Öğrenci Koçu Sevim Göksu

Öğrenci Koçu Sevim Göksu

Share

Eğitim şart

Photos 20/09/2017

Okulsuz Eğitim İçin Başlangıç Kılavuzu

Bir ebeveyn olarak bana en çok sorulan soru okulsuz eğitim ile ilgili. Ve zaten bir ebeveyn olarak, diğer ebeveynlere okulsuz eğitimden daha fazla önerdiğim hiçbir şey de yok.

Okulsuz eğitim, diğer eğitim metotları ile karşılaştırıldığında çok daha fazla özgürlük sunan bir eğitim felsefesidir. Okulsuz eğitim çocukları, bildiğim her şeyden daha fazla, belirsiz ve hızla değişen bir gelecek için hazırlar. Eşim ve ben birkaç yıldır 4 çocuğumuzu da okulsuz eğitim sistemi ile yetiştiriyoruz.

Okulsuz eğitime gönülden inanmama rağmen bu konuda daha önce hiç yazmadım, çünkü bu konu ile ilgili tüm cevapları kesinlikle bilemiyorum. Hiç kimse de bilemez zaten.

Okulsuz eğitimin güzel tarafı zaten bu cevapları arama sürecidir. Eğer tüm cevapları bilen birisi olsaydı, bu arama süreci de olmazdı. Okulsuz eğitimi tercih eden ebeveyn ve çocuklara söyleyebileceğim tek şey, cevap arama sürecinin eğlencenin kendisi olduğudur.

Ama yine de kendimi zorlayarak bazı sorulara cevap vermeye çalışacağım: Okulsuz eğitim nedir? Neden okulsuz eğitim vermelisiniz? Bugün bu konulardan konuşacağız.

Okulsuz Eğitim Nedir?

Öncelikle, ev okulunun bir çeşididir. Ama kurumsal eğitim ile karşılaştırma dışında bu soruya verilebilecek uygun bir cevap yoktur. Okulsuz eğitim vermenin sadece tek bir tür yolu yoktur ve okulsuz eğitim veren insanların çoğu bunu değişik nedenlerle ve değişik metotlarla yaparlar.
Yine de işte benim okulsuz eğitim tanımım (kurumsal okullarla karşılaştırmalı olarak):
▪Okullarda belirli konularda dersler varken, okulsuz eğitimde yoktur.
▪Okullarda öğretmenler ve okul yönetimi tarafından belirlenen hedefler varken, okulsuz eğitimde çocuk kendi hedefini kendisi belirler.
▪ Okullarda bilgi öğretmenden öğrenciye doğru verilirken, okulsuz eğitimde öğrenci kendisi öğrenmektedir.
▪ Okullarda öğretim bir takım kitaplar ve materyallerle yapılırken, okulsuz eğitimde her türlü yolla öğrenmek mümkündür: araştırmaları sonucu buldukları kitaplar, internetteki bilgiler, kardeşler veya anne-baba, açık hava gezileri, müzeler, öğrenmek istedikleri konuda uzman olan kişiler ve diğer tüm kaynaklar.
▪ Okul yapılandırılmıştır ama okulsuz eğitim caz müziği gibidir. Doğaçlama olarak gelişir ve öğrenci değiştikçe, o da değişir.
▪ Okulda öğrenciler yönergeleri izlemeyi öğrenirler, okulsuz eğitim öğrencileri ise kendileri için düşünmeyi ve kendi kararlarını vermeyi öğrenirler.
▪ Okullarda öğrenciler, yöneticilerin belirlediği tempoda öğrenmek zorundadırlar; okulsuz eğitimde ise öğrenci kendi hızında öğrenebilir.
▪ Okulda öğrenme belirli zamanlarda ve sınıfta gerçekleşirken okulsuz eğitimde öğrenme her an gerçekleşir ve öğrenme fiili ile günlük yaşam arasında bir bölünmüşlük yoktur.
Burada hemen bir konuyu vurgulamak istiyorum: Okulsuz eğitimde, hayatın kendisi okuldur. “Okula gitmek” diye bir kavram yoktur… Her an bir şeyler öğrenilir.
Okulsuz eğitimde öğrenciler, sizin benim gibi, yetişkinlerin öğrendikleri şekilde öğrenirler: İlgileri olan şeye yönelirler, kendi kendilerine nasıl öğrenebileceklerini bulurlar, kendileri değiştikçe bulacakları metot da değişir, bulabildikleri tüm kaynakları ve öğrenme materyallerini kullanırlar, merak hissi ile harekete geçerler ve merak ettikleri hususa ilişkin uygulamalar yaparlar. Yani bir kişinin onlara bu hususun önemli olduğunu söylemesi gerekmez.
Bu öğrenme şekli serbest çalışan bir yazar, bir girişimci ve bir ebeveyn olarak benim de öğrenme şeklimdir. Ve çocuklarımız yetişkin olduklarında, onlar da böyle öğrenecekler. Neden onların şu anda da böyle öğrenmelerine izin vermeyelim?
Neden Okulsuz Eğitim?

