GönüLLeRe DüşeN CemRe (VusLaT)

GönüLLeRe DüşeN CemRe (VusLaT)

Share

Bir şehre vardım ki; ucu bulunmaz,

Bir bahre daldım ki; haddi bulunmaz,

Hafızsız bu yolun sonu bulunmaz,

Çün hafız olmuşuz Elhamdülillah.

Nur ile dolmuşuz Eşşükrülillah. Hafızın başına koy hocam tacı,

Semada melekler ona duacı,

İnşaallah bizlerde oluruz hafız,

Çün hafız olmuşuz Elhamdülillah.

26/07/2025

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Yûnus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa, Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” (Tirmizî, Deavât 81; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170)

07/04/2024

Ahiliğin başkenti,Ozanlar diyarı Şirin Kırşehir'den siz kıymetli üyelerimize selam eder,bütün ibadetlerimizin ve özelliklede tutmuş olduğumuz oruçlarımızın,vermiş olduğumuz fitrelemizin,sadakalarımızın kabul olmasını niyaz ediyorum.
Cümleten Hayırlı iftarlar kardeşlerim.

# # #

13/03/2024

Hayırlı ramazanlar diliyorum. Mevlam oruçlarımızı iftarlarımızı sahurlarımızı kabul ve bereketli eylesin. İslam coğrafyasındaki zulmün bir an evvel bitmesini nasip eylesin. Dualarımız Kudüs için kardeşlerimiz için olsun.

18/08/2023

“Boş geçen bir zaman yoktur. Ancak boşa harcanmış bir zaman vardır.”

07/07/2020

FÂNİ DÜNYA İMİŞ!..

Eski devirlerde, bir köyde yoldan geçen birisi, bahçesinde çok acayip bazı hareketler yapan bir adamın yanına gidip, merakla sorar:
- Hemşerim! Niye öyle tepinip duruyorsun?
- Görmüyor musun? Ben keçe tepiyorum. Yünleri sıkıştırıp pazarda satacağım.
Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
- Başındaki ses çıkaran o çıngırak nedir?
- Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için, çıngırakla sesler çıkarıyorum. Tarla sâhipleri de bana bunun için biraz ücret ödüyorlar.
Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
- Peki, sırtında da bir yük var o nedir?
- Bu bir çeşit yayıktır. Yoğurdumu çalkalıyarak, ayran ile yağı ayırıyorum. Sonra da bunları pazara götürüp orada satacağım.
Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
- O elinde döndürdüğün de nedir?
- Bu elimdeki kirmendir. Komşuların yünlerini eğiriyorum. Onlar da bana bunun ücretini ödüyor.
Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
- Ağzınla ne mırıldanıyorsun öyle?
- Bu işlerimi yaparken, Kur’ân-ı kerîm okuyorum. Sevabını komşuların ölmüşlerine hediye ediyorum. Onlar da bana bunun için çeşitli hediyeler veriyorlar.
Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
- Gözlerini niye çevirip duruyorsun devamlı?
- Komşu çocuklarını takip ediyorum. Onları tehlikelerden korumak için bir çeşit bakıcılık yapıyorum. Komşular da bana ufak-tefek hediye veriyorlar.
Ne yapalım, fâni dünya işte; üç-beş kuruş kazanıyoruz!..
- Peki, eğer bu dünya fâni olmasaydı acaba daha neler yapardın ki?

05/01/2020
12/09/2019

Bu güzel ve ibretlik incir hikâyesini, Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumsal İletişim Müdürlüğü’nde Koordinatör olarak görev yapan Yüksel Sezgin bey anlatıyor:

“Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı 2015 yılı Ramazan Programı kapsamında Etiyopya’ya gittim. Çok dinli, çok dilli, çok kültürlü bir ülke olan Etiyopya’da insanların cömertçe paylaştığı tek unsur yoksulluk.

Etiyopya tam bir tezatlar ülkesi; bir yanda Allah’ın insanlara bahşettiği topraklar, bir yanda aç insanlar, bir yanda lüks oteller, hemen çevresi teneke mahallesi. Varlık da yokluk da iç içe… Bu tezatlar Etiyopya’da kaldığımız süre içinde hep Hayâli’nin;
“Cihân-ârâ cihân içredir ârâyı bilmezler,
Ol mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.” beyti dolaştı.

Necaşi Hazretlerinin torunlarıyla bir arada olmak, Ramazan’da onların yüzünü güldürmek, Ramazan sevincini paylaşmak, sofralarına bir katkı sunmak amacıyla Etiyopya’nın değişik bölgelerinde bulunduk.

Bir iftar vakti, kaldığım yerde ezanla birlikte orucumu açtım. Sofrada, Türkiye’den götürdüğüm biraz Beypazarı kurusu, birkaç hurma ve kuru incir vardı. İftardan sonra akşam namazını kıldım ve çay içmek için bir kenara çekildiğimde, Nureddin isimli bir imam yanıma geldi. Kendisine bir adet kuru incir ikramında bulundum. Hem sohbet ediyor, hem de çaylarımızı yudumluyorduk. Nureddin elindeki incirin yarısını ısırarak;
“Bu ne kadar güzel bir meyve, nedir bu meyve?” diye sordu.

