10/06/2026
Pillerini yıllar önce çıkardığınızı sandığınız plastik kahramanlar aslında hiç uyumadı; sadece ait oldukları sahneyi beklediler! Animasyon dünyasının ruhu, YÜCElen Gençler Galası'nda Andy'nin bulut desenli odasından kopup gerçekliğe uyanıyor. Genç yeteneklerimiz, sizi nostaljinin tam kalbinden vuracak unutulmaz bir görsel şölene davet ediyor!
Bu sıradan bir performans değil; tiyatronun büyüsünü, balenin zarafetini ve yerçekimine meydan okuyan akrobasinin coşkusunu harmanlayan destansı bir şov! Sahnede devasa bir yapboz birleşirken hep birlikte o kadim sorunun peşine düşeceğiz: Bir oyuncağa ruhunu veren şey soğuk bir üretim bandı mıdır, yoksa bir çocuğun sımsıcak sevgisi mi?
Perde kapandığında salonun durulacağını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz! Okul orkestramız zaman makinesinin çarklarını tam gaz döndürüyor. Koca bir pop tarihini sahnede yeniden diriltip tozu dumana katmaya geliyoruz!
Bu akşam edilgen izleyicileri yok, başrolleri var! Galanın kıyafet kodu: Geçmişten Bugüne POP. İster 80'lerin neon fırtınasına kapılın, ister 90'ların asi yıldızlarına dönüşün, isterseniz de favori retro ikonunuzu üzerinize geçirin. Kampüste bu akşam o yılların tükenmez enerjisini bizzat kuşanıyoruz!
Motorlar devrede, geri sayım başladı... Roketimiz sonsuzluğa ve ötesine ateşlenmek üzere!
09/06/2026
YÜCE’nin kulaçları madalyalara uzandı! 21–22 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Çankaya Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü Okul Sporları Yüzme İlçe Birinciliği yarışmalarında YÜCE Okulları sporcuları, havuzu hareketli bir başarı defterine çevirdi. Minik A kategorisinden Genç kategorisine kadar farklı yaş gruplarında kulvara çıkan öğrencilerimiz, yarışmalardan 11 altın, 22 gümüş ve 15 bronz madalya ile döndü. Toplamda 48! YÜCE’li sporcular, yalnızca rakipleriyle değil, kendi sınırlarıyla da yarıştı. Kulvar çizgileri bu kez disiplinle emeği, hedefle sabrı, bireysel çabayla takım ruhunu da yan yana getirdi. Kazanan da öğrenerek çıktı sudan, dereceye giremeyen de. İlkokuldan liseye uzanan bu başarı yolculuğunda madalya kazanan tüm öğrencilerimizi yürekten kutluyoruz. Onların arkasında emeğiyle duran antrenörlerimize ve desteklerini esirgemeyen ailelerimize teşekkür ediyoruz.
08/06/2026
Doğa, defterini YÜCE'de açtı! Bu hafta sınıfların duvarları biraz geri çekildi, gökyüzü içeri girdi. 8-12 Haziran tarihleri arasında YÜCE, en eski öğretmene kulak verdi: doğanın kendisine. Doğa ve Çevre Haftası boyunca orman da çöl de nehir de salonların içine sığdı. Anaokulunda kâşifler yola çıktı. Müzik eşliğinde dereler aşıldı, mağaralara saklanıldı, hayvanlar taklit edildi. Bahçeye saklanan yoga duruşlarındaki figürler tek tek bulundu; kaybolan her hayvan, bir denge hareketiyle kurtarıldı. Yapraklar, dallar, taşlar ise kâğıda değil, sanata düştü. İlkokulda ekosistem parkura dönüştü. Doğa Dedektifleri kartların peşine düştü; kurbağa gibi sıçrayan, kuş gibi koşan bir sınıf çıktı ortaya. Atatürk'ün bir ağaç için yürüttüğü köşk perdeye geldi. Ortaokulda "Atıktan Sanata" atölyesinde plastik şişeler robota, karton kutular şehre dönüştü. Beden Eğitimi'nde fırtına, şelale ve orman istasyon oldu. Ahlatlıbel'in çimenleri sınıfların gülüşmelerine ev sahipliği yaptı. Lisede iş ciddiye bindi. Bir gün boyunca tüketilen her şey tartıldı, sayıldı, sorgulandı: "Ne kadar tüketiyoruz?" Biyoloji atölyesinde teknolojisiz bir dünya hayal edildi; su, besin, barınak yeniden icat edildi. On birinciler ise iklim krizini masaya yatırdı — kanıtla, mantıkla, itirazla. Bir hafta sona ererken yeşil bir cümle kaldı geriye: Doğa, anlaşılmayı bekliyor.
