Brussels Coaching Academy

Appeler Itinéraire Site Web

Brussels Coaching Academy Regresyon Çalışmaları- Koçluk Çalışmaları

17/10/2026

Bazı insanlar takvim yapraklarından değil; zihinlerinde taşıdıkları yüklerden dolayı çok daha hızlı yaşlanırlar. 

Neslihan Hocamızın videoda anlattığı gibi, cildimize sürdüğümüz o pahalı kremler ruhumuzun yorgunluğunu saklamaya yetmez. Çünkü genç kalmanın asıl sırrı; nasıl uyuduğumuzda, kimlerle yaşadığımızda ve zihnimizde neleri taşıdığımızda gizlidir. 

Peki bizi içten içe tüketen ve çabuk yaşlanmaya zemin hazırlayan o alışkanlıklar neler? 

1. Her şeyi kafasına takıp sürekli geçmişte veya gelecekte yaşayanlar, 

2. Herkesi memnun etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını erteleyenler, 

3. Trafiğe, eşine, hayata sürekli öfkelenip bedeni alarm halinde tutanlar, 

4. Yıllar önce bitmiş olayların tartışmasını zihninde hala sürdürenler, 

5. Dinlenirken bile suçluluk duyup sürekli acele edenler, 

6. Kendini ihmal edenler (uyku, beslenme ve hareket eksikliği), 

7. Hayatında neşeye yer bırakmayıp sadece faturalar ve sorumluluklar için yaşayanlar, 

8. Asla değiştiremeyeceği şeylerle sürekli savaşanlar. 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzda tam olarak bu zihinsel yükleri yere bırakmayı öğreniyoruz. Sürekli başkaları için koşuşturmaktan yorulan bedenimize ve zihnimize ihtiyacı olan o şefkati, güvenli bir çemberin içinde birlikte veriyoruz. 🌿

Hayatı bir savaş alanı gibi görmekten yorulduysan ve artık omuzlarındaki o görünmez ağırlıktan kurtulmak istersen, bu çemberde yerin hazır. 🕊️

👇 Yoruma “HAFİFLE” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Peki dürüst olalım; sen bu 8 yıpratıcı davranıştan kaç tanesini yapıyorsun? Yorumlarda buluşalım. 🤍

16/10/2026

Sosyal medyada kusursuz ilişkiler, lüks arabalar ve sürekli mutlu görünen hayatlar…
Hepsi gerçekten bir doygunluğun mu, yoksa içteki büyük bir boşluğun mu eseri?

Mehmet Hocamızın videoda çok vurucu bir tespiti var: “Gösteriş ne kadar büyükse, saklanan eksiklik o kadar derindir.” İnsan gerçekten değerli ve tam hissettiğinde, değerini başkalarına kanıtlama ihtiyacı duymaz. 

En çok bağıran kişi genellikle en çok duyulmaya ihtiyacı olandır. Gücünü, unvanını veya parasını sürekli göz önüne seren bir insan, çoğu zaman içindeki yetersizlik duygusunu ve “sevilmeye layık değilim” inancını susturmaya çalışıyordur. Çünkü öz değer sessizdir ve gösterişe ihtiyaç duymaz. 

Bazen gördüğümüz o şatafatlı hayatlar, sadece derin yaraların parlatılmış bir vitrinidir. 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzda, dışarıya verdiğimiz o “kusursuz vitrin” savaşını bırakıp, içerideki gerçek değerimizi inşa etmeyi öğreniyoruz. Kendini başkalarına kanıtlamaktan yorulduysan ve artık o sessiz ama güçlü öz değere ulaşmak istiyorsan, şifa çemberimizde yerin hazır. 🌿

👇 Yoruma “ÖZDEĞER” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Sence de çevrendeki en “gösterişli” insanlar, aslında içlerinde en büyük eksikliği hissedenler olabilir mi? Yorumlarda buluşalım. 🤍

“Ben onun için her şeyi yapıyorum ama o benim için kılını bile kıpırdatmıyor.”Bu cümle sana da çok tanıdık geliyor mu? B...
16/10/2026

“Ben onun için her şeyi yapıyorum ama o benim için kılını bile kıpırdatmıyor.”

Bu cümle sana da çok tanıdık geliyor mu? Başlangıçta sadece sevdiğin insana “destek olmak” istedin. Ama zamanla ilişkinin, evin, hatta onun hayatının tüm duygusal ve fiziksel yükü sessizce senin omuzlarına yerleşti.

Randevuları ayarlayan, faturaları takip eden, tatili planlayan ve her krizi çözen kişi hep sen oldun. 

Çünkü içten içe “Ben yapmazsam her şey dağılır” diye inandın. 

