Neden Kaplumbağa…
Adımızı Kaplumbağa’dan almamızın, bu sıra dışı canlıyı çocukların çok sevmesinin yanında başka sebepleri de var…
Öncelikle, bilinenin aksine kaplumbağaların yavaş değil çok hızlı hareket edebilmeleri gerçeği bize ilham verdi…
Tehlikelerin bilincinde olmaları, attıkları her adımı bilinçli atmaları ve yavaş hareket ediyor gibi görünseler de hedeflerine herkesten daha çabuk ulaşabil
meleri, doğa bilimcilerini olduğu kadar bizleri de hayran bırakan muhteşem özelliklerinden bazıları…
Sonra, kendilerini korumaktaki üstün başarıları ve ortama uyum sağlamak konusundaki benzersiz yetenekleri sayesinde 200-300 milyon yıldır varlıklarını sürdürüyor olmaları, bunu yaparken de barışçı özelliklerini hiçbir zaman yitirmemeleri, hayranlığımızı daha da pekiştirdi...
Ve çocuklarımıza, kaplumbağaları örnek alarak kazandırabileceğimiz pek çok özelliği fark ettik. Yeteneklerini asla hafife almamak, zekalarını hem kendileri hem de toplum için en yararlı biçimde kullanmak, düşünerek hareket etmek, hareketlerinin sonuçlarını önceden görebilmek ve bütün bunları yaparken içlerindeki sevgiyi özenle koruyabilmek, bunlardan sadece birkaçı…
Çocuklarımızı bir kaplumbağanın güçlü kabuğu gibi koruyacak zırhları; Özgüvenleri! Yavrularımız, hepimizin gözbebeği… Onları her türlü tehlikenin dışında tutmak öncelikli görevimiz elbette. Ancak bugünün eğitim sistemi koruma, kollamanın yanı sıra onlara sağladığımız edinimlere de büyük önem veriyor. Bunların en başında da ‘Özgüven’ geliyor.
Çağdaş yaşamın baş döndürücü hızına bakınca kolayca görürüz ki çocuklarımız ancak, sahip oldukları özgüvenle geleceğin dünyasında var olmayı başarabilecekler...
Bu yüzden onları bekleyen zorlu yaşam koşullarının karşısında, özgüvenleri sayesinde dimdik ayakta durabilmelerini sağlamak, bizim eğitim sistemimizin temel taşlarından birini oluşturuyor.