Haydi okulun ne işe yaradığını düşünelim: Çocukları gelecekteki mesleklerine (ve hayata) hazırlar, ki bu gelecek bir 10 yıl veya daha da fazla uzaktadır. Şimdi bir on yıl ve hatta daha da uzun bir süre sonraki geleceği düşünelim: Kaçımız 13 sene sonra hayatın bugünkü gibi olacağını düşündü? Dünya üzerindeki ekonomik durgunluğu, değişen iş piyasasını ya da akıllı telefonlar, iPad, elektronik kitap okuyucuları gibi teknolojik aygıtların bu kadar yaygın kullanılacağını öngörebilir miydik? Ve bu sadece bir başlangıç.
Çocuklarımızın geleceğinin nasıl olacağını tahmin bile edemiyorken, onların geleceğe hazırlanmak için neler öğrenmeleri gerektiğini bugünden nasıl bilebiliriz? Aslında biz onları yarının mesleklerine değil, bugünün mesleklerine hazırlıyoruz. Okul çocuklara, gelecekte hiç de ihtiyaç duymayacakları bir takım bilgiler ve beceriler öğretir.
Okulsuz eğitim ise farklı bir yaklaşım getiriyor: Çocuklar kendi kendilerine öğrenmeyi, kendilerine öğretmeyi öğrenebilirler. Eğer kendine kendine öğrenmeyi ve kendine öğretmeyi bilebiliyorsan, işte o zaman geleceğe hazırlıklısın demektir. Eğer gelecekte bildiğimiz şeyler geçersizleşirse, kendine kendine öğrenmeyi öğrenmiş olan kişi, gelecekte kullanımda olan her ne ise onu öğrenmeye hazır olacaktır. Sadece bir öğretmenden öğrenmeye alışmış kişi ise kendisine öğretmesi için bir öğretmen arayacaktır
Okulsuz eğitimi tercih etmek için diğer nedenler:
▪ Okulsuz eğitim, girişimcilerin öğrenme yöntemidir. Okullarda çocuklar talimatları takip etmek üzere eğitilirler, tıpkı iyi çalışanlar (işçiler, memurlar vs) gibi. Girişimciler ise ne öğrenmeleri gerektiği konusunda sorumluluklarını yüklenirler ve kendi kararlarını kendileri verirler ve bilinmeyen sularda gezerler. Okulsuz eğitim çocukları robot olmak yerine girişimci olmaya hazırlar.
▪ Okulsuz eğitim çok daha doğaldır. Kitlesel okul sistemi çok modern bir buluştur (çevirenin notu: 190 yıllık bir geçmişi vardır. Yani Türkiye’de dedelerimizin dedesi, bizim bildiğimiz anlamda okullarda okumamışlardır.). Dolayısıyla modern okul sistemi, insanlık tarihindeki öğrenme yöntemi değildir, ki bunlar gibi insanlar da modern okul sisteminden çıkmamıştır: Leonardo DaVinci, Leo Tolstoy, Amedeus Mozart, Albert Einstein ve Benjamin Franklin.
▪ Okulsuz eğitim daha özgürdür. Okul yapısı, kararların kendileri adına alınmasını seven insanlar için uygundur. Ama eğer siz kendi kararlarınızı kendiniz vermek istiyorsanız ve güncel ihtiyaçlarınızı karşılayacak şeylerle ilgileniyorsanız, daha fazla özgürlük talebiniz olacaktır.
▪ Bizler de çocuklar ile birlikte öğreniriz. Çocuklar okulda iken ebeveynler öğrenme sürecinin dışında kalırlar ve çocuklarının eğitiminin sorumluluğunu öğretmenlerin almasını isterler. Ama okulsuz eğitimde siz de çocuğunuzla birlikte öğrenirsiniz. Öğrendiğim en önemli şey de öğrenmeyi öğrenmek. Her çocuk için, öğrenmenin en iyi yolunun ne olduğunu, insanların nasıl öğrendiğini birlikte öğreniyoruz.
▪ Öğrenmek sınırsızdır, sonsuzdur. Okullarda öğrenme, sınıflar ve ev ödevleri ile sınırlandırılmıştır. Sonrasında çocuklar öğrenmeyi durdurabileceklerini, oyun oynamaya gidebileceklerini ve gerçek hayata karışabileceklerini düşünürler. Sanki öğrenmek sıkıcıymış ve sanki bunu sadece zorunda oldukları için yapıyorlarmış gibi… Ama okulsuz eğitim öğrencileri, öğrenmenin gün boyu, her gün ve ne yaparsanız yapın gerçekleşebileceğini bilirler. Eğer bir okul kitabı okumuyorsanız, bu öğrenmemekte olduğunuz anlamına mı gelir? Oyun oynarken, bir kır yürüyüşü yaparken ya da yabancılarla konuşurken bir şeyler öğreniyor olamaz mısınız? Peki ya akşam yemeği pişirirken, bozuk bir musluğu tamir ederken ya da kumdan kale yaparken bir şeyler öğrenmeye ne dersiniz? Bilgi her yerdedir ve öğrenmek eğlencelidir! Bu da okulsuz eğitimin bize öğrettiği temel şeydir. Okulsuz eğitimi tercih etmek için daha başka nedenler de vardır elbette ve herkes kendi nedenlerini bulacaktır. Bunlar sadece benim okulsuz eğitimi tercih nedenlerimden bazıları.
Okulsuz Eğitim Nasıl Verilir?