Meyvenin incir olduğunu, Allah’ın üzerine yemin ettiği “Tin” meyvesi olduğunu söyledim. Hayretle “İncir bu mu?” dedi ve Besmele çekerek “Tîn Suresini” okumaya başladı. Elinde kalan yarım inciri büyük bir hürmet ve saygıyla bir peçeteye sardı. O yarım inciri ne yapacağını sordum kendisine…

“Allah’ın üzerine yemin ettiği bu inciri evime götüreceğim. Çocuklarımın ağzına birer parça koyacağım. Bir ömür damarlarımızda dolaşacak. Bu büyük bir nimet, Allah bize bu nimeti bahşetti, ne kadar şükretsek azdır.” dedi. Ben de, “Siz o yarım inciri yiyin” dedim ve yanımda bulunan bir paket inciri kendisine ikram ettim.

Büyük bir heyecanla paketi alarak; “Allah’a yemin ederim ki hayatımda aldığım en değerli ve en büyük hediye bu oldu. Sizler ne kadar büyük insanlarsınız, ne kadar büyük bir milletsiniz. 3500 kilometre mesafeden buraya geliyorsunuz ve Allah’ın Kur’an’da zikrettiği ve üzerine yemin ettiği bir meyveyle bizi tanıştırıyor ve ikramda bulunuyorsunuz. Size ne kadar teşekkür etsek azdır. Yıllardır Etiyopya’nın değişik bölgelerinde sofralarımıza katkı sağlıyor, kestiğiniz kurbanlarla bizlere ikramda bulunuyorsunuz. Gelecekten ümidini kesmiş olan bizlere birer ışık ve ümit oldunuz. Allah sizlerden razı olsun” dedi. Bu duygularla Necaşi Hazretlerinin torunlarıyla vedalaşarak ülkemize döndük.”

Bu hatıra kime ne anlatır veya kimler bundan ne ders çıkarır bilmiyorum. Yalnız ben kendime söz verdim. İnşaallah bundan sonra, bir incir gördüğümde veya bir incir yediğimde “Tîn Sûresini” mutlaka okuyacağım…

Sormak istediğim soru şu :
Sayısız nimetler içerisinde yaşayan bizler, neden Etiyopyalı Nureddin Hoca gibi bakamıyoruz?
O’nun gibi göremiyoruz?
O’nun gibi düşünemiyoruz?
O idrakte olsaydık bir bardak suyu lüzumsuz yere akıtır mıydık?
İhtiyacımızdan fazla aldığımız ekmekleri naylon poşetlerde küflendirip, sonra da hiç vicdanımız sızlamadan çöpe atar mıydık?
Yaşadığımız şu dünyada israf ettiğimiz o nimetlere muhtaç olan milyonlarca insan olduğunu düşünürdük❗
Heder ettiğimiz zenginliklerde diğer insanların ve doğacak bebeklerin de haklarının olduğunu unutmazdık❗
Kendisine ikrâm edilen ve hayatında ilk defa gördüğü, ilk defa yediği yarım incir karşılığında şükür olarak Tîn Sûresini okuyan Etiyopyalı Nureddin kardeşimiz, Türkiye’de incir bahçeleri, zeytin bahçeleri olup da kıblesini şaşırmış, kitabından habersiz, israf içersinde uyuşuk gafilleri görse ne derdi acaba❓



Yâ Rabbî Sırât-ı müstakimden ayırma bizi… İslâm nîmetinden, îman nîmetinden mahrum eyleme… Şükründen, zikrinden gâfil kılma bizleri… Âmin.

15/04/2018

"Haram OLsun" dedikLeri şey
SENSİN gaLiba ;
Boğazımda değil . . .

"YÜREĞİMDE" KaLdın Eyy Yâr. . . !

15/04/2018

Ey Kalbinde ALLAHu EKBER yazan...

Sevecekse İnsan Yakup ( a.s) Gibi Sevmeli !
Bir Òmür âmâ Gibi Gezse de , Sevdiğini Kokusundan Bilmeli.


🌹 hafız 🌹

15/04/2018

Öyle bir ince çizgide kaldım ki "
________________Yoksan,
ALLAH yâr derim...!
________________ Olsan,
ALLAH'a hamd ederim...!


❤ ❤ hafız

15/04/2018

Ey Katre katre yüreğime sızan katre i aşk!

Gönlüme 'Vahyin' Düştüğünde, Seni Kendime
'Hicret' Bildim,
Bu 'Aşk' Çölünde Bir 'Gün(ah)' Etmedim...!!

❤ hafız

18/05/2016

DERDİ DÜNYA OLANIN,DÜNYA KADAR DERDİ OLUR...DERDİMİZ AHİRET OLSUN Kİ,DÜNYAMIZ BİZE CENNET OLSUN

Want your school to be the top-listed School/college in Aksaray?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Aksaray