Keloğlan Çekmeköy Yuva

Keloğlan Çekmeköy Yuva İstanbul Çekmeköy Özel Keloğlan Anaokul okulu
Keloğlan Anaokulu www.keloglananaokulu.com
Okulu Öncesi İstanbul çekmeköy Anaokulu Kreş Yuva

İstanbul Çekmeköy Özel Keloğlan Ana Okulu'na Göre Ana Sınıfı Eğitimi Niçin Gereklidir ? Eğitimin, çocuklarımıza mutlu ve başarılı bireyler olma isteği ve yeteneğini kazandırmak olduğuna inanıyoruz.

Çocuklarımızın kendine özgü niteliklerini yitirmeden eğitim almalarını hedefliyoruz. Her çocuk bizim için özeldir. Hepsi farklı kişilik özelliklerine, ilgi, yetenek ve farklı öğrenim stillerine sahipti

r. Biz onlara bilgi ve yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyabilecekleri bir öğrenme ortamı hazırlıyoruz. Sorumluluğumuzun çocuklarımızın düşünme yeteneğini geliştirmek, gelişen ve değişen dünyaya uyum sağlayan, hayat boyu öğrenen bireyler yetiştirmek olduğunu biliyoruz.

• Biz her çocuğun içinde, onun özgür, çok yönlü ve bir birey olarak yetişmesini sağlayacak değerler olduğuna,
• Toplumların mutluluğunu sağlamanın, cehaleti ortadan kaldırmanın ve demokratik bir toplum yaratma yolunun ancak toplumların iyi yetiştirilmiş bireylerce sağlanabileceğine; bu nedenle de insan için gösterilecek en önemli çabanın eğitim olduğuna inanıyoruz.

Çağımızda eğitimin amacı önceki kuşakların yaptığını yineleyen bireyler yetiştirmek değil, kendilerine sunulan her şeyi olduğu gibi kabul etmeyip, inceleyen, sorgulayan, yaratıcı çözümler bulabilen bireyler yetiştirmek olmalıdır. Her yaş grubu için özel olarak hazırlanmış programımız, Türkçe dili etkinlikleri, ok*ma yazmaya hazırlık çalışmaları, dikkat çalışmaları, proje çalışmaları, fen ve doğa çalışmaları, sanat çalışmaları, drama, müzik, dans, jimnastik, satranç, İngilizce, sinema, tiyatro ve gezilerle desteklenmiştir. Her çocuğun kendini güvende hissedebileceği bir aile ortamına ihtiyacı vardır. Çocukların, okula başladıkları ilk günlerde ağlayarak gitmek istemeyişlerinin nedeni; yeni girdikleri ve birden bırakıldıkları bu yeni ortamda kendilerini güvende hissetmemesidir. Anne ve babasının onu bırakıp bir daha gelmeyecekleri düşüncesi ve okuldaki insanlara güvenmeme duygusudur. Okulumuzda uygulanan alıştırma programı ile bunları birkaç hafta içinde çözüyoruz. Çocuğun öğretmenlere güven duyması ve sevgi bağı kurması, alıştırma programının amacıdır. Okulumuzun ev sıcaklığı veren bir ortam olmasına da çok özen gösterdik. Ayrıca her çocuğu birkaç saatlik programdan, yarım güne, zihinsel ve duygusal açıdan hazırsa ve buna ihtiyacı varsa tam güne geçiriyoruz. Dolayısıyla sağlıklı bir şekilde eğitim sürecine başlattığımız çocukta ilk günlerdeki sıkıntıları artık geride bıraktığımız sıkıntılar oluyor.

22/09/2017

Çalışan Anne ve Babaların Gözleri Arkada Kalmasın!J
Çekmeköy
Keloğlan Eğitim Kurumları
Anaokul Yuva Kreş
7:00-19:00 Eğitim, Bakım, Yemek ve Servis Hizmetlerimiz ile
SİZ İŞİNİZE BAKIN; Size Çocuğunuzu Sevmek KalsınJ
0-6 yaş Anaokul, Yuva, Oyun Grubu, Kreş
İlkokul 1-2-3-4
Ortaokul 5-6-7-8
Lise 9-10-11-12 sınıflara
Etüt, Özel ve Grup Ders Takviyesi, İngilizce, Türkçe, Matematik, Geometri, Fen Bilgisi Eğitimleri
TEOG, YGS, LYS Sınav Hazırlık Eğitimleri
Nöroeğitsel Jonglörlük ve Yaratıcı Drama ile
Psikomotor-Psikososyal Zihinsel, Bedensel, Psikolojik ve Sosyal Yetenek ve Beceri Gelişimi Eğitimleri
Dikkat, Konsantrasyon, Motivasyon Eğitimleri
Özgüven, Dinleme, İletişim, Kendini İfade Gelişimi
Severek ve Anlayarak Hızlı Ok*ma,
Gitar, Piyano, Bateri-Ritim, Resim Eğitimleri
Oyun, Hareket, Sanat, Uğraş Terapi, Danışmanlık,
Bütünsel Yaşam ve Eğitim Koçluğu Hizmetleri ile
Haftaiçi ve Haftasonu
07:00-19:00 arasında Eğitim, Bakım, Yemek ve Servis Hizmeti Vermekteyiz.
30 Eylüle Kadar Erken Kayıt İndirimlerimizden Yararlanmak İçin Hemen Arayın!
Tel: 0216 641 04 43

Çalışan Anne ve Babaların Gözleri Arkada Kalmasın!JÇekmeköyKeloğlan Eğitim KurumlarıAnaokul Yuva Kreş7:00-19:00 Eğitim, ...
29/08/2017

Çalışan Anne ve Babaların Gözleri Arkada Kalmasın!J
Çekmeköy
Keloğlan Eğitim Kurumları
Anaokul Yuva Kreş
7:00-19:00 Eğitim, Bakım, Yemek ve Servis Hizmetlerimiz ile
SİZ İŞİNİZE BAKIN; Size Çocuğunuzu Sevmek KalsınJ
0-6 yaş Anaokul, Yuva, Oyun Grubu, Kreş
İlkokul 1-2-3-4
Ortaokul 5-6-7-8
Lise 9-10-11-12 sınıflara
Etüt, Özel ve Grup Ders Takviyesi, İngilizce, Türkçe, Matematik, Geometri, Fen Bilgisi Eğitimleri
TEOG, YGS, LYS Sınav Hazırlık Eğitimleri
Nöroeğitsel Jonglörlük ve Yaratıcı Drama ile
Psikomotor-Psikososyal Zihinsel, Bedensel, Psikolojik ve Sosyal Yetenek ve Beceri Gelişimi Eğitimleri
Dikkat, Konsantrasyon, Motivasyon Eğitimleri
Özgüven, Dinleme, İletişim, Kendini İfade Gelişimi
Severek ve Anlayarak Hızlı Ok*ma,
Gitar, Piyano, Bateri-Ritim, Resim Eğitimleri
Oyun, Hareket, Sanat, Uğraş Terapi, Danışmanlık,
Bütünsel Yaşam ve Eğitim Koçluğu Hizmetleri ile
Haftaiçi ve Haftasonu
07:00-19:00 arasında Eğitim, Bakım, Yemek ve Servis Hizmeti Vermekteyiz.
30 Eylüle Kadar Erken Kayıt İndirimlerimizden Yararlanmak İçin Hemen Arayın!
Tel: 0216 641 04 43

çekmeköy taşdelen kirazlıdere keloğlan anaokulu şubemiz açıldı http://www.kirazlidereanaokulu.com/ anaokul yuva kreş etüt kirazlıdere taşdelen çekmeköy istanbul

2016 Yaz okulu kayıtlarımız başlamıştır ! http://www.cekmekoyyazokul.com2016 Yaz okulu dönemleriÇocuklarınız yaz ayını e...
11/06/2016

2016 Yaz okulu kayıtlarımız başlamıştır ! http://www.cekmekoyyazokul.com

2016 Yaz okulu dönemleri

Çocuklarınız yaz ayını eğlenerek ve öğrenerek geçirsin.Hem psikolojik hem de bedensel gelişim sağlasın.

