Sage Bhrigu Jyotish

Sage Bhrigu Jyotish

Share

Amaç, Jyotish çalışanlara ve zihnin labirentlerinden bir çıkış yolu arayanlara, bilineni farklı açılardan göstermeye çalışarak yardımcı olmaktır.

Photos from Sage Bhrigu Jyotish's post 10/06/2026

"Bir aptalın endişelendiğini göremezsiniz" demiş Goethe. "Tedirginlik ve endişe zeki insanlara özgüdür."

Bu gerçek, Goethe’den binlerce yıl önce bilge Veda Vyasa’nın kaleme aldığı kadim destan Mahabharata’da (Udyoga Parva, 33. Bölüm) da aynen geçiyor.

Destandaki felsefeye göre; idraki sığ olanlar, hayatın getireceği tehlikeleri ve eylemlerinin sonuçlarını öngöremedikleri için sahte bir kaygısızlık ve mutluluk yaşarlar. Zeki insanlar ise olayların arkasındaki neden-sonuç bağlarını çözdükleri ve henüz gerçekleşmemiş riskleri sezdikleri için kaçınılmaz bir içsel tedirginlik taşırlar.

Çünkü aptalın huzuru sadece tehlikeyi fark edemeyen bir cehaletten ibarettir; zeki ise zihnindeki tüm olasılıkların sorumluluğunun farkındadır. Mutluluğun kalıcı olmadığını ve kısa bir an sürdüğünü bilir. Mutluluk değerli ama uçucu bir yanılgıdır ve arkasında mutsuzluk girdapları gizlidir. İşte zeki insan bunun farkındadır.

Asırlar değişse de evrensel psikolojik yasa hiç değişmez ve Mahabharata'nın bize öğrettiği gibi:
"Endişe, zekanın bedelidir."

Photos from Sage Bhrigu Jyotish's post 31/05/2026

"İÇİNİZE BAKIN" DİYENLERE HEMEN İNANMAYIN!

Çünkü iç diye bir şey yok. İçe yönelme düşüncesi bir tuzağa dönüşüp, "arayış" denilen o büyük yanılgıyı başlatabilir. Sahi; neyin içine, kim bakacak?

"Kendinizde derinleşin" diyenlere de temkinli yaklaşın. Olmayan derinliklerde kaybolabilir zihniniz. Neyin derinine dalacaksın? Ben’in derini mi var?

Aramakla bulunacak bir şey yok.

"Aradığınsın" ünlü bir sözdür. Bir de "Aramadığınsın" sözcüğünü deneyin. Aradıkların, hep olmadıkların; yani anlayıp, anlamlandıramadıklarındır. Değiştirmek istediğin şeyler, aslında sadece algıladıklarındır. Ruhsal arayışın, belki de tamamen dünyasal bir arayıştır.

Çünkü dikkatin hep algılananda...
Oysa algıladığın, gözlemlediğin hiçbir şey SEN olamazsın!

Dikkat, algılanandan algılayana dönmelidir.

Zihnin dünyayı nasıl ve nereden algıladığını tam kestiremiyorsan, Jyotish (Vedik Astroloji) haritandaki Atma Karaka gezegenine bak. Algılama tamamen ona bağlıdır. Soyut bir bilgi üzerinde çalışmak genelde zordur, ama Atma Karaka bize oldukça somut bilgiler verir.

Zaten özgür olduğunu duyma ihtiyacı ne kadar mantıksız olsa da durum budur. (Gerçi bunu duymak da pek bir işe yarıyor denilemez...)

Denediğin her yol tükendiyse, zihnini sonuçsuz arayışlarda yormayı bırak ve Atma Karaka’nı incele. Belki o, zihnini ikna etmeyi başarır. Unutma, zihin üzerinde çalışan yine o zihnin ta kendisidir. 'Arayışı başlatanın kaderi arayışın sonunda ortadan kaybolmaktır.'





Photos from Sage Bhrigu Jyotish's post 29/05/2026

İnsan bu dünyaya rahat uyumak için değil, uyanmak için geldi. Zihin dünyaya dalıp uykuya her geçtiğinde, gökyüzü yüzünüze buz gibi sular çarpar. İşte o sulardan en sarsıcı olanı, 8. evin frekansını taşıyan 22. Drekkana Yöneticisidir.

