02/09/2022
Resûlullâh Aşıkları
Kontaktinformationen, Karte und Wegbeschreibungen, Kontaktformulare, Öffnungszeiten, Dienstleistungen, Bewertungen, Fotos, Videos und Ankündigungen von Resûlullâh Aşıkları, Bildung, Duisburg.
02/09/2022
17/06/2022
Cuma Hutbesi 17.06.2022
GIYBET
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim. Allâh-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:
﴿يٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱجۡتَنِبُواْ كَثِيرٗا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعۡضَ ٱلظَّنِّ إِثۡمٞۖ وَلَا تَجَسَّسُواْ وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتٗا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٞ رَّحِيمٞ ١٢﴾
Manası: Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının! Muhakkak ki bazı zanlar günahtır! Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın! Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan tiksindiniz! Allâh’tan korkun! Muhakkak ki Allâh tövbeleri kabul edendir ve Allâh Raḥîmdir. (El-Ḥucurât suresi, 12. ayet)
Değerli Müslüman kardeşlerim; bugünlerde akrabalar ile arkadaşların arasını açan kötü ve yıkıcı bir alışkanlık yayıldı. Bu alışkanlık nefrete ve akrabalık ilişkilerini kesmeye yol açmaktadır. Bu kötü alışkanlık, gıybet etme alışkanlığıdır. Ey mü’minler; peki bu gıybet nedir? İmam Muslim Ebu Hureyre’den peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
أَتَدْرُونَ مَا الْغِيبَةُ؟ قَالُوا: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ، قِيلَ: أَفَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ فِي أَخِي مَا أَقُولُ؟ قَالَ: إِنْ كَانَ فِيهِ مَا تَقُولُ فَقَدِ اغْتَبْتَهُ وَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِيهِ فَقَدْ بَهَتَّهُ اﻫ
Manası: Gıybet nedir bilirmisiniz? Sahabeler cevap verdiler: Allâh ve Rasûlü daha iyi bilendir. Rasûlullâh ﷺ: Mü’min kardeşinin (arkasından) hoşuna gitmeyeceği bir şekilde konuşmandır. Dendi ki: Peki bu, hakkında doğru olan bir şey ise? Rasûlullâh ﷺ dedi ki: Dediğin şey, onun hakkında doğru ise bu gıybet olur. Eğer doğru değil ise ona iftira etmiş olursun.
Haram olan gıybet; mü’min kardeşinin hakkında bedeniyle, nesebiyle, kıyafetiyle, eviyle veya huyuyla ilgili söylenmesinden razı olmayıp hoşuna gitmeyeceği kusurlarını, zikretmendir. Mesela filanca kişi kısa ya da filanca kişi şaşı demen gibi. Filanca kişinin huyu kötü, edepsiz, çok uyuyor, çok yiyor, çocuklarının iyi terbiyesi yok denmesi, veya filancı kişiye karısı hükmediyor demek veya buna benzer, duyduğunda hoşuna gitmeyeceği bilindiği şeyleri zikretmek de gıybete birer örnektir. İftira ise, Müslüman kardeşinin hakkında doğru olmayan ve nefret ettiği bir şeyi zikretmendir. İftiranın günahı – yalan içerdiği için – gıybetin günahından daha büyüktür.
Mü’min kardeşlerim; kendilerine gıybet etmek yasaklandığında bazı insanların ”Ben bunu yüzüne de söylerim.” diye cevap vermeleri cahilliğin bir alametidir. O insanlar, peygamber efendimizin beyan etmiş olduğu gıybetin manasını bilmiyorlar. Peygamber efendimiz mealen ”Mü’min kardeşinin (arkasından) hoşuna gitmeyeceği bir şekilde konuşmandır.” buyurmuştur. Aynı şekilde böyle bir durumda bazı insanlar ”Benim söylediğim yalan değil ki!” diye cevap veriyorlar. Onlar da Rasûlullâh’ın ﷺ hadisini doğru anlamış değillerdir. Peygambere ”Peki bu, hakkında doğru olan bir şey ise?” diye sorulduğunda mealen ”Dediğin şey, onun hakkında doğru ise bu gıybet olur.” diye cevap vermiştir.
