Eimsbüttler KitaFanten

Eimsbüttler KitaFanten

Teilen

Der Verein beschäftigt sich nicht mit Politik und Religion.

Wir haben Kinder aus vielen Ländern mit verschiedenen Kulturen und Traditionen, die unseren Alltag lebendiger gestalten.

13/03/2026
30/08/2024

Pressemitteilung des Türkischen Elternvereins Hamburg:
Die Bedeutung des Siegesfestes am 30. August

Liebe Jugendliche und geschätzte Mitglieder unserer Gemeinschaft,

heute feiern wir den 30. August, das Siegesfest, das Symbol für die großen Heldentaten unseres Volkes im Kampf um Unabhängigkeit und Freiheit. Vor genau 102 Jahren errang die türkische Armee mit großer Entschlossenheit und Einsatzbereitschaft diesen Sieg, der eine entscheidende Rolle bei der Gründung der Türkischen Republik spielte.

Am 30. August 1922 führte Gazi Mustafa Kemal Atatürk den Großen Angriff und die Schlacht des Oberbefehlshabers an, durch die das türkische Volk seinen Willen zur Unabhängigkeit und Verteidigung des Vaterlandes der ganzen Welt verkündete. Dieser Sieg markierte nicht nur einen Wendepunkt im Existenzkampf der türkischen Nation, sondern auch den Beweis dafür, dass die Fackel der Freiheit und Unabhängigkeit für immer brennen wird.

Für unsere in Deutschland lebenden Jugendlichen besteht die Aufgabe darin, die Opfer, den Zusammenhalt und die Einheit, die hinter diesem großen Sieg stehen, zu verstehen und diese Werte zu bewahren. Wie Atatürk sagte: „Die erste Pflicht der türkischen Jugend ist es, die türkische Unabhängigkeit und die türkische Republik für immer zu bewahren und zu verteidigen.“

Als Türkischer Elternverein Hamburg laden wir Sie an diesem bedeutsamen Tag ein, unsere Vergangenheit und diesen wichtigen Wendepunkt in unserer Geschichte besser zu verstehen, zu lernen und in die Zukunft zu tragen. Lassen Sie uns nicht vergessen, dass ein starkes Bewusstsein für die Geschichte für eine starke Zukunft unerlässlich ist.

Wir wünschen allen einen frohen 30. August Siegestag!

Mit freundlichen Grüßen,
Türkischer Elternbund Hamburg e.V.
---

Hamburg Türk Veliler Birliği'nden Basın Açıklaması:
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın Önemi

Değerli gençler ve saygıdeğer toplum üyeleri,

Bugün, milletimizin bağımsızlık ve özgürlüğü uğruna gösterdiği büyük kahramanlıkların simgesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlamaktayız. Bundan tam 102 yıl önce, Türk ordusu ve milletinin büyük bir azim ve kararlılıkla kazandığı bu zafer, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılmasında çok önemli bir rol oynamıştır.

30 Ağustos 1922'de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Türk milleti, bağımsızlığını ve vatanını koruma iradesini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu zafer, Türk ulusunun var olma mücadelesinde dönüm noktası olmasının yanı sıra, hürriyet ve bağımsızlık meşalesinin sonsuza kadar yanacağının da bir kanıtıdır.

Almanya’da yaşayan gençlerimiz olarak sizlere düşen görev, bu büyük zaferin ardındaki fedakarlıkları, birlik ve beraberliği anlamak ve bu değerleri korumaktır. Atatürk’ün de ifade ettiği gibi, “Türk gençliği olarak birinci vazifeniz, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”

Hamburg Türk Veliler Birliği olarak, sizleri bu anlamlı gün vesilesiyle geçmişimizi ve tarihimizdeki bu önemli dönüm noktasını daha iyi öğrenmeye, anlamaya ve geleceğe taşımaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki, güçlü bir gelecek için tarih bilinci şarttır.

30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun!

Saygılarımızla,
Hamburg Türk Veliler Birliği e.V.

