23/05/2022
Evrenin sonsuza aktarılacak geçerliliğine kalıcı olarak katılmanın kesin yolu; ölçü belirlemek ve o ölçeğe uymaktır.
Bu şekilde yakınmayanı duydu mu hiç kulaklarınız? O üniversitede bizi kim bilimsel sayacak? O standartın, o ülkenin şartlarına göre bizi kim şu şu şu sayacak? Kadından sayılmak, adamdan sayılmak, ülke sayılmak farkettiniz mi hep kıstas alınan bir ölçüye göre. Yalnızca kendi çöplüğünde ötebilen horozlarla uyanıyor olsaydı hâlâ dünya, size bunları sormayacaktım. Fakat oldukça akıllı telefonlarımızla uyandık yine bu Pazartesi sabahına. İstediğimiz gibi görünmemizi sağlayan giysinin bile ölçüsü var, o ölçünün içine sığmak zorundayız.
Gelin bu hafta, işimizde ve bireysel yaşantımızda ölçülerimizi gözden geçirelim. Varsa eşimizle, tüm ilişkilerimizle, aynamızın, buzdolabımızın, gardrobumuzun, telefonumuzun karşısında yani hayattan istediklerimiz karşısında zihinsel bir yoklama yapalım. Herkesten saklasak bile bizim bildiğimiz bir plan olsun ki Hak bizi de saysın. Yaşantımıza dirayet ekleyelim, Asya’nın Tasavvufu’yla.
Her gün yirmi sayfa okumak bizi yeniden öğrenci yapacaksa, yetişkin biri olarak en az yarım saat diyelim yine rakam olsun Annelikse mesleğimiz ya da ev kadar kutsal bir yerse işyerimiz daha kuralcı olalım. Bilsin hepsi bugün Pazartesi. Pazartesileri bizim ev mutlaka çiçek kokar mis kokar Cumaları en sevdiğimiz kekten kokar mutfak.
Ne mi olur? Her işi düzene koyan düşüncenin o görünmeyen nuru bizi bulursa? Önce biz sayarız kendimizi, gerisi başkalarının prensip hikayesi.