20 Haziran-09 Eylül 2016 tarihleri arası kulübümüz alanlarında düzenlenen 04-14 yaş grubu kız-erkek çocukları için ,
Yüzme-Tenis-Voleybol - Basketbol ve cimnastik sınıfları spor akademisi mezunu eğitmenler eşliğinde yapılmaktadır.

2016 YILI YAZ OKULU Dönemleri
Dönem: Yaz okulumuz 3 dönemdir

1.Dönem: 20 Haziran- 22 Temmuz - 4 Hafta (Ramazan bayramı haftası dersler olmayacaktır)
2. Dönem: 25 Temmuz – 19 Ağustos - 4 Hafta
3. Dönem: 22 Ağustos – 09 Eylül - 3 Hafta

5 spor branşında eğitim: Yüzme, Basketbol, Voleybol, Jimnastik, Tenis. Ekstra etkinlikler Binicilik ve Buz Pateni.



İç Etkinlikler: Eğlenceli ve Nöroeğitsel Jonglörlük, Yaratıcı Drama, Güzel Sanatlar, Resim, Ebru, Akıl Oyunları, Satranç, Gitar, Piyano, Ritim -Bateri, Yaratıcı Müzik Etkinlikleri, Etüt, Derslere Destek, İngilizce, Sosyal Eğlenceli Geziler, 07:00-19:00 arasında



Servis, Üç öğün yemek ve çok daha fazlası Çekmeköy Yaz Okulumuzda :)



2016 Yaz okulu ücretlendirme

aylık ücretlendirme

Tek Spor Branşı 300 TL.

Yarım gün Etkinlikler 550 TL.

5 Spor Branşı 550 TL.

Tam gün İç Etkinlikler 750 TL.

Tam Gün Spor ve İç Etkinlikler 1100 TL.

servis 200 TL

yemek 100 TL

Branşlar: 5 branştan oluşur

- Yüzme (Kapalı havuz)

- Tenis (Tenis kortu)

- Basketbol (Sahalar)

- Voleybol (Sahalar)

- Cimnastik (Stüdyo 2)

Yaş grupları: 3 sınıftan oluşur

- 04-07 yaş sınıfları

- 08-10 yaş sınıfları

- 11-14 yaş sınıflar

Ders Saatleri: Günde 3 ders yapılır

- 09.00 -12:30 arası ve hafta içi 5 gün -

Başvuru tarihleri: Başlamıştır

Kayıt için gerekli evraklar:

- Kayıt formu (Resepsiyondan alabilirsiniz ve Web sayfasından indirebilirsiniz)

- 1 adet fotoğraf+ Kimlik fotokopisi

- Sağlık raporu (Aile hekimliğinden ücretsiz alınmaktadır)

Gerekli Malzemeler:

- Yüzme dersleri için: Bone+Gözlük+Terlik+Havlu ( Bone-Gözlük teminini resepsiyondan 20 tl karşılığı edinebilirsiniz )

- Tenis dersi için: Yaşına uygun çocuk raketi (resepsiyondan 70 tl karşılığı alabilirsiniz)

- Sırt çantası+şort+tişört+spor ayakkabısı

- Su kabı+Şapka+yedek atlet

Sabah öğrencilerimiz, evlerinden servislerle alınarak 09:05 te Çekmeköy Yaz Okuluna ulaşırlar. ‘Günaydın Sabah’ adı altında 10 dakikalık spor çalışması yaparak güne zinde başlamaları amaçlanmaktadır.

Guruplara ayrılan öğrencilerimiz günlük ders programlarına göre öğle yemeğine kadar çalışmalarını sürdürürler. Öğle yemeği sonrası eğitsel ve kültürel etkinliklerle desteklenen dersler 16:55 e kadar devam eder. 17:00 da çalıştırıcılarımız vasıtasıyla servislerine yönlendirilen öğrencilerimiz evlerine ulaştırılır.



YEMEK

Yemeklerimiz, tam donanımlı, Sağılıklı ve hijyen kurallarına uygun ve sürekli denetlenen yemekhanemizde hazırlanmaktadır. Beslenme programlarına önem verdiğimiz yaz spor okulumuzda, öğrenciler sportif çalışmalarının sonucu kaybettikleri enerji ve kalori miktarını tamamlayacak şekilde hazırlanan yemek listeleri ile beslenmeleri sağlanmaktadır.

Yemekhanemizde, özellikle anaokulu öğrencilerinin sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla dengeli ve düzenli beslenmeye esas alınan mönüler hazırlanmaktadır.

İstenildiği takdirde Sabah Kahvaltısı, Öğle yemeği ve İkindi kahvaltısı olmak üzere üç öğün yemek verilmektedir.



TEKNİK EKİPMAN

Sportif ve Kültürel etkinlikler için gerekli her türlü teknik ekipmanlar Çekmeköy Yaz Okuluöğrencilerimize hizmet sunulması için sağlanmaktadır. 1 Haziran Öncesi erken kayıtlarda %10 indirim uygulanacakt



http://www.cekmekoyyazokul.com

www.cekmekoyyazokul.comYaz okulu kayıtlarımız başlamıştır!2015 Yaz okulu dönemleri:1. Dönem: 22 Haziran-19 Temmuz2. Döne...
04/06/2015

www.cekmekoyyazokul.com

Yaz okulu kayıtlarımız başlamıştır!

2015 Yaz okulu dönemleri:

1. Dönem: 22 Haziran-19 Temmuz

2. Dönem: 20 Temmuz-16 Ağustos

3. Dönem :17 Ağustos-13 Eylül

Her gün sabahtan öğleye kadar 5 spor branşın da eğitim: Yüzme, Basketbol, Voleybol, Jimnastik, Tenis.

