11/06/2026
Tıpkı özgürlük gibi sevgi de cesaret gerektirir...
Aynılaşmış, otoriter hükümetlerin tüketen toplumlarında sevgiyi, kendinin ötesine geçerek yapabilme hâli neyi kazandırır bizlere?
İnsanlık, doğuşundan itibaren varoluşunu kanıtlamak için girdiği tüm sosyalleşme süreçlerinde ve bireysellikten uzaklaşarak bir örgüte bağlı olma hâlinde; bilinmeyi, anlaşılmayı, duyulmayı, yargılanmadan olduğu gibi kabul edilmeyi seçerek ilişki kurarken, otoriter yapıların içinde sevginin özünü bireysel hazlarımızla erozyona uğratıyor. Herkes kendinin sevilme hâlini bir başkasından beklerken ne oluyor da severken kendini sever gibi sevebilme hâline geçmekte güçlük çekiyor? Hangi gölge kalbimizdeki kör noktayı büyütüyor ya da başka bir bakış açısıyla biz neyi görmeye cesaret gösteremiyoruz?
Oysaki sevgi bizi tanımlar.
Çünkü o bir merak hâlidir.
Sonsuz bir âlemi keşfetmek gibi; tüm doğa olaylarına rağmen bilmek, tüm karmaşıklığa rağmen anlamak; bazen aynı dili konuşamasan da yargılamadan olduğu gibi kabul edebilmek, sabır gösterebilmek...
Aynılaşarak değil, ayrışarak hiç değil. Bir üslup, bir atışma, bir şarkı, bir dans, bir yazma biçimi gibi bir olma hâliyle kendi dilini ve ahengini kurmak...
Bir sanat gibi...
Gerçekliği size ait olan...
"Hiçbir şeyi bilmeyen hiçbir şeyi sevemez. Hiçbir şeyi yapamayan hiçbir şey anlayamaz. Hiçbir şey anlamayan değersizdir. Oysaki anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır..." diyor
Paracelsus.
Bilmeye, duymaya ve anlamaya cesaret gösterdiğimiz "ötekini" (bir düşünceyi, bir insanı, bir varlığı yahut bir nesneyi) sevgiyle özgürleştirdiğimiz ve kişiye kendi olma alanını tanıdığımız nice anlara...
09/06/2026
Bir organizasyonun kültürü, çoğu zaman yaşanan olaylardan değil, o olaylara verilen anlamlardan oluşur.
Örgüt psikoloğu Karl Weick'in Anlam Yaratma (Sensemaking) Teorisi'ne göre insanlar dünyayı olduğu gibi deneyimlemezler; yaşadıklarına verdikleri anlamlar üzerinden hareket ederler.
Bu nedenle organizasyonlarda belirleyici olan şey yalnızca "ne olduğu" değil, "olanın nasıl yorumlandığıdır."
İşte tam bu noktada lider devreye girer. Çünkü ekipler çoğu zaman olaylara doğrudan tepki vermez; liderlerinin olayları nasıl anlamlandırdığına tepki verir.
Ekonomik bir daralma kimi lider için bir tehdit, kimi lider için yeniden yapılanma fırsatıdır.
Bir hata kimi lider için suçlu arama sebebi, kimi lider için öğrenme fırsatıdır.
Bir çatışma kimi lider için kaçınılması gereken bir risk, kimi lider için gelişimin doğal bir parçasıdır.
Olay aynı olsa da ortaya çıkan organizasyonel gerçeklik farklıdır. Bu nedenle liderlik yalnızca karar vermek değil, anlam üretmektir.
“Liderlikteki Gerçeklik Etkisi” başlıklı yeni yazımıza biyografimizdeki linkten ulaşabilirsiniz! 🌟
02/05/2026
Anda Liderlik Gelişim Programı; kurum içindeki liderlerin yalnızca iş sonuçlarına odaklanan yöneticiler değil, aynı zamanda insan odaklı, farkındalığı yüksek ve dönüşüm yaratabilen koçvari liderler haline gelmelerini hedefler.
Bu program; liderliğin kendini tanımakla başlayan, ekiple kurulan ilişkilerden karar alma biçimlerine ve kurum kültürüne kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm yolculuğudur.
