Taşkısığı Ortaokulu

Taşkısığı Ortaokulu

Share

Okulumuz devlet tarafından yaptırılarak 2013-2014 eğitim öğretim döneminde açılmıştır. 96 öğrenci ve 10 öğretmenle eğitime devam etmektedir. Bodrum+3 kat.

30/06/2023

Siz olsaydınız bir zeytinle idare eder miydiniz????

Kendisini karşılayan sekretere;
Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi.
Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti: 'Nazif Bey mi?'dedi.
'Evet, Nazif Bey!' diye cevap alınca,
hüzünlü bir ses tonuyla 'Nazif Bey sizlere ömür efendim, onu kaybedeli dört yıl oldu.' dedi.

Hiç beklemediği bu haberle bir acı saplandı yüreğine. 'Ya, öyle mi...?' diyebildi sadece.

Hicranlı bir suskunlukla bir müddet öylece kalakaldı. Gözlerine hücum eden yaşlar yanaklarından süzülüp göğsüne damladı. Kendisini toparlayıp 'Onun adına görüşebileceğim bir yakını var mı acaba?' diye sordu.

'Evet var, oğlu Selim Bey....'.
Titrek bir sesle 'Öyleyse Selim Beyle görüşebilir miyim?' dedi.
Görevli hanım, insanda saygı uyandıran bu kibar beyefendiye,

'Selim Bey oldukça meşgul bir insan, randevusuz görüşmek pek mümkün olmuyor; ama ben yine de kendisine bir haber vereyim”
' Dedi ve telefona yöneldi.. Sonra 'Kim diyelim efendim?' diye sordu.

'Kendimi ona ben tanıtmak istiyorum kızım.' cevabı üzerine sekreter dahili telefonu çevirdi.

Daha sonra, 'Selim Bey sizinle görüşmeyi kabul etti, lütfen beni takip edin.' dedi.

Beraber merdivenden çıktılar. İnce bir zevkle döşenmiş geniş bir salondan geçip büyük bir kapının önünde durdular, sekreter kapıyı açarak, 'Buyurun!' dedi.
O da içeri girdi. Kendisini ayakta bekleyen gence doğru hızlı adımlarla yürüdü, elini uzatarak,

'Merhaba, ben Prof. Dr. Mehmet Baydemir.' dedi.

'Bendeniz de Selim Cebeci... Lütfen buyurun, oturun.' dedi, genç iş adamı.

Mehmet Bey, kendisine gösterilen yere oturur oturmaz:
'Yirmi üç yıl, tam yirmi üç yıl... Vaktiyle bana burs verip okumama vesile olan insanın elini öpmek için bu ânı bekledim.' dedi ve dudakları titredi, gözleri doldu.

'Ama o büyük insanın elini öpmek nasip değilmiş, bunun için ne kadar üzgünüm anlatamam.'

Yaşarmış gözlerini kuruladıktan sonra Selim Beye döndü: 'Fakat en azından o büyük insanın oğlunun elini sıkmaktan da bahtiyarım.' Misafirin bu sözleri üzerine Selim Bey yerinden
fırladı, kulaklarına inanamıyordu. Kelimelerinin her biri birer hayret nidâsı gibi dizildi cümlelerine:

'Mehmet Baydemir demiştiniz değil mi, Tosyalı Mehmet Baydemir mi?' Profesör, delikanlının bu heyecanlı haline bir anlam veremeyerek başıyla 'Evet' dedi. Bunun üzerine Selim Beyin
gözleri sevinçle parladı.

'Babamla sizi uzun yıllar aradık; ama bulamadık.' dedi.

Profesörün yanına gelerek iki eliyle elini tuttu, candan bir dost gibi sıktı ve 'Sizi karşıma Allah çıkardı.' dedi.

Bu sözler profesörü çok şaşırtmıştı

'Uzun yıllar beni mi aradınız? Peki ama neden?' dedi.

Selim Bey gülen gözlerle profesöre bakarak

'Bizdeki emanetinizi vermek için...' deyince, profesörün şaşkınlığı iyiden iyiye arttı.

'Emanet mi?' dedi.

Selim Bey cevap vermeden yerine geçip telefonu çevirdi. Karşısındakine

'Gelebilir misiniz?' deyip telefonu kapattı.

Mehmet Bey, Şaşkın gözlerle Selim Beye bakarken kapı çalındı, odaya iyi giyimli bir bey girdi.

