25/06/2026
MUHARREM MATEM ORUCU 10. GÜN – AŞURA 10 ANLAMINA GELİR
İMAM HÜSEYİN (A.S.) VE KERBELA
HAKKIN ZULME KARŞI KIYAMI, İNSANLIĞIN VİCDANI
Bismişah Allah Allah...
Hak-Muhammed-Ali aşkına...
Kerbela şehitlerinin aşkına...
On İki İmamlar aşkına...
Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin, erenlerin, evliyaların ve cümle Hak dostlarının himmeti üzerimize ola.
canlar,
Bugün Muharrem matem orucunun onuncu günüdür.
Bugün Aşura günüdür.
Bugün sadece Ehl-i Beyt'in değil, bütün insanlığın yüreğinin yandığı gündür.
Bugün Fırat'ın utandığı gündür.
Bugün gökyüzünün ağladığı gündür.
Bugün mazlumun kanının toprağa aktığı gündür.
Bugün Hüseyin'in şahadete yürüdüğü gündür.
Bugün Kerbela'nın günüdür.
Bugün matemimizin en derin günüdür.
Bugün sadece bir tarihi olayı hatırlamak için burada değiliz.
Bugün insanlığın vicdanını yeniden diriltmek için buradayız.
Çünkü Kerbela geçmişte kalmış bir savaş değildir.
Kerbela her çağda yeniden yaşanan bir hakikat sınavıdır.
Zulüm olduğu sürece Kerbela vardır.
Mazlum olduğu sürece Kerbela vardır.
Adalet arayan insanlar olduğu sürece Hüseyin vardır.
HZ. HÜSEYİN'İN DOĞUMU VE SOYU
canlar,
İmam Hüseyin, Hicretin dördüncü yılında (Miladi 626) Medine'de dünyaya geldi.
Babası Şah-ı Merdan Hz. Ali'dir.
Annesi Peygamberimizin göz nuru Hz. Fatıma'dır.
Dedesi Hz. Muhammed Mustafa'dır.
Daha doğduğu gün Peygamber onu bağrına bastı.
Onun kulağına Dua okudu.
Onun için dualar etti.
Peygamber, Hasan ve Hüseyin için:
"Onlar cennet gençlerinin efendileridir." buyurmuştur.
Hüseyin, Peygamber'in evinde büyüdü.
Merhameti dedesinden öğrendi.
Adaleti babasından öğrendi.
İffeti annesinden öğrendi.
Sabır ve teslimiyeti Ehl-i Beyt ocağından öğrendi.
MUAVİYE VE YEZİD DÖNEMİ
Canlar,
Yıllar geçti.
İslam coğrafyası büyüdü.
Fakat büyüyen sadece topraklar oldu.
Bazı yöneticilerin gönülleri küçüldü.
Adalet zayıfladı.
Saltanat güçlendi.
Muaviye'nin ölümünden sonra oğlu Yezid yönetimi devraldı.
Yezid, Hüseyin'den biat istedi.
Ama Hüseyin biliyordu ki bu yalnızca siyasi bir mesele değildi.
Bu hak ile batıl arasındaki tercihti.
Bu adalet ile zulüm arasındaki tercihti.
Bu vicdan ile korku arasındaki tercihti.
İmam Hüseyin şu duruşu ortaya koydu:
"Ben zulme rıza göstermem."
İşte Kerbela'nın özü budur.
MEDİNE'DEN KERBELA'YA
canlar,
İmam Hüseyin Medine'den ayrıldı.
Mekke'ye geçti.
Kûfe'den gelen mektuplar üzerine yola çıktı.
Fakat yolda Kûfe halkının korkutulduğunu, sözlerinden döndüğünü öğrendi.
Artık geri dönüş yolu yoktu.
Karşısında binlerce kişilik bir ordu vardı.
Yanında ise ailesi ve birkaç sadık dostu.
Ama Hüseyin sayıya bakmadı.
Çünkü hakikat sayı ile ölçülmez.
Bir kişi haklıysa çoğunluktan daha güçlüdür.
KERBELA'DA SUSUZLUK
Canlar,
2 Muharrem'de Kerbela'ya ulaşıldı.
7 Muharrem'de Fırat'ın suyu kesildi.
Çocuklar susuz kaldı.
Kadınlar susuz kaldı.
Yaşlılar susuz kaldı.
Ali Asgar susuz kaldı.
Çadırlardan "Su..." sesleri yükseliyordu.
Ama Yezid'in ordusu merhamet göstermedi.
Bugün bizler Muharrem orucunda su içmeyerek o susuzluğu anlamaya çalışıyoruz.