İşte bu da işin zor kısmı, çünkü bunu yapmak için tek ve doğru bir yol yok. Ve okulsuz eğitime başlamak isteyen ebeveynler her zaman ama her zaman, bunu nasıl yapacaklarını bilmek istiyorlar. Biz bunu yaptık ve dürüstçe söylemek gerekirse hala cevabı bulmaya çalışıyoruz.
Neden bu sorunun cevabı yok? Çünkü her çocuk farklıdır. Herkesin değişik ihtiyaçları, ilgi alanları, yetenekleri, hedefleri ve ortamı vardır. Eğer insanlar size hayatınızı yaşamanız, mesleğinizi yapmanız için sadece tek bir yolunuz olduğunu söyleselerdi? Bundan kesinlikle nefret ederdiniz, çünkü bu özgürlüğünüzü ve aynı zamanda işin bütün neşesini de elinizden alır.
Okulsuz eğitimin nasıl olacağını anlatmak, bu konudaki tüm özgürlüğünüzü ve bu işten alacağınız zevki yok etmek olur. Bu konudaki sorular, konunun bizatihi kendisidir ve bulduğunuz cevaplar da işin eğlenceli kısmıdır.
Ama yine de başlangıç için size fikir vermesi ve sizin konuya yaklaşımınızı şekillendirebilmeniz adına bizim okulsuz eğitimi nasıl verdiğimize ilişkin bazı fikirler vereceğim:
▪ Üniversite heveslisi. Bizim 16 yaşındaki oğlumuz üniversiteye gitmek istediğine karar verdi. Şu anda kendi kendine SAT sınavına hazırlanıyor (çevirenin notu: bizim üniversite giriş sınavlarımıza denk bir sınav). İnternet üzerinden ücretsiz üniversiteye hazırlık kursu alıyor ve seçtiği konular üzerinde üniversite tarzı yazı ödevleri yazmaya çalışıyor Ayrıca programlama ve 3 boyutlu (3D) animasyon gibi ilgisini çeken konuları kendi kendisine öğreniyor ve gitar çalıyor.
▪ Origami ustası. 13 yaşındaki kızımız matematiği iyi olsun istiyor. Bu nedenle Khan Academy’den matematik kursu alıyor. Ayrıca origami yapıyor ve bilezik örüyor ve gençlik romanları ile çizgi romanlar okuyor ve piyano çalıyor, parka gidip basketbol oynuyor ve yemek pişirmeyi öğrenmeyi seviyor.
▪ Kurtlar ve sihirbazlar. 8 yaşındaki oğlumuz kurtlar hakkında okumayı seviyor ve sık sık bir kurtmuş gibi davranıyor. Ayrıca bazen bir sihirbaz veya kurt adam oluyor. Oyun oynamayı ve bizimle kitap okumayı ve hikayeler uydurmayı ve resim çizmeyi seviyor. Matematikte oldukça iyi ama biz onunla pek de fazla matematik çalışmıyoruz.
▪ Kaleler ve restoranlar. 6 yaşındaki kızımız kendisine kitap okunulmasını seviyor. Henüz kendisi okuyamıyor olsa da oyun yoluyla ve bizimle birlikte kitap okuyarak, okumayı öğreniyor. Matematikten hoşlanmıyor ama oyun oynarken matematik de yapıyoruz. Kaleler ve sanat eserleri yapıyor ve açık havada oynamayı ve bir restoran ya da mağaza sahibi gibi davranmayı seviyor.
▪ Soruların gücü. Çocuklar bir soru sorduğunda, bu bir şeyi öğrenmek için fırsat anlamına gelir Çocukların sorusuna cevap bulmak için birlikte araştırma yapıyoruz ya da o konuda bir kitap bulmak için kütüphaneye gidiyoruz.
▪ Tanıdığınız insanlar inanılmaz birer bilgi kaynağıdır. Eğer çocuğunuz aşçı olmak istiyorsa kendisi aşçı olan veya bir restoran sahibi olan bir tanıdığınıza götürebilirsiniz. Eğer çocuğunuz bir iPhone oyunu yaratmak istiyorsa, onu programcı biri ile tanıştırabilirsiniz. Eğer çocuğunuz bilime meraklı ise onu deniz biyoloğu bir tanıdığınızla görüştürebilirsiniz vs vs. Çocuğunuzu, ihtiyacını karşılayacak insanlarla irtibata geçirin.
