Allah Aşkına KKTC Yi Yeşilendirme ve Öksüzleri Koruma Derneği

Allah Aşkına KKTC Yi Yeşilendirme ve Öksüzleri Koruma Derneği

Share

Dünyayı Yeşil Tutmak Yeşilendirme İçin Çalışmalar Yapmak Öksüz ve Yetimleri Koruyup Destek Ve Madi Yardım Yapmak Burs Vermek.

• Kıbrısta Ve Dünya’da doğal varlıkların ve çevre sağlığın korunması, erozyonla mücadele, toprak örtüsü ve toprağın korunması ve ağaçlandırmanın önemi hakkında kamuoyunu eğitmek ve bilinçlendirmek
• Erozyon felaketinin doğuracağı sonuçlar, alınacak önlemler konusunda halkımızı bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve böylece oluşturulacak bilinçli ve etkin kamuoyu desteği ile hükümetleri erozyonla müc

Photos 17/12/2025

HZ. MEVLANA'DAN GÜZEL SÖZLER:

Mevlana'nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ışık tutan sözlerinden bazıları:

• Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
• Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
• Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
• Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
• Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
• Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
• Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
• Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
• İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
• Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
• Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
• Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
• Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
• Pisler, p*sliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
• Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
• Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından p*slenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
• Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
• Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
• O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
• Genişlik, sabırdan doğar.
• Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
• Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
• Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
• Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
• Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
• Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
• Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
• Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
• Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
• Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip p*slik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
• Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.
• Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
• Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
• İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
• Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
• Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var
• Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
• Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
• Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
• Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
• Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?
• Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
•Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.
• Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.
• Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
• Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.
• Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
• Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
• Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
• Verdiğini geri alan kişi, ***** gibi kusmuğunu yemiş olur.
• Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.
• Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.
• Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
• Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
• Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
• Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
• Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.
• Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
• Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
• Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
• Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
• Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
• Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
• Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
• Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
• Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
• Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
• Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
• Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
• Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
• Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
• Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
• İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
• İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
• A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
• Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
• Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
• Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
• O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
• Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
• Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
• Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
• Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
• İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
• Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
• Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
• Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
• Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
• Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz
• Ümit, güvenlik yolunun başıdır.
• Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
• Dert, insana yol gösterir.
• İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
• İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
• Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
• Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
• Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
• Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?
• Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.
• Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak,
sırları örtmek yaraşır.
• Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
• Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
• Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
• Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.
• Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
• Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.
• Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti.
• Ekmek, beden hap*shanesinin mimarıdır.
• Gübre olup bostanın gönlüne giren p*slik, yok olur gider de p*slikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
• Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.
• Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?
• Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.
• Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.
• Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.
• Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.
• Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.
• Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
• Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
• Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.
• Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
• Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,
• İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
• Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?
• O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
• Bir lağımın p*s kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
• Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
• Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
• Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
• Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
• Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
• Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
• Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
• Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
• Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
• Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
• Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
• Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
• Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
• Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
• Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
• Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
• Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin
düşündürdükleri...
• Sabır, genişliğin anahtarıdır.
• Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.
• Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
• Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.
• Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
• Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
• Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
• İnanan, inananın aynasıdır.
• Sen şekillerde kalırsan p**a tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
• Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
• Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
• Yokluk, varlığın aynasıdır.
• Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.
• Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.
• Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.
• Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.
• Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
• Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
• Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.
• Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar.
• Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?
• İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.
• Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede
• Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.
• Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.
• Bağış, kine merhemdir.
• Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?
• Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.
• Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.
• Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
• Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.
• Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.
• Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
• Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?
• Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.
Bal yiyen arısından gocunmaz..
• Güneşin ışığı p*sliğe vursa bile p*slenmez, ışıktır o.
• Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?
• Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.
• Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
• Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.
• Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.
• İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.
• Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.
• Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.
• Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.
• Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.
• Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür.
• İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.
• Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.
• Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?
• Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
• Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.
• Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.
• Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.
• Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.
• Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
• Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.
• Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.
• Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
• İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
• İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
• Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
• Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
• Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
• Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
• Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
• Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
• Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
• Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
• Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
• Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
• Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.
• Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
• Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
• Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.

13/01/2023
Photos 14/05/2017

Tüm Annelerimizin Elerinden Öper Ve Annelerin Günü Her Gün Olduğunu Bilmemiz Gerektiğini Unutmayalım...
İSLAMDA ANNENİN HAKKI!!!
İslam'da annelik makamı ve annelik makamını ve insanın hayatındaki rolünü anlayabilmemiz için yüce Rabbimizin kitabına ve Resulullah'ın (s.a.a) ve Ehl-i Beyti'nin nurlu sözlerine müracaat etmemiz gerekir. Biz de mümkün mertebe ayet ve hadislerden yararlanarak bu mevzuu sizlere açıklamaya çalışacağız.

Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretmiştir. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme; onları azarlama onlara güzel söz söyle; onlara rahmet ve şefkat dolu tevazu kanadını ger. Onlara alçak gönüllü ve şefkatli davran ve onlar hakkında dua edip şöyle de: Ey Rabbim, bunlar küçükken beni nasıl yetiştirip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, acı." (İsra Suresi, ayet 23-24)

Bir başka ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: "Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Onun (memeden) ayrılmasıda iki yıl içinde olmuştur onun için biz insana bana ve ana baba şükret dönüş banadır diye öğüt verdik." (Lokman Suresi, ayet 14)

Görüldüğü gibi bu ayetlerde Allah-u Teala anne babaya iyilik etmeği, onlara şükretmeyi kendi ibadeti ve şükrüyle yan yana zikretmiştir. Bu da Anne babanın Hak Teala indindeki makamını ve onlara iyilik ve itaat etmenin önemini göstermektedir. Onun için anne, babaya itaat etmek günah ve farz olan şeyler haricinde farzdır. Hatta anne baba evladını sünnet olan bir ameli yapmaktan nehy edip başka bir işe emrederse onların dediğini yapması gerekir.

Bir gün bir kişi Resulullah'a (s.a.a) gelerek ya Resulullah dedi, anne babanın evlatları boynundaki hakkı nedir? Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Onlar senin cennet ve cehennemindir."[1]

Yani onlara yapacağın iyilikler ve onlara karşı vazifelerini yerine getirmenle cenneti kazanabilirsin. Ama onlara karşı vazifelerini yerine getirmezsen cehennemi hak etmiş olursun.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Anne babaya iyilik yapmak en büyük farizadır."[2]

İmam Sadık (a .s): "Allah anne babaya iyilik etmeyi emretmiştir" ayetini şöyle açıklamıştır: "İyilik etmek onlarla iyi geçinmek ve ihtiyaçlarını ağız açıp istemeden yerine getirmektir..."[3]

Yine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kim ömrünün uzamasını ve rızkının bollaşmasını istiyorsa, anne babasına iyilik etsin ve akrabalarına sılayı rahimde bulunsun."[4]

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kıyamet gününde iyilerin efendisi ölümlerinden sonra anne ve babalarına iyilik yapan kimselerdir."[5]

Sekizinci İmamımız İmam Rıza (a .s): "Anne babaya iyilik etmek vaciptir; hatta müşrik olsa dahi. Elbette Allah'a isyan olan şeylerde onlara itaat edilmez."[6]

Buraya kadar ayet ve hadislerden anne ve babanın ikisine de iyilik ve itaat etmenin önemi anlaşılıyordu. Fakat diğer bir çok hadisten anlaşılıyor ki annenin hakkı ve ona iyilik yapmak daha önemlidir. İşte bu hadislerden bir bazısı:
Bir gün birisi Resulullah'a sorar: "Ben kime iyilik yapayım." Resulullah "Annene" der. Sonra tekrar kime diye sorduğunda tekrar "Annene" der. Adam tekrar sorar; Resulullah tekrar "Annene" der. Adam tekrar sorunca Resulullah bu sefer "Babana" diye cevap verir."[7]

Rivayet edildiğine göre birisi Resul-i Ekrem'e gelerek "Ya Resulullah, ben çok kötü işler yapmışım, acaba benim tövbem kabul olur mu? demiş. Resul-i Ekrem "Acaba annen veya baban yaşıyor mu? diye sormuş; o da "Babam yaşıyor" demiş. Resul-i Ekrem "Git ve ona iyilik et" buyurmuş. Adam çıkıp gittikten sonra, Resul-i Ekrem yanındakilere dönerek şöyle buyurmuş: "Keşke annesi olsaydı da ona iyilik etseydi; tövbesi daha çabuk kabul olurdu."[8]

