Nilay Yılmaz

Nilay Yılmaz

Partager

YARATICI OKUMA VE YAZMA EGİTMENİ
YAZAR
AKADEMİSYEN
BİLİNÇLİ FARKINDALIK REHBERİ

19/08/2026

Toronto Üniversitesi, New College. Kanada'da eğitim

Photos from Nilay Yılmaz's post 19/08/2026

Kongre bitiminde Toronto'ya geçip IBBY Kanada'yı ziyaret ettiğimde BookBankCanada ile birlikte yaptıkları kidlit trivia etkinliğine katılma şansım oldu. gönüllü bir oluşum. Çinli bir anne Maureen Tai, farklı kültürlerden gelen ebeveyn ve çocukların birlikte kitap okuyabileceği bir yer hayal etmiş ve bu hayalini gerçeğe taşımış. Burası kütüphane değil, yani bir çocuk okuduğu kitabı beğendiyse kitap artık onun oluyor, yani alıp eve götürüyor. Anneler ve ergenler için de bir sosyalleşme alanı burası. Üst katındaki Bookbank etkinlikleri her hafta düzenli yapılıyor. Takımlar oluşturuluyor; sonra çocuk kitaplarıyla ilgili sorular soruluyor. En fazla doğru yanıt veren takım o haftanın şampiyonu oluyor. Bizim takım yirmi sorunun on sekizini bildi; ikinci oldu. 20'de 20 skorla dünya çocuk edebiyatını yalayıp yutanlar varmış. Yarışma sonrası eğlence, birlikte yeme içme, kitaplarla ilgili sohbet muhabbet...
..
Kanada'da iki haftadır her günüm çocuk ve gençlik edebiyatına gönül verenlerle aktı, akıyor. Dünyanın dört bir yanında aynı heyecanlar içinde yüzen, bu heyecanı paylaşmak için kalkıp Ottawa'daki kongreye gelen 600 yüreği bir arada görmek insana iyi geliyor. Ayaklarım yerden kesildi.

The Children's Book Bank
・・・
Last night The Children’s Book Bank and IBBY Canada were delighted to co-host a KidLit trivia night at the Regent Park Book Bank!

This event brought together international delegates visiting from the 40th IBBY World Congress with local authors, illustrators, and children’s literacy advocates for an evening of community building and friendly competition!

Thanks to IBBY International, CCBC and all who joined us!

16/08/2026

Toronto Halk Kütüphanesi'nin sergi salonundaki "Toys Alive" sergisinden...

Toy Story ve Toys Come Alive'da oyuncakların canlanması Pixar ve Walt Disney buluşu değilmiş, meğerse taa 1900'lerde ortaya atılan bir fikirmiş; üstelik bununla ilgili bir sürü kitap da üretilmiş. Sergi bu kitaplardan oluşuyor. Hepsi ilk baskı; 1900'lerde basılmış.

Pinokyo, Üç Ayı, Kırmızı Başlıklı Kız vb pek çok masalın özgün hallerinin bugün anlatıldığı gibi olmadığını bilsek de ilk baskılarını bugüne kadar hiç kanlı canlı görmemiştim. Benzetme değil, gerçekten şiddet içeren kanlı canlı masallar bunlar. Resimleri bile öyle. Bizzat görüp ikna oldum.

İnsan 12 saat hiç ara vermeden kütüphane kütüphane gezer mi? Gezer. Kongre sonrasında, kütüphane manyağı olan on ülkenin IBBY temsilcisiyle birlikte gezdik valla. Sonra öpüşüp ayrıldık, ben ertesi gün de Toronto Üniversitesi'nin kütüphanelerini gezerek kendi rekorumu kırdım. Kanada bu anlamda kendimi aştığım yerlerden biri olarak (günde 34-45 bin adım ortalamasıyla) kişisel tarihimin baş köşesine yerleşti.

