TBA The Turco-British Association BritishSchool

TBA The Turco-British Association   BritishSchool

Share

TBA British School;Türk-İngiliz Kültür Derneğinin uluslararası anao

Türk-İngiliz Kültür Derneği Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık arasındaki kültür ilişkilerini geliştirmek amacıyla kurulmuş, bir Eğitim ve Kültür Merkezidir. Türk-İngiliz Kültür Derneği / The Turkish-British Association (TBA)
Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık arasında ikili Kültür anlaşması ile T.C. İçişleri Bakanlığı’na tabi olarak 1951 yılında kurulmuş bir Dernek’tir.

İngiliz K

31/12/2018

Yenı yılın size ve tüm sevdiklerinize sağlık, mutluluk, huzur, barış, başarı, sevgi ve huzur getirmesini dileriz.
Mutlu yıllar!...
TBA Türk-İngiliz Kültür Derneği

01/11/2018

-10 Yıl Sonra Nasıl Bir Dünyada Yaşıyor Olacağız?
Şu anda bile yaşam çok zor.

Genel olarak yaşam: Sıkıntılı, stresli ve kişiden çok şey bekliyor. İnsanlar ekonomik ve politik olarak kendilerini güvende hissetmiyorlar. Yeryüzünde sürekli artan çok fazla ekolojik problemler var.

Daha bireysel düzeyde yaşam: Gittikçe daha suni, dijital dünyadan dolayı daha yalnızlaşarak, aileye daha az zaman vererek.

Ve yaşamamızın anlamı çocuklarımız için yaşam: Aslında yaşamları çalınmaya başladı bile çocukların, yeterli oyun yok yaşamlarında, yeterli zaman yok aileleriyle, televizyon ya da bilgisayar önünde yalnız yemek yemek, tabiat ile haşır neşir olamamak. Gerçek bir yaşamda değil, birçok tehlike içinde, buna internet de dahil.

Bunlar sadece bir kaç tane; listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz ve bu listeyi istediğiniz, öngörebileceğiniz bir sayıyla çarparsanız, on yıl sonra dünya nasıl olur bulabilirsiniz?

Sonuç çok korkutucu...
Bu nedenle çocuklarımıza karşı okul ve aile olarak çok büyük sorumluluklarımız var...

-Yarının Dünyasına Çocuklarımızı En İyi Nasıl Hazırlayabiliriz?

Çocuklar bu dünyaya mutlu olmak, ayaklarının üzerinde durmak ve yaşamlarını istedikleri gibi kullanmak üzere geliyorlar. Yeterince zamanları, bilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri bir sistemleri ve bu bilgi ve becerileri kullanabilecekleri sosyal ve yaratıcı bir ortamları olmalı ki, yaşamları anlamlı olsun.

Onlar kendi içlerinde mutlu olmalı; eğer bir çocuk sağlıklı büyürse, fiziksel olarak, zihinsel olarak, duygusal olarak ve akademik olarak sağlıklı büyürler ise; yaşamda başarılı olmanın yanında, kendi ayakları üzerinde durarak mutlu olabilecekleri (dünyanın çok sorunu var ama mutlu olabiliceği) tüm araçlara sahip olmuş olurlar...

Çocukları bu biçimde kim büyütecek?
Aileler çocuklarda bu sağlıklı alanları oluşturmakta en önemli unsurdur. Kesinlikde en büyük ödülü alanlar da onlar olacaktır, çünkü çocuklarıyla zaman geçirmek, onları sevmek ve dolayısyla sevilmek...

Bir aile olarak çocuğunuza zaman ayırmak, sevginizi vermek, limitleri belirlemek ve birlikte yaşamın tadını çıkarmak... İnanılmaz, harika...

-Neden TBA British School Çocuğunuzu Geleceğe Hazırlamada En İyisi?

TBA British School baştan itibaren çocuklar için dizayn edildi; çocuklara çocuk olma şansını veren, oyun oynama şansını veren; aynı zamanda harika geçen çocukluk dönemlerinde onları strese sokmadan bir çok öğrenme fırsatı verme konusunda ailelere yardım etmek üzere kuruldu.

TBA British School’un öğrencilerinden beklentisi çok yüksek; ancak bu beklenti öncesinde çok ayrıntılı düşünülmüş bir plan çerçevesinde müfredattaki bilgileri ve öğrenmede yaşamda gereken becerileri her bir çocuğa ihtiyacı çerçevesinde nasıl vereceğini ve çocuklara verilenleri kullanacağı ortamları sunarak uygulama şansı yaratmaktadır.

