23/10/2021
“Aşk başınızı, sevgiyse dünyayı döndürür.”
Basak has been teaching Ashtanga Yoga since 2005. She believes dancing is active meditation and she likes combining yoga and dance.
23/10/2021
“Aşk başınızı, sevgiyse dünyayı döndürür.”
09/10/2021
“Nature is not a place to go and visit. It’s home.”- Doğa, gidip ziyaret edilecek bir yer değil, evindir.”
30/09/2021
Psikeart’ın Eylül-Ekim ayı içeriği, “yolda olma” haline adanmış. Yol meraklısı gezgin ruhlara tavsiye olunur 🕯
06/09/2021
“Bilge kişi, yaralamadan tedavi eder, kırmadan uyarır, azarlamadan düzeltir, kibirlenmeden aydınlatır.”
Lao Tzu
06/09/2021
Savaşçı Pozu (Sanskritçe Virabhadrasana, aslında tam karşılığı “kahraman” pozu); güvenli, bilindik konfor alanımızdan çıkma ve hayatımıza yenilikleri katabilme cesaretimizi de temsil eder. Bu fotoğraf, birçoğumuzun hayatımızla ilgili yeni kararlar alma potansiyelinin yüksek olduğu Eylül ayı için … 😊
27/08/2021
Sayfa kültür sanat sayfasına dönmüş; dengeleyelim.
26/08/2021
Çocukluğumdan beri mantarlar bana hep “sihirli” geldi; şehirde ya da ormanda bir mantar bulduğumda yaşadığım coşkudan yana yıllar içerisinde en ufak bir değişiklik olmadı. “Fantastic Fungi” de izleyiciyi mantarların büyülü ve gizemli dünyasına götürürken, mantarların ekosistemdeki rolünü, tıp dünyası ve farmakolojideki yerini ve ayrıca enerjisel anlamda tüm canlılar olarak bağlantıda olduğumuzu ve “bir” olduğumuzda anlam kazandığımızı anlatan muazzam bir belgesel olmuş.
23/08/2021
Dinlemeyi unuttuk; bize sesini duyurmaya çalışan diğerini, kalbimizi, ruhumuzu, doğayı, kuşları, evreni…
19/08/2021
“Only Lovers Left Alive” izlediğim en “karizmatik”filmlerden. Filmde dolu dolu müzik var, edebiyat var, tarih var. Eğer yüzlerce, binlerce yıl, maddi kaygı da olmadan yaşayacak olsaydınız ne yapardınızı irdeleyen tavrıyla bana The Man From Earth’i hatırlattı. Ek olarak bolca kasvet, melankoli ve modernite eleştirisi de var.
Kahramanlarımız Eve ve Adam isimli vampirler (isimlere dikkat; Havva ve Adem ), hayatın anlamını bilim, sanat ve aşkta bulmuşlar. Yaşayabilmeleri için ihtiyaç duydukları kanı birilerini öldürerek değil de daha farklı yollardan, mesela hastanelerin kan laboratuarlarından tedarik ediyorlar. Adam’ın hastanede kullandığı takma ismin Dr “Faust” olması da ayrıca dikkatimi çeken bir detay oldu.
Detroit’te yaşayan Adam, kendini yer aldığı toplumdan soyutlayarak ona boyun eğmeme imkânı yakalamış ancak kendini kapattığı evde melankolik bir yaşam tarzı benimsemiştir. Eve ise Adam’ın aksine, Fas’ın canlı hayatında var olmakta, merakla yaşamını sürdürmektedir, Adam’ın karanlığının tersine eldivenlerinden evine kadar her şey beyaz veya beyaza yakın renklerdedir. Fakat o da Adam gibi güçlü hislere sahiptir. Evinde yüzyıllar öncesinden kalma kitaplarıyla oldukça mutludur. Her iki karakter de geçirdikleri yüzyıllarla birlikte kendilerini yetiştiren bilge kişiliklerdir ve Eve, Adam’a her gelişinde ona hayat katmaktadır. Filmde Batı’yı temsil eden Detroit’in tekdüze ve ruhsuz yaşam belirtilerinin aksine Tanca, mimarisiyle, gece-gündüz insanlarla dolu sokaklarıyla yaşamı daha çok hissettiren yerdir. Adam’ın plakçaları dönerken, Eve’in eş zamanlı olarak kilometrelerce ötede sema edişi görsel olarak büyüleyiciydi diyebilirim. Eve’in Detroit’e gitmek üzere valizini hazırlarken kitaplarına dans eder gibi dokunuşu, Detroit’te Adam ile kavuşma anları, soundtrackler ve filmde geçen Einstein’in dolanıklık teorisi -
“Dolaşık haldeki bir parçacık ikiye ayrılıp evrenin iki farklı köşesine bile konsa, birinde bir değişiklik yapıldığında, diğer parça da aynı şekilde değişir ya da etkileşime girer.”-aklımda kalan en hoş bölümler oldu. Modern insanı eleştiren, alışılmışın dışında bir vampir hikayesi anlatan, bağımsız bir film izlemek isteyenlere tavsiye edebilirim.
17/08/2021
Canım Atam, senin nasıl çağının ötesinde bir insanmışsın!
15/08/2021
20/11/2019
Stüdyoda sömestr esintileri...👩👦