kimsenin rağbet etmediği düşünceleri ve eğilimleri savunarak veya hiç gidilmemiş bir yolu gitmeyi seçerek kendini ön plana atar. Onlar için risk almak belki popüler olmayan bir konuma düşmektir, ama yine de bunu benimsemekten çekinmezler.

Want your school to be the top-listed School/college in Büyükçekmece?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Address


Büyükçekmece
34000