TBA British School’da çocuklar aktif öğreniciler (geleneksel okullardaki gibi pasive alıcı ve unutucu değil) ve anlamlı, beş duyularıyla katıldıkları aktivitelerle üst düzey, derin öğreniciler... Matematikte, fende, sosyal bilgilerde, Türkçe’de...

Ve yabancı diller...
Bir çocuğun 2-3-4 yabancı dil öğrenme şansı... Onlar yapabilirler... Immersion learning ile (algılama yoluyla)

TBA British School ; her çocuk farklıdır, ihtiyacları da farklıdır prensibiyle kuruldu (bu suni bir söylem olarak, sadece broşür ve web sitesinde söylenen bir şey değil). Bu nedenle TBA British School “Individualized Learning” (Bireyselleştirilmiş öğrenme) sistemini deniyor, oluşturmaya çalışıyor ki; bu sistem her çocuğun gereksinimini bireysel olarak karşılayabilecek bir yöntem. Baskı, zorlama yapmadan

(Araştırmalara göre stres çocukların öğrenmelerini ve beceri kazanmalarını engelliyor)

Böylece öğrenciler TBA British School’dan mezun olduklarında ihtiyaçları olan araçları ve becerileri alarak uzun vadede geleceğe hazır olurken; süreçte de:

Çocuk olmalarına fırsat vererek,
Fiziksel,zihinsel,duygusal ve ruhsal olarak sağlıklı,
Harika bir çocukluk geçirmeleri,
Kendi içlerinde mutlu olmaları,
21,yüzyıl becerilerine kolayca uyum sağlamaları ve hayata hazır olmaları,
Ve her şeyden daha önemlisi KENDİLERİNİ İYİ HİSSETMELERİ…. Temel Mottomuzdur

------What Will The World Be Like Ten Years From Now?

Life is difficult even now.

Life is difficult even now. Life in general is dreary, stressful and expects a lot from a person. People do not feel safe economically and politically. The World is increasingly facing many ecological problems.

Life on a more personal level: By living in a more factitious life, spending less time with the family, isolation due to the digital world.

And the meaning of our life, life for our children: In fact, children’s lives have already started being stolen, there is not enough time for playing in their life, not enough time with their family, eating alone in front of a television or a computer, not experiencing enough of nature. They don’t live in the real world, they live in a digital world, including the internet.

These are just a few examples, you can add a lot more onto the list, and if you multiply this list with your own numbers then you can guess how the World will be in the next ten years.

The scenario is worrying...
Hence we have big responsibilities to our children as a school and family...

29/10/2018

Sayın Velimiz,
Çocuklarimizla beraber, Tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 29 Ekim 1923 den bugüne; Cumhuriyetimizin ilaninin 95.yıl dönümüne ulaşmanın coşku ve heyecanını yaşarken,Türkiye Cumhuriyetimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hedeflediği çağdaş medeniyetler seviyesine çikarmak ve bizden sonraki nesillere teslim etmenin en büyük görevimiz olduğunun bilincindeyiz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Saygılarımızla

TBA Türk-Ingiliz Kültür Derneği Lara - Since1951

20/10/2018
TBA The Turco-British Association   BritishSchool 20/10/2018

TBA The Turco-British Association BritishSchool Türk-İngiliz Kültür Derneği Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık arasındaki kültür ilişkilerini geliştirmek amacıyla kurulmuş, bir Eğitim ve Kültür Merkezidir. TBA British School;Türk-İngiliz Kültür Derneğinin uluslararası anao

