21/01/2026
Ölümün Sessiz Habercileri
Bir gün Azrail (a.s.), Hz. Yakup’u (a.s.) ziyaret eder. Aralarında şöyle bir konuşma geçer:
Hz. Yakup sorar:
— Ey ölüm meleği, ziyaret için mi geldin, yoksa canımı almak için mi?
Azrail (a.s.) cevap verir:
— Ziