YOL'u bilmek ve YOL'da yürümek farklıdır.

YOL'u bilmek ve YOL'da yürümek farklıdır.

Share

Yol mu yolcuyu seçer yoksa yolcu mu yolu? Aslında ikisi de doğru. Seçen kimi zaman yol, kimi zaman yolcu.
İş seçildiğinde yürümeye istekli olmak doğrusu.

Photos 08/08/2022

1913’te beygirlerin performansını araştıran Fransız mühendis Maximilian Ringelmann şunu keşfetti: Bir faytonu çeken iki koşum hayvanının performansı tek bir beygirin performansının iki katı değildir.

Bu sonuç karşısında şaşkınlığa uğrayan Ringelmann araştırmalarını genişletip bunlara insanları da dahil etti. Bir grup erkeğe halat çektirip her birinin harcadığı gücü ölçtü. Ortalamada, birlikte halat çeken iki kişi, tek başlarına çekerken harcadıkları gücün sadece %93’ünü, üç kişi çekerken %85’ini, sekiz kişi birlikte halat çekerken de ancak %49’unu harcıyordu.

"Ringelmann Etkisi" denilen bu fenomen, bireylerin performansları doğrudan görülemez olduğunda, bir gruptaki birey sayısı arttıkça gruptaki her bireyin verimliliğinin düşeceğini gösterir.

Detaylar: https://www.matematiksel.org/sosyal-aylaklik-yani-ringelmann-etkisi/

21/01/2022

Devam etmek... Hep yaptığımız, bizden beklenen, olması gereken; devam etmek... Vakayı adiye'den bir durum.

Farkı yaratan bizim yorumumuz, üslubumuz...

Nefes kesen bir yorumla, eski bir dost THE SHOW MUST GO ON huzurlarınızda hanımlar-beyler... Adam Lambert yorumluyor.

Birlikte dinleyelim.

19/11/2020

ROMA'nın KOZMİK TANRISI JAUNUS

Janus'un zaman üzerindeki kontrolü, geçmişi ve geleceği simgelediği imgelerinde bazen bir tarafı genç diğer tarafı yaşlı bir erkek yüzü kullanılarak vurgulanmış.

Roma'nın kendi özgün tanrısı olan Janus tüm geçişlerden sorumlu kozmik bir tanrı. Zamana ait tüm başlangıçlar ve bitişler, doğaya ve insana dair soyut ve somut tüm geçişler, kapılar, girişler, çıkışlar, geçitler, toplumsal değişiklikler, savaş ve barış onun gözetimi altındadır. Doğada ve insanda gözlemlediğimiz tüm geçişlere Janus başkanlık eder.

Latince İanua (kapı) sözcüğünden türeyen İanus (Janus) kelime anlamı olarak cennetin öncüsü ya da kapıcı anlamına gelir. İki başlı sakallı bir erkek şeklinde betimlenen Janus'un başları iki zıt yöne bakar. Bu özelliğiyle başını çevirmeden önü ve arkayı, geçmişi ve geleceği, içini ve dışını görebilir. Gezginleri ve yolcuları doğru yönlendirmek için sağ elinde bir asa sol elinde kapıları açmak için anahtar tutar. Bu anahtar yeni başlangıçların, geçişlerin, geçitlerin, girişlerin anahtarıdır.

Janus'u Roma tanrıları arasına; kabileler arasındaki iç çatışmayı önlemek için halkı iş kollarına göre çömlekçiler, marangozlar, nalbantlar, boyacılar, müzisyenler, ayakkabıcılar gibi kümelere ayıran, tanrılara insan ve hayvan imgeleriyle tapınılmasını yasaklayıp tanrısallığın saf akıl yoluyla algılanabileceğini düşündüren, savaşları sonlandırıp barışın üstünlüğüne halkı inandıran kral Numa katmış. Roma'nın Romulus'dan sonra ikinci kralı olan Numa (M.Ö 753- 673) gerçek bir filozof ve ülkesinde köklü reformlar yapan, barış ve huzuru sağlayan, günümüzdeki idarecilere örnek olabilecek bilge bir yönetici.

Cennetin kapılarının koruyuculuğunu yapan, Janus'un diğer tanrılara giden geçiti de gözlediği ve yolu açacağına inanılır. Bu nedenle Janus adına görevlendirilmiş her hangi bir rahip veya din adamı yoktur fakat hangi tanrı adına düzenlenirse düzenlensin tüm törenlere ilk onun adı anılarak başlanır. Üstlendiği rolle Roma Panteonunda ne kadar önemli bir yer tuttuğu anlaşılabilir.