Eğlenceli ve Nöroeğitsel Jonglörlük, Yaratıcı Drama, Güzel Sanatlar, Resim, Ebru, Akıl Oyunları, Satranç, Gitar, Piyano, Ritim -Bateri, Yaratıcı Müzik Etkinlikleri, Etüt, Derslere Destek, İngilizce, Sosyal Eğlenceli Geziler, 07:00-19:00 arasında

Servis, Üç öğün yemek ve çok daha fazlası Çekmeköy Yaz Okulumuzda :)

Tek branş spor ve aktivite 375 TL., hafta da Ucgun bir saat

Yarım gün iç aktiviteler 475 TL, haftada bes yarim Gun

Beş branş da yarım gün spor ve aktiviteler 575 TL haftada bes yarim Gun

Tam gün spor ve aktiviteler 875 TL haftada bes tam gun

Eğitimin, çocuklarımıza mutlu ve başarılı bireyler olma isteği ve yeteneğini kazandırmak olduğuna inanıyoruz. Çocuklarımızın kendine özgü niteliklerini yitirmeden eğitim almalarını hedefliyoruz. Her çocuk bizim için özeldir. Hepsi farklı kişilik özelliklerine, ilgi, yetenek ve farklı öğrenim stiller…

ilk Hedefimiz Mutlu Çocuklar!Keloğlan Bütünsel Yaşam Eğitim Danışmanlık...Ders Evi ve MerkezimizdeUzman kadrosu,Bakım, Y...
24/12/2014

ilk Hedefimiz Mutlu Çocuklar!
Keloğlan Bütünsel Yaşam Eğitim Danışmanlık...
Ders Evi ve Merkezimizde
Uzman kadrosu,
Bakım, Yemek ve Servis imkanı ile yılboyunca 2-14 Yaş arası çocuklarınızın
Okul başarısı,
Zihinsel,
Bedensel,
Psikolojik ve
Sosyal
Bütünsel Gelişimi için Çekmeköy' de hizmetinizdeyiz.
https://www.facebook.com/events/780262081985989/

ilk Hedefimiz Mutlu Çocuklar!

Keloğlan Bütünsel Yaşam Eğitim Danışmanlık...

Ders Evi ve Merkezimizde
Uzman kadrosu,
Bakım, Yemek ve Servis imkanı ile yılboyunca 2-14 Yaş arası çocuklarınızın
Okul başarısı,
Zihinsel,
Bedensel,
Psikolojik ve
Sosyal
Bütünsel Gelişimi için Çekmeköy' de hizmetinizdeyiz.

www.butunselyasammerkezi.com

www.keloglanegitimkurumlari.com

www.byjong.com

13/10/2014

KELOĞLAN ANA OKULU 2014 2015 Eğitim Öğretim Yılı EKİM AYI EĞİTİM VE ÖĞRETİM PLANI PROGRAMI

KELOĞLAN ANA OKULU 2014 2015 Eğitim Öğretim Yılı EKİM AYI EĞİTİM VE ÖĞRETİM PLANI PROGRAMI

KONULARIMIZ

· Hayvan Sevgisi.

· Dünya çocuk günü

· Evim ve Ailem.

· 1’den 10’a Kadar ritmik sayıları tanıyalım

· Ben kimim vücudumuzu tanıyalım.

· Sonbahar.

· 29 Ekim cumhuriyet Bayramı.

· SERBEST ZAMAN ETKİNLİKLERİ

· Serbest zaman etkinlikleri çocuğun yaratıcılığını geliştirme, kendini ifade etmesini sağlama, yardımlaşma, paylaşma, işbirliği, başladığı işi sonuçlandırma konusunda kararlı olma, sorumluluk alma, problem çözme, neden-sonuç ilişkisi kurma açısından çok önemlidir.

· BİLİŞSEL GELİŞİM

· Gözlem yapar.

· Kendisi ve ailesiyle ilgili bilgileri kavrayabilme kazanımları.

· Olay ya da varlıkların çeşitli özelliklerini gözlemleyebilme.

· Dikkatini toplayabilme kazanımları.

· Algiladıklarını hatırlaya bilme kazanımları.

· PSİKOMOTOR ALAN

· El ve göz koordinasyonu gerektiren belirli hareketler yapabilme.

· Büyük kaslarını kullanarak belirli bir güç gerektiren hareketleri yapabilme kazanımlar.

ANADİLİ ETKİNLİĞİ

· Konuşurken sesini doğru kullanabilme kazanımları.

· Türkçeyi doğru kullanabilme kazanımları.

· Dinlediklerini çeşitli yollarla anlatabilme kazanımları.

· Sözcük dağarcığını geliştirebilme kazanımları.

· Görsel metaryallari inceleye bilme kazanımları.

· Görsel metaryallerle ilgili soru sorabilme kazanımları.

· SOSYAL VE DUYGUSAL ALAN

· Duygularını fark edebilme kazanımları.

· Duygularını kontrol edebilme kazanımları.

· Başkalarıyla ilişkilerini yönetebilme kazanımları.

· Toplumsal yasaşmın nasıl sürdürdüğünü kavrayabilme kazanımları.

· Estetik özellikler taşıyan ürünler oluşturabilme kazanımları.

· ÖZBAKIM

· Giysilerini yardımsız giyme kazanımları.

· Eşyalarını tanıya bilme kazanımları.

AMAÇLAR VE KAZANIMLAR

· HAYVAN SEVGİSİ

· Hayvan sevgisinin önemini öğreniyoruz.Evimizde beslenebilen hayvanları tanıyoruz. sanat etkinliği köpek yapıyoruz.Köpeğim hav hav der köpeğim benden ne ister şarkısını öğreniyoruz.

· DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ

· Dünya çocuk gününü kutluyoruz dünya çocuklarına ait resimler dağıtılır resimdeki çocukların özellikleri konuşulur.Bir dünya bırakın biz çocuklara adlı şarkımızı öğreniyoruz.

· EVİM VE AİLEM

· Evim –ailem konusunda hepimizin evi ve ailemiz olduğu ,ailemizde bulunan kişilerin kimler olduğunu öğreniyoruz.Evimizde bulunan bölümler ,bu bölümlerin işlevlerini inceliyoruz.Evimizde uyulması gereken kurallar ,nasıl davranmamız gerektiğini öğreniyoruz Aile bireylerinin birbirine ihtiyacı olduğunu ailenin kimlerden oluştuğunu öğreniyoruz. Kardeşim olacak adlı şiirimizi öğreniyoruz.Bebek takliti draması yaptırılır. Evimiz adlı parmak oyunu oynanır.

· _ PARMAK OYUNLARI_

· EVİMİZ

· Burası bizim evimiz (İki elin işaret parmağı ile ev çizilir)

· Annem,babam (Sol elin parmakları açılırBaş parmak ve işaret

· parmak gösterilir

· Kardeşim,ablam ve ben (Orta,yüzük ve serçe parmak)

· Tam beş kişiyiz (Sağ elin parmakları açılır)

· Çok mutluyuz,neşeliyiz (Kollar sarılır)

· 1’DEN 10’A KADAR RİTMİK SAYILARI TANIYALIM

· 1den 10’a kadar ritmik sayılar sayılır parmak ile sayma çalışmaları yapılır.nesneleri sayma çalışmaları yapılır. Bir adlı şarkımız ritim aletleri ile öğrenilir.