Selim Bey ona yanına gelmesini işaret etti, sonra kulağına bir şeyler fısıldadı. Gelen kişi bir şey söylemeden geldiği kapıya yöneldi. O çıkarken Selim Bey, misafiriyle tatlı bir sohbete başladı.
Sohbetleri koyulaştıkça, çehrelerindeki şaşkınlık, yerini birbirlerine Hasret kırk yıllık ahbapların yeniden buluşmalarındaki sevinç, samimiyet ve güvene bırakmıştı. Mehmet Bey yurt dışındaki tahsilinden, araştırmalarından ve yirmi üç yıl boyunca her yıl büyüyen memleket hasretinden bahsetti. Sonra Nazif Beyin duvardaki portresini göstererek,

'Bu günlerimi şu büyük insana borçluyum.' dedi. 'Bana yalnızca maddî destek vermedi, mânen de beni hiç yalnız bırakmadı. Yurt dışında tahsil görürken yanlışa her yeltendiğimde hayalen yanımda hazır oldu. 'Sana bunun için burs vermedim.'
Diyerek bana istikamet verdi. Ona her namazımda dua ediyorum.' dedi ve gözlerini Nazif Beyin duvardaki fotografına mıhladı. Sonra gözleri portrenin altındaki ilk anda mânâ veremediği diğer tabloya kaydı.
Son derece şık bir çerçevenin içinde, bazı yerleri yamalı ve tamir görmüş oldukça eski bir çift çorap duruyordu.
Biraz daha dikkatli baktığında çerçevede bazı cümlelerin de sıralandığını fark etti:

'Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra...'
Selim Bey, kendisine bir soru sorduğu için başını ona çevirdi; fakat aklı tabloda kalmıştı.
Selim Beye cevap verirken tabloya bir daha baktı. İkinci cümle de birinci cümle gibi üç nokta ile bitiyordu:

'Bir müddet sabredeceğiz, sonra...'

İyice meraklanmıştı. Bu ilk görüşmeleri olmasaydı, yanına gidip Tabloyu iyice inceleyecekti; fakat bu uygun düşmez, düşüncesiyle Yalnızca sohbet arasında göz ucuyla merakını gidermeye çalışıyordu.
Ancak her seferinde biraz daha artan bir merakın içinde kalıyordu. Üçüncü cümlede:
'Bir müddet yürüyeceğiz, sonra...'
diye yazıyor ve altta böyle birkaç cümle daha sıralanıyordu.
Artık aklı hep tablodaydı. Sonunda dayanamayıp,

'Selim Bey merakımı mazur görün. Şu tabloya bir mânâ veremedim.' dedi.
Selim Bey kendisine has bir gülüş ile misafirine baktı, derin bir nefes alarak
'Malumunuz, babam varlıklı bir insandı. Oldukça iyi bir hayatımız vardı. Sonra ne olduysa her şeyimizi kaybettik.

O zenginlikten geriye hiçbir şey kalmadı. Köşkümüzdeki hizmetçiler de gitti. Yemekleri artık annem yapıyordu. Hatırlıyorum da bir sabah, kahvaltıya sadece zeytin koyabilmişti. O zengin kahvaltılarımıza bedel, yalnızca zeytin...
Şaşkınlık içinde, 'Başka bir şey yok mu?' diye sormuştum. Bu soru karşısında annemin hüngür hüngür ağlayışı gözümün önünden hiç gitmiyor. Annemin ağlayışı karşısında babam: 'Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra...' dedi ve durdu, güçlü bakışlarını üzerimizde gezdirdi,'Alışacağız.'dedi.
Ve iştahla bir zeytin alıp ağzına attı. Birkaç gün sonra haciz memurları gelip köşkümüzü de elimizden aldılar. Kenar bir mahallede küçük, eski bir eve taşındık. Doğru dürüst bir eşyamız da kalmamıştı.
Annem bezgin bir sesle:

'Bu evde hiçbir şey yok! Burada nasıl yaşayacağız.' Diye haykırdı. Bunun üzerine babam:
'Bir müddet sabredeceğiz, sonra alışacağız.' dedi

Gittiğim özel okuldan ayrılmış, bir devlet okuluna yazılmıştım. Sabahleyin okula servisle gitmeyi umarken, babam elimden tuttu, 'Bu ilk günün, okula beraber gideceğiz.' dedi. Yürümeye başladık.
Okul oldukça uzak gelmişti bana, yorulup geride kaldığımı hatırlıyorum. Babam kim bilir hangi düşüncelere dalmıştı. Geride kaldığımı fark etmemişti. Biraz sonra fark edince bana döndü. İsyan dolu bakışlarımı yüzünde gezdirdim. Bir an bana ızdırapla baktıktan sonra, yanıma geldi. Bir şey söylemesine fırsat vermeden, kızgın aynı zamanda nazlı bir tavırla,
'Yoruldum.' dedim.