12/10/2018

Anneye Bağımlılık, Ayrılma Güçlüğü ve Okul Korkusu

Bazen biz anneler çocuklarımızı kendimizin birer uzantısı gibi görürüz. Onları biz doğurduk, bizim eserimiz olmalı... bizim gibi düşünmeli, bizim gibi hissetmeli... “Bağımsız, özgüven sahibi bir çocuk olsun” deriz, bireyselliğini destekler gibi görünürüz ama farklılaşmaya çalıştığında hemen tepki gösteririz. Onlar için her zaman en doğrusunu biz biliriz sanırız, “onun iyiliği için” deriz. Benden daha iyi kimse bakamaz çocuğuma diye düşünürüz... Babalardan hiç çocuğuyla ilgilenmiyor diye hep şikayet ederiz ama babalara bebeği iki saat emanet edemeyiz. Hatta bazen abartıp “çocuğum en çok beni sevsin” isteriz... Bütün bunların altında yatan asıl neden, belki kendimizin bile farkında olmadığı, belki de tamamen bilinç dışında hissettiğimiz, çocuklarımızın bizden kopuşunun getirdiği dayanılmaz acı ve buna bir şekilde karşı koyma isteğimizdir...
Bebeğimiz başkasının kucağında olduğunda içimiz bir “cızz” eder.. şöyle boğazımızdan karnımıza doğru inen tanımlayamadığımız bir duygu....
“Hayır elimi bırak, ben kendim merdivenden ineceğim” dediğinde...
Yuvanın kapısında “bay bay anne” deyip arkasına bile bakmadan arkadaşlarına koştuğunda da aynı cızz...
O yıl okulun ilk günü için artık anne-babanın gelmesini istemediğinde...
İlk kız arkadaşıyla tanıştırdığında..
Tatilini arkadaşlarıyla geçirmek istediğini söylediğinde de...
Yurt dışında okumaya gitmek istediğinde de aynı cızz...
Ayrılıklar hayat boyu yaşanır. Ama ne kadar “rahat” yaşanır, işte bu büyük oranda annenin elinde... Anne çocuğun kendisinden ayrılması için önce kendisinin buna izin vermesi gerektiğini anlamalıdır. Ayrılamayan çocuk söz konusu olduğunda, anne çocuktan ayrılamıyor demektir. Annelerin kabul etmesi ne kadar zor olsa da bu tartışmasız bir gerçek. Fakat annede bir kez bu farkındalık oluştuğunda problemin büyük bir kısmı hallolmuş demektir.
Bağımlılık konusunun oluşumunu biraz daha açalım: Bebekler dünyaya geldikleri andan itibaren anneye (annenin yokluğunda kendisine bakan kişiye) bağlanmaya başlarlarBu bağlanmanın güvenli veya güvensiz oluşunu annenin bebeğini sevip kabul etmesi,bebeğin gelişim dönemlerine göre ihtiyaçlarına (fiziksel ve duygusal) tam olarak cevap verebilmesi belirler. Böylece bebek ihtiyaçları karşılandıkça yavaş yavaş kendisini güvende hissetmeye ve kendisini anlayan, ihtiyaçlarını karşılayabilen anneye sağlıklı bir şekilde bağlanmaya başlar. Artık dünya o kadar da tahmin edilemez bir yer değildir. Böylece çocukta dünyaya, çevresine ve insanlara karşı “temel bir güven duygusu” oluşur. Ne de olsa annenin kendisiyle kurduğu sağlıklı ilişki bebek için diğer ilişkilerinin temelini oluşturacak olan bir şablondur. Anneyle güvenli bağlanma ve sağlıklı ilişki bütün yapı taşlarıyla oluşamadığında (çeşitli faktörler dolayısıyla-annenin depresyonu, bebeğini ve anneliğini tam olarak kabul edememesi, bebeğin ihtiyaçlarına cevap verememesi, vs..) çocukta temel güven duygusunun oluşması zor olur. Dünyayı tahmin edilemez, belirsiz, güvensiz ve tehlikelerle dolu bir yer olarak görür. İlişki şablonu sağlıklı olmadığı için anne yanında değilken çocuk kendisini çırılçıplak tehlikede hisseder. Ayrıca bu duygunun kaynağında annenin bilinçli veya bilinçdışı etkileri çok önemlidir. Anne çocuktan uzak kaldığında çok kaygılı olduğu için çocuk bunu elbette ki hisseder (en çok da ayrılık saniyesinde), demek ki korkacak bir şey var diyerek anneden ayrı kalmak her anlamda kendisini huzursuz eder. Aklı annede kalır, ortama konsantre olması, yeni deneyimlerin tadını çıkarması mümkün olmaz. Yani anne ayrılamaz, böylece çocuk ayrılamaz, çocuk anneden kopamadıkça anne daha çok kaygılanır, çocuk bu duyguyu hisseder daha çok kaygılanır. Bu karşılıklı bağımlılık ilişkisi kısır döngü şeklinde devam eder.