Mü’min kardeşlerim; biliniz ki, gıybet bazen caiz bazen de farz olur. Fiilî fasıklık yapan veya itikadi bidat çıkaran kişiye karşı dinî uyarı yapmak farz olan gıybettendir. O bid’atı, küfre götürecek olmasa bile. Âlim veya hoca olmadığı halde kendisini âlim veya hoca diye tanıtan kimselerden de sakındırmak farzdır.
Mü’min kardeşim; geceleri yol kesen, kişileri gaspeden veya insanları öldüren bir kimseyi bildiğinde ve bu yoldan bir Müslümanın geçeceğini bildiğinde ne yapardın? Bu halde bu yol kesiciden uyarıp ondan haber vermen sana farz olmaz mı? Yoksa senden bu uyarını kabul edip dikkate alacağını bildiğin halde ve bu durumda susmanla o Müslümanın ne kadar zarara uğrayacağını bildiğin halde susarmıydın? Halbuki senin onu bundan uyarman farzdır. Eğer uyarmazsan günaha girersin.
Kendisinin hoca veya âlim olduğu iddiasında bulunup insanlara dalâlet anlatan, İslam’a aykırı şeyler anlatan kişiden, ondan uyarmaya ya da bunu engellemeye gücün yettiği halde susmak olur mu? Yerinde olmaz, hatta bu durumda insanlara nasihat edip bu kişiden uyarmak senin üzerine farzdır. Çünkü ahirette kişinin cehenneme girmesine sebep olan kişiden uyarmak, yol kesiciden uyarmaktan daha önemlidir. Yol kesicinin zararı, dünyevi zarardan ibarettir. Şeyh Ebu Ali Ed-Dekkâk buyurdu ki: ”Haksızlığa karşı susan, dilsiz şeytan gibidir.” Bunda gerçekten haklıdır.
Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.
İkinci Hutbe:
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun.
Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.
03/06/2022
Cuma Hutbesi 03.06.2022
Kibir ve Övünmekten Uyarı
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.
Allâh-u Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلۡتَنظُرۡ نَفۡسٞ مَّا قَدَّمَتۡ لِغَدٖۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١٨﴾
El-Haşr Sûresi, 18. Ayet
Manası: Ey iman edenler! Allâh’a karşı takvalı olun ve her nefis, yarın (Kıyâmet Günü) için ne hazırladığına baksın! Allâh'tan korkun! Şüphesiz ki Allâh, yaptıklarınızı bilendir.
Müslüman kardeşlerim, takvalı olmak iki yüce hususa bağlıdır: Farzları eda etmek ve haramlardan sakınmak.
Allâh’ın izniyle bugünkü kelamımız, kibir hakkında olacaktır. Allâh bizleri kibirden korusun. Alimler, kibri, kalbin günahlarından olan bir günah olarak saymışlardır. Kibir iki çeşittir. Birincisi, hakkı bilip kabul etmemektir. İkincisi de insanları küçük görmektir. Kibir, uzuvların amellerinde görünmüş olsa da sebebi kalptedir. Kibir kalpte hissedilir, belirtisi ise insanın uzuvlarında görülür. Kibirli kimse; fakire alçaltıcı bir bakışla bakar ve büyüklenerek ondan sırt çevirir veya bir kişinin hakkı söylediğini bildiği halde örneğin yaşı küçük olduğu için ondan o hakkı kabul etmez ya da kibirli kibirli yürür. Bunların hepsi büyük günahlardandır.
Ey Mü’min kardeşim, mütevazı ol. Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:
”إِنَّكُمْ لَتَغْفُلُونَ عَنْ أَفْضَلِ الْعِبَادَةِ التَّوَاضُع“
İmâm Beyhaki rivayet etmiştir.
Manası: “Sizler, ibadetin en faziletlilerinden olan tevazudan gafilsiniz.“
Sahabelerin büyükleri (ridvânullâhi aleyhim), insanlar arasında en fazla tevazu gösterenlerdendir. Ömer (radiyallâhu anhu) bizlere bunun için bir örnektir. Bir keresinde, Cuma namazına giderken yolda Abbâs’ın evinin oluğundan suyla birlikte kesilmiş iki tavuğun kanı üzerine akar. Sonra üzerindekini yıkar ve oluğu kaldırtır. Abbâs ise o oluğu Rasûlullâh’ın oraya koyduğunu söyleyince Ömer (radiyallâhu anhu) oluğun tekrar yerine koyulmasını ve bunun için Abbâs’a sırtına çıkmasını söyler. Halife Ömer ibnu’l Hattâb, Peygamber Efendimiz Muhammed’in ﷺ amcası Abbas’ın sırtına çıkmasını söyler ve onun sırtına çıkıp o oluğu tekrar yerine koymasında kararlı davranır.