26/08/2024

**Pressemitteilung**

**Zum Schuljahresbeginn: Unterstützung und Beratung durch die Türkische Elternbund Hamburg**
Liebe Eltern, Werte Erziehungsberechtigte, Liebe Kinder,

Ein weiteres Sommerferienende steht bevor, und in den verschiedenen Bundesländern Deutschlands hat das neue Schuljahr bereits begonnen. Wir hoffen, dass Sie alle eine erholsame und schöne Ferienzeit verbracht haben. Wir wünschen unseren Schülerinnen und Schülern ein erfolgreiches und lernreiches neues Schuljahr.
Seit 1987 steht die Türkische Elternvereinigung Hamburg (HTVB) den Eltern und Erziehungsberechtigten in Bildungsfragen zur Seite. Unser Ziel ist es, dafür zu sorgen, dass unsere Kinder im Hamburger Bildungssystem die bestmögliche Förderung erhalten und eine erfolgreiche Schullaufbahn absolvieren können. Die HTVB setzt sich zudem für die Förderung des muttersprachlichen Unterrichts ein und engagiert sich gegen mögliche Ausgrenzungen im Bildungssystem.
Auch im kommenden Schuljahr sind wir in Hamburg weiterhin bereit, Sie umfassend zu unterstützen. Bei Fragen oder Anliegen rund um das Thema Bildung können Sie sich an unser Büro wenden; die Kontaktdaten finden Sie untenstehend.
In den ersten Wochen des Schuljahres werden zudem die Elternvertretungen gewählt. Wir möchten alle Eltern ermutigen, sich als Kandidaten aufstellen zu lassen. Die Elternvertretung bietet eine wertvolle Gelegenheit, aktiv zur Bildung unserer Kinder beizutragen und im schulischen Umfeld mitzugestalten. Für alle, die eine Kandidatur in Erwägung ziehen, wünschen wir viel Erfolg.
Wir wünschen allen Schülerinnen und Schülern einen erfolgreichen Start ins neue Schuljahr und allen Eltern und Erziehungsberechtigten viel Kraft und Gelassenheit.

Mit freundlichen Grüßen,

26.08.2024
**Basın Açıklaması**

**Yeni Okul Dönemine Başlarken: Hamburg Türk Veliler Birliği’nden Destek ve Bilgilendirme**

Değerli Anne-Babalar, Kıymetli Veliler, Sevgili Çocuklar,
Bir yaz tatilinin daha sonuna geldik ve Almanya'nın çeşitli eyaletlerinde yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Umarız hepiniz dinlendirici ve keyifli bir tatil dönemi geçirmişsinizdir. Yeni okul döneminin, öğrencilerimiz için başarılı ve verimli geçmesini diliyoruz.
1987 yılından bu yana, Hamburg Türk Veliler Birliği (HTVB) olarak anne-babalara ve velilere eğitim konularında rehberlik etmekteyiz. Amacımız, çocuklarımızın Hamburg eğitim sisteminde en iyi şekilde yer alabilmelerini sağlamak ve başarılı bir eğitim süreci geçirmeleri için gerekli desteği sunmaktır. HTVB olarak, anadil eğitiminin yaygınlaşması için çalışmakta ve eğitim sistemindeki olası dışlanmalara karşı daima hassasiyet göstermekteyiz.
Önümüzdeki okul döneminde de Hamburg çapında siz değerli velilerimize destek vermeye devam edeceğiz. Eğitimle ilgili her türlü soru ve sorunlarınız için, HTVB bürosuna başvurabilir; aşağıda yer alan telefon numarası ve e-posta adresi üzerinden bizlere ulaşabilirsiniz.
Ayrıca, okulların açıldığı ilk haftalarda veli temsilcileri de seçilmektedir. Bu önemli görevde yer almak isteyen velilerimizi aday olmaya davet ediyoruz. Veli temsilciliği, çocuklarımızın eğitimine daha fazla katkıda bulunma ve okul ortamında söz sahibi olma fırsatı sunar. Bu vesileyle, adaylık düşünen tüm velilerimize başarılar diliyoruz.

Yeni okul döneminde tüm öğrencilere başarılar diliyor, velilerimize ve anne-babalara ise kolaylıklar temenni ediyoruz.

Saygılarımızla,

Hamburg Türk Veliler Birliği (HTVB)

‘Veli temsilcisi olun’ 26/08/2024

Almanya’nın birçok eyaletinde 2024–2025 eğitim döneminin başlaması nedeniyle merkezi Berlin’de bulunan Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) eş...

‘Veli temsilcisi olun’ Almanya’nın birçok eyaletinde 2024–2025 eğitim döneminin başlaması nedeniyle merkezi Berlin’de bulunan Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) eş...

26/08/2024

Atatürk'ün memleketi içki sofrasından idare ettiği yönünde çok fazla iftira atılır. O sofrada neler konuşulduğunu aktarabilmek adına Mahmut Sadi Irmak'ın 13 Eylül 1936 günü katıldığı sofrada konuşulanları sizler için derledim:
Anonim!!!