Oysa bir ilişkide aşırı verici olmak, karşı tarafı zamanla tamamen pasifleştirir. Sen her şeye yetiştikçe, o çabalamamayı öğrenir. Sen hayatı kolaylaştırdıkça, o sorumluluk almayı bırakır. Ve zamanla o ilişki, iki yetişkinin paylaştığı eşit bir partnerlikten çıkar; bir “ebeveyn-çocuk” dinamiğine dönüşür. 

Sonuçta ikiniz de kaybedersiniz. Sen her şeye yetişmeye çalışmaktan tükenmiş ve sevgisiz hissederken; o ise kendini sürekli yönlendirilen, yetersiz biri gibi hisseder. Ve o aşırı yük, aranızdaki sevgiyi değil, duygusal mesafeyi büyütür. 

Bilmen gereken tek bir şey var: Bir yetişkini kurtarmaya veya onun yerine her şeyi düşünmeye çalışmak sevgi değildir. 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzun “İlişkiler” modülünde tam olarak bu döngüyü kırıyoruz. Onun sorumluluklarını ona geri vermeyi, sınır koymayı ve fazla yük taşımayı bırakıp yeniden “eşit” bir partner olmayı öğreniyoruz. 🌿 

Sürekli başkalarının hayatını toparlamaktan yorulduysan ve artık o görünmez yükleri yere bırakmak istiyorsan, şifa çemberimizde yerin hazır. 🕊️

👇 Yoruma “PARTNER” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

İlişkinde en çok hangi sorumluluğu tek başına sırtlanmaktan yoruldun? Yorumlarda buluşalım. 🤍

15/10/2026

Boynundaki o sürekli gerginlik, nefesinin daralması veya midendeki nedensiz sıkışma hissi sadece yanlış bir oturuştan kaynaklanmıyor olabilir. 

Mehmet Hocamızın videoda çok net özetlediği gibi: Yaşadığımız her duyguyu kelimelerle anlatamayız; beden bazen kasların gerilmesiyle veya midenin sıkışmasıyla bize sinyal verir. Özellikle ifade edilemeyen öfke, uzun süre tek başına taşınan sorumluluklar, kaygı ve güvende hissetmeme hali bedensel gerginliği doğrudan artırır. 

Eğer tıbbi bir nedeni olmayan kronik ağrılar yaşıyorsanız, kendinize şu kritik soruyu sormalısınız: “Bu belirti başladığında, hayatımda ne oluyordu?” 

Beden, zihnin sustuğu ve bastırdığı yerde devreye girer ve bize bir şeyleri fark ettirmeye çalışır. Bu yüzden o ağrıyı geçiştirmek veya susturmak yerine ona merakla kulak vermek, iyileşmenin ilk adımıdır. 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzda bedenimizin bu sessiz çığlıklarını duymayı, omuzlarımızdaki o görünmez sorumluluk yüklerini güvenle yere bırakmayı ve sinir sistemimizi regüle etmeyi öğreniyoruz. 🌿
Sürekli güçlü durmaya çalışmaktan bedeni yorgun düşenlerdensen ve artık bu yükü şefkatle bırakmak istersen, şifa çemberimizde yerin hazır. 🕊️

👇 Yoruma “BEDEN” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Peki, senin bedenindeki o geçmeyen gerginlik ilk başladığında, hayatında arka planda neler yaşanıyordu? Yorumlarda dertleşelim. 🤍

14/10/2026

İyi bir evlilik hiç tartışılmayan, her şeyin kusursuz ilerlediği bir evlilik midir? Neslihan ve Mehmet Hocamızın 31 yıllık evlilik tecrübelerinden süzülen gerçek çok daha farklı: İyi bir ilişki, tartışırken bile “aynı takımda” olabildiğini unutmamaktır. 

Peki bizi birbirimize düşman olmaktan koruyan o görünmez sınırlar neler? 

•Konuşulmayacak konu bırakmamak ve rahatsız edici bile olsa sorunları konuşarak araya mesafe girmesini engellemek. 

•Duyguları içte biriktirmemek; kırmadan, suçlamadan ve yargılamadan zamanında ifade etmek. 

•Ciddi meseleleri, ses tonu ve göz teması olmadığı için yanlış anlaşılmaya çok müsait olan mesajlaşma yoluyla çözmemek. 

•Eşimiz “bu beni incitti” dediğinde ona “abartıyorsun” dememek; çünkü onu inciten şey ilişki için önemlidir. 

•Tartışmadan kaçmamak, sakinleşmek için mola verilse bile konuya mutlaka geri dönmek. 

•Farklı ihtiyaçlara sahip olmanın ve farklı düşünmenin birbirini “yanlış” yapmadığını kabul etmek. 