Haritanızda bu görevi hangi gezegen üstlendiyse, o gezegenin dönemlerinde zihnin 'bu benim, burası güvenli' diyerek tutunduğu alanlar kökünden sarsılır:

Venüs: İlişkiler ve maddi kaynaklar üzerinden,
Satürn / Mars: Sabır, zaman ve irade üzerinden,
Merkür / Güneş: Zihinsel kalıplar ve ego üzerinden,
Jüpiter: İnançlar, şans, bilgi, bilgelik kibri ve finansal bolluk üzerinden,
Ay: Zihinsel huzur, anne, duygusal güvence ve aidiyet alanları üzerinden o buz gibi suyu yüzünüzde hissedersiniz.

Kharesh'in haritanızda yerleştiği ev, o ayıltıcı suyun tam olarak nereden çarpacağını fısıldar:

1. Ev: Beden, sağlık ve kişisel kimlik kırılmalarıyla,
2. Ev: Kazançlar, aile bağları ve konuşma diliyle,
3. Ev: Kardeşler, yakın çevre ve kendi çabanızın boşa çıkmasıyla,
4. Ev: İçsel huzur, anne, mülk ve araç alanındaki sarsıntılarla,
5. Ev: Çocuklar, aşk hayatı ve spekülatif yatırımlardaki kayıplarla,
6. Ev: Kazalar, günlük rutinler ve düşmanların baskısıyla,
7. Ev: Evlilik, eş ve ortaklık ilişkilerindeki krizlerle,
8. Ev: Kronik sorunlar, ani kaza veya kadersel dönüşümlerle,
9. Ev: İnançlar, baba, yüksek eğitim ve şansın kilitlenmesiyle,
10. Ev: Kariyer, toplumsal statü ve otorite figürleriyle sınavlarla,
11. Ev: Sosyal çevre, büyük hayaller ve kazanç kapılarının sarsılmasıyla,
12. Ev: Kayıplar, izolasyon, yatak zevkleri, hastaneler ve gizli düşmanlıklarla uyandırır.

Vedik kültüre göre Kharesh sizi cezalandırmaz; Maya’nın (illüzyonun) bağlarını çözer. Yüzünüze çarpılan o soğuk su sizi uyandırdığında, zihni ve bedeni kesintisiz izleyen bir gözlemciye (Sakshi) dönüşürsünüz.

Zihin tanıklık makamına geçtiğinde Kharesh görevini tamamlar. Ve uykudayken esirgediği ne varsa, uyanıştan sonra fazlasıyla sunmaya başlar.

Kim sever uykusunun en derin yerinde uyandırılmayı. Zor gelir kalkmak. Ama bir kez sabahın tazeliğine uyandınız mı iyi ki uyanmışım, yaşam ne hoş ne taze ne coşkun dersiniz uykucular.

19/05/2026

Sui-Şu ve Tang-Shu gibi Çin kaynakları, Türkler hakkında oldukça bilgiler içeriyor: Türk çaresiz kaldığında özüne döner. İçlerinden hemen güçlü bir lider çıkartırlar. Töre onları birleştirir, teşkilatçı özelliklerini ortaya çıkartır ve savaşçı ruhunu alevlendirir. Türkler Gökyüzünü okuyarak strateji kurarlar ve ona göre savaşırlar. Özellikle Türk gençleri barış zamanında sürülerini güder ve avlanırlar, ama savaş zamanı Börü denilen birliklere dönüşürler ve acımasız savaşçılar olurlar.
Çinli savaş uzmanı ve casus Chang-Sun Sheng şöyle diyor Türk gençleri için: Türk gençleri güçlü ve savaşçıdır. Onları savaşta yenmek zordur. Bu yüzden aralarına nifak tohumları ekip, onları birbirlerine düşürmeli ve lükse alıştırmalıyız.
Savaştan ve tuzaklardan uzak, barış dolu nice bayramları olsun Türk gençlerinin.

Photos from Sage Bhrigu Jyotish's post 16/05/2026

Kaşımayı bırakırsan, sivilce iyileşir. İyileşmeyi hızlandırmak için uygun tedaviyi uygularsan daha çabuk iyileşir.

Yaşamında da bir sivilce var; Jyotish bunu Badhak tekniği ile açıklıyor. Badhak olmuş evin yöneticisinin gittiği yer işte o sivilcenin olduğu yerdir.

Hayatınızda bir türlü düzelmeyen şeyi Badhak bilgisi üzerinde çalışarak düzeltebilirsiniz.