▪ Oyunlar en iyi arkadaşınızdır. Her tür oyunu oynayın. Oyun esnasında neyi öğrendiklerini kafanıza takmayın. Oyun oynarken eğlenecekler ve bu sırada hayatın ve dolayısıyla öğrenmenin de oyun olabileceğinin farkına varacaklar.
▪ Eğlenceli projeler. Sanat ve bilim projeleri üzerinde çalışmak çok eğlenceli olabilir.
▪ İlgi takibi: Eğer çocuk bir şeyle ya da konuyla ilgileniyorsa, çocuğa onunla nasıl oynanabileceğini veya nasıl o konuda daha fazla bilgi edinebileceğini göster.
▪ Okuldan arındırma. Eğer okulsuz eğitimde yeniyseniz ve çocuk bir süre okula gittiyse, bir süre için okuldan arındırma yapmak iyi olabilir. Yani bir süre için (birkaç ay veya hafta) eğitim ve öğretimi rafa kaldırın. Böylece çocuğun ve tabii sizin de kurumsal okul zihniyetinden uzaklaşmanız mümkün olabilir, ki aslında bu çok zor bir süreçtir, çünkü okul terimleri ile düşünmek üzere eğitilmişizdir. Üretici öğretmen ve öğrenciler olmamız gerektiğini ve okulun belirli bir şekilde olması gerektiğini ve eğer çocuklar bir etkinlikten bir şeyler öğrenmiyorlarsa, o etkinliğin değersiz olduğunu düşünürüz. Bu tür düşüncelerin hepsi saçmalıktır elbette. Bu zihniyetten çıkabilmek için kendinize ve çocuğunuza biraz zaman tanıyın.
▪ Onlara gösterin, içindekileri açığa çıkarın. Çocuklara çeşitli uyaranlar vermeyi öğrenin. Evin her tarafında kitaplar ve dergiler bulunsun, ilginç şeyler hakkında gösteriler izleyin, kutu oyunları oynayın, sokağa çıkın ve şehrinizi tanıyın, değişik insanlarla tanışın, internette birlikte sörf yapın ve yeni şeyler keşfedin. Bu tür bir teşhir, çocukların yeni ilgi alanları keşfetmelerine yardımcı olur. İlk başta ilgilenmiyormuş gibi dursalar bile, bu tür teşhirler kendi kendilerine yeni şeyler keşfetmelerine olanak sağlar.
▪ Vakti geldiğinde öğrenin. En önemli şey, sizin için neyin işe yaradığını bulmanızdır. Değişik şeyler deneyin. Oynayın. Ellerinizle bir şeyler yapın. Dışarı çıkın ve bir şeyler yapın, insanlarla tanışın, yeni şeyler öğrenmenin keyfine varın. Eğlence, her zaman eğlence, eğlenceli olmadığı sürece asla ağır iş yok, hiçbir zaman zorlamayın, her zaman çocuğun size yaklaşmasını bekleyin.
▪ Sabırlı olun. “Sonuçları” hemen göremezsiniz. Çocuğunuz öğrenmenin eğlenceli olduğunu, her zaman ve çok çeşitli yollarla öğrenmenin mümkün olduğunu öğrendikçe, çocuğunuzda zamanla değişikler olacaktır. Ayrıca çocuğunuzun çalışmak ya da okumak istememesi gibi nedenlerle sinirlenebilirsiniz. Ama bunun yerine çocuğunuzun müzik yapmasına, taklit oyunları oynamasına, çizgi roman okumasına ya da dışarıda oynamasına izin verin.
▪ Güven duymak önemlidir. İlk başlarda bu biraz zor oluyor, ama çocukların çok az bir yol göstericilik ile kendi kendilerine öğrenebileceklerine ve eğer bir şeyle ilgileniyorlarsa o konuyu öğreneceklerine inanmak önemlidir. Hepimiz çocukların kendi kendilerine öğrenemeyeceklerini düşünüyoruz, ama öğrenebiliyorlar.


