12/10/2024
Sinek 2’liye İş Yaptırırım
Lisede parlak bir öğrenci değildim. Hatta vaktimin büyük kısmını, yaşımız tutmadığı için saat 11’e kadar kalabildiğimiz Opera’da, İbrahim Abi’nin kahvesinde, öğleden sonra ise Mithat Paşa’daki Diamond Kafe’de batak oynayarak geçirdim.
Şöyle bir bakarsak, asıl konu oyunun şamatası, okulu asmanın ve keyifli bir şeyler yapmanın boşluk hissi değildi.
Basit bir kağıt oyunu gibi görünen sürecin gizli şifrelerini çözmekti.
Beni hayta etiketinden kurtarmaz tabii yaptığım ama batakta çok farklı bir durum vardı.
Çünkü batakta önemli olan eline iyi kağıtların gelmesi değil, oyunu iz sürer gibi takip edip elindeki kağıtlara iş yaptırabilmekti. Batak öngörü gerektiriyordu. Stratejik hamleler, iyi gözlem ve biraz da matematik... Konudan konuya atlayarak rakiplerinin dikkatini dağıtmakta cabası.
Lisede övünerek anlattığım tek şey batak değil. Ve asla önerdiğim bir şey de değil. Pek akıllıca da gelmiyor buradan bakınca.
Hafifletici sebep olarak görünür mü bilmem ama çalışmak istemeyen, okulunu asan bir öğrenci olarak sadece kağıt oyunuyla zaman öldürmüyordum.
Bir de deli gibi klasikleri okuyordum.
Bir tarafım koz maça batak, diğer tarafım Dickens, Tolstoy, Goethe, Jack London, Oscar Wilde ve diğerleri...
Strateji üzerine düşünmeyi çok seven biri olarak, bu iki birbirinden zıt hayat deneyiminden bana Jack London’dan şu sözler kaldı:
“Hayat iyi kartlara sahip olmak değil, bazen kötü bir eli iyi oynama meselesidir.”