Çünkü Kerbela'yı sadece anlatmak yetmez.
Bir nebze hissetmek gerekir.
AŞURA GECESİ
canlar,
9 Muharrem gecesi geldi.
Hüseyin bütün dostlarını topladı.
Onlara:
"Gece karanlığından faydalanın ve gidin. Düşman yalnız beni istiyor." dedi.
Ama hiçbirisi gitmedi.
Çünkü onlar canlarını kurtarmaya değil, hakikati savunmaya gelmişlerdi.
Hz. Abbas kaldı.
Ali Ekber kaldı.
Kasım kaldı.
Habib bin Mezahir kaldı.
Müslim'in oğulları kaldı.
Hepsi sabah şahadete hazırlanıyordu.
AŞURA SABAHI
Canlar,
10 Muharrem sabahı güneş doğdu.
Ama o gün güneş Kerbela üzerine matemle doğdu.
Birer birer yiğitler meydana çıktı.
Birer birer şahadet şerbetini içtiler.
Kasım düştü.
Ali Ekber düştü.
Abbas düştü.
Kerbela'nın yiğitleri düştü.
Sonunda Hüseyin yalnız kaldı.
Ama teslim olmadı.
Çünkü Hüseyin ölümden korkmuyordu.
Hüseyin haksızlığa boyun eğmekten korkuyordu.
HZ. HÜSEYİN'İN ŞAHADETİ
canlar,
10 Muharrem 61 yılında (Miladi 680) İmam Hüseyin Kerbela'da şahit edildi.
Başını bedeninden ayırdılar.
Atlarla bedenini çiğnediler.
Çadırları yaktılar.
Kadınları esir aldılar.
Ama bir şeyi başaramadılar.
Hüseyin'in davasını öldüremediler.
Bugün milyonlarca insan Hüseyin'i anıyor.
Ama Yezid'i lanetle hatırlıyor.
Çünkü hakikat ölmez.
HZ. ZEYNEP'İN DİRENİŞİ
Canlar,
Kerbela sadece Hüseyin'in değil, Zeynep Ana'nın da destanıdır.
Eğer Zeynep olmasaydı Kerbela duyulmayabilirdi.
Esaret yollarında Kerbela'yı anlattı.
Zalimlerin saraylarında hakikati haykırdı.
Baş eğmedi.
Korkmadı.
Susmadı.
Bu yüzden Kerbela'nın ikinci kahramanı Zeynep'tir.
canlar,
Bugün kendimize şu soruları soralım:
Haksızlık karşısında susuyor muyum?
Mazlumun yanında durabiliyor muyum?
Güçlünün değil, haklının yanında olabiliyor muyum?
Gönül kırıyor muyum?
Adaletli davranabiliyor muyum?
Çünkü Kerbela geçmişte yaşanıp bitmedi.
Kerbela bugün de devam ediyor.
Her insanın içinde bir Hüseyin vardır.
Her insanın içinde bir Yezid vardır.
Mesele hangisini büyüttüğümüzdür.
Canlar,
Kerbela bize şunu öğretir:
Haklıysan yalnız da kalsan doğru bildiğin yoldan dönme.
Mazlumun yanında ol.
Zulme rıza gösterme.
İnsan onurunu koru.
Vicdanını satma.
İşte Hüseyin'in bize bıraktığı miras budur.
Allah Allah...
Ya Rabbel Âlemin...
Kerbela şehitlerinin aşkına...
İmam Hüseyin'in aşkına...
Hz. Abbas'ın sadakati aşkına...
Ali Ekber'in gençliği aşkına...
Kasım'ın masumiyeti aşkına...
Ali Asgar'ın susuzluğu aşkına...
Zeynep Ana'nın sabrı aşkına...
Bizleri Hak yolundan ayırma.
Bizleri zulme boyun eğenlerden eyleme.
Mazlumun yanında duranlardan eyle.
Gönül kıranlardan değil, gönül yapanlardan eyle.
Birliğimizi daim eyle.
Dirliğimizi daim eyle.
Muharrem matem oruçlarımızı ve lokmalarımızı kabul eyle.
Kerbela'nın matemini yüreğimizden eksik etme.
Ya Allah...Ya Muhammed...Ya Ali...
Ya Hasan...Ya Hüseyin...
Gerçeğe Hü...Demine devranına Hü...
Kerbela şehitlerine Hü...On İki İmamlara Hü...
Şah-ı Merdan Ali'ye Hü...
Hünkâr Hacı Bektaş Veli'ye Hü...Hü... Hü... Hü.
Köln ve Çevresi Hacı Bektaş Veli Cemevi
Dedeler Kurulu Adına
Turan Aydın Dede