Badhak evinin yöneticisinin gittiği evi çok kurcalamak, tıpkı bir sivilceyi kaşıyarak yaraya çevirmek gibidir.

Üç şeye bakın. Badhak olmuş ev kaçıncı ev? Yöneticisi hangi gezegen ve hangi eve gitmiş?

Badhak ev, sorunun kaynağını gösterir. Badhakesh gezen o sorunu gittiği eve taşır ve o evi bozar.

Gezegen ve gittiği alana göre aşağıdaki bilgiler ile pratik yapabilirsiniz:

Güneş ise ve gittiği evde: Sürekli onaylanma, takdir görme veya "Ben buradayım" deme ihtiyacını bırak.

Ay ise ve gittiği evde: Kurban rolünden ve geçmişin suçluluk duygularından vazgeç.

Venüs ise ve gittiği evde: Değerini yargılama. Asla "çirkinim" deme.

Jüpiter ise ve gittiği evde: "Neden mutsuzum?" veya "Neden bu kadar şanssızım?" diye düşünüp enerjini tüketme.

Merkür ise ve gittiği evde: Zihnini aşırı analizle yorma. Haklı çıkmaya çalışıp meseleleri büyütme.

Mars ise ve gittiği evde: Öfkeni yansıtma, ama savaştan da kaçma. Bazen savunmanın da bir savaş taktiği olduğunu unutma.

Satürn ise ve gittiği evde: "Gecikiyorum" diye endişe etme. Yakınlaşma çabasını durdur. Bazen aşırı yakının aşırı uzak kadar sorun çıkaracağını hatırla.

Kaşımayı kesmezsen yaran iyileşmez. Yaran varken de hayat pek keyif vermez.



14/05/2026

Hiçbir dışsal nesne kendi başına mutluluk barındırmaz. Eğer mutluluk nesnenin kendisinde olsaydı, o nesne herkese ve her an aynı mutluluğu verirdi. Doğru değil mi? Bir motosiklet herkesi mutlu etmez. Panerai marka bir kol saatine sahip olmak aynı mutluluğu eşit yaşatmaz. Sana çok mutluluk veren bir çanta, en yakın arkadaşına itici gelebilir. O zaman Dattareya Guru'nun dediği gibi: Bir şeyi arzuladığın an, zihninde bir eksiklik duygusu yaratırsın. Bu eksiklik duygusu içsel bir gerilim, yani acı doğurur. Zihin, o arzuladığı nesneye ulaşana kadar bu acı dalgasıyla çalkalanır. Nesneye ulaştığı o çok kısa saniyede ise arzu aniden biter ve zihin durulur. Dalgalar yatıştığı için, dipten gelen Öz'ün doğal mutluluğu yüzeye vurur.
Ancak insan o kadar cahildir ki, bu mutluluğun nesnenin gelişinden kaynaklandığını sanır. Hemen ardından yeni bir arzu üretir, zihnini tekrar dalgalandırır ve yeniden mutsuzluğa gömülür. İnsanlar, mutluluğu bulmak için sürekli acı üreten bir döngünün içinde köle gibi yaşarlar.


12/05/2026

Sürekli başın ağrıyor ve belki migren ile uğraşıyorsan. Bunların yanısıra patron, devlet gibi otorite figürleri ile sık sık problemler yaşıyorsan. Ele aldığın işler tam sonuçlanacakken engeller ile karşılaşıyorsan, muhtemelen yükselenin Aswini'nin birinci padasındadır. Hatırlamadığın bir karmanın yansımasına tanıklık ediyorsundur. Sahip olduğun iyileştirme gücünün kaynağını unutup, bu gücü sırf dünyasal kazançlar için kullanınca böyle bir enerji oluşuyor. Yeteneği ruhani değil, sadece dünyevi kullanmış olmanın sonucu bunlar. Çözümü var mı? Var. İlk önce bu yaşananların karmik bir yansıma olduğunu hatırla. Sonra özellikle Salı günleri hastahanelere, sağlık ocaklarına ufak da olsa ilaç, tıbbi malzeme bağışla veya minik para yardımı yap. İstersen Aswin İkizlerinin mantrasını arasıra tekrarla. Güçsüz, yardıma muhtaç bir erkeğe kırmızı renkli meyveler ver. Denemen lazım; oradaki etki düzelmeye başlıyorsa Rishilerin bu tavsiyeleri doğrudur demek. O zaman bu alanda daha derinleşirsin. Uygulayabileceğin bir de şu teknik var: Nefes almadan ve vermeden önce saliselik bir boşluk var, o boşluğa dikkatini ver. Kişinin olmadığı alan tam orası. O boşluğu yakalayıp uzattıkça, söz konusu tüm sıkışma ve engeller o farkındalığın içinde eriyip yok olacaktır. Biliyorum, bugün tatlı yemiyeceğim deyip de böyle basit sözleri bile yerine getiremeyiş gibi bir gerçek varken, böyle uygulamaları yapmak için çok zorlanacağını düşüneceksin. Korkma, bir adım at ve o boşlukta seni bekleyen güce güven. Karma hakkında yüzeysel konuşmaktansa onu görünür kılıp, üzerinde çalışmak için uygun zamanlardayız. Lagnası bu alanda olmayanlar için diğer bölümleri de daha sık yazmaya çalışacağım, merak ediyorsanız.