Bir gün Hz. Musa Allah-u Teala ile münacat ederken Hak Teala'dan cennetteki arkadaşını kendisine tanıtmasını istiyor. Hak Teala şöyle hitap eder: "Senin cennetteki arkadaşın filan nahiyedeki gençtir. Hz Musa genci bulmak için oraya geldiğinde onun kasaplık yapan biri olduğunu görür. Hz. Musa onu çaktırmadan takip etmeye başlar ki hangi amelle böyle büyük bir makamı elde ettiğini öğrenmiş olsun. Akşama kadar bekler; fakat onun için önemli olan ve böyle bir makama onu layık kılacak bir ameli göremez. Akşam olunca genç, iş yerini kapatıp eve gitmek istediğinde Hz Musa kendini tanıtmadan adamdan, o gece kendisini misafir etmesini ister. Hz Musa bu vesileyle gece boyunca da gencin iyi amellerini takip etmeyi amaçlamaktadır. Genç Hz. Musa'nın isteğini kabul edip onu evine götürür. Hz. Musa eve girdiğinde gencin her şeyden önce yemek yaptığını. Daha sonra evde bulunan ve eli ayağı felç olan ihtiyar bir kadının yanına gelerek büyük bir sabır ve şefkatle yemeği lokma lokma onun ağzına koyarak yedirdiğini, sonra elbisesini değiştirdiğini, ihtiyaç gidermesine yardımcı olduğunu; sonra da özel yerine yatırdığını görür. Hz. Musa (a.s) o gece sabaha kadar gencin normal dini vazifeleri dışında fevkalade bir amel, ibadet, münacat falanını görmez. Sabah olduğunda ise yine genç evden çıkmadan o kadının yemeğini yedirir ve diğer ihtiyaçlarını gidermede şefkatle ona yardımcı olur. Vedalaşırken Hz. Musa gence sorar: "Bu kadın kimdir ve sen ona yemek yedirirken, gözlerini gök yüzüne dikerek ne söylüyordu?" Genç şu cevabı verir: "Bu benim annem" der. Ben ona yemek verdiğim zaman hakkımda şöyle dua ediyor: "Allah'ım bu hizmetlerin karşılığında oğlumu cennette Hz. Musa'nın yanına arkadaş eyle." Hz. Musa da gence annesinin duasının kabul olduğunu müjdeleyip Hak Teala'yla yaptığı münacatı kendisine anlatır."

İşte anne babanın hakkını riayet etmek böyle feyizlere insanı ulaştırır. Elbette bütün bunlardan önce, insanın mu'min ve takvalı olması gerekiyor.

Yine Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: "Cennet annelerin ayağı atındadır."[9]

Bir başka hadiste: "Annelerin ayaklarının altı, cennet bahçelerinden bir bahçedir" buyurmaktadır.

Bu hadisin bir manası şudur ki cenneti kazanmak, annelerin gönlünü kazanmak, onlara iyilik etmekle mümkün olur. Bir başka manası da:"Anneler isterse dünyayı cennete çevirebilirler, yetiştirdikleri mu'min ve salih evlatlarla. Çocukların saadet ve mutluluğunun temel taşını koyan annelerdir. Kötülük ve bedbahtlıklarının ilk temel taşını koyan da yine annelerdir. Zira niyetleri, yedikleri lokmalar, amelleri, davranışları, imanı ve takvası rahimdeki çocuğu üzerinde de etkilidir. Doğduktan sonra da çocuk, anne ve babanın, özellikle annenin bütün hareketlerini izleyip taklit eder. Annenin verdiği terbiyeyle çocuğun ilerideki şahsiyeti yavaş yavaş oluşmaya başlar. Bu yüzden Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:"Saliha bir eşle evlenmesi bir erkeğin saadetindendir."[10] Zira ailenin ve çocukların saadeti büyük ölçüde anneye bağlıdır.

Başka bir hadiste İmam Cafer-i Sadık (a .s) şöyle buyurmuştur:"İffetli ve hayalı bir annesi olana ne mutlu!"[11]

İşte bütün bunlar annenin insan hayatındaki vazgeçilmez rolünü ve önemini gösteriyor. Evet anne anneliğin yanı sıra bir öğretmendir. Bu yüzden de onu imanlı yetiştirip cennetlik yaparsa, onun bütün hayırlı amellerinde ortak olur.