· BEN KİMİ VÜCUDUMUZU TANIYALIM

· Ben kimim konusunda vücudumuz duyu organlarımız ve işlevlerini öğreniyoruz.Kız-erkek cinsiyetleri hakkında cinsiyet özellikleri(fiziksel farklılıkları,kıyafet farklılıkları gibi)konuları öğreniyoruz Duyu organlarımız hangileri olduğu görevleri öğreniyoruz Kendimizin ve arkadaşlarımızın da farklı fiziksel ve kişisel özelliklerimizin olduğunu öğreniyoruz .vücudumuzu oluşturan bölümler hakkında sohbet edilir.vücud maketi incelenir. Vücudumuz şarkısını öğreniyoruz

· SONBAHAR

Sonbahar mevsiminde havaların soğumaya başladığı ,yağmurların yağdığı, rüzgarların estiği .Mevsime uygun kıyafetleri tercih etmemiz mevsime uygun giyinmediğimizde hasta olabileceğimizi öğreniyoruz.Vücudumuzu hastalıklardan koruyabilecek bol bol vitaminleri olan meyve ve sebze yemenin önemi konuşuyoruz.Sonbahar mevsiminde havalarda,giyeceklerde,yiyeceklerde ,çevremizde bitkilerdeki değişimler hakkında görsel eğitici video izliyoruz.

· 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

29 ekim cumhuriyet bayramı konusunda çocuklara cumhuriyet nedir?cumhuriyet neden ve nasıl kuruldu? Konusu anlatılır. cumhuriyet bayramını kutladığımız hakkında konuşulur daha sonra çocuklarla birlikte sınıflarımızı süsleriz.Atatürk’ün hayatını inceliyoruz.Atatürk şarkısı öğreniyoruz.Asker draması yapıyoruz. Cumhuriyet adlı şiirimizi öğreniyoruz.

BİR DÜNYA BIRAKIN BİZ ÇOCUKLARA

Bir dünya bırakın biz çocuklara

Islanmış olmasın gözyaşlarıyla

Oynaya oynaya gelin çocuklar

El ele el ele verin çocuklar

Bir bahçe bırakın biz çocuklara

Göklerde yer açın uçurtmalara

Oynaya oynaya gelin çocuklar

El ele el ele verin çocuklar

Bir barış bırakın biz çocuklara

Ulaşsın şarkımız güneşe aya

Oynaya oynaya gelin çocuklar

El ele el ele verin çocuklar

Bir dünya bırakın biz çocuklara

Üstüne yazalım sevimli dünya

Oynaya oynaya gelin çocuklar

El ele el ele verin çocuklar

KÖPEĞİM

Köpeğim hav hav hav der Kedicim miyav miyav der

Köpegim benden ne ister Kedicim benden ne ister

Hadi gel hadi gel cici köpeğim Hadi gel hadi gel cici kedicim

Hadi gel sana ben et vereyim Hadi gel sana ben süt vereyim…

VÜCUDUMUZ

İki elim iki kolum bacaklarım var Sen hiç gördünmü üç dudaklı bir adam

Her insanda bir burun birde ağız var Olurmu hiç üç dudak dönde aynaya

Sen hiç gördünmü üç kulaklı bir adam İki gözüm İki kaşım parmaklarım var

Olurmu hiç üç kulak dönde aynaya bak Her insanda bir burun birde ağız var.



CUMHURİYET

29 Ekimde,

Cumhuriyet kuruldu.

Ulus özgür sesini,

Tüm dünyaya duyurdu.

Çocuklara bilmeceler soruldu

Mavi göklerden indim

Al atlaslar gibiydim

Küçük olsanız bile

Sizlere var umudum( Bayrak)

Düşmanı kovdu

Bize yurdu armağan etti (Atatürk)















KELOĞLAN ANA OKULU EKİM AYI EĞİTİM VE ÖĞRETİM PROGRAMIPROGRAMI PLANI

04.10.2014

05.10.2014

06.10.2014

07.10.2014

08.10.2014

Dünya çocuk gününü kutluyoruz dünya çocuklarına ait resimler dağıtılır resimdeki çocukların özellikleri konuşulur.Bir dünya bırakın biz çocuklara adlı şarkımızı öğreniyoruz.

Hayvan sevgisinin önemini öğreniyoruz.Evimizde beslenebilen hayvanları ögreniyoruz sanat etkinliği köpek yapıyoruz.Köpeğim hav hav der köpeğim benden ne ister şarkısını öğreniyoruz.

Aile bireylerinin birbirine ihtiyacı olduğunu ailenin kimlerden oluştuğunu öğreniyoruz. Kardeşim olacak adlı şiirimizi öğreniyoruz.Bebek takliti draması yaptırılır

Dünyanın işleyişini öğreniyoruz.mevsimlerin değişimi ve bulunduğumuz zamanı öğreniyoruz.Mevsimler draması yaptırılır.Gece gündüz nasıl oluşur inceliyoruz

İnsanların büyüme evrelerini inceliyoruz.Büyük küçük kavramı öğreniyoruz.Deve cüce oyununu öğreniyoruz.



11.10.201

12.10.2014

13.10.2014

14.10.2014

15.10.2014

Elkoordinasyonu sağlanarak kalem tutma şekilleri çocuklara gösterildi. Çizgi çalışmaları yapıldı



Ölçüm aracını öğreniyoruz.ölçüm araçları incelenir ne amaçla kullanıldıkları hakkında sohbet edilir.parmak boyası çalışması yaptırılır.

Vücudumuzu öğreniyoruz.vücudumuzu oluşturan bölümler hakkında sohbet edilir.vücud maketi incelenir. Vücudumuz şarkısı söylenir

1den 10’a kadar ritmik sayılar sayılır parmak ile sayma çalışmaları yapılır.nesneleri sayma çalışmaları yapılır. Bir adlı şarkımız ritim aletleri ile söylenilir

Ses çalışması yapılır.sorularla çocukların farklı eşyalardan farklı sesler çıktığını fark etmesini sağlanır.duyu organlarımızla ilgili eğitici cd izlenir.

18.10.2014

19.10.2014

20.10.2014

21.10.2014

22.10.2014

Tat almanın önemi hakkında çocuklarla konuşulur.Tadarak tanı oyunu oynanır

Parça-bütün kavramına değinilir.kolaj çalışması ile parça bütün kavramı pekiştirilir.

Dilimizi tanıyoruz tat alma dışında başka ne işe yarar onu öğreniyoruz.Dilim adlı şiiri öğretilir

Duyu organlarla ilgili kavram haritası hazırlanılır.duyu organları dansı yapılır.duyu organları ile ilgili tekerleme söylenir.

Damlatma tekniğiyle suluboya çalışması yapıyoruz.Bedenim adlı parmak oyunu oynanır

25.10.2014

26.10.2014

27.10.2014

28.10.2014

29.10.2014

Bahçeye çıkıyoruz yaprakları inceliyoruz.yaprak baskısı yapıyoruz…

Mutfakta neler oluyor inceliyoruz…aşçı şapkası yapıyoruz…

Duygularımızı öğreniyoruz.Yardımlaşma ve paylaşma üzerine sohbet ediyoruz.