Çeviri: sormabulmadunyasi.blogspot.com
Kaynak: http://zenhabits.net/unschool/

Photos 20/09/2017

Çocuklar, yaklaşık 190 yıl önce Prusya’da, ulusu inşa edecek kurbanlar olarak seçildiler ve okullara kapatıldılar. Prusya’dan tüm dünyaya yayılan "zorunlu eğitim"in hapishaneleri milyarlarca insanı benzer süreçlerden geçirerek ıslah etti ve etmeye devam ediyor. Bir özgürleşme eylemi olması gereken eğitim, düşüncelerimizi ders kitaplarına ve birilerinin direktiflerine, bedenlerimizi sınıfların, okulların içine, sıraların arkasına hapsederek, sistemin talimatlarına göre yaşayan ve düşünen insanlar yarattı. Okullar öylesine benimsendiler, asıl işlevleri öylesine ört bas edildi ki, tüm aileler çocuklarının bu hapishanelerin gönüllü tutukluları olmaları için her yolu dener oldular. Ailelerin isteksiz olduğu durumlarda ise devlet üstüne düşeni yaptı.
Bu kitap, 190 yılını geride bırakan zorunlu kitle eğitimine karşı alternatifler yaratmanın çabasında olan kişilerin deneyim ve düşüncelerinden oluşmuştur. Her bir makale, eğitimin yeniden bir özgürleşme eylemine dönüşmesi için neler yapılabileceğine ve zorunlu kitle eğitimine neden karşı çıkılması gerektiğine dair önemli ipuçları sunarken, aile, otorite, devlet, eğitim, öğrenme, öğretmen, okul kavramlarını da farklı bir boyutta tartışmaya açıyor...

".Unutmamalıyız ki çocuk yetiştirme tarzımız her şeyden önce politik bir faaliyettir..."
Geraldine Lyn-Piluso, Gus Lyn-Piluso, Duncan Clarke

Eğer niyet yalnızca zorunlu eğitimin çürütücü etkilerinden kurtulmak değilse, şayet yaşam ciddi bir biçimde okulsuzlaştırılmak isteniyorsa, yapılacak en iyi şey gençlerin "eğitsel ihtiyaçlar", "öğrenme ihtiyaçları" ve onları “yaşama hazırlamak” gerektiği gibi söylemlere belli bir entelektüel şüpheyle yaklaşılmasını sağlamaktır...
Ivan Illich
******************
"Einstein deliliğin tanımını yaparken onun tekrar tekrar aynı şeyi yapmak ve farklı sonuçlar beklemek olduğunu söylemişti. Bu benim zorunlu eğitim üzerine düşünürken sık sık aklıma gelen bir önermedir..."
Matt Hern
****************
"Sağduyulu bir insan, bir çocuk için gelişmenin ve olgunlaşmanın en iyi yolunun günde altı saat, haftada beş gün, yılda on ay, gençliğinde ise yirmi yıl boyunca hapsedilmek olduğunu iddia edebilir mi?..."
Matt Hern
********************