•En önemlisi: Sorunun kendisini çözülmesi gereken bir mesele olarak görüp, tartışırken bile birbirimizi “düşman” ilan etmemek. 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzun ilişkiler modülünde tam olarak bu güvenli iletişim zeminini inşa etmeyi öğreniyoruz. Eğer sen de ilişkilerinde anlaşılamamaktan, sürekli “abartıyorsun” denilmesinden ve tartışmaların bir savaşa dönüşmesinden yorulduysan; bu şifa çemberinde yerin hazır. 🌿

👇 Yoruma “TAKIM” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Hocalarımızın videonun sonunda sorduğu gibi: Sizin ilişkinizin vazgeçilmez 8. kuralı ne? Yorumlara yazın, birlikte ilham olalım. 🤍

Tam her şey yolunda derken, aniden içine düşen o “Kesin kötü bir şey olacak, çok güldüm acısı çıkacak” hissi... Tanıdık ...
14/10/2026

Tam her şey yolunda derken, aniden içine düşen o “Kesin kötü bir şey olacak, çok güldüm acısı çıkacak” hissi... Tanıdık geldi mi?

Çoğumuz içimize oturan bu sıkıntıyı bir tür “önsezi” veya “altıncı his” zannedip kendimizi daha da paniğe sürüklüyoruz. Oysa bu karamsarlık değil; sinir sisteminizin geçmişten öğrendiği bir korunma biçimidir. 

Eğer geçmişte çok kez incindiyseniz veya aniden kötü olaylar yaşadıysanız, huzur ve rahatlık hali zihninize “güvenli değilmiş” gibi gelir. Zihniniz sizi yeni bir acıya hazırlıksız yakalanmaktan korumak için, “Ya bir şey olursa?” diyerek mutluluk anında bile tehlikeyi önceden bulmaya çalışır. Bu yüzden bedenin en rahat olması gereken anlarda bile gizli bir tetikte olma hali yaşarsın. 

Oysa iyileşme; iyi anların bozulmasını beklemekten değil, bedene şefkatle yeniden “güvendeyim” hissini öğretmekten geçer. 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzda her hafta yaptığımız canlı şifa çemberlerinde tam olarak bu alarm sistemini kapatmayı öğreniyoruz. Sürekli gelecekteki felaketleri beklemek yerine, sinir sistemimizi şefkatle “Şu an güvendeyim” hissine geri çağırıyor, anın tadını çıkarmaya izin veriyoruz. 🌿

Sürekli tetikte yaşamaktan yorulduysan ve artık mutluluğu suçluluk/korku duymadan yaşamak istersen, şifa çemberimizde yerin hazır. 🕊️

👇 Yoruma “HUZUR” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Peki, zihnin sana en çok hangi anlarda “felaket senaryosu” yazdırıyor? Yorumlarda buluşalım. 🤍

13/10/2026

Boğazında sürekli bir düğüm hissediyorsan, kendine dürüstçe şu soruyu sormalısın: “Ben hangi cümleyi söyleyemiyorum?” 

Belki haksızlığa uğradın ama sustun, belki kırıldığını söylemek yerine sadece gülümsedin. Çoğu zaman konuşursak karşımızdaki insanı kaybetmekten korktuğumuz için susmayı tercih ederiz.

Ancak Mehmet Hocamızın videoda belirttiği gibi, söylenmeyen her söz bedende duygu biriktirir. Bastırılmış bu duygular ise zamanla sinir sistemini etkiler ve bedensel gerginliğe dönüşür. 

Çözüm herkese öfkeyle bağırmak değil; kendine karşı dürüst olup duygularını, kendini incitmeden ifade edebilmektir. İçindeki o gerginliği çözmek için kendine şu cümleleri fısıldayarak başlayabilirsin: 

• “Sesimin duyulmasına izin veriyorum.”  •”Duygularımı ifade etmek tehlikeli değil.”  •”Kendimi kaybetmeden sınır koyabilirim.” 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’muzda, yutkunup içimize attığımız o duyguları güvenli bir çemberde dışarı vurmayı ve sağlıklı sınırlar çizmeyi öğreniyoruz. Sen de başkalarını kaybetme korkusuyla kendini susturmaktan yorulduysan ve kendi sesini yeniden bulmak istersen, bu çemberde yerin hazır. 🌿

👇 Yoruma “SESİM” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Videodaki soruya dönelim: Senin söylemekte en çok zorlandığın kelime hangisi? (Hayır mı, kırıldım mı, yeter mi?) Yorumlarda dertleşelim. 🤍

Neden bazen yapmamız gereken onca iş varken, sadece durup saatlerce boşluğa ya da ekrana bakarız?Yapılacaklar listesi or...
13/10/2026

Neden bazen yapmamız gereken onca iş varken, sadece durup saatlerce boşluğa ya da ekrana bakarız?