Üçüncü vw dördüncü sıradaki harfli görselleri gördünüz mü? Bunu özgün fikrim sanıyordum. 1980'lerde aynı harfle başlayan sözcüklerle bir insan figürü çizmiş Anita Lobel. Aklın yolu birmiş meğerse, bir kez daha teyitlendi bu bilgi. Çizgili Yaramazlık ve Yaratıcı Yaramazlık'ta yaptığım görsel okuma çalışmalarını andırıyor.

İnsan kendi ürettiklerini "biricik" sanıyor. Aslında kolektif bilincin yansımasıyız işte. Havalara girmeye gerek yok.

Farklılıklarımızdan çok "benzerliklerimiz" olduğuna odaklanabildiğimizde pek çok sorunun üstesinden geleceğiz de... Yaratıcı egomuz izin vermiyor. Elbet bir gün... Eninde sonunda...

Photos from Nilay Yılmaz's post 16/08/2026

Toronto Halk Kütüphanesi'nin sergi salonundaki "Toys Alive" sergisinden...

Toy Story ve Toys Come Alive'da oyuncakların canlanması Pixar ve Walt Disney buluşu değilmiş, meğerse taa 1900'lerde ortaya atılan bir fikirmiş; üstelik bununla ilgili bir sürü kitap da üretilmiş. Sergi bu kitaplardan oluşuyor. Hepsi ilk baskı; 1900'lerde basılmış.

Pinokyo, Üç Ayı, Kırmızı Başlıklı Kız vb pek çok masalın özgün hallerinin bugün anlatıldığı gibi olmadığını bilsek de ilk baskılarını bugüne kadar hiç kanlı canlı görmemiştim. Benzetme değil, gerçekten şiddet içeren kanlı canlı masallar bunlar. Resimleri bile öyle. Bizzat görüp ikna oldum.

İnsan 12 saat hiç ara vermeden kütüphane kütüphane gezer mi? Gezer. Kongre sonrasında, kütüphane manyağı olan on ülkenin IBBY temsilcisiyle birlikte gezdik valla. Sonra öpüşüp ayrıldık, ben ertesi gün de Toronto Üniversitesi'nin kütüphanelerini gezerek kendi rekorumu kırdım. Kanada bu anlamda kendimi aştığım yerlerden biri olarak (günde 34-45 bin adım ortalamasıyla) kişisel tarihimin baş köşesine yerleşti.

Üçüncü vw dördüncü sıradaki harfli görselleri gördünüz mü? Bunu özgün fikrim sanıyordum. 1980'lerde aynı harfle başlayan sözcüklerle bir insan figürü çizmiş Anita Lobel. Aklın yolu birmiş meğerse, bir kez daha teyitlendi bu bilgi. Çizgili Yaramazlık ve Yaratıcı Yaramazlık'ta yaptığım görsel okuma çalışmalarını andırıyor.

İnsan kendi ürettiklerini "biricik" sanıyor. Aslında kolektif bilincin yansımasıyız işte. Havalara girmeye gerek yok.

Farklılıklarımızdan çok "benzerliklerimiz" olduğuna odaklanabildiğimizde pek çok sorunun üstesinden geleceğiz de... Yaratıcı egomuz izin vermiyor. Elbet bir gün... Eninde sonunda...

Photos from Nilay Yılmaz's post 15/08/2026

Önceki video paylaşımında bahsettiğim Toys Alive sergisindeki harf karakterler...

Photos from Nilay Yılmaz's post 15/08/2026

"Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar" demiş ya atalarımız, bizim evde öyle değil o. Ben ne kadar gezginsem, Vedat da o kadar evcimen. Zıt kutuplar meselesi, yin yang hali...

Benim zihnim ne kadar romantik ve dağınıksa, Vedat'ınki de o kadar rasyonel ve düzenli. Ben ne kadar uydum akılsam, Vedat o kadar ayakları yere basan. Bir tek yaratıcılık konusunda doğru orantı içindeyiz. Ben ne kadar yaratıcıysam, Vedat iki katım yaratıcıdır çünkü.