"eğitim kendinde baskı kurma hakkını görür. Eğitim baskı altındaki kültürdür. Herhangi bir kısıtlılığın söz konusu olmadığı kültür ise özgür bir ilişki biçimidir..."
L. N. Tolstoy
**************
"Yaşama hakkının yanında en temel insan haklarından birisi de aklımızı ve düşüncelerimizi kontrol hakkımızdır... Bu hakkı elimizden alanlar kim olursa olsun, benliğimizin derinliklerine büyük ve kalıcı zararlar vermiş olur..."
John Holt
********************
"Bütün gün okuldaysanız, bir diktatörlük altında nasıl yaşanacağını öğrenirsiniz..." Okul zili çaldığında defterinizi kapatırsınız, izin almadan konuşamazsınız... Size günün altı saati boyunca ne yapacağınız, ne söyleyeceğiniz, ne düşüneceğiniz dikte edilir...
Grace Llewellyn
**********************
"Eğitimde reform" Çocukların beyinleri ve bedenleri bilimsel olarak kontrol edilirken, eğitim aygıtında, çocukların sıkılmasını ve uyuşmasını önleyecek bazı ıslahatlar yapmak anlamına gelir...
John Taylor Gatto
*************************
“…eğitim öğrenmenin zora ve tacize dayanan bir biçimidir ve örenme sürecine yapılan yıkıcı bir müdahale olmaktan öteye gidememiştir…”
Aaron Falbel

07/02/2017

Çocukları Yalan Söylemeye İten 5 Sebep ?

Çocuklar bazen ailelerine, arkadaşlarına, çevrelerine yalan söyleyebilirler. Yalan söylemeye başvurmalarında bazı durumların etkisi vardır. Peki çocukları yalan söylemeye iten o sebepler nelerdir?
1- Korku ve Cezadan Kurtulma
Çocukların yalan söylemelerindeki sebeplerin başında korku ve cezadan kurtulma gelmektedir. Derslerinde, sınavlarında başarısız olmaları durumunda ailelerinden tepki görmekten korkabilirler. Bu durumda da kurtuluşu yalan söylemekte bulurlar. Ailelerinin başarısızlıklarından dolayı ceza uygulayacağından korktukları için yalan atarak kendilerini korumaya çalışırlar. Anne ve babalar bu noktada çocuklarına daha bilinçli yaklaşmalıdırlar.
2- Sorumluluklardan Kaçma
Küçük yaşlardan itibaren çocuğun her işini ailesi yaptığı takdirde çocuklar kendilerine verilecek en ufak sorumlulukta yalan söyleyerek bu durumdan kurtulmaya çalışırlar. Anne ve babalar çocuklarına küçük yaşlardan başlayarak küçük sorumluluklar vermelidirler. Verilen bu sorumluluklar sayesinde çocuklar bir işi kendi başlarına yaptıklarında mutlu olma duygusunu öğrenirler. Bu sayede de ilerleyen yaşlarda sorumluluk alarak verilen görevleri tek başlarına yapmayı tercih ederler.
3- Beğenilmeme ve Eleştiri
Her birey çevresi tarafından beğenilmek ister. Çocukların yaptıklarını beğenmeyen ve her zaman mükemmel sonuçlar isteyen aileler çocukları yalan söylemeye sevk eder. Çocuklar da gelebilecek eleştirilere karşı kendilerini yalan söyleyerek rahatlatırlar.
4- Arkadaş Çevresi
Çocukları yalan söylemeye iten bir diğer etken arkadaş çevreleridir. Çevresinde yalan söyleyen kişilerin bulunması çocuğa bunun normal bir durum olduğu yönünde etki yapar. Anne ve babalar bu noktada arkadaşlarını iyi seçmeleri için çocuklarına yardımcı olmalıdır.
5- Baskı Yapma ve Şiddet
Baskı ve şiddet uygulayarak çocuklara doğruyu söyletmek onları yalan söylemeye iter. Yapılan bir davranış karşısında çocuktan ilk önce doğru söylemesini istemek ve doğruyu söylediklerinde ceza olarak şiddet uygulamak çocukların yalan söylemelerine sebep olur. Daha sonra çocuklar doğruyu söylediklerinde şiddete maruz kalacaklarını bildikleri için yalana başvururlar. Aileler çocuklarının yaptıkları yanlış davranışlarda onlara baskı ve şiddet uygulamak yerine, doğrusunun ne olduğunu anlatmalıdırlar.

Photos 31/01/2017

Çocuklarla Çok Zaman Geçirmek mi, Yoksa Verimli Zaman Geçirmek mi?

Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte birçok öğrenci tatil heyecanı yaşarken ebeveynler de çocuklarıyla nasıl vakit geçireceğini düşünmektedir. Bu dönem özellikle çalışan ebeveynler için zorlayıcı olsa da iyi bir planlama ile hem kendinizi yıpratmadan çalışmalarınıza devam edebilir hem de çocuklarınız ile vakit geçirebilirsiniz.
Peki, bu zaman nasıl planlanmalı? Önemli olan uzun süre vakit geçirmek mi, yoksa verimli vakit geçirmek mi? Çocukların ebeveynleriyle ilişkilerinde nitelik oldukça önemlidir. Bilindiği üzere eğitim ailede başlar ve çocukların birçok alışkanlığı aile üyeleri ile birlikteyken kazanılır. Bu bakımdan geçirilen zamanda yapılan etkinlikler bir amaca hizmet etmeli, dahası çocuğunuzun fizyolojik ve psikolojik gelişimine doğrudan katkıda bulunmalıdır.
Özellikle çalışan ebeveynlerin kısıtlı zamanları, her zaman iş yerinden izin alamamaları nedeniyle iyi bir planlama gerektirir. Unutmayın, birlikte zaman geçirmek demek, sadece aynı ortamda bulunmak demek değildir. İsterseniz bütün gün aynı ortamda bulunun, eğer ki çocuğunuzla aranızdaki ilişkiye doğrudan bir katkı yapıp onun sosyal gelişimini etkilemiyorsanız sağlıklı bir aile ilişkisinden bahsetmek mümkün değildir.
Peki, verimli zaman ne demek?
Başta da belirttiğimiz gibi öncelikle planlı olması gerekir. Yani, başlangıç ve bitiş zamanı belli, hangi amaca hizmet ettiği belirli, çeşitli etkinlikler içeren zaman dilimine verimli zaman diyebiliriz.
Mesela çocuğunuzla beraber onun odasını toplayabilirsiniz, onun en sevdiği oyunu ailece oynayabilirsiniz ya da beraber kitap okuyabilir, sonrasında onunla kitap hakkında konuşabilirsiniz. Bu tür etkinlikler çocuğunuzla beraber televizyon izlemekten ya da onu oynaması için parka götürmekten daha etkilidir.
Bu etkinlerin amacı; sorumluluk alma, paylaşım ve birbirinizi tanımaktır.
Çocuğunuzun sizinle paylaşımda bulunduğu zamanlar arttıkça size kendini duygusal olarak daha da yakın hissedecektir. Bu yakınlık zamanla hem aranızdaki güveni pekiştirecek hem de gerek okulda gerek arkadaşları ile ilgili yaşadığı sorunlarda size gelmesini kolaylaştıracaktır.

Photos 31/01/2017
Photos 27/01/2017

Az bile ...

Photos 17/01/2017

Ceza Vermeyin , Anlatın.
Çocuklar meraklıdır. Öğrenmeye açıktır. Keşfeder, ortalığı karıştırır ve bolca soru sorarlar. Hatta öyle ki birçok ebeveyn artık bu soruların sonunun gelmeyeceğini düşünmeye başlar.
Halbuki bu, çocukların kendini geliştirmeye açık olduğunun harika bir örneğidir. Sağlıklı olan, çocukların soru sorması, keşfetmek istemesidir. Bu noktada çocukların hem keşfetme isteğinin perçinlenmesi hem de daha da gelişmesi için çocukların sorularına mümkün olduğunca cevap vermeli hatta onları yeni sorular sormaya yöneltmeliyiz.
Çocuk, adı üstünde, birçoğumuz gibi hatta hepimizden daha fazla, keşfederken yanlışlara düşebilir dahası yanlışının yanlış olduğunu anlamayabilir. Ebeveynlerin burada yapması gereken onları doğruya yönlendirmeden önce, yanlışın neden yanlış olduğunu anlatmaktır. Yanlışın yanlışlığına inanmadıkları sürece çocuklar gerçek doğruyu benimseyemezler.
Örneğin yalan söylemesi… Çocuğunun yalanını yakaladığında birçok ebeveyn kızma, ceza verme yoluna gider. İşin kötüsü çocuğa yalanın doğuracağı kötü sonuçlar anlatılmazsa bir süre sonra ceza da işe yaramamaya başlar. Çünkü çocuk bu sefer “en fazla televizyon izlememe izin vermez, en fazla oyun oynamama izin vermez” gibi bir gözü karalığa bürünür ve aynı olumsuz davranışlara devam eder. Ceza sürekli tekrarlandığında caydırıcılığını kaybeden ve davranışı düzeltmeye yönelik olmayan bir uygulamadır.
Ceza vermek yerine yalanın doğuracağı güvensizlik gibi kötü sonuçlardan bahsedilirse çocuk yalanın kötü olduğuna ikna olur ve ceza almamak için değil gerçekten kötü olduğuna inandığı için yalan söylemekten vazgeçer.
Çocuklar meraklıdır, keşfetmeye açıktır. Ortaokul çağlarında sırf meraklarına yenik düşüp bağımlılık yapan maddeleri deneyebilirler, olumsuz davranışlar edinmelerine yol açacak ortamlara girebilirler. Unutmayın, bu merak duygusu çocukların kontrol ettiği ya da kontrol etmesini istediğimiz bir duygu değildir. Merakının üzerine gitmesi ama doğru ile yanlışı ayırt edebilmeyi öğrenmesini isteriz. Kötü alışkanlıklar ya da bağımlılıklar edinen bir çocuğa ceza vermek çoğu zaman işe yaramaz. Merakına yenik düşüp bir kez “sigara içmeyi deneyen” çocuğa sigaranın kötü olduğunu, sosyal hayatına ve daha da önemlisi doğrudan sağlığına vereceği zararları anlatmadığınız sürece tekrar deneyebilir.
Okul çağındaki çocuklar, günlük hayatlarında arkadaşlarını fazlasıyla örnek alırlar. Onlar gibi olmak isterler, onlara özenirler. Çocuğunuzun sınıf arkadaşlarını tek tek bilmeniz, okuldaki her bir çocuğun yetiştiği ortamı bilmeniz çoğu zaman mümkün değildir. Dolayısıyla ne kadar uğraşsanız da, güvenli bir fanus içinde yaşamayan çocuğunuzun karşısına olumsuz şeyler de çıkacaktır.
Ebeveynler olarak çocuğunuzun her bir yanlışında onu cezalandırmak yerine yanlış davranışların doğuracağı olumsuz sonuçları açıklamak, hem onun sağlıklı gelişimine katkıda bulunacak hem de başarılarına doğrudan etki edecektir.