Atatürk’ün hayatını inceliyoruz.Atatürk şarkısı öğreniyoruz…Asker draması yapıyoruz

19/07/2014

KELOĞLAN MASALLARI
KELOĞLAN DÜDÜK HELVA
Bir varmış, bir yokmuş. Bir işte çalışmayan, gezip dolaşmayı seven bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan komşu kasabada gezerken, tellanın sesini duymuş:
" Ey ahali, duyduk duymadık demen, yola çıkıverin hemen, menekşe sokağında, yengenin konağında helva günü yapılıyor. Buyrun davetlisiniz, gelin helva yersiniz. "
Tellalın söylediklerini duyan Keloğlan soluğu yengenin konağında almış. Konağın bahçesinde ateşler yakılmış, kazanlar kaynıyormuış. Yengenin kocası, konağın dayısı bir seçici kurul oluşturmuş. Dayı, on kişilik seçici kuruldan en akıllı gördüğü Keloğlan'ı kurul başkanı seçmiş.
Dört kazan başında dört yarışmacı varmış. Bunlardan ikisi adam, ikisi kadınmış. Helvalar piştikten sonra tabaklar dolusu helva dağıtılmış. Keloğlan her birinden birer tabak olmak üzere dört tabak helva yemiş. Üstüne iki bardak su içmiş. İnsanoğlu açken dünyaya karamsar, tokken gülümser bakarmış. Keşke haftanın yedi günü, yedi konakta böyle ziyafet verilse. Bugün burada helva, yarın başka yerde dolma, öbür günler köfte, pilav, börek, çörek, kek. Karnım tok olduktan sonra neden çalışayım. Yer, içer, yatar, keyfime bakarım, demiş Keloğlan, anlatmış, durmuş.
Sonunda karar anı gelmiş. Seçici kurul toplanmış. Konak sahibi yenge dokuz oy almış. Keloğlan, hepsi güzeldi ama hocanın helvası bir başka güzeldi diyerek, Nasreddin Hoca'ya oy vermiş. Hey gidi Nasreddin Hoca, hey! Senin yaptığın helvayı yerken tahta kaşığını kıranlardan oy alamadın. Fakirsin ya, ağzınla kuş, elinle balık tutsan yaranamazsın.
Keloğlan, Nasreddin Hoca'ya oy vermiş ama dayı araya girmiş:
" Olmaz Keloğlan, Nasreddin Hoca'ya oy versen ne olacak? Bugün buradan oyların tamamını alan bir birinci çıkacak. Nasreddin Hoca'ya boş ver, yengeye oy ver. "
Keloğlan'ın kararlı olduğunu gören dayı:
" O zaman seçici kurulla birlikte Dağ Dede'ye gidelim. Dağ Dede'nin oyu yarışmayı sonlandırsın. " demiş ve Dağ Dede'nin yaşadığı mağaraya gidilmiş. Dağ Dede, dayının dedesiymiş. Yüz dört yaşındaymış ama uzun saçı ve bir metrelik sakalı karaymış. Hani derler ya, ak sakallı dede, öyle değilmiş. Onun saçını ve sakalını odun kömürüyle boyadığı rivayet edilirmiş.
Dağ Dede dört tabak helva yemiş ve üstüne dört bardak su içmiş. Dayının hanımını işaret edip yenge demiş. Dayı, oradakilere otuz iki dişini göstermiş. Konak sahibi yenge oyların hepsini alarak birinci ilan edilmiş. Konağın bahçesine gelince, karar, alkışlarla, doğrusu buydu, sözleriyle karşılanmış.
Keloğlan bu can sıkıcı ortamda daha fazla kalamayacağını anlayıp konaktan ayrıldıktan sonra toprak yolda uzun süre yürümüş.
" Ben istesem de bu düzene ayak uyduramazdım, diye düşünmüş. Konduğu tasın şeklini alan su gibi, girdiği ortamda renk değiştirip bukelemunlaşan insanları sevmiyorum. Yalvarsalar da bir daha bu konağa gelmem.
Ne yengenin helvasını yerim ne dayının yüzünü görürüm.
Ne kimsenin önünde eğilirim ne de zoraki alkışlarım.
Ben buyum işte, benim adım Keloğlan.
Kendisine efendi dememi isteyen dayıya güler geçerim.
İnsan büyük, yüce, görkemli bir varlıktır.
Bütün insanlar eşittir, insanlar arasında fark yoktur.
Ne demek öyle efendimiz, kim kimin efendisi.
İnsan başkasının değil, kendi kendisinin efendisi olmalı. "
SON
KELOĞLAN'IN İKİZİ
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zamanda bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan kasabaya gitmiş. Keloğlan'ı han odasından gören İsmail adındaki genç adam gözlerine inanamamış. Gördüğü tıpkısının aynısı kendisiymiş. Elbiseler farklıymış. Onun elbiselerini ben giysem herkes beni o zanneder. Ben de onlara pek güzel hayat dersi veririm, diye düşünmüş. Yüzünü, kafasını araplar gibi sarmış. Arapların öyle dolaşmasının sebebi, aşırı güneş ve çölde oluşan k*m fırtınalarıymış. Kadınların saçlarının arasına k*m dolunca yıkamakla çıkmazmış. Aşırı sıcakların ve çöl fırtınasının olmadığı yerlerde arap kadınlar, açılır, saçılırmış.
İsmail, Keloğlan'la arkadaş olmuş, kasabada gezmişler, dolaşmışlar. İki gün sonra İsmail, kadıya giderek, Keloğlan altın dolu kesemi çaldı diye iftira atmış ve onu zindana attırmış.
Ertesi gün İsmail terziye diktirdiği elbiseleri giymiş ve Keloğlan gibi sağa sola selam verip yürüyerek, sesini taklit ederek Keloğlan olup çıkmış. Sonraki on gün Keloğlan'ın ününden yararlanan İsmail pek çok kasabalıyı dolandırmış, borç alıp ödememiş, kavga çıkararak adam dövmüş ve sonunda kadıya giderek şikayetinden vazgeçtiğini söylemiş, Keloğlan'ı bırakmasını istemiş ve ortadan kaybolmuş.
Zindandan çıkan Keloğlan kasabada gezerken şaşırmış kalmış. Keloğlan'ı görenler, aman, Keloğlan geliyor bizi dolandıracak, aman Keloğlan geliyor bizi dövecek, diye aşağı yukarı kaçışmışlar. Dükkan sahipleri kapılarını kilitleyip evlerine çekilmişler. Pazar yerine gittiğinde ortalık boşalıvermiş. Pazar yerinde kimse kalmamış.
Keloğlan adamların arkasından bağırmış:
" Ağalar, etmeyin, eylemeyin, neden benden kaçarsınız? Allah'ını seven biri çıksın söylesin. Suçum neyse bileyim. "
Bunun üzerine adamın biri aralıktan çıkmış:
"Benden borç aldın ödemedin. " demiş. Bir diğeri evin arkasından çıkmış:
" Beni geçen gün borç vermedim diye dövdün, bak kolum sarılı. Bir başka adam:
" Zorla evimi elimden alıp başkasına sattın. Bir haftadır sokakta yatıp kalkıyorum. "
Pek çok kasabalı yaptıklarını anlatıp Keloğlan'ı Keloğlan'a şikayet etmişler.