Neyse işte daha internetin icat olmadığı, e-simi bırak normal cep telefonlarının bile olmadığı zamanın birinde Hindistan'ın bir havalimanından onu ankesörlü telefondan geceyarısı aramışlığım var. "Ben bir şehre indim ama buraya gelmeyecektim sanki ben. Epostalarımdan bir baksana hangi şehirdeydi konferans? Bir de haritadan nerede olduğuma bakar mısın, yani bulunduğum yerle gideceğim yakın mı?"
Çocuğun kalbine nasıl indiğini varın siz düşünün.

Teknoloji sayesinde arkamı toplaması daha kolaylaştı tabi. İlk görselde gördüğünüz bir labirent. Google map görüntüsü. Toronto Central Island'de, çocuklar için olan bir labirente girip çıkamadım. Telefonla beni tepeden yönlendirdi Vedat. Çıkardım aslında da, oyun oynayasım gelmişti. İnsan, oyun arkadaşı uzakta da olsa oyun kurabiliyor.

Niyagara şelalesinde tekneye bindiğimde de kalp çarpıntıları içinde beni havadan takip etmişti. Her evin mutlaka en az bir adrenalin kaynağı oluyor galiba. Başka türlü olmaz zaten, aynı yerde aynısından iki tane çekilmez.

33+5.yılımızı kutladığımız günde bari yapmasam iyiydi ama... Malzeme bu.

Klasik sorusuyla bitireyim:
Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Bizim evin ezeli tartışma konusu bu.

Photos from Nilay Yılmaz's post 15/08/2026

Yaratıcı edebiyat.

Nüfusunun %81'nin kütüphaneye geldiği bir şehirde, edebiyat şehir ilanlarına da illaki sızacaktır, niye şaşırdıysam?

Tavşan ve kaplumbağa masalı şehrin her alanında en yaygın olan paylaşımlardan. Yapılan hizmetin nitelikli olmasıyla yavaş ilerlemesi arasında metinlerarası bir okuma var.

İkinci görsel "steetcar" dedikleri tramvay içinde paylaşılam bir şiir. Bizim toplu taşımalar gibi reklamla dolu değil panolar. Ya haklarıyla ilgili bilinçlendirme içeren bir kamuspotu ya da edebiyat. Rüya gibi...

3.görsel parklarda her defasında farklı bir bağlama gönderme yapan tavşan ve kaplumbağa heykelleri. Bazen yavaşlık, bazen sabır, bazen strateji, bazen de dayanışma konusuyla bağ kuran alt metinler...

4.görsel kaldığım Toronto Üniversitesi residansındaki ortak paylaşımlı tuvalet kapısında olan tabela. Her cinsiyete açık ortak banyo/tuvalet olduğunu anlatan görsel metnin ikinci şekline bakar mısınız? Yarı yarıya temsiliyet.

Halkın her kesimi bunları anlıyor, alt metin, üst metin ve metinlerarası okuma yapabiliyor mudur tartışılır.

Burada önemli olan okuryazarlığın yaşamın her alanında karşınıza çıkması. Sizi düşündürmesi, göre göre düşüne düşüne, bir şeyleri zaman içinde zihninizde harekete geçirmesi...

Eğitim fakültesinde yabancı dil öğretiminde sözünü ettiğimiz bir tekniğe benziyor: "Peripheral Teading" (çevresel öğrenme). Lozanov’un Suggestopedia (Telkin Yöntemi) yöntemindeki gibi, duvarlardaki afişler, panolar, görseller, sözcükler, haritalar vb. materyallerden, doğrudan onlara odaklanmadan ve bilinçli olarak çalışmadan öğrenme hali.

Kanada'da iki haftadır her gün hissettiğim duygu bu. Ne çok şey öğrendim.

Photos from Nilay Yılmaz's post 15/08/2026

İnsan dilci olunca farklı bir kültürde algıda seçicilikten olsa gerek hep sözcükleri görüyor; gözü, kulağı, aklı hep onlara takılıyor.