01/06/2026
Bir top, bir tebeşir, bir avuç çocuk; bu kadarı yeter bütün bir öğleden sonrayı dolduran maceraya. YÜCE’de 1-5 Haziran haftası, ekranların unutturduğu o eski hafızayı bahçeye çağırıyor. Sokak Oyunları Haftası yalnızca bir eğlence değil, kuşaklar arasında uzanan ince bir kültürel ip. Asfaltta çizilen seksek karelerinin geometrisi de hiçbir kitabın anlatamayacağı bir denge dersidir. Ve çünkü bir çocuğun en saf hali, yenildiğinde bile gülebildiği oyundur. Bu hafta okulun bahçesi, bir kuşağa "Hatırlıyor musun?", öbürüne "Sen de gel!" diyecek.
01/06/2026
Haritalar kâğıt üzerinde sessizdir; onlara sesini veren, taşıdıkları yaşanmışlıklardır. Tematik Ayların bu ayki pusulası bizi işte o en beklenmedik hikâyelerin coğrafyasına, Akdeniz’in cüretkâr mavisiyle Sahra’nın suskun sarısının birbirine karıştığı o ince eşiğe, Tunus’a götürüyor. YÜCE’nin koridorları bu ay bambaşka bir zaman algısına açılıyor. Sidi Bou Said’in deniz kokan labirent sokaklarında dolaşırken o beyaz badanalı duvarları birer tuval gibi okuyacak; antik Kartaca’nın yorgun taşlarında, yıkıntılardan çok bir medeniyetin direncini dinleyeceğiz. Yıldız savaşlarına ilham veren o ıssız çöl coğrafyasının fütüristik yalnızlığından baharat kokulu çarşıların kaotik coşkusuna uzanan bu yolculukta, sayfalar arasına sıkışmış bilgilerin çok ötesine geçiyoruz. Yeni bir dünyanın, renkli ve çok katmanlı bir hikâyenin kapısını araladık; haydi hep birlikte, meraklı bakışlarla içeri adım atmaya!
27/05/2026
Paylaşmanın, dayanışmanın ve iyiliği çoğaltmanın anlam kazandığı Kurban Bayramı’nın tüm YÜCE Okulları Ailesi’ne sağlık, huzur ve bereket getirmesini dileriz.
Kurban Bayramımız kutlu olsun.
19/05/2026
Bazı sabahlar vardır; okulun koridorları her zamankinden farklı ses verir. Adımlar hızlanır, kulislerde fısıltılar çoğalır, öğrenciler sahneye çıkmadan önce son kez birbirine bakar. YÜCE’de gerçekleştirilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı programı da tam böyle bir atmosfer içinde geçti. Konferans salonunda ortak bir heyecan ve hafıza da sahnelendi. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ardından yapılan konuşmalarda 19 Mayıs’ın her kuşağın yeniden anlam verdiği bir eşik olduğu vurgulandı. Programın devamında sahne öğrencilerin hazırladığı performanslara bırakıldı. Koro çalışmalarıyla başlayan gösteriler; halk dansları, modern dans, zeybek ve jimnastik performanslarıyla sürdü. Kimi anlarda Anadolu’nun ağır ritmi hissedildi, kimi anlarda müzik hızlandı, sahnenin temposu değişti. Özellikle farklı yaş gruplarının peş peşe sahneye çıkması programa canlı bir akış kattı. Günün hafızası biraz da kulisten gelen ayak seslerinde, müzik başlamadan önceki kısa sessizlikte ve öğrencilerin heyecanında birikti. Programın dikkat çeken bölümlerinden biri ise öğrencilerin sahnelediği Mıntıka Palas’ta Son Gece adlı tiyatro oyunu oldu. Oyun, 1919’un Samsun’una büyük söylemler yerine insan hikâyeleri üzerinden yaklaştı; bekleyişi, korkuyu ve umudu aynı sahnede buluşturdu. Kurucu Temsilcimiz Kağan Kalınyazgan’ın konuşmasında ise gençlik marşına atıfla gençliğin yalnızca yaşla değil, yönünü kaybetmeden yürüyebilme cesaretiyle ilgili olduğu vurgulandı. Program, tüm salonun birlikte söylediği İzmir Marşı ile sona erdi. Günün sonunda her zamanki gibi geriye birlikte hazırlanmış uzun bir günün sıcaklığı kaldı.