24/04/2026

Onca ruhsal pratikten sonra yalnız kaldın değil mi? Eskiden ne güzeldi; azınlıktın, tektin, farklıydın. Şimdi herkes spiritüel. Herkesin ağzında yoga, chakra, kundalini, aura, asana, astroloji, zihin beden, mantra, taşlar, tütsüler, meditasyon, ahimsa, nirvana... Tümü çok sıradanlaştı birden. Hatta sanki artık spiritüel de hissetmiyorsun. Onlar oldu spiritüel ve sanki senin anlamadıklarını da anlıyorlar ve sanki ciddi mutlu ve tam gibiler. Yalnız kaldın maddi dünya ile başbaşa. Sığınacağın matın da sıradan ve işlevsiz artık. Ne bekliyordun ki! Olacağı buydu sonunda. Artık spiritüel birşeyler hissetmemen ona vardığındandır. Vardın. Yapacak birşey kalmadı geriye. Oyalandın ve bitti. İyidir bu hal. Unutma bu da bir hal; zihnin bir hali. İstek yok, arzu doğmuyor, doğsa da uzun kalmıyor, korku da yok oldu, zaman anlamsızlaşmış olmalı, insanlar çok geliyor, derin bir yalnızlık duygusu, herşeye rağmen huzur, bazen kontrol edilemeyen bir çoşku, gerçek kıkırdayışlar, eleştiriyi bırakmak, eleştirileri umursamamak, başarının peşinden koşmamak. Boşluk, koca bir boşluk oluşuyor. Form çözülüyor, formdan özgürleşiliyor. Asıl şimdi üniksin.

23/04/2026

Atatürk de çocuktu. Büyüdü dünyaya kafa tuttu; öldü halen tutuyor. Her gerçek Türk çocuğu birer Atatürk'tür. Onların her gününü  bayrama çevirmek lazım.

01/04/2026

"Bir ayna önünde her ne varsa onu yansıtır, içine alırmış gibi gösterir. Görkemli bir dağı, güçlü bir ateşi ya da zarif bir çiçeği veya bir insanı. Ancak ayna, yansıttığı o dağ kadar ağırlaşmaz, ateşle yanıp kül olmaz, çiçeğin kokusuyla sarhoş olmaz veya aynadaki insanın arzu ve korkularını almaz. Görüntüler gelir ve geçer; ayna ise her daim değişmez olarak kalır.
İşte zihin de tam olarak böyledir. Zihine düşen korku, öfke, başarı ya da acı; bunların hepsi aynadaki geçici görüntülerdir. Zihin bu görüntülerin kendisi değil, onların görünmesini mümkün kılan o aynadır.
Kendini o anki senaryonun içindeki karakterle (kişiyle) özdeşleştirme bırakıldığında; yani 'Bu acı benim başıma geliyor' demek yerine, 'Bu sadece zihinde varolan bir görüntüdür' denilebildiğinde zincirler kendiliğinden çözülür. Sen ne zihinsin, ne de ondaki yansımalar. Sen, tüm bunları sessizce izleyen, hiçbirinden etkilenmeyen o aydınlık farkındalıksın. Ayna da senin içinde zihin de."
İlk Guru, Dattareya böyle anlatıyor yanılgıyı. Görüntüyü güzel kılma çabaları aynayı kaplayan toz zerreleri gibiler. Tozu kaldırdığımız sürece aynayı silme işimiz hiç bitmeyecek.

Want your school to be the top-listed School/college in Denpasar?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address


Denpasar