26/10/2025
🕊️
“İyiliğin Gerçek Bedeli”
Cemil Meriç’in bir sözü vardır:
“İyilik eden mükâfat bekliyorsa, tefecidir.”
Bu söz, çağımızın aynası gibidir aslında. Günümüzde yapılan pek çok iyilik, karşılığında bir şey umularak yapılır hale geldi. Artık birine yardım ettiğimizde, içimizde gizli bir ses hemen fısıldar:
“Bir gün o da bana iyilik yapmalı.”
Oysa iyilik, doğası gereği karşılıksız olmalıdır.
Karşılık beklenen iyilik, bir borçtur. Bir çıkar ilişkisidir.
Ve en acı tarafı da şudur:
Kimi zaman insanlar yaptıkları iyiliği unutturmazlar; hatırlatır, tekrar tekrar dile getirir, mesajlarla, davranışlarla “borcunu” ödetmeye çalışırlar.
İşte o anda iyilik olmaktan çıkar yaptıkları.
Bir tefecinin hesabına dönüşür.
Oysa gerçek iyilik; sessizdir, beklentisizdir, içten gelir.
Bir çocuğun düşen arkadaşına el uzatması gibi saf, bir yaşlının eline su vermek kadar doğaldır.
Bizim çağımızda zor olan, iyilik yapmak değil;
karşılık beklemeden iyilik yapabilmektir.
Ve işte bu farkındalık, insanın ruhsal olgunluğunun göstergesidir.
Çevremiz çıkar hesaplarıyla dolu olsa da,
iyiliği bir yatırım aracı haline getirenlerle aynı sofraya oturmasak da,
biz yine de iyilik yapmaya devam etmeliyiz.
Çünkü iyiliğin gerçek karşılığı, karşındaki insanın yüzündeki gülümsemede,
senin iç huzurundadır.
Velhasıl…
Gerçek iyilik, sessiz bir duadır.
Kendini anlatmaz, karşılık beklemez, sadece iz bırakır.
Ve o iz, insanın vicdanında ömür boyu parlar.
H. Dede
Eğitimci