Öte yandan ayrılma meselesiyle ilgili başka bir başka kısır döngü de şöyle yaşanabilir: Bazı anneler hem “çocuğuma en iyi ben bakabilirim, benden başka kimse bakamaz” diye yanlarından ayırmazlar ve çocuğu kendilerine bağımlı yaparlar; hem de zaman zaman bu bağımlılık onlara çok fazla gelir (çünkü çocuğu bile olsa bağımlılık duygusu insana ağır gelir), o zaman da “yeter artık” diye çocuğu itmeye başlayabilirler-duygusal anlamda bir itmeden sözediyorum. Fakat daha sonra anne bu itme davranışıyla ilgili bir suçluluk duygusu yaşamaya başlar. Bu sefer de çocuğun sevgisini kaybetme korkusuyla onun her dediğini yapar olur. Böylece çocuk sınırlarını yitirmeye başlar ve bir duygu karmaşasına kapılır. Annesi kendisini istiyor mu, istemiyor mu; seviyor mu sevmiyor mu tam olarak anlayamaz. Sonuçta annenin sevgisini kazanabilmek ve ilgisini taze tutabilmek için her türlü davranış problemini sergilemeye başlar. Bu durumda anneden ayrılmak, anne gözünün önünde olmadığında çocuk için adeta anneyi kaybetmek anlamına gelir. Bu da çocuğu anneye daha da bağımlı yapar. 3 yaşındaki çocuğundan hiç ayrılmamış bir anne için yuva zamanına kadar hiç sorun yokmuş gibi görünebilir. Fakat yuva zamanı, hatta okul zamanı gelip çattığında ayrılma meselesi “okul korkusu veya okul fobisi” dediğimiz çok ciddi bir problem haline gelebilir. Ayrılık vakti geldiğinde çocukakıl almaz davranışlar sergiler; ağlar, bağırıp, tepinir veya okula gitmemek için karın ağrısı, hastalık gibi çeşitli bahaneler geliştirir, hatta gerçekten ateşi yükselir, midesi bulanır, kusar, vs..
Tüm bu olumsuz tabloyu aşabilmek için annenin –yukarıda da belirttiğim gibi- kendi ayrılma kaygı ve korkularının ve suçluluk duygularının çocuğunu kendisinden ayırmasına izin vermediği konusunda farkındalık geliştirmesi problemin çözümü için oldukça iyi bir başlangıçtır. Ciddi ayrışma problemlerinde anne kaygılarının ve belki de depresyonunun üstesinden gelebilmekle ilgili olarak bir terapi alabilir.
En baştan itibaren ufak ayrılıklara alışmak gerekir. Bebeğin ilk yoğun bakım ayları geçtikten sonra anne yavaş yavaş bebeğini başkalarına emanet etmeye başlamalı ve başkalarına güvenmeyi öğrenmeye çalışmalıdır. Ayrılma korkusu oluşmuş çocuklarla belki yarım saatlik minik ayrılıklarla başlanabilir. Çocuğun annenin rahat bir şekilde bay bay deyip gülümseyerek çıkıp gittiğini ve daha sonra geri geldiğini defalarca tecrübe etmesi gerekebilir. Çocuğun emanet edildiği kişiye veya yuvaya güveni arttıkça ve anneden ayrı tek başına varolabildiğini gördükçe ayrı kalınan süre uzatılabilir. Bağımlılık riski olan çocukların ilkokul vaktine kadar beklemeden yuvaya gitmesi işleri kolaylaştırır. Yuva olsun, okul olsun anne-babanın okula gidilmesi konusunda net ve kararlı olması, ne olursa olsun mutlaka yuvaya/okula götürmesi önemlidir. Bu aşamada annelerin bir uzman desteği almaktan çekinmemesi gerekir.
Terazinin bir kefesinde “anne bay bay” deyip yuva öğretmenine koştuğunda hissettiğimiz ayrılık acısı, diğer kefesinde çocuğumuz rahat rahat ayrılabiliyor, artık kendi ayaklarının üzerinde durabiliyor diye hissettiğimiz buruk sevinç...
Ayrılmanın ve ayrışmanın tatlı acısıdır belki de anneliğin temel dileması..

Muhteşem Yıldız Özder
Aile Terapisti&Psikolojik Danışman

www.tbabritishschool.com

Photos 09/10/2018
Photos 08/10/2018

Want your school to be the top-listed School/college in Antalya?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Address


Antalya
07100

Opening Hours

Monday 07:00 - 19:00
Tuesday 07:00 - 19:00
Wednesday 07:00 - 19:00
Thursday 07:00 - 19:00
Friday 07:00 - 19:00
Saturday 08:00 - 19:00