Keloğlan:
" Ağalar, ben on gündür zindandaydım. Bu olanlardan haberim yok. Aç kalırım kimseyi dolandırmam, aç yatarım kimsenin evini elinden almam. Şimdiye kadar birtakım kavgalara karıştım ama hep dayak yiyen ben oldum. O koca adamı ben nasıl döveyim? Beni bilmez misiniz, beni tanımaz mısınız? Nasıl olur da kötü olduğuma inanırsınız? "
Keloğlan'ın etrafındaki adamlardan biri:
" O zaman sen değilsen beni kim dövdü? Bu kadar adamı kim dolandırdı? Beni döven sendin veya senin ikizin gibiydi. Keloğlan hakikaten senin bir ikizin var mıydı? Yani mesela dedim. "
Keloğlan:
" İkizim mi? Olabilir mi? Hiç bilmiyorum. Bu işi bilse bilse anam bilir. Buyrun anama gidelim. "
Keloğlan önde, kasabalı arkada, Keloğlan'ın anasına gitmişler. Olanları anlatmışlar ve Keloğlan'ın bir ikizinin olup olmadığını sormuşlar.
Keloğlan'ın anası:
" Doğrudur. Keloğlan'ın bir ikizi vardı. Gece biz uyurken hırsızlar eve girmişler ve onu kaçırmışlar. Çok aradım izini bulamadım. Acısını kalbime gömdüm. Yanımda bir bu kel kafalı kaldı. Bütün sevgimi ona verdim. "
Kasabalının biri:
" Öbürü de bunun gibi kel kafalı mıydı? "
Keloğlan'ın anası:
" Evet doğru. O da bunun gibi keldi. Kafasında bir tel saç yoktu. Kafasına konan sinek, duramaz, kayar, yere düşerdi. Bunun adı İbrahim, onun adı İsmail'di. "
Bu sefer kasabalı önde, Keloğlan arkada, kadının huzuruna çıkmışlar. Kadı, Keloğlan'ın on gündür zindanda olduğunu ve bugün salıverildiğini söylemiş. Kasabalı, İsmail'den şikayetçi olmuş. Kadı, kendisinin de aldatıldığını, İsmail'in peşine kolcuları gönderdiğini, yakalanmasının an meselesi olduğunu belirtmiş.
Haftasına kolcular İsmail'i kasabaya getirmişler ve kadının karşısına çıkarmışlar. Huzurda kasabalı toplanmış. Deliller onun aleyhineymiş. Suçu sabitmiş. Kadı, İsmail'i ömür boyu hapse mahk*m etmiş. Fakat Keloğlan ile anası gelince işler değişmiş. Keloğlan ile anası, kardeşim, oğlum deyip İsmail'e sarılmışlar. Ağlayıp, yalvarmışlar, gözyaşı dökmüşler. Bunun üzerine İsmail pişman olduğunu söyleyip herkesten özür dilemiş. Kime ne borcum varsa çalışıp öderim deyince kasabalıdan kopmalar başlamış. Kasabalı şikayetini geri alınca dava düşmüş ve kolcular İsmail'in bağlı ellerini çözmüşler.
Keloğlan ve anası, İsmail'i evlerine götürmüşler. Akşam yemeğinden sonra yatıp uyumuşlar. Sabah olunca Keloğlan ile anası uyanmışlar. Bir de bakmışlar ki, İsmail'in yatağı bomboş. Çünkü o gece yarısı kaçıp gitmiş. Biraz sonra mutfakta tarhana çorbası pişiren Keloğlan'ın anasının aklına bir tencere içine sakladığı paralar gelmiş. Paralar yerinde yokmuş. Anası sormuş:
" Keloğlan bu tencerenin içinde para vardı. Sen mi aldın? "
Keloğlan:
" Hayır ana, ben almadım. "
Anası:
" O zaman kim aldı? "
Keloğlan:
" Paranın kokusunu alan biri. Benzerim, ikizim. "
Anası:
" Evde sadece orada para vardı. Ortalık dağınık değil, çekmeceleri karıştırmamış. Mutfağa yönelmiş ve parayı bulmuş. "
Keloğlan:
" Ana, bu para olayını kadıya söylemezsin umarım. "
Anası:
" Yok oğul, kimseye bundan söz etmek yok. İsmail nerede diye soranlara, acele işi varmış, gece gitti deriz. Başka ne diyeyim oğul. "
Onlar paralarını çaldırmışlar, biz çaldırmayalım.
Huylu huyundan vazgeçmezmiş bunu unutmayalım.
Cezasını çekmeden suçluyu affetmeyelim.
Bu öğüdü vermeden masalı bitirmeyelim.
SON
KELOĞLAN DÖRT HARAMİLER
Bir varmış bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Anasıyla birlikte karınca kararınca geçinip giderlermiş. Bir yıl hiç yağmur yağmamış, kıtlık olmuş. Ekinler tarlada, meyveler dalda, üzümler bağda susuzluktan kavrulmuş. Dereler, ırmaklar kurumuş. Bunun üzerine anası Keloğlan'ı iş bulup çalışarak para kazanması ve kışlık yiyecek alması için kasabaya gitmeye ikna etmiş.
Anasının hazırladığı yiyecekleri torbasına koyan Keloğlan kasabaya gitmek üzere yola çıkmış. Hava sıcak, kasaba uzak, Keloğlan ormanda dinlenmek için, çimenlere uzanmış ama oracıkta uyuyakalmış. Neden sonra uyanmış, bakmış yiyecek torbası yok. Üzülmüş, dövünmüş, söylenmiş, etrafı aramış, torbayı bulamamış. Çaresiz durumu kabullenip kasabaya doğru yürüyüşüne devam etmiş. Sonunda ormandan çıkıp kasaba yoluna girmiş.
Keloğlan giderken yol kenarında oturmuş yemek yiyen dört adama rastlamış. Bu adamlar, o bölgede hüküm süren, soygunlar yapan dört haramiymiş. Keloğlan adamlara selam verip yanlarına sokulmuş ki, bir de ne görsün! Torba kendi torbası, yedikleri yiyecekler de anasının hazırladığı yiyeceklermiş. Keloğlan torbasını bu adamların çaldığını anlamış ama bir şey yapamamış. Yanında çakı bile yokken, adamların bellerine astıkları kılıçlara bakakalmış. Konuşmalarından onların harami olduklarını anlamış ama açlık korkuyu yenmiş:
" Ağalar, karnım çok açtır. Sabahtan beri bir şey yemedim. Yanınıza sokulsam ve iki lokma da ben yesem, he olur mu, ne dersiniz? "
Haramiler, Keloğlan'a ters ters bakmışlar. Haramilerden biri sormuş:
" Adın ne senin? "
" Adım İbrahim ama herkes bana Keloğlan der. "
" Keloğlan mı? Kel kafandan belli zaten. Biz insanların cebinden parasını, ağzından lokmasını alan haramileriz. Yiyecek torbanı aldık, canını almayalım. Var git uzaklaş, gözüm görmesin seni. "
Bunun üzerine Keloğlan oradan bir uzaklaşmış ki sormayın.
Aradan bir ay geçmiş. Keloğlan kasabada odun kırmış, yük taşımış, getir-götür işlerinde çalışmış ve biraz para biriktirmiş. Bu arada haramilerin kasabalılara eziyet yaptığına şahit olmuş. Karşı çıkan olmayınca kasaba meydanında haraç vermedi diye adam dövdüklerini görmüş.