Atatürk’ün konuğu olarak davet edildiğimizi öğrendim. Meğer o gece Atatürk’ün özel kimliğini de doya doya tadacakmışım. O vakit ben genç bir tıp doçenti idim. Neden çağrıldığımı hemen anladım. Akşam Florya Köşkü'ne gittiğimizde bizi salona aldılar. Sofra hazırdı. Hepimiz yerlerimizi aldık. Sağ taraftaki üçüncü koltuk bana verilmişti. Az sonra Atatürk uçarcasına salona girdi. Masa başındaki yerini aldı. Kendisini saygı ile selamladık.

Oturduğu yerde oturmuyor, yerinden fırlamaya her an hazır duruyor gibiydi. Önce, gündüzden hazırlandığını tahmin ettiğim bazı kelimelerin etimolojisini konuşuyorlardı. Vakit ilerledikçe yorulmuyor, artan bir şevkle konuşuyordu. Bana, "tahtaya kalkar mısınız" dedi. Tam arkamda kara tahta... "Lütfen yazar mısınız", dedi. "Deniz, su, tuz... Bu üç kelimeden batı dillerinde kaç cümle yapılabilir bakalım" dedi. Baktık, altı cümle yapılabiliyor. Şimdi güç bir soru daha... "Bu durum Türkçe'nin hayrına mıdır, şerrine midir?"

Bir an düşündüm, bana bir nüans zenginliği gibi gelir, dedim. "Evet amma" dedi, "Bunun büyük bir sakıncası var. Bu nüans zenginliği nedeniyle cümle içerisindeki kelimelerin yeri oynak kalmıştır." Ardından bir suale daha geçti. "Niçin anlaşmaların orijinal metni Fransızca yazılır?" İtiraf ederim ki bunu hiç düşünmemiştim. Olsa olsa Fransız hegemonyasının bunda hakim olacağını söyledim. "Hayır" dedi. "Fransız dilinin bir özelliğidir bunu yapan. Fransızca'da cümle içindeki kelimelerin yeri sağlamdır. Öyle ki aradan elli sene geçse dahi Fransızca bir metin değişik bir anlama gelemez." Çok enteresan bir şey öğrenmiş oldum.

Türkçe köklerin eskiliği onu heyecanlandırıyordu. Derken sıra sürprizlere gelmişti. Birdenbire “tonalite” kelimesi nereden geliyor diye sordu. Bazıları Fransızca olduğunu söyledi. Ata, özel kalem müdürüne bir işaret verdi. İki dakika sonra Fransızca etimoloji sözlüğü geldi. Bu sözlükte ton kelimesinin Latince’den Fransızca’ya geçtiği, oraya da Yunanca’dan aktarıldığı yazılıydı. Biraz sonra Yunanca lügati getirildi. Bu sözlükte ton kelimesinin bir Orta Asya dilinden geçmiş olması muhtemeldir, yazılıydı. Ata’nın gözlerine baktım. Kıvılcımlar daha da canlanmıştı. Az sonra Yakutça lügatında “ton” kelimesinin ses manasında kullanıldığı ortaya çıktı.

Sonra terapi kelimesinin aslını sordu. Artık dersimizi almıştık. Kökenini bilmiyoruz, dedik. Yaverlerinden birisini çağırdı, bir emir verdi. Yarım saate, uzun saçlı, sakallı bir Rum papazı getirildi. Yunanca ve Latinceyi çok iyi biliyordu. Ona da terapi kelimesini sordu. Papaz hiç çekinmeden “Aslı Yunanca'dır Paşam, hatta Tarabya kelimesi (terapeftiki) buradan gelir” dedi. Ortaya yine Yunanca lügatı getirildi. Orada terapi kelimesinin Yunan asıllı olmadığını ve başka bir dilden geçmiş olduğu yazılı idi. Acaba hangi dilden geçmiş olabilirdi? Ata içimizden birisine diri ve dirilik kelimelerinin eski Türk lehçelerinde nasıl söylendiğini sordu. Bu kelimeler orada tiri, tirilme, tirilik olarak geçiyordu. Atatürk'e göre terapi kelimesinin aslı işte bu tirilmeden geliyordu.

Gece hayli ilerlemişti. Ata yeni konulara geçiyordu. Biraz sonra Atatürk’ün yepyeni bir konu ortaya attığını gördüm:

En güç devrim nedir?

Sıra bana gelince en güç devrim laikliktir, dedim. Nitekim bugün de hala o kanıdayım. Ama Atatürk cevaplarımızın hiçbirini beğenmedi. Bir müddet bekledikten sonra “En güç devrim, müzik devrimidir” dedi. Şaşkınlığımızı yüzümüzde okumuşcasına devam etti:

Çünkü müzik devrimi şahsa önce kendi iç dünyasını unutturmayı, sonra da yeni bir aleme yönelmeyi gerektirir. Onun için çok zordur.