Amaç; liderlikte “yapmak”tan çok “olmak” halini geliştirmek ve bu sayede hem bireysel hem kurumsal etkiyi sürdürülebilir kılmaktır.
�Koçvari liderlik dönüşüm yolcuğu ile rehberlik eden değil, eşlik eden bir liderlik anlayışını birlikte deneyimliyoruz.
✨ Bu yolculukta neler var?
Keşif; önce kendi yolculuğuna
Anlam; bilginin deneyimle buluştuğu An
Dönüşüm; farkındalığın eylemle buluşma hali
ANDA ile liderlik; yol arkadaşlığına dönüşüyor. 💫
👉 Ön kayıt ve detaylı bilgi için biyografideki bağlantıyı inceleyebilirsiniz.
�
�
24/04/2026
ANTALYA OSB, KADIN İSTİHDAMI İÇİN YENİ DÖNEMİ BAŞLATTI
Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nin “Anneler Sanayide” projesi kapsamında, kadın istihdamını desteklemek ve nitelikli iş gücünü artırmak amacıyla hayata geçirilen Çelik Kaynakçılığı Kursu’nda yeni dönem başladı.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda 30 kadın kursiyer, yeni dönem eğitimlerine katılmaya hak kazandı.
Yeni dönemin birinci grubuyla yalnızca mesleki bir eğitim olan kaynakçılık eğitimi değil; aynı zamanda bütüncül bir yaklaşımla, kadınların farklı alanlardaki yetkinliklerini geliştirmeyi hedefleyen bir süreç yürütülüyor.
Bu kapsamda, Anda Eğitim ve Koçluk olarak akreditasyonlu bir koçluk aracı olan “Benim Hikâyem” Atölyesi ile katılımcılarla buluştuk.
Hayatlarını yeniden inşa eden kadınlarımız, bu süreçte; eğitim öncesinde kim olduklarını, bugün neyi fark ettiklerini ve gelecekte nereye varmak istediklerini netleştirerek, vizyon haritalarının ilk eylem adımlarını planladılar.
Sahada aldığım geri bildirimler ve katılımcıların gösterdiği azim, iş dünyası ve firmalarımız için son derece kıymetli bir değer yaratıyor.
Kadınların üretim hayatındaki yerinin güçlenmesini hedefleyen bu anlamlı projenin mimarları başta AOSB Başkanı Hasan Ali Gönen, AOSB Müdürü İlhan Metin, Eğitim ve Kurumsal Gelişim Müdürü Sehel Serin Türk olmak üzere; ekip arkadaşları Eda Uzun, Emre Çınar Uğuzlar ve tüm kıymetli katılımcılara teşekkürlerimi sunarım.
Değer yaratan her anda birlikte olmak dileğiyle…
.yayla
22/04/2026
Kriz dönemlerinde liderliğin en zor kısmı dışarıyı yönetmek değil, içeriyi yönetmektir.
Artan belirsizlik, karar baskısı ve sorumluluk liderleri zorlayan en büyük unsurlar haline gelir.
Ama unutulmaması gereken bir gerçek var:
Liderin içsel duruşu, organizasyonun duygusal iklimini belirler.
Bu yüzden liderlik sadece strateji değil, aynı zamanda bir öz yönetim pratiğidir.
ANDA Kurumsal Eğitimler kapsamında liderlik programlarımızda bu alanı birlikte çalışıyoruz.
13/04/2026
Antik Yunan’ın Delfi Tapınağı girişinde yer alan “Gnothi Seauton – Kendini Tanı” yazıtı, yalnızca bir öğüt değil; insanın varoluşuna dair derin bir hatırlatmaydı.
Bu çağrı, insanın sınırlarını bilmesini, kendi doğasını olduğu gibi kabul etmesini ve en önemlisi kendisiyle sahici bir ilişki kurmasını öneriyordu.
Bu düşünce, modern çağda Wilhelm Schmid’in özellikle Kendiyle Dost Olmak adlı eserinde yeniden hayat buldu.
Schmid;
‘İnsan çoğu zaman en çok kendine karşı serttir’ der.
Oysa içsel huzur, kendini değiştirmekle değil kendinle dost olmakla başlar.
Delfi Tapınağı’ndan yükselen ses bugün hâlâ aynı:
Kendini tanı.
Ve onunla dost kalmayı öğren.