Yapılacaklar listesi oradadır. Nereden başlayacağını da adım adım biliyorsundur. Ama sanki görünmez bir el seni koltuğa çivilemiş gibi kıpırdayamazsın. Günün sonunda ise o acımasız iç ses devreye girer: “Yine hiçbir şey yapmadım. Çok tembelim. Benden hiçbir şey olmaz.”

Oysa bilmen gereken çok önemli bir gerçek var: Bu tembellik veya iradesizlik değil. Bu, ‘Fonksiyonel Donma’ (Functional Freeze) halidir.

Eğer zihnin arka planda mükemmeliyetçilikle, “ya başaramazsam” korkusuyla veya yetersizlik hissiyle sürekli yorucu bir savaş veriyorsa; sinir sistemin aşırı yüklenir. Tıpkı çok fazla program açık kaldığında kilitlenen bir bilgisayar gibi, bedenin de “şalter indirir” ve seni tehlikelerden korumak için donma moduna (hayatta kalma moduna) geçer.

O koltukta saatlerce hiçbir şey yapmadan oturduğun anlarda aslında beynin içeride devasa bir savaş veriyordur.

Çözüm kendine daha çok kızmak veya “daha fazla disiplinli olmalıyım” diyerek kendini kırbaçlamak değildir. Çözüm, o alarm veren sinir sistemine şefkatle yanaşıp “Şu an güvendeyiz” mesajını verebilmektir. 🌿

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’nda tam olarak bunu yapıyoruz. Sinir sistemini regüle etmeyi, o suçluluk döngüsünden çıkmayı ve yavaş yavaş, güvenle yeniden harekete geçmeyi öğreniyoruz.

Kendini acımasızca yargılamayı bırakıp bu güvenli çemberde yerini almak istersen;

👇 Yoruma “GÜVEN” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

Peki, sen en çok hangi işleri ertelerken o yorucu “donma” halini yaşıyorsun? Yorumlarda buluşalım. 🤍

12/10/2026

Sabahları yataktan enerjisiz kalkıyor, gün içinde sürekli uzanacak bir yastık arıyor ve kendini sürekli halsiz hissediyorsan; yaşadığın şeyin adı sadece yorgunluk değil, tükenmişliktir. 

Peki ama durduk yere neden tükeniyoruz?

Neslihan Hocamızın videoda çok net açıkladığı gibi; bunun en büyük sebebi “güçlü olma” isteğimizdir. “Ben hep güçlüyüm”, “Benim dinlenmeye hakkım yok”, “Herkese iyi gelmeliyim” ve “Hep ayakta durabilirim” gibi inançlarla kendimizi adeta görünmez bir hipnoza sokuyoruz. 

Hayatın boyunca hep başkalarına vermeye, kendinden çok dışarıdakileri düşünmeye alıştıysan ve “yorulmamalıyım, hep koşmalıyım” diyorsan, günün sonunda biyolojik varlığın isyan eder. Önce fiziksel, sonra zihinsel ve ruhsal bir çöküntü yaşarsın. 

Şimdi odağını dışarıdan çekip biraz kendi içine yöneltme zamanı. Kendine dürüstçe şu soruyu sor: Başkalarına “iyi gelme” pahasına kendimle ilgili nelerden vazgeçtim? 

Biz Duygusal Özgürleşme Topluluğu’nda her hafta bu “güçlü olma” zorunluluğunu omuzlarımızdan bırakıp, kendi sesimizi duymayı öğreniyoruz. Sen de başkalarını memnun etmekten yorulup kendi şifa çemberine katılmak istersen, yerin hazır. 🌿

👇 Yoruma “YORGUN” yaz, Topluluk kayıt linkini ve tüm detayları anında DM kutuna gönderelim!

(🎁 Yıllık üyeliğe hediye ettiğimiz 300€ değerindeki “Bilinçaltı ile Kalıcı Zayıflama” eğitimimiz senin için aktif.)

Bugünün sorusu: Senin şu an gerçekten neye ihtiyacın var? Yorumlarda buluşalım. 🤍

Adresse

Oude Baan 111
Zaventem
1933

Heures d'ouverture

Lundi 09:00 - 17:00
Mardi 09:00 - 17:00
Mercredi 09:00 - 17:00
Jeudi 09:00 - 17:00
Vendredi 09:00 - 17:00
Samedi 09:00 - 17:00
Dimanche 09:00 - 17:00

Téléphone

+32473383624

Notifications

Soyez le premier à savoir et laissez-nous vous envoyer un courriel lorsque Brussels Coaching Academy publie des nouvelles et des promotions. Votre adresse e-mail ne sera pas utilisée à d'autres fins, et vous pouvez vous désabonner à tout moment.

Raccourcis

Partager

Catégorie