Kısa bir susma oldu. Işıklar saçan gözünü üzerlerimizde gezdirerek “Çok zordur ama yapılacaktır” dedi.

Bir aralık konu İstiklal Savaşı'na geldi. Dikkat ettim, Binbaşı'lar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu bir gün önce olmuş gibi hatırlıyordu. Böyle bir savaşı, baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış öylesine canlıydı ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şöyle bağladı:

İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır.

Bu tevazu şaheserleriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Derken, birden duraksadı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:

Fakat eğer yenilseydik, sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı.

Bu belagat karşısında göz yaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine mal eden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım.

Biraz sonra söz edebiyata geçti. Yazı dilinde Namık Kemal'e hayran olduğunu ve onun üslubunun etkisi altında kaldığını biliyorduk. Ama konuşması kendisine özgü ve tadına doyum olmayan bir sohbet havasındaydı. Sistemli olarak edebiyat ve felsefe öğrenimi yapmamıştı. Ama öyle bir sağduyu ve öyle bir muhakeme gücü vardı ki, dokunduğu her konuya aydınlık getirmeye yeterdi. Çok sevdiği belli olan Tevfik Fikret'ten bahis açıldı. Derken birdenbire şu soruyu sordu:

Rubab-ı Şikeste'nin en lirik şiiri hangisidir?

Bu soruya bir doğru cevap vermemizi çok istiyordu. Bu cevabı bulabilirsek çok mutlu olacağını belli ediyordu. Gecenin ilerlemiş saatinde arkadaşlarımızın her biri Rubab-ı Şikeste'den hatırlayabildiği birkaç dizeyi söylüyor, fakat O'nun istediği şey bir türlü ortaya çıkmıyordu. Ben ona sevinç vereceğini hissettiğim bir şey yapabilmenin heyecanı içindeydim. Yanılma rizikosunu göze alarak, “Okuyayım paşam” dedim. Ve şu dizeleri okudum:

Çal, ben de olup zevk ile ahengine peyrev
Dillerdeki sevdalan coşan edelim, çal
Bir yaralı kuş çırpınıyor sanki telinde
Çıkmakta bu avaz o garibin ciğerinden

Yüzünü tatlı bir ışık bürüdü. Çok mutlu olmuştu. Ben ondan da mutluydum. “Dur doktor” dedi. “Bir defa da ben okuyayım.”

Davudi sesi ile mısraları vurgulayarak şiirin tam hakkını vererek benden çok daha güzel okudu. Sonra bana bir daha okuttu. Bir süre sonra kendi içine gömüldüğünü fark ettim. Meğer bu şiirde O'nun bir gençlik anısı varmış. Manastır Askeri İdadisi'nde okurken bu şiiri hoşlandığı ve her gün evinin önünden geçtiği bir genç kız için yazmış ve kapısının altından atmıştı. Ertesi gün beklediği cevabı almak için o evin önünden geçtiğinde bir pusula bulmuş. Bu pusuladan biraz yaralanmış olduğu seziliyordu.

Biraz sonra söz büyük harp ustalığına gelmişti. O iki büyük stratejist tanıyordu. Birisi Timurlenk, birisi de Hazreti Muhammet'ti. Peygamberin Uhud Harbi'nde askeri dizişini bir kroki ile göstererek bu hareketin çok önemli bir askeri başarı olduğunu ifade etti. Bu arada Napolyon'un adını ananlar oldu. Ata'nın kaşı birdenbire çatılmıştı: “O bir maceracıdır” dedi. “Zaferler, zafer için kazanılmaz. Ancak haklı bir dava için kazanılır” diye ekleyerek Napolyon bahsini kesin bir el hareketi ile susturdu.

Şafak söküyordu. Sofraya 20.00'de oturmuştuk. Dokuz saatin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Ayrılırken tan yeri ağarıyordu. Tan kelimesinin tanrı ile aynı kökten geldiğini söyledi. Uğurlarken elini öpmeme izin verdi. O mübarek eli hiç unutamayacağım bir hazla doyasıya öptüm.

Photos from Eimsbüttler KitaFanten's post 08/08/2024

Değerli İnak Ailesi,

Arkadaşım ve kızım Gizem'in okul arkadaşı Erkan'ın kıymetli babası Hüseyin İnak’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Bu zor günlerinizde acınızı yürekten paylaşıyor, sabır ve başsağlığı diliyorum. Merhum Hüseyin Bey’in mekanı cennet olsun.