Ey Mü’min kardeşim, tevazu, insanı büyüklenmekten ve başkalarına haksızlık etmekten korur. Tevazu, kibirden korur ve Allâh-u Teâlâ, kulun elbisesiyle, eşyalarıyla, oturduğu yerle veya başka bir şeyle kibirlenmesini sevmez. Allâh-u Tebârake ve Teâlâ, bu dünyada bazı kişilerin azabını ibret almaları için dilediği kişilere gösterir.
Rasûlullâh’ın ﷺ kendi ümmetinden önce yaşamış bir adam hakkında bildirdiğine göre bu adam kibirlenerek yürür ve etrafına bakınırdı. Saçına ve görünüşüne hayran kalırdı. Saçlarının güzelliğini ve saçlarının taranmış oluşunu çok beğenirdi. O böyle yürürken Allâh yere bu adamı yutmasını emretti. Yer o adamı yuttu ve o adam kıyamete kadar yerde batmaya devam edecektir. Övünmenin manası, insanları kendine beğendirmek için buna benzer şeyler yapmaktır. Fakat insan bunları kibirden dolayı değil de sadece güzel oldukları için yaparsa günah değildir.
Ey Allâh’ım, bizleri mütavazi, zahid ve salih kullarından eyle.
Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.
İkinci Hutbe:
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun.
Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.
20/05/2022
Cuma Hutbesi 20.05.2022
„Yanı Başındaki Komşusunun Aç Olduğunu Bildiği Halde Tok Yatan Kişi, Kâmil Bir Müslüman Değildir.“ Mealindeki Hadis-i Şerifinin Açıklaması
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’e ve diğer Peygamberlere olsun.
Ey Allâh’ın kulları, sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı ve Rasûlü’nün yolundan gitmeyi tavsiye ederim.
Allâh-u Teâlâ yüce kitabında şöyle buyuruyor:
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡ وَٱشۡكُرُواْ لِلَّهِ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ ١٧٢﴾
Manası: Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allâh’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allâh’a şükredin. (El-Bakarah suresi, 172. ayet)
Peygamber efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
إنَّ روحَ القُدُسِ نَفَثَ فِي رُوعِي أَنَّهُ لَنْ تَمُوتَ نفسٌ حتّى تَسْتَكْمِلَ رِزْقَهَا وأَجَلَها فَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ خُذُوا مَا حَلَّ ودَعُوا مَا حَرُمَ اﻫ
Manası: Şüphesiz, hiçbir nefis rızkını ve ömrünü tamamlamadıkça ölmeyeceğini, Cebrâîl, kalbime üfledi. O hâlde rızkı helal yollardan talep ediniz. Allâh’ın helal kıldığını yiyiniz ve haram kıldığını bırakınız. (El-Hakim ve başkaları)
Rasûlullâh ﷺ, başka bir hadis’te ise şöyle buyurmuştur:
ما ءامنَ بِي مَنْ بَاتَ شبعانَ وجارُه جائِعٌ إلى جَنْبِهِ وَهُوَ يَعْلَمُ بِهِ
Manası: Yanı başındaki komşusunun aç olduğunu bildiği hâlde tok yatan kişi, kâmil bir Müslüman değildir. (İmam Taberânî, Mu’cemul-Kebîr)
Peygamber efendimiz Muḥammed’in ﷺ şu hadisi ömrümüzün sınırlı ve ölümümüzün takdir edilmiş olduğuna işaret eder. Hadis-i şerif‘in meali: “Şüphesiz, hiçbir nefis rızkını ve ömrünü tamamlamadıkça ölmeyeceğini, Cebrâîl, kalbime üfledi.“ O hâlde şiddet sebebiyle ölmeyen başka bir şekilde ölür. Zikredilen hadis-i şerif’ten ayrıca rızkımızın takdir edildiği ve değişmez olduğu ve hiç kimsenin bize takdir edilen rızkın bize ulaşmasına engel olamayacağı ve alacağımız solukların sayılı olduğu anlaşılmaktadır. Böylece ne bir hastalık veya felaket, ölüm anını takdir edilmiş vaktinden öncesine alabilir ne de devamlı sıhhatli, genç veya kuvvetli olmak onu geciktirebilir. Herkes kendisine belirlenmiş vaktin sona ermesi ile ölür ve herkes kendisine takdir edilmiş rızkı elde eder. Hiç kimsenin Azrâîl meleğinin ruhu almak için geldiği anı geciktirmeye veya onu öncesine almaya gücü yetmez. Bundan dolayı Rasûlullâh ﷺ, bizleri „Allâh’ın helal kıldığını yiyiniz ve haram kıldığını bırakınız.“ mealindeki hadisi ile az olanla yetinmeye özendirmiştir. Ke’b İbn-i Ucrah Rasûlullâh’ın șöyle dediğini buyurmuștur:
يا كعبُ بنَ عُجْرَةَ إنهُ لا يدخلُ الجنةَ لَحْمٌ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ النَّارُ أولَى بِهِ
Manası: Ey Ke’b bin Ucrah, haramla beslenen kişi, cennete ilk girenlerle giremez, cehennem azabını haketmiș olur. (İmam Hâkim “El-Mustedrak”ta)
Eğer sen değil de bir başkası bir belaya uğrarsa veya senin bulunduğun şehre değil de başka bir şehre bela inerse, bencil davranma bilakis sevimli, yumuşak huylu, cömert ve şefkatli ol. Rasûlullâh ﷺ mealen şöyle buyurmuştur: “Yanı başındaki komşusunun aç olduğunu bildiği hâlde tok yatan kişi, kâmil bir Müslüman değildir.” O hâlde yanı başındaki mü’min komşusunun, yaşamı için gerekenleri karşılayamadığını bildiği hâlde karnı tok yatan kimsenin imanı kâmil değildir. Eğer komşusunun durumundan haberdâr olup gücü yetmesine rağmen yardım elini uzatmayan kimsenin durumu böyle ise pekâlâ ona şefkat göstermeyip bilâkis durumunu daha da ağırlaştıran ve derdine dert katan kişinin durumu nedir o zaman? Eğer Müslüman kardeşleriniz zor ve sıkıntılı günler geçiriyorlar ise, sizlere düşen, onlara var gücünüzle imkânların el verdiği miktarda yardım etmektir. Sıkıntılar, dertler, üzüntü ve zor durumda bulunmak satranç taşlarının bir kareden başka bir kareye geçtiği gibi kişiden kişiye geçer. Her birimiz geçmişte meydana gelen olaylardan ders alması gerekir. Peygamber efendimizin ﷺmealen şöyle buyurmuştur: “Mü’minler bir beden gibidirler.”
Mal konusunda bolluk içinde olduğunu bildiğiniz kardeşlerinizi fakirlere ve ihtiyacı olanlara şefkat göstermelerine davet ediniz. Muhakkak ki belalar çoğalırsa bunlardan hem hayır hem kötülük üzerinde bulunan insanlar etkilenebilirler. Ancak salih kul, belalara uğramasıyla, mertebesi ve ahirette mükâfatı artar. Peygamber efendimiz bir hadis-i şerif’inde şöyle buyurmuştur:
أَنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوُا الْمُنْكَرَ فَلَمْ يُغَيِّرُوهُ أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللهُ بِعِقَابٍ اﻫ
Manası: Eğer insanlar kötülükleri görüp müdahale etmezlerse Allâh onlara belalar verir. (İbn-i Hibban “Sahih”inde)
Allâh’ım! Bize rahmet et.
Sizler ve kendim için Allâh’a istiğfar ederim.
İkinci Hutbe
Ḥamd Allâh’adır. O’na ḥamdeder, O’ndan yardım ve bizleri hidayette sabit kılmasını dileriz. O’na şükreder, O’ndan af diler ve O’na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allâh’ın salât ve selâmı Efendimiz Muḥammed’eﷺ ve diğer Peygamberlere olsun.
Sizlere ve kendime her şeye kâdir olan yüce Allâh’a karşı takvalı olmayı tavsiye ederim.
Allâh’ım Senden dilekte bulunuyoruz dualarımızı kabul et. Allâh’ım günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Allâh’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allâh’ım kusurlarımızı, ayıplarımızı setreyle. Âmîn.
Klicken Sie hier, um Ihren Gesponserten Eintrag zu erhalten.
Lage
Kategorie
Webseite
Adresse
Duisburg