Babam oldukça sakin bir şekilde: 'Bir müddet yürüyeceğiz, sonra alışacağız.' dedi.
Babam her sabah erkenden çıkıyor, geç saatlerde ancak dönüyordu. Döndüğünde ise küçük odaya çekiliyor, bazen saatlerce orada kalıyordu. Çoğu zaman buradan gözyaşları içerisinde çıktığını görüyordum.
Bir gün, merakıma yenilip babamın küçük odasına girdim. Yerde bir seccade, seccadenin üzerinde de bir tespih vardı.

Duvarda ise Arapça bir ibarenin altında şu yazı vardı:

'Allah borcunu ödeme niyetinde olanın kefilidir.'
Babamın dediği gibi oldu, zor da olsa zamanla alıştık. Bu hal birkaç yıl sürdü.
Bir gün babam eve çok farklı bir yüz ifadesiyle geldi.
Ağlamaklı bir yüz ifadesi vardı. Her birimize bir paket getirmişti. Köşkten ayrıldığımız günden beri ilk defa paketlerle eve geliyordu. Bizi bir araya topladı.

'Bugün, benim için ne mânâya geliyor biliyormusunuz?' dedi, kelimeleri boğazına düğümlendi, gözlerine yaşlar hücum etti. Sözlerini kesmek zorunda kaldı. Her birimize hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayrı ayrı kucaklayıp yanaklarımızdan öptü, kendisi de bir koltuğa oturdu. Cebinden gazeteye sarılı bir şey çıkardı. O sırada da ağlıyordu. Hepimiz şaşkınlık içinde babama bakıyorduk.

Gazeteyi açtı, içinden bir çift yeni çorap çıkardı.

Bu gözyaşlarıyla, bir çift çorabın alâkasını kurmaya çalışırken babam, beklemediğimiz bir şey yaptı.

Çorabı burnuna götürdü, kokladı, kokladı. Arkasından hıçkırarak ağlamaya başladı.

Hepimiz şok olmuştuk, tek kelime bile söylemeden bekledik. Babam nihayet kendisini topladı ve 'Bir zaman önce, büyük bir borcun altına girmiştim. Borcumu ödeme niyetiyle yeniden çalışmaya başladığım zaman kendi kendime 'bütün kazancım, borçlarımı ödeyinceye kadar alacaklılarımın hakkıdır. Onların hakkını vermeden ayağıma bir çorap almak bile bana haram olsun.' demiştim. Bugün ise, Allah'ın yardımıyla, borcumu bitirdim. Artık kimseye tek kuruş borcum kalmadı.' dedi. Sonra gözyaşları içinde ayağındaki çorapları çıkarıp yeni çoraplarını giydi. Ben de o eski çorapları hem aziz bir baba yadigârı, hem de bir ibret sembolü olarak sakladım. Bu çoraplar her gün bana: 'Paralarını ödeyinceye kadar bütün kazancım alacaklılarının hakkıdır.' diyor'.

Selim Beyin bakışları bilinmez âlemlere dalarken o, nemlenen gözlerini kuruladı, sonra dönüp duvardaki siyah-beyaz fotografa hayran hayran baktı.

'Babanız sandığımdan da büyükmüş Selim Bey. Ben olsaydım öyle müreffeh bir hayattan sonra anlattığınız gibi bir darlıkta, herhalde çıldırırdım.
'Selim Beye döndü ve
'Siz ne yapardınız?' diye sordu.

Selim Bey kendisine has tebessümü ile:

'Bir müddet zeytin yerdim, sonra...' dedi ve gülümsedi.

O sırada kapı çalındı, biraz önceki beyefendi elinde bir Kutuyla içeriye girdi. Kutuyu elim Beyin masasına bırakıp çıktı. Selim Bey yerinden kalkıp kutuyu alarak Mehmet Beye uzattı.

'Buyurun, yıllarca size vermek istediğimiz emanetiniz.' dedi. Mehmet Bey bilinmez duygular içerisinde kutuyu açtı. İçinden kadife bir kese çıktı. Keseyi açıp içini kutuya boşalttığında merakı iyiden iyiye arttı.
Keseden birkaç tane cumhuriyet altını ile bir not çıkmıştı. Mehmet Bey hassasiyetle katlanmış kâğıdı açıp okumaya başladı.