Keloğlan ayrılmadan önce kasabalıları haramilerden kurtarmaya karar vermiş. Padişaha posta güverciniyle haber uçurmuş. Padişah haramilerin üstüne asker göndermiş. Askerler, haramileri yakalamış ve onları zindana atmışlar.
Böylelikle Keloğlan biriktirdiği paralarla bir eşek satın almış ve kışlık yiyecekleri bu eşeğe yükleyip, harami korkusu olmadan köyünün yolunu tutmuş.
SON
KELOĞLAN İLE DAĞ ASLANI
Bir varmış iki yokmuş, üç varmış beş yokmuş. Evvel zamanda Keloğlan'la anası varmış. Keloğlan küçükken çalışmayı sevmezmiş, büyüdükçe çalışmayı sevmemeye devam etmiş. Evde yatar uyurmuş, tarlaya gitse uyurmuş. Bir gün anası Keloğlan'a kızmış:
" Oğlum, on koyunumuz var, bari onları götür otlasınlar. Bir işe yara. " demiş.
Bunun üzerine Keloğlan anasının sözünü dinlemiş, koyunları alıp dağa çıkmış. Koyunlar otlarken Keloğlan uyuya kalmış. Koyunlar almış başını gitmiş. Neden sonra Keloğlan uyanmış. Bakmış koyunlar yok, sağa sola koşmuş, koyunları aramış ama boşuna, çaresiz eve dönmüş.
Keloğlan'ın koyunları kaybettiğini öğrenen anası sopasını eline alıp, Keloğlan'ın üstüne yürümüş. Keloğlan kaçmış, anası kovalamış:
" Keltoroş seni, on koyun güdemezsin, en büyük benim dersin. Koyunları bulmadan eve dönme. " diyerek arkasından bağırıp çağırmış.
Keloğlan anasından kurtulduktan sonra uyuyup kaldığı yere gitmiş. Koyunların izini aramış. Çok uzaklardan gelen bir mee sesi duymuş. Koyun melemesi karşıki kayalıktan geliyormuş. Kayalığa doğru yürümüş, melemeler çoğalmış. Oradaki bir mağaraya girmiş ve koyunları bulmuş.
Bu mağara bir dağ aslanının mağarasıymış. Keloğlan'ın mağaraya girdiğini gören dağ aslanı Keloğlan'ın üstüne atılmış ve onu yakalayıp koyunların yanına bağlamış. Keloğlan dağ aslanından aman dilemiş:
" Ey dağ aslanı, ben ettim sen etme. Seni rahatsız ettim, kusura kalma. Bir anam var koyunları ister. Büyüklük göster, sal bizi, bırak yolumuza gidelim. "
Bunun üzerine dağ aslanı:
" Sus, sessizce otur orada. Hem kafan kel hem de çok konuşuyorsun. İki günde bir koyun yesem yirmi günde koyunlar biter. Sonra sıra sana gelecek. Acaba seni nerenden yemeye başlasam? Cevaplamam gereken zor bir soru bu. "
Keloğlan bakmış olacak gibi değil, dağ aslanı laftan anlamaz. Bir kurnazlık düşünmüş:
" Sayın dağ aslanı, siz bu dağın kralısınız ve burası sizin sarayınız. Bu saray çok kirli. Ellerimi çözün sadece bir ayağım bağlı kalsın, her yeri silip süpüreyim. "
Dağ aslanı:
" Doğru, ben bu dağın kralıyım. Burası beni sarayım. Saraylar kirli olmaz. "
Dağ aslanı Keloğlan'ın ellerini çözmüş. Keloğlan hemen temizliğe başlamış. Bir saat sonra dağ aslanı gidince Keloğlan ayağındaki ipi çözmüş. Koyunlarla birlikte mağaradan kaçıp gitmiş.
Keloğlan'ın koyunlarla geldiğini gören anası onları çoşkulu bir şekilde karşılamış. Keloğlan'ı yanaklarından öpmüş, koyunları ağıla kapamış. Daha sonra Keloğlan'la anası geceyi geçirmek üzere evlerine çekilmişler.
SON
KELOĞLAN PADİŞAHIN OYUNU
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Tilkilerin kümeslerden uzak durduğu, farelerin kedilerden korkmadığı bir devirde yaman mı yaman bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan dağ-taş gezermiş, soğuk sulardan içermiş. Anasıyla birlikte karınca kararınca yaşayıp giderlermiş.
Bir öğle vakti Keloğlan evde anasıyla konuşurken, kapı çalınmış. Keloğlanın anası kapıyı açmış. Gelenler, ak sakallı, yaşlıca bir adam ile dünya güzeli bir kızmış. Anası misafirleri eve buyur etmiş. Keloğlan'ın kızı görünce aklı başından gitmiş. Kıza aşık olmuş. Anası öbür odaya geçince, ana bu kızı bana istesene, demiş. Anası, kimdirler, nedirler bilmeyiz, nasıl olup da eve gelen misafirden kızını isteriz, dediyse de Keloğlan'ın ısrarı karşısında kızı babasından istemiş. Meğersem bunlar tebdil kıyafet gezen o ülkenin padişahı ve kızıymış.
Padişah:
" İyi de Keloğlan, kızımı nerede yaşatacaksın, nasıl geçineceksiniz? Anlat da bilelim. " demiş.
Keloğlan:
" Ondan kolay ne var canım. Onu sarayımda yaşatırım, pek de güzel geçindiririm. " demiş.
Padişah:
" Saray mı? Ne sarayı? Senin sarayın mı var, Keloğlan? " diye sormuş.
Keloğlan:
" Tabi canım. Şu dağın ardında kalan saray benimdir. " demiş.
Padişah, Keloğlan'ın dediği sarayı hemen bilmiş. Çünkü o saray kendi sarayıymış. Keloğlan'ın oyun ettiğini anlamış. Onun oyununa karşılık kendi de bir oyun oynamak istemiş:
" Bak sen. Bravo sana Keloğlan, demek senin bir sarayın var. Hem tanınmış birisin hem de zenginsin. Kızımı senden daha iyi birisine mi vereceğim? Şimdi biz gidelim. Haftaya bugün sarayına misafir oluruz. Haydi kal sağlıcakla. " demiş ve kızıyla birlikte çıkıp gitmiş.
Padişahla kızı gidince Keloğlan'ı bir düşüncedir almış. Demediğini bırakmayan anasından kurtulmak için dışarı kaçmış. Durum buymuş ve bir hal çaresi lazımmış. Şöyle mi yapsam, böyle mi etsem derken, sonunda kararını vermiş. Olanları padişaha anlatıp yardımını isteyecekmiş.
Padişah ise, Keloğlan'ın saraya geleceğini tahmin ediyormuş. Keloğlan'ı görüşme odasına aldırmış ve araya gerili perdenin arkasından Keloğlan'la konuşmuş. Keloğlan'ın dediklerini kabul edip, sarayı Keloğlan'ın emrine bırakmış ve kızıyla birlikte yakındaki konakta kalmaya başlamış.
Keloğlan saray görevlilerinden hazırlıkların bir an önce tamamlanmasını istemiş. Padişah ve kızı söz verdikleri günde misafirliğe gelmişler. Görevliler, durumdan haberdar oldukları için, padişah ve kızına misafirmiş gibi davranmışlar. Yemekler yenmiş, ayranlar içilmiş. Sohbet giderek koyulaşmış ve geç vakitler padişah ve kızı giderken Keloğlan ve anasını konağa davet etmişler.