Photos 14/12/2016

Sosyal Medya Çocukları Nasıl Etkiliyor?

Sosyal medya mecraları (Facebook, Twitter vb.)
günümüz yaşantısının olmazsa olmazları arasına girdi ve sadece yetişkinler için değil çocuklar için de vazgeçilmez bir hâl almaya başladı. Yapılan son araştırmalar bu durumun çocuklar üzerinde bazı olumlu etkileri olsa da olumsuz etkilerinin daha fazla olduğunu gösteriyor.
Amerikan Pediatri Akademisinin araştırması, özellikle ergenlik dönemindeki çocukların, tüm boş zamanlarını bu sanal dünyada harcadıklarını ve daha fazla vakit geçirebilmek için başka aktivitelerinden ödün verdiklerini gösteriyor.
Peki sosyal medyanın çocuklar üzerinde ne gibi olumsuz etkileri olabilir?
Çocuklar sosyal medya mecralarını kontrolsüz kullandıklarında bu alanda şiddete maruz kalabilirler. İnternet ortamındaki şiddetten kaçabilmeleri fiziksel bir şiddet olayından kaçmalarından daha zordur. Farklı hesaplardan hakarete uğrayabilir ve bu gibi olaylarla tek başlarına başa çıkamayabilirler. Buradaki şiddet, mağdur kişinin internet adresinden, adres defteri üzerinden çevresindeki insanlara yalanlar yaymak, nefret dolu mesajlar yayınlamak ve uygun olmayan görseller paylaşmaya kadar ulaşabilir.
Çocuklar için bir diğer tehdit ise sosyal depresyon. Küçük çocuklar ve ergenlik dönemindekiler vakitlerinin tamamını sosyal medyada geçirmeye başladıklarında bir süre sonra, gerçek anlamıyla depresyon belirtileri göstermeye başlarlar. Uyku ve yemek düzenleri bozulur, daha çok içe kapanık yaşarlar. Bu durum arkadaş ortamlarına girmemeye ve hayattan izole olmaya kadar gidebilir.
Bu durumların yaşanmaması için ebeveynlere düşen görev, sosyal mecraları kontrol altında tutmak ve çocuklarının gerçek hayattan uzaklaşmaması için çaba harcamaktır.

Photos 14/11/2016

Farkindalik olusturmak ellerinizde 😢

Photos 15/08/2016

Eğer bir kız babasıysan bütün işlerini bırak ve kızınla ilgilen onu doyana kadar sev.Sev ki büyüdüğünde; sevgi diye servis edilen ilişkilere, gerçekte tıka basa hormonla dolu adamlara inanıp kalbini altın tepside sunmasın.
| Nazlı Özburun

Want your school to be the top-listed School/college in Ankara?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Website

Address


Çankaya
Ankara
06600