22/08/2026
Bazı şairler göğe bakar...
Turgut Uyar, göğü biraz aşağı indirip hepimizin önüne bir durak koydu... Sonra da sanki hiçbir şey olmamış gibi, “Bak,” dedi, “buradan hayat geçiyor”...
1927’de Ankara’da doğdu. Babasının görevi yüzünden çocukluğu şehir şehir dolaştı. Belki de bu yüzden daha küçük yaşta öğrendi insanın yalnızca evlerden değil, şehirlerden, odalardan, hatta kendinden bile taşınabildiğini.
Yatılı askeri okullar geldi ardından. Konya, Bursa Işıklar Askeri Lisesi… Üniformaların, içtimaların, kesin saatlerin arasında şiir başka türlü çalışan bir saat gibiydi onda.
Bu sırada hayat onu Posof’a gönderdi. Ardından Terme’ye, sonra Ankara’ya… Askeri memurluk yaptı, üsteğmen oldu, yüzbaşılığa kadar yükseldi.
Fakat içinde başka bir rütbe taşıyordu: Şairlik.
Ordudan ayrıldı. Memuriyet devam etti ama masaların, dosyaların, mühürlerin arasından şiir sızmayı sürdürdü.
"Dünyanın En Güzel Arabistanı" yayımlandığında Turgut Uyar artık başka bir şiirin kapısını açmıştı. İkinci Yeni’nin içinde, Ece Ayhan, Edip Cansever, Cemal Süreya, Sezai Karakoç gibi isimlerle birlikte Türkçenin alışılmış yollarını bozdu.
Kelimeleri biraz yerinden oynattı. Sokakları uzattı. Yalnızlığı kalabalıklaştırdı. Aşkı bazen bir otobüs durağına, bazen bir geceye, bazen de insanın avucunda sakladığı küçük bir sıcaklığa çevirdi.
Ve “Göğe Bakma Durağı” geldi...
Bir kuşağın değil, birkaç kuşağın aşk cümlesi oldu. Çünkü onun şiirinde gökyüzü yalnız gökyüzü değildi. Kaçmaktı biraz. Yaklaşmaktı. Birinin elini tutup dünyanın gürültüsünden iki durak erken inmekti.
1969’da İstanbul’a yerleşti ve Tomris Uyar’la evlendi. Şiir, edebiyat ve hayat aynı evin içinde çoğaldı.
Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir...
Ödüller aldı, şiirleri başka dillere çevrildi ama o hep aynı büyük meselenin çevresinde dolaştı: İnsan neden yalnızdır, neden sever, neden kalabalıkların ortasında birden kendine rastlar?
22 Ağustos 1985’te, 58 yaşında hayata veda etti.
Ardında göğe kaldırdığımız başımızı, yarım kalmış aşklarımızı, şehirlerin ortasında büyüyen yalnızlığımızı ve Türkçeye açılmış kocaman bir şiir penceresini bıraktı.