Kanada'da yer gök göl olunca, isim bulmak da ayrı bir iş olmuş sanki. Bir de gerçekten enterasan Kanada kafası. Ne Avrupa'ya, ne Amerika'ya, ne Asya ne de Orta Doğu kafasına benziyor. Dile yansıyan esprili bakış açısı da özgürlükten ve özgünlükten yana...

Kişisel fikrim, bu yaratıcılığın yerli halktan etkilendiği yönünde. Kızılderilerin isimleri gibi betimleyici çoğu göl ismi de. İşte birkaç örnek...

Wrong Lake, Dead Dog Lake, This Lake, That Lake and The Other Lake, Mud Lake, Long Lake.

Pekwachnamaykoskwaskwaypinwanik Lake, bir Cree ismiymiş, anlamı “where the wild trout are caught by fishing with hooks.” Sanırım şöyle çevirebiliriz: Olta ile yabani alabalık avlanan göl.

Kongrede sunu yapmak ve onur listesi ödülünü almak için gelmiş olsam da, bir haftadır turistim aslında.

Ama insan işini aşkla sevince, iş gibi görmeyince mesai hiç bitmiyor; evde de, tatilde de hep iş kafasında yaşıyor hayatı. Müze ve kütüphane gezmelere doyamayan halimle hiç bir zaman klasik bir turist olamıyorum o yüzden.

Hele ki kendi başımaysam... Yollara vurmak, sokaklarda kaybolmak, tesadüfen bazı şeylerle karşılaşıp bulmak gibisi yok.

Kuzey ve Güney Amerika, ve Kanada'yı merak ediyordum. Yeni bir kültür insana yeni bir bakış açısı kazandırıyor ya, neredeyse iki haftadır Kanada'da "ben ben değilim" valla.

Dilbilim derslerinde okuyup taptığımız Saphir-Whorf hipotezi ile bitireyim bu paylaşımı.

"Konuştuğumuz dil, dünyayı nasıl algıladığımızı ve nasıl düşündüğümüzü etkiler." der bu iki araştırmacı.

Özetle: Dilimiz, neyi nasıl düşündüğümüzü şekillendiriyor. Yani gerçekliğimizi inşa ediyor. Yani "iki laf et, sana kim olduğunu söyleyeyim" hali.

Gün içinde en sık kullandığınız yapı ve sözcüklere bir de bu pencereden bakın lütfen. Sözcüklerimiz bizi bize anlatıyor.

Photos from Nilay Yılmaz's post 15/08/2026

Toronto Central Island'da Franklin Children's Garden. Şehirden adaya gezmeye gelen aileler ve çocukları için.

Toronto halkı her yerde okuyor. Sinir bozucu şekilde okuma kültürü olan bir ülke. )Toronto kütüphanesi paylaşımımdaki istatistikleri görmediyseniz bir bakın lütfen. Hala şaşırıyorum karşıma böyle şeyler çıktıkça).

Hikayeleştirerek anlatma...
Edebiyatı hayatın içine yerleştirme...
Okuma kültürünün yaşamın doğal bir parçası olması...

Photos from Nilay Yılmaz's post 15/08/2026

Sanki bir kitap gördüm.

Koleksiyonunda yer alan minnacık bir kitap. 0.95 mm. Dünyanın en küçük kitabı olarak 2002'de Kitabına geçmiş. 0.95mm.

Çocuklar için bir zodiac kitabı. 12 zodiac'ı hem yazı hem de resimlerle anlatıyor. Karınca duası gibi, sanatsal görselleri de öyle, özenle çizilmiş. Kitabı okumak minicik bir tat bırakıyor.

Hep söylediğimiz gibi: "sayfa sayısı, kitabın büyüklüğü ya da resimli olup olmaması değildir bir kitabı etkili yapan. İyi kitap iyi kitaptır.

Vous voulez que votre école soit école la plus cotée à Lyon ?

Cliquez ici pour réclamer votre Listage Commercial.

Emplacement

Adresse


Lyon