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:"Eğer birisi kız çocuğunu iyi bir şekilde yetiştirip terbiye ederse, ona iyi bir talim ve terbiye verip güzel ve faydalı şeyler öğretir ve onu Allah'ın verdiği nimetlerden yararlandırırsa, o çocuk onunla cehennem arasında bir perde olur (cehenneme gitmesini önler)."[12]

İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala kıyamet günü bazı anne ve babalara mükafat verecek. 'Ey Rabbimiz, bu mükafatları nereden hakkettik? Bizim amellerimiz buna layık değildi' diye sorduklarında şu cevabı alacaklar: 'Bu mükafatlar çocuğunuza Kur'an öğretmeniz ve onu İslam diniyle tanıştırdığınız içindir."[13]

Yüce Rabbimiz'den annelerimiz hakkında görevlerimizi en iyi şekilde yerine getirmeyi ve bacılarımıza Hz. Fatıma'yı örnek alan anneler olmayı nasip buyurmasını diliyoruz. Amin!

[1] -Et-Terğib-u Vet-Terhib, C.3, S.316.
[2] -Ğurer-ul Hikem, Hadis: 4423
[3] -El-Kafi, C.2, S.157.
[4] -Et-Terğib-u Vet-Terhib, C.3, S.317.
[5] -Bihar-ül envar, C.74, S.86.
[6] -Bihar-ül envar, C.74, S.72.
[7] -El-Kafi, C.2, S.159.
[8]- Bihar-ül envar, C.74, S.82.
[9] -Kenz-ül Ummal, Hadis: 45439.
[10] -El-Kafi, C.5, S.327.
[11] -Bihar-ül Envar, C.23, S.79.
[12] -Kenz-ül Ummal, Hadis: 45391.
[13] -Müstedrek-ül Vesail, C.1, S.290

İkincisi, Allah'ın yaratıklarına karşı olan görev ve sorumluluklarımızdır. Yaratıklar içinde insana en çok yakın olan ve insan üzerinde en çok hakkı bulunan anne ve babadır. Çünkü Allah Teâlâ onları insanın var olması için sebep kılmıştır. Bunun içindir ki Allah Teâlâ kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babaya iyilik yapılmasını emretmiş, şöyle buyurmuştur.

“Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf" bile deme; onları azarlama ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve. ''Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et” diyerek dua et"1
Âyet-i Kerime'de, anne ve babaya iyilik yapılması, onlara karşı kırıcı davranılmaması emredilmiş ve nasıl dua edileceği bildirilmiştir.
Allah Teâlâ anne ve babaya iyilik yapılmasını sadece bize emretmemiş, bizden öncekilere de aynı şekilde emretmiştir. Kur'an-ı Kerim'de İsrailoğullarına yüklenen ve uyacaklarına dair söz alınan sekiz konudaki görevler sıralanırken:

"Vaktiyle biz İsrailoğullarından: “Yalnız Allah'a kulluk edeceksiniz, anneye-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz.” diye söz almış ve “İnsanlara güzel söz söyleyin,namazı kılın, zekâtı verin'' diye de emretmiştik''2 buyurulmuş, Allah'a kulluk görevinin hemen ardından annebabaya karşı saygılı olma ve iyi davranma yer almıştır.
Anne ve babaya iyilik etmek, hizmet etmek ve gönüllerini almak -Allah'a ibadetten sonra - başka hiçbir davranışla elde edilemeyecek bir sevaptır.

Abdullah b. Mesûd (r.a.) anlatıyor: Peygamberimize.
Allah'ın en sevdiği amel hangisidir? diye sordum. Peygamberimiz:
– Vaktinde kılınan namaz, buyurdu.
– Sonra hangisi? dedim. Peygamberimiz:
– Anneye-babaya iyilik etmek, buyurdu. Ben:
– Sonra hangisi? dedi. Peygamberimiz:
– Allah yolunda savaştır,3 buyurdu,
Abdullah b. Amr b. EI-Âs (r.a.) da şöyle demiştir: Peygamberimize bir adam geldi ve:

– Ey Allah'ın Resûlü, mükafatını Allah'tan dilemek üzere hicret ve savaş için emrinize girmek istiyorum, dedi. Peygamberimiz:
– Annen-babandan sağ olan var mı? diye sordu. Adam:
– Evet, hatta ikisi de sağdır, dedi. Peygamberimiz:
– Sen Allah'tan ecir mi istiyorsun? diye sordu. Adam:
– Evet, (hicret ve savaşla Allah'tan ecir istiyorum) dedi.
Peygamberimiz:
– Öyle ise annene ve babana dön de onların gönüllerini al (umduğun mükafat onlara hizmet etmektedir)4 buyurdu.
Değerli müminler, dinimiz anne ve baba hakkına o kadar önem vermiştir ki, kişinin anne ve babası müşrik dahi olsalar yine onlara iyi davranılmasını ve hizmette kusur edilmemesini tavsiye etmiştir.
Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ (r.a.) anlatıyor: Annem müşrike olduğu halde (benden bir şey istemek için) geldi. Ben de Peygamberimize:
– Annem geldi, görüşmek istiyor, onunla görüşeyim mi? diye sordum. Peygamberimiz:
– Evet, annen ile görüş, buyurdu.5
Ancak anne ve babanın, Allah'ın emirlerine aykırı olan isteklerine uyulmaz. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur:

“Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme, onlarla dünyada iyi geçin."6
Sa'd İbn Ebî Vakkas (r.a.) "Bu ayet özellikle benim hakkımda nazil olmuştur.'' diyerek sebebini şöyle açıklamıştır: "Ben anneme iyilik ve itaat eden bir evlâttım. Ben müslüman olunca annem bana:
– Oğlum Sa'd, bu yaptığın nedir? Ya sen bu dinini bırakırsın, yahut ta ben açlık grevine başlar ölürüm. Sen de benim yüzümden: "Ey anasının katili" diye ayıplanırsın, dedi. Ben de.
– Anneciğim, böyle yapma, iyi bil ki, ben bu dini bırakmam, dedim ve iki gün iki gece bekledim. Annem bu süre içinde ne yedi ne içti. Bunun üzerine ben:
– Anne, vallahi iyi bil ki, senin yüz canın olsa da bunlar birer birer çıksa, ben bu dinimi yine bırakmam, artık sen ister grevden vaz geç, ister greve devam et, dedim. Annem benim bu kesin kararımı görünce grevden vazgeçti ve yedi. Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu.7
Evet, anne ve baba kafir de olsalar onlara iyilik ve ihsanda bulunmak dinî bir görevdir. Ancak, Allah'ın emirlerine aykırı olan isteklerinin yerine getirilmemesi, Kur'an ve Sünnetin emridir.
Ayet-i Kerîme ve hadis-i şeriflerde anne ve babaya iyilik yapılması emrediliyor, Bizim burada kısaca çocukların anne ve babalarına karşı görevlerine işaret etmemiz yerinde olur:
– Anne ve babaya karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmak. Çünkü asık surat ve sert sözler onları incitir. Onları incitici söz ve davranışlardan sakınmak.
– Çağırdıklarında bekletmeden hemen koşmak.
– Allah'a itaatsizlik olmadıkça isteklerini yerine getirmek.
– Yanlarında yüksek sesle konuşmamak.
– Yolda yürürken bir zarûret olmadıkça önlerine geçmemek.
– Geçim sıkıntısı içerisinde iseler yardım etmek ve ihtiyaçlarını gidermek.
– Hastalık veya yaşlılık sebebiyle hizmete ihtiyaç duyuyorlarsa seve seve hizmet etmek.
Öldükten sonra da onlar için yapılması gereken bazı hizmetlerimiz daha vardır.
– Onları rahmetle anmak, bağışlanmaları için dua etmek.
– Ruhları için hayır yapmak, yoksullara ve kimsesiz çocuklara yardım etmek.
– Vasiyet yapmışlarsa yerine getirmek.
– Dostlarına iyilik etmek ve onları kırıcı davranışlardan sakınmak.
Ebû Saîd Malik b. Rebi'a es-Saidî (r.a.) şöyle demiştir. Beni Seleme kabilesinden gelen bir adam Peygamberimize:

– Ey Allah'ın Resûlü, anne ve babamın ölümlerinden sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sordu. Peygamberimiz. – Evet, onlar için Allah'tan af dilemek, vasiyetlerini ve taahhütlerini yerine getirmek, onlar vasıtası ile olan yakın kimseleri (amca,hala, dayı, teyze gibi) ziyaret etmek ve onların dostlarına ikramda bulunmaktır"8 buyurdu.