Konakta anası padişahtan kızını Keloğlan'a istemiş. Kızının olurunu aldıktan sonra padişah evet demiş ve kızını Keloğlan' a vermiş.
Sarayda yapılan düğüne padişah, padişah kıyafetiyle, kızı Aysel de prenses kıyafetiyle katılıp kimliklerini belli etmişler. İlk anda çok şaşıran Keloğlan ve anası zamanla buna alışmışlar. Saray görevlileri padişahın oyununu konuşmuşlar. Keloğlan ve Aysel evlenip mutlu olmuşlar.
SON
KELOĞLAN'IN HOROZU
Bir varmış bir yokmuş. Yumurtadan civciv çıkmış. Civciv büyümüş piliç olmuş. Piliç büyümüş tavuk olmuş. Tavuk yumurtlamış. Yumurtadan civciv çıkmış. Bu civciv büyümüş horoz olmuş.
Bu horoz bir gün sol- sağ, bir- iki uygun adım giderken Keloğlan'la karşılaşmış ve Keloğlan'ın yanından sıyırtıp geçmiş. Keloğlan ağzı açık horozun arkasından baka kalmış. Çabucak toparlanıp bir koşu horozun önüne çıkmış. Karşısında Keloğlan'ı gören horoz durmuş.
Keloğlan:
" Ne o Toros? Yürüyüp gidiyorsun. Beni tanımadın mı? "
Bunun üzerine horoz durmuş:
" Tanıdım da, seni tanıdım diye durmam gerekmez. "
" Bana kızgınsın, yenilgiyi benden biliyorsun. "
" Daha herşey bitmedi. Şu yeni nesil. Bak civcivlere, bunların çoğu horoz olacak. Yakında yeni bir ordu kuracağım. Zafer bizim olacak. "
Altı ay kadar önceydi.
Uzun bir zamandır tilkiler kümeslere giriyor ve tavukları götürüp ormanda yiyorlardı. Kümes hayvanları tilki korkusu altında yaşamaktan bıkmıştı. Daha sonra Toros çıktı ve kümes hayvanlarını bir bayrak altında toplamayı başardı. Horozlardan ordu kurdu, bu orduyla haksızlığa baş kaldırdı ama tilki ordusuyla yapılan meydan savaşında bozguna uğradı. Savaştı, sonuna kadar savaştı, tek kaldı ve kuşatmayı yarıp yaralı olarak kurtuldu. Yarası iyileşince tekrar ortaya çıktı ama bu defa çok daha fazla hırslıydı.
Keloğlan'ı tanımamasının sebebi ise, biraz daha sabret, hemen savaşa girme, kazanma şansın çok az demesinden kaynaklanıyordu.
Zamanla civcivler piliç, piliçlerin çoğu horoz oldu. Çevreden binlerce horoz gelerek Toros'un özgürlük bayrağı altında toplandı.
Keloğlan'ın, çok kalabalıksınız, siz bu savaşı kazanırsınız demesi üzerine yapılan savaşı horozlar kazandı. Keloğlan'ın horozu, zafer kazandı ve kalan az sayıda tilki ormanın derinliklerine çekildi.
SON
KELOĞLAN'IN KUZU SEVGİSİ
Keloğlan kasabaya giderken yolda bir kılıç bulmuş. Kasabaya varınca kılıcın sahibini aramaya başlamış. Kime sorduysa ne kılıcı daha önce gören ne de sahibini tanıyan çıkmamış. Hayvan pazarından geçerken küçük bir kalabalık Keloğlan'ın etrafına toplanmış. Birkaç kendini bilmez Keloğlan'la alay etmeye başlamış.
Adamlardan biri orta yere bir kuzu getirmiş:
" Şu kuzuyu kılıçla keselim. Şişe takıp döndürelim. Nar gibi kızartalım. Afiyetle yiyelim. " demiş.
Bunun üzerine Keloğlan:
" Aman ağalar, etmeyin, eylemeyin. Ne istersiniz bir garip kuzudan? Daha doğalı kaç gün olmuş? Bırakın yaş yaşasın, ömür sürsün. Kuzu kesenin, kuzu eti yiyenin başına türlü belalar gelirmiş. Bunu bilmez misiniz? "
Keloğlan'ın haykırışı ses getirmiş. Kalabalıktan birkaç kişi Keloğlan'dan yana çıkmış. Kuzunun sahibi, kuzuyu götürmüş. Az önce keselim, döndürelim, kızartalım, yiyelim diyen adamlar, Keloğlan'dan özür dilemişler. Keloğlan'ı üzmemek için, kuzu kesmekten, kuzu eti yemekten ömür boyu vazgeçmişler.
Son sözü Keloğlan söylemiş:
" Kuzu eti yiyen olmasa kuzular kesilmez. Kuzuların kesilmemesi için, sizler de kuzu eti yemekten vazgeçmek istemez misiniz? "
SON
KELOĞLAN İLE BULUT
Bir zamanlar Anadolu'da bir garip Keloğlan yaşarmış. Çalışmayı sevmezmiş ama bizim tarladan ürün toplanacak, gel bir el atıver Keloğlan, diyen konu komşunun yardımına koşarmış. Domates, biber, patlıcan toplarmış. İş bitince para veren olmaz, sadece öğle yemeği tarhana çorbası. Eh, öğlenleri evde anam zaten tarhana çorbası pişiriyor, neden çalışıp yorulayım der ve yan gelip yatarmış.
Bir sabah vakti gökyüzünde bulutlar toplanmış, ortalık kararmış ve şiddetli bir yağmur başlamış. Yağdıkça yağmış ve sonunda yağmur damlaları birleşip sel olmuş. Çevrede ne ev bırakmış, ne ahır, ne tarla, ne bahçe. Hepsini silip süpürmüş, alıp götürmüş. Keloğlan ile anası bir ağaca çıkıp selden kurtulmuşlar.
Yağmur yarım saatte dinmiş. Keloğlan ile anası ağaçtan inmiş. Keloğlan yağmura çok kızgınmış. Yağmuru yağdıran buluta seslenmiş:
" Ey bulut, koca bulut, artık sen iyiyi unut.
Nedir derdin çabuk söyle, bakma yüzüme öyle.
Bir evi olanın evini yıktın, neden sen onları evsiz bıraktın?
Anamla ben de evsiz kaldık, dipsiz kuyularda dertlendik kaldık. "
Keloğlan'ın sitem dolu sözleri üzerine bulut dile gelmiş:
" Keloğlan, Keloğlan, utanıyorum, senin yüzüne bakamıyorum.
Ben nedensiz sinirlenirim, bolca yağar geçer giderim.
Düşünmem insanlar sağ mı kalır, hayvanlar ne olur?
Tarlaları, bahçeleri talan eder geçerim. "
Keloğlan'ın isteği üzerine bulut zamanı yirmi dört saat önceye almış. Ertesi gün yine o bölgeye yağmur yağmış ama azar azar, beş saatte yağmış ve hiçbir yeri su basmamış, sel gelmemiş. Böylece bulut meselelerin akılcı çözümlerle başarılı olabileceğini öğrenmiş olmuş.
SON
Serdar Yıldırım

Address

Çekmeköy
34782

Opening Hours

Monday 06:45 - 19:30
Tuesday 06:45 - 19:30
Wednesday 06:45 - 19:30
Thursday 06:45 - 19:30
Friday 06:45 - 19:30
Saturday 06:45 - 19:30

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Keloğlan Çekmeköy Yuva posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Keloğlan Çekmeköy Yuva:

Shortcuts

Share

Category