11/04/2015
İnsanın hayatiyetinin devamı sadece ekmek, su, hava ile olmaz; insan mutlaka değerli olduğunu bilmek ve kendisini emniyette hissetmek ister. Yani sevgi ve güven duygusu kişinin hayatta tutunması için ihtiyaç duyduğu ana beslenme kaynaklarındandır. Çocuk adına sevgi duygusunun ana kaynağı anne, güven duygusunun ana kaynağı da babadır. Nasıl ki insanın ihtiyacından çok yemesi ve içmesi aslında kendisine hayat kaynağı olduğu halde ekmeği ve suyu onun yaşamı adına tehdit haline getirir, aynı şekilde ebeveynden kaynaklanan ve ölçüsüz verilen sevgi ve ilginin fazlası da çocuğa zarar vermektedir.
Özellikle ailesi tarafından sevgi zehirlenmesine maruz kalan çocuklar okullarda öğretmenleri fazlasıyla yormaktadırlar. Bu çocuklarda ilerleyen dönemlerde doyumsuzluk,kurallara uyma hususunda eksik hassasiyet, özgüven düşüklüğü, gruba dahil olamama gibi anti sosyal davranışlar görülmektedir.Anne babaların görevi çocuklarını hayata hazırlamaktır. Anne babanın kendi canlarından aziz gördükleri evlatlarına olan sevgileri çok zaman çocuklarını hayata tutunamaz hale getirmektedir.İyi bir anne baba evladını yetiştirirken onun işleyen eli, yürüyen ayağı ,düşünen beyni olmaktan ziyade ebeveynine ihtiyaç duymadan kendi ayakları üzerinde durabilmesini sağlayan kişidir.Günümüzde pek çok ebeveyn çocukların hayata kazandırılması adına en büyük engeli teşkil etmektedir
İnsan nasıl gözleriyle sadece vücudunun ön kısmını görebiliyorsa aynı şekilde içinde bulunduğumuz modern hayat da anne babaları sadece evladını gören, evladı dışında anne, babası, kardeşi, arkadaşları ve komşuları dahil olmak üzere kimseyi görmek istemeyen bir varlık haline getirmiştir. Bu çarpık mantıkla hayat süren ebeveynler sevgilerini kendilerine emanet verilen evlatlarına münhasır kılıp diğer insanlardan esirgeme eğilimine girmektedirler. Bu dengesizlik ise çocuğun davranışlarında pek çok anormalliğe sebep olduğu gibi, ailenin toplum içerisinde kendi aile fertlerinden bir başkasıyla vakit geçirmeyen, en yakın akrabalarına bile yabancı olan, neye, ne kadar değer vereceğini, neyi, nerede, ne kadar ihmal edebileceğini bilemeyen içe dönük bir çekirdek aile tipinin oluşmasına da sebep olmuştur.