Sevgili Mehmet Bey oğlum,
Bazen istediğimizi yaparız, çoğu zaman da mecbur olduğumuzu...
Tahsil hayatınız boyunca size burs vermeyi taahhüt etmiştim. Ancak eğitiminizin son altı ayında size burs verme imkânını bulamadım.
Bir müddet sonra imkânlarıma yeniden kavuştum; lâkin bu sefer de size ulaşamadım. Dolayısıyla size borçlandım ve borçlu kaldım. Eğer böyle bir borcu gözyaşı ve ızdırapla ödemek mümkün olsaydı,ben bu borcu fazlasıyla ödemiş olurdum. Zira sevgili oğlum, bu altı aylık zaman diliminde bursunu verememenin ızdırabıyla kaç gece ağladım.
Her neyse, bursunuzu tarihlerindeki değeriyle altına çevirdim. Bu altınlar sizindir.
Bunlar elinize ulaştığında, borçlarımın tamamını ödemiş olacağım.

Sevgilerimle, Nazif Cebeci.

Mehmet Bey neye uğradığını şaşırmıştı.

Bu büyük insanın yüceliği karşısında bir çocuk gibi yalnızca ağlıyor, ağlıyordu. Selim Bey de bir hayli duygulanmıştı. Onun da yanaklarından yaşlar süzülüyordu.
Bir ara yaşlı gözlerle babasının siyah-beyaz portresine baktı.
Kendisine yıllarca hüzünle bakan gözleri, bu sefer sevinçle bakıyor gibiydi.

Peki ya siz olsanız ne yapardınız?
Bir müddet zeytinle idare edebilir miydiniz?

Uzun yazıları sevmeyen bir milletiz ama bu güzel hikayeyi okuyanlar yoruma nokta bırakabilirler mi ?

24/11/2020

Okulumuzun açıldığı 2013 yılından bu ana kadar görev yapan bütün öğretmenlerimin ve vatanın çeşitli yerlerinde görev yapan bütün öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.Vatan da, çocuklar da size ve bize emanet elleri öpülesi öğretmenlerim.

31/05/2020

LGS NASIL OLACAK?

Photos from Taşkısığı Ortaokulu's post 31/05/2020

LGS nasıl olacak?

05/12/2019

CUMARTESİ GÜNÜ YAPILAN OKUL SPORLARI İL KOŞUSUNDA TAŞKISIĞI ORTAOKULU ÖĞRENCİLERİMİZ TAKIM OLARAK SAKARYA İL BİRİNCİSİ OLARAK GÜVEN TAZELEMİŞTİR.
ÖĞRENCİLERİMİZİN BU BAŞARISI YEREL GAZETELERDE YANKI BULMUŞ VE TAKDİR TOPLAMIŞTIR.
KATKILARIMDAN DOLAYI VELİ, ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENLERİMİZE VE HUSUSİ OLARAK FARUK ERDOĞAN ÖZTÜRK VE MAZLUM ÜNVER HOCALARIMIZA TEŞEKKÜR EDERİZ.