Roma'da iki tarafında çift kanatlı birer kapı ve diğer tarafları duvardan oluşan basit dikdörtgen bir tapınağı olan Janus'un; tapınağının kapıları savaş ve barışın göstergesi olarak açık olduğunda ulusun silahlı olduğunu ve savaşı, kapatıldığında barışın hakim olduğunu gösterir.

Janus'un zaman üzerindeki kontrolü, geçmişi ve geleceği simgelediği imgelerinde bazen bir tarafı genç diğer tarafı yaşlı bir erkek yüzü kullanılarak vurgulanmış. Eski yılın bitip yeni yılın başladığı ilk ay January (Ocak) bu nedenle onun adıyla başlar. Mevsimsel döngü onun kontrolündedir. Baharla beraber toprağın uyanışı ve kışın uykuya geçişi sayılan gün dönümleri Janus'un sorumluluğundadır.

İnsanlarda gençlikten yetişkinliğe geçişin, başlangıç ve bitişlerin doğal olarak içsel çekişmelerin velhasılı evrendeki tüm somut ve soyut olgulardaki geçişlerin sorumlusudur.

Janus bir başka kozmik motif olan ouroboros ile sıkı sıkıya ilintili. Antik bir sembol olan ouroboros kendi kuyruğunu yiyen bir yılan veya ejderha motifi olarak görülür. Kuyruk anlamına gelen ''oura'' kelimesi ile yemek anlamındaki ''boros'' kelimelerinin birleşiminden oluşan ''kuyruğunu yiyen'' olarak açabileceğimiz kelime evrenin sonsuz döngüsüne vurgudur. Bu motif Çin'den Azteklere, doğudan batıya her kültürde kullanılmış. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de kişiler,dernekler v.s aracılığıyla benimsenmiş evrenselleşmiş bir sembol.

Janus başlangıçlar ve bitişler yaparken; ouroboros, yani sonsuz döngüde herhangi bir kesinti olmadan süreklilik devam eder. Kış biter bahar gelir yıl tamamlanır yenisi gelir, savaş biter barış olur, dostluklar biter yenisi başlar, kapılar kapanır yenisi açılır hayat kesintisiz sürer. Evren yok olmadıkça, hayat sona ermedikçe bitişler ve başlangıçlar çizgide ne kırılmaya ne de döngünün tamamlanmasına engel olur.

Eğer içimizde göremediğimiz hesaplaşmalar ve bizi sürekli kapılarımızı açık tutmaya zorlayan etkenler varsa; huzur bulmak ve iç barışımızı sağlayabilmek, kapılarımızı sürekli olarak kapalı tutabilmek için bunu sonlandırmak gerek. Evrendeki kozmik bir güç olan Janus'un; evrenin bir parçası olan insanın içinde olmadığı düşünülemez. Sonuçta bir elimizde yol gösterici ışığımızı diğerinde yeni başlangıçlar yapacağımız, açıp kapatabileceğimiz kapıların anahtarını tutuyoruz ve biz ne yaparsak yapalım döngü devam ediyor.

Kuyruğumuzu hangi şartlarda kovaladığımız ve bunun bizi ne derece mutlu ettiğini sorgulamalıyız. Önemli olan bu döngüyü silahlı ve savaş için sürekli kapılarımızı açık tutarak değil; iç barışımız ve huzurumuzu içimize hapsedip kapılarımızı sımsıkı kapatarak tamamlamamız. Janus bunun için var...

Makale: Neriman Yalçın

28/09/2020

Çift Figürlü Tek Heykel:

Hindistan’da bir müzenin ikinci katında gizli kalmış, büyüleyici bir ahşap heykel: Bir adam küstahça göğsünü kabartmış odaya bakıyor, arkasındaki aynada ise başını hafifçe eğmiş mütevazı bir kadın yansıması görülüyor. Bu inanılmaz heykel, yekpare bir ahşabın iki tarafında farklı figürler barındırıyor. Heykelin teatralliği, arkasına bir ayna konduğunda tamamen ortaya çıkıyor ve erkek figürün arkasında bir kadın figürü görünüyor. Kadın, erkek figüre bakmaya cesaret edemiyor ve yere bakıyor.
Bu iki zıt karekterlerin ismi Mefistofeles ve Margaretta. İki taraflı heykelin, bu büyüleyici ikilinin Goethe’nin ikonik kitabı Faust’un karakterleridir.