19/05/2026
Tarih, milletlerin sadece geçmişini anlatmaz; karakterini de ortaya çıkarır. 19 Mayıs, yorulmuş bir halkın yeniden ayağa kalkma iradesi, karanlığın içinden yol bulma cesaretiydi. Bugün o iradenin izleri; düşünen, üreten, soru soran ve birlikte yürümeyi öğrenen gençlerin gözlerinde yaşamaya devam ediyor. YÜCE Okulları olarak Atatürk’ün bizlere bıraktığı değerleri umutla taşımaya ve yaşantıya dönüştürmeye devam ediyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!
18/05/2026
Bir liman. Bir vapur. Bir adım. YÜCE'de 18-22 Mayıs haftası, gençliğin nefesiyle, sporun ritmiyle, bayramın coşkusuyla buluştuğumuz bir haftadır. Çünkü gençlik bir mevsim değil, bir karardır. Çünkü spor kasa değil, kararlılığa yazılır. Ve çünkü 19 Mayıs, takvimden çok bir başlangıcın adıdır — her yıl, her yeni adımla yeniden yazılan. Marşlar yüreklerde, alkışlar avuçlarda, soluk soluğa bir hafta. Hazır mısınız? Bir asır önce başlayan koşu, hâlâ sürüyor.
16/05/2026
Bu hafta YÜCE’de zaman biraz yavaşladı sanki.
Koridorlardan taşan çocuk sesleri, bahçeye yayılan kahkahalar ve heyecandan hızlanan minik kalpler vardı her yerde. Anaokulu ve 2. sınıf öğrencileri, yıl boyunca biriktirdikleri öğrenmeleri ortaya koyuyordu. Ama öyle sıradan bir gün değildi bu… Her köşede emek, cesaret ve büyüyen çocukların izleri vardı.
Anaokulu ahalisi bir köşede sayıları konuşturuyor, başka bir köşede doğayı keşfediyordu. Minik parmaklar harflerin üzerinden geçerken, İngilizce kelimeler şarkılara karışıyordu. Sorgulama Serüveni’nde ise dur durak bilmeyen sorular havada uçuşuyordu. “Neden?”, “Nasıl?”, “Peki ya sonra?”… Öğrendiklerini anlatırken gözlerinin içi öyle parlıyordu ki; bazen bir çocuğun kurduğu küçücük cümle, koskoca bir alkıştan daha büyük yankı bırakıyordu.
İkinci sınıfların tarafında ise bambaşka bir telaş vardı. Hayat Bilgisi dersinde yaptıkları sorgulamaları anlatırken yalnızca bilgi paylaşmıyorlardı; düşündüklerini, hissettiklerini ve bağlantı kurabildiklerini de gösteriyorlardı. Matematikte çözülen problemler, Türkçe’de kurulan cümleler derken her masada ayrı bir başarı hikâyesi birikmişti.
Sonra kapılar bahçeye açıldı.
Bir anda YÜCE’nin bahçesi küçük bir şenliğe dönüştü.
Beden eğitimi parkurlarında koşan çocuklar… Düşüp yeniden ayağa kalkarken kahkahasını eksik etmeyen minikler… Yoga ve jimnastikte bedenlerini dengelemeye çalışan o dikkatli yüzler… Hareket ettikçe cesaretlenen, denedikçe güçlenen çocuklar vardı her yerde.
Müzik alanından yükselen ritimler ise bahçenin tam ortasına yayıldı. Hareket ve tempo birleşti; çocuklar yalnızca müzik yapmadı, neşelerini de ritme dönüştürdü.
Ve günün sonunda…
Kalabalığın biraz gerisinde, sessiz ama çok güçlü bir anlatım vardı.
Renkler konuşuyordu bu kez. Çocukların bu yıl unutamadıkları anlar, onları en çok heyecanlandıran duygular çizgilere dönüşmüştü. Tüm çalışmalar yan yana geldiğinde ise ortaya yine aynı his çıktı: “YÜCE SERGİSİ.”
Belki de günün en güzel yanı şuydu: Her köşede büyüyen, cesaretlenen ve kendi ışığını göstermeye başlayan çocuklar vardı.