En içten taziyelerimle,

Azmi Akgül

Photos from Eimsbüttler KitaFanten's post 02/08/2024

**Liebe Erzieherinnen und Erzieher,**

wir möchten Ihnen von Herzen für Ihren unermüdlichen Einsatz und Ihre Hingabe danken. Ihre tägliche Arbeit und Ihr Engagement sind von unschätzbarem Wert für unsere Gemeinschaft und vor allem für die Kinder, die Ihnen anvertraut sind.

Nun, da die Ferienzeit vor der Tür steht, wünschen wir Ihnen eine wohlverdiente Erholung. Mögen die kommenden Wochen Ihnen viel Freude, Entspannung und schöne Momente mit Ihren Lieben bringen.

Genießen Sie die freie Zeit, tanken Sie neue Energie und kommen Sie gesund und gestärkt zurück. Wir freuen uns darauf, Sie nach den Ferien wiederzusehen und gemeinsam mit Ihnen das kommende Jahr erfolgreich zu gestalten.

Mit herzlichen Grüßen und den besten Wünschen für eine erholsame Urlaubszeit,

Der Vorstand und die Leitung

Photos from Eimsbüttler KitaFanten's post 29/07/2024

Sayın Şuayip Bey,

Demokrat Kültür Derneği olarak
28 Temmuz 2024 Pazar günü düzenlediğiniz Aşure etkinliğine nazik davetiniz ve misafirperverliğiniz için içten teşekkürlerimi sunarım. Etkinliğe katılmak benim için büyük bir mutluluk ve onurdu.

Etkinlik boyunca gösterdiğiniz sıcak ilgi ve samimiyet, bu güzel günün keyfini artırdı. Bu tür anlamlı etkinliklerde bir araya gelmek, toplumsal bağlarımızı güçlendirmek adına oldukça değerli.

Çalışmalarınızda başarılar diler, en içten selam ve saygılarımı sunarım.

Saygılarımla,

Azmi Akgül
Başkan
Hamburg Türk Veliler Birliği

Photos from Eimsbüttler KitaFanten's post 19/07/2024

Değerli Hamburg Türk Veliler Birliği Üyeleri ve Sevgili Eğitmenler,

Bugün Eimsbütteler KitaFanten Yuvamız’da gerçekleştirdiğimiz yıl sonu veda partisinde emeği geçen tüm eğitmenlerimize yürekten teşekkür ederiz. Çocuklarımızın gelişimine katkıda bulunarak, onlara sevgi ve sabırla rehberlik ettiniz. Bu özel günün anılarında sizin emeklerinizin izleri her zaman yaşayacak.

Ayrıca, bu yıl aramızdan ayrılıp okula başlayacak olan çocuklarımıza başarılar dileriz. Onların yeni eğitim hayatlarında da aynı heyecan ve merakla yollarına devam edeceklerine olan inancımız tamdır. Hepinize sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir gelecek diliyoruz.

Sevgi ve Saygılarımızla,
Azmi Akgül / Başkan
Hamburg Türk Veliler Birliği

---

Liebe Mitglieder der Türkischen Elternbund Hamburg und liebe Erzieherinnen und Erzieher,

Wir möchten uns herzlich bei allen Erzieherinnen und Erziehern bedanken, die heute an der Abschlussfeier im Eimsbütteler KitaFanten mitgewirkt haben. Ihr habt mit Liebe und Geduld die Entwicklung unserer Kinder begleitet und ihnen wertvolle Unterstützung gegeben. Eure Bemühungen werden in den Erinnerungen an diesen besonderen Tag immer präsent sein.

Außerdem wünschen wir den Kindern, die uns in diesem Jahr verlassen und in die Schule kommen, viel Erfolg. Wir sind überzeugt, dass sie ihren neuen Bildungsweg mit der gleichen Begeisterung und Neugierde fortsetzen werden. Wir wünschen euch allen Gesundheit, Glück und eine erfolgreiche Zukunft.

Mit herzlichen Grüßen,
Azmi Akgül / Vorsitzende
Türkische Elternbund Hamburg e.V.

---

Wollen Sie Ihr Schule/Universität zum Top-Schule/Universität in Hamburg machen?

Klicken Sie hier, um Ihren Gesponserten Eintrag zu erhalten.

Lage

Kategorie

Telefon

Adresse


Eimsbütteler Str. 39
Hamburg
22769

Öffnungszeiten

Montag 07:00 - 17:00
Dienstag 07:00 - 17:00
Mittwoch 07:00 - 17:00
Donnerstag 07:00 - 17:00
Freitag 07:00 - 17:00