05/08/2018

LİSEYE GİRİŞ İÇİN YENİ TERCİH ŞARTLARI
BAZI MADDELER KALDIRILDI.
1.2. TERCİH İŞLEMLERİ
a) 8’inci sınıfı başarıyla tamamlayan, açık öğretim ortaokulundan mezun durumda olanlar ile herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleşen/yerleşemeyen öğrenciler yerleştirmeye esas nakil başvurusunda bulunabilecektir.
b) Tercih işlemi öğrenci ve velisi tarafından https://e­okul.meb.gov.tr internet adresinden veya herhangi bir ortaokul/imam hatip ortaokulu müdürlüklerinden yapılabilecektir. Yapılan tercihler mutlaka ilgili ortaokul müdürlüklerine onaylatılacaktır.
c) Merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullara yerleşen öğrencilerden okul değiştirmek isteyenlerin, yerleştirmeye esas nakil döneminde tekrar yerel yerleştirme ile öğrenci alan
okulları tercih etme zorunluluğu bulunmayacaktır.
ç) Bir ortaöğretim kurumunda kaydı olmayan veya yerleşemeyen öğrencilerin, Merkezî Sınavla Öğrenci Alan Okul grubundan tercihte bulunabilmesi için yerel yerleştirme tercihi yapması zorunludur.
d) İlk yerleştirmede tercihine yerleşen öğrencilerin, yerleştirmeye esas nakil tercih dönemlerinde Kayıt
Alanından okul tercih etme zorunluluğu bulunmayacaktır. Ancak, tercihlerine yerleşemeyen öğrenciler, yerel yerleştirmeye esas nakil tercihlerinde ilk tercihini Kayıt Alanından seçmek kaydıyla en fazla 5 (beş) okul tercihinde bulunabileceklerdir. Tercih yapan öğrencilerin farklı okul türü tercih etme zorunluluğu olmayacaktır.
e) Sınava katılmayan öğrencilere Merkezî Sınavla Öğrenci Alan Okullar tercih ekranı açılmayacaktır.
f) Yerel yerleştirme tercih ekranında okullar;
Yeşil renk, “Kayıt Alanında” öğrenci için ikamet adresinin bulunduğu Kayıt Alanında yer alan okulları belirtir.
Mavi renk, “Komşu Kayıt Alanında” öğrenci için ikamet adresine göre Komşu Kayıt Alanında yer alanlar okulları belirtir.
Kırmızı renk, “Diğer” ise öğrenci için ikamet adresine göre bulunduğu Kayıt Alanında ve Komşu Kayıt Alanında olmayan il içindeki diğer kayıt alanları ile il dışındaki kayıt alanlarında bulunan okulları belirtir.
g)Yerleştirmeye esas nakiller, “Tercih ve Yerleştirme Takviminde” belirtilen tarih ve sürelerde 4 (dört) dönemde yapılacaktır. Her dönemde; Merkezî Sınav Puanı ile öğrenci alan okullar için en fazla 5 (beş), yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için de en fazla 5 (beş) okul tercihi yapılabilecektir.
ğ) Öğrenciler, ayrıca istemeleri hâlinde yerleştirmeye esas 4’üncü nakil başvuru döneminde “Meslekî Eğitim Merkezleri”ni de tercih edebileceklerdir.
h) Yerleştirmeye esas nakil işlemi için; tercih başvuruları 06-10 Ağustos 2018, 13-17 Ağustos 2018, 27-31 Ağustos 2018 ve 03-06 Eylül 2018 tarihlerinde saat 17.00’ye kadar
yapılabilecektir.
ı) Yerleştirmeye esas nakil başvuruları, tercih edilecek okulun boş kontenjanına bakılmaksızın herhangi bir ortaokul veya imam hatip ortaokulu müdürlüğüne başvurarak yapılabilecektir.
i) Öğrenci velisi düzeltme veya ret işlemi için takvimde belirtilen tercih süreleri içerisinde okul müdürlüğüne başvurarak başvurunun düzeltilmesi veya iptal talebinde bulunabilecektir. Tercih Başvuru Durumu “Reddedildi” olarak görünen öğrenciler yerleştirme işlemlerine dâhil edilmeyecektir.
j) Tercih listesinden öğrenci velisi, onay işleminden ise okul müdürlüğü ile veli birlikte sorumludur.
k) Tercihler, sisteme okul müdürlüğü tarafından girilerek onaylandıktan sonra iki nüsha çıktısı alınacak, bir nüshası imza karşılığı veliye verilecek ve diğer nüshası okulda saklanacaktır.
l) Tercih ve yerleştirme işlemleriyle ilgili tüm bilgilendirmeler http://www.meb.gov.tr ile https://e-­okul.meb.gov.tr adreslerinden yapılacaktır. Velilerin tercih ve yerleştirme işlemleri süresince bu adresleri takip etme yükümlüğü vardır.

Photos from Taşkısığı Ortaokulu's post 21/05/2018

Taşkısığı Ortaokulu öğrencimiz Esra Çiçek, fırlatma topunda küçük kızlarda 1. Hakkında 54 metre atarak TÜRKİYE ŞAMPİYONU OLMUŞTUR. Kızımızı ve antrenör ve beden eğitimi öğretmenimiz Faruk Erdoğan Öztürk'ü tebrik ederiz.

Photos from Taşkısığı Ortaokulu's post 21/05/2018

Okullar arası puanlı atletizm Türkiye Final yarışmaları için Sivastayız. Fırlatma topu atacak öğrencimiz Esra Çiçek için Faruk Erdoğan Öztürk ile beraber, hem Sivas'ı görüyoruz hem de tarihe tanıklık ediyoruz.

Photos from Taşkısığı Ortaokulu's post 15/05/2018

SAKARYA GENÇLİK SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN GENÇLİK HAFTASI DOLAYISIYLA DÜZENLENEN GENÇLİK KOŞUSUNDA TAŞKISIĞI FARKI...
Okulumuz öğrencilerinden Kızlar kategorisinde Huri Melek Başaran 3., Ayşegül Halil 4.
Erkekler kategorisinde ilk mezun öğrencimiz Ömer Faruk Başaran 1., Muharrem Halil 4. Olarak bizi ve sevenleri ödüllendirmişlerdir.
Tebrik ediyor, kendisinin ve hocasının başarılarının devamını diliyorum.

Want your school to be the top-listed School/college in Adapazarı?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Taşkısığı Mah. Taşkısığı Caddesi
Adapazarı
54100