Ayet-i Kerime'de özellikle annenin bu fedakârlığının hatırlatılması, onun evlât üzerindeki hakkının, babadan daha çok olduğuna delâlet eder.

Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor. Bir adam Peygamberimize gelerek:
– Ey Allah'ın Resûlü, insanlar arasında iyi davranmama en çok Iâyık olan kimdir? dedi. Peygamberimiz:
– Annendir, buyurdu. Adam:
– Sonra kim? dedi. Peygamberimiz:
– Annendir, buyurdu. Adam;
– Sonra kim? dedi. Peygamberimiz:
– Annendir, buyurdu. Adam;
– Sonra kim? dedi. Peygamberimiz:
– Sonra babandır,16 buyurdu.
İslâm alimleri, hadis-i şerifte anneye iyilik ve ihsanda bulunmanın üç kere tekrar olunması,annenin evlât üzerinde babanın üç katı hakkı olduğunu ifade eder, demişlerdir.
Aile topluluğu içinde annenin hakkı ilk plânda bulunduğuna dair bir çok hadisi şerif vardır.17
Evet, annenin hakkı daha fazladır. Çünkü anne babadan daha çok zahmet çeker. Karnında taşıdığı çocuğu büyüdükçe zahmeti artar. Çocuk doğunca onu emzirir, sağlıklı olarak büyümesine özen gösterir. Bu konuda hiçbir fedakârlıktan kaçınmaz çoğu zaman gece uykusunu terkeder ve çocuğun hizmetini seve seve yapar. Hele özürlü çocukların annelerinin fedakârlığını kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Bunun için anne hakkı ödenemez.
Peygamberimiz buyuruyor:

“Bir çocuk anne babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulur da satın alarak azat ederse belki ödemiş olabilir.''18
Değerli kardeşlerim, anne-babaya saygılı davranmak, Allah'ın kesin emridir. Bu emre uymamak ise büyük günahtır. Nitekim Peygamberimiz:

“Büyük günahlar; Allah'a ortak koşmak, anne ve babaya karşı gelmek, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir.''19

“Üç şey vardır ki, bunlar ile yapılan amelin faydası olmaz. Allah'a ortak koşmak, anne ve babaya asi olmak ve savaştan kaçmaktır."20

Ebu Bekr (r.a.) den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Allah Teâlâ bütün günahlarda dilediklerinin cezasını ahiret gününe erteler. Yalnız anne ve babaya karşı gelmenin cezası hariç. Allah Teâlâ anne ve babasına isyan edenin cezasını ölmeden önce de dünyada verir."21
Abdullah b. Amr. b. El-Âs (r.a.), "Peygamberimiz şöyle buyurdu'' demiştir:

“Bir kimsenin anne ve babasına sövmesi,büyük günahlardandır,'' buyurdu. Ashab-ı Kiram:
– Ey Allah'ın Resûlü, bir adam anne ve babasına söver mi? dediler. Peygamberimiz:
– "Evet, bir kimse başkasının babasına söver, o da kalkar onun babasına söver. Başkasının annesine söverse, o da onun annesine söver'',22 buyurdu.
Bu hadisi şerif, anne ve babalarına başkalarının hakaret etmesine sebep olacak söz ve davranışlardan sakınılmasını öğütlüyor. Esasen mümin,söz ve davranışlarında ölçülü olur. Kimseye hakaret etmez. Başkalarının kendisine hakaret etmesine meydan vermez.
Değerli müminler, görülüyor ki, dinimiz, Allah'a ibadetten sonra anne ve babamıza iyilik etmemizi, hayır dualarını almaya vesile olacak davranışlarda bulunmamızı emrediyor. Onlara yapacağımız hizmet Allah'ın rızasını kazanmamıza vesile olacaktır.
Konumuzu bir hadisi şerif ile tamamlamak istiyorum. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Anne ve babasına itaat eden, ikram ve ihsanda bulunana ne mutlu, Allah onun ömrünü artırsın."23 Amîn ve'l-hamdülillâhi RabiAlemin...

Want your school to be the top-listed School/college in Nicosia?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Website

Address


Nicosia
99000