1808 yılında yayınlanan Faust, iyi ve kötünün klasik bir savaşıdır. Geniş bıyığı ve şeytani sırıtışıyla heykeldeki erkek figür açıkça Mefistofeles’tir (daha yaygın olarak şeytan diye bilinir). Kanı üzerine bir anlaşma yapan Faust bu anlaşmayı aslında şeytanla yapmıştır. Margaretta olarak da bilinen Gretchen’e aşık olduğunda ise bu anlaşma cinayet ve ebedi lanetlenme gibi çok vahim şeylerle sonuçlanacaktır. Kişisel isteklerini tatmin etmek için şeytanı takip eden Faust’un hatasını çok geç fark etmesi klasik bir trajedi konusudur.
Goethe’den çok daha eskilere dayanan Faust efsanesi daha sonra birçok roman, şiir, oyun, beste ve sanat eserine konu olmuştur. Hindistan Haydarabad’daki Salar Jung Müzesi’nde yer alan bu özel heykel, sanatçının hikâyeyi etkili ve adeta yaşatarak aktarabilme yeteneği açısından büyüleyicidir.

19. yüzyılda adı bilinmeyen bir Fransız sanatçı tarafından bir Çınar kütüğünden ortaya konmuş bu eserdeki
iki figür, Faust’ta da işlendiği gibi insanlığın iki kutuplu doğasının bir sentezidir. Bir tarafta sadece muzır gözleriyle bile korku yaratan kötü Mefistofeles var. Diğer tarafta ise şeytana bakmayı reddeden Gretchen. Gretchen kötülükten ve şeytandan uzaklaşırken Faust mutluluğu bulmak ve sonsuz bilgiyi elde etmek için adeta şeytanın kollarına atılıyor.
Bu çift taraflı muazzam heykel, bir parça tahta ile Faust’u yeniden anlatıyor. Bir yüzünde olanca kibriyle dikilen bir adam, öbür yüzünde ise başını hafifçe eğmiş mütevazı bir kadın.

25/04/2020
19/03/2020

18/03/2020

18 Mart Çanakkale Zaferi 105. kez Kutlu Olsun.

Hürmet ve Saygıyla

10/03/2020

Bütün görkem başlamaya cürret edebilmektedir.

Eugene F. Ware

06/03/2020

Yazarın 1997 yılında yayımladığı Harry Potter serisinin ilk kitabı olan Harry Potter ve Felsefe Taşı kariyerinde bir dönüm noktası haline gelmiştir.

Bir çok ödül alan Harry Potter serisinin ilk kitabını, haftasonu ev bakmak için gittiği Manchester’dan dönerken, tren yolculuğunda, hikaye kurgusunun üstünde yoğunlaşıp daha sonra o günün gecesi kitabın ilk bir kaç sayfasını yazıya dökmeye başladığı Rowling tarafınfan anlatılmaktadır.

İlk kitap olan Felsefe Taşı'nın filmi 2001 yılında beyaz perdede yer almıştır. J. K. Rowling' in, 1999da, film seçmeleri için hayalindeki karakterleri kağıda eskiz olarak çizdiği çalışmayı yazının eşliğinde yayınlıyorum dostlarım. Hayalleri kağıttan fırlayıp filme girmişler sanki... Herry Potter rolünü oynayan Daniel Radcliffe'e yüzlerce başvuru arasından rastladığını da hatırlatmak isterim.

Evrenin, istediklerinizi tam olarak anlayıp, size servis etmesi için, görselleştirmenin önemini kanıtlamıyor mu sizce de?

01/03/2020

GÜNAH KEÇİSİ
Kendine ait olmayan günah ve suçları yüklenen kişi ve toplumlara günah keçisi denir.

Genel görüşe göre Yahudi kavminin günahları kura ile seçilen bir erkek keçiye simgesel olarak yüklenirdi. Bu keçi Yahudi kavmini günahlarından arındırmak için Kudüs dışında bir uçurumdan aşağı atılırdı.

Günah keçisi oyunu günümüzde de her katmanda yoğun şekilde oynanmaktadır. İktidarların, yöneticilerin, ailelerin çeşit çeşit günah keçileri vardır. Hatta bazıları günah keçilerine bağımlı hale gelmiştir. O hiç bir şeyden sorumlu değildir, bütün suç günah keçisinindir.

Günah keçisi, onu günah keçisi haline getirenlerin kurtarıcısıdır. Aslında bu oyuna dahil olan herkes, günah keçisinin masum olduğunu bilir.

Günah keçisi oyunu oynanan aile veya toplumlarda sistem tıkanmıştır. Yalancı bir iyilik hali ile herkes birbirini ve kendini kandırır.

Dâhil olunan günah keçisi oyunları ile hangi rolün aktörü olunduğu üzerine düşünmeye başlamakla işe başlanabilir.

Dr. Nurdan Erengin

19/02/2020

Hala umudum var dostlarım.

Demiş miydim?

13/02/2020

Kutlu olsun 🙋‍♀️

Piyale Madra, Ademler ve Havvalar

Want your school to be the top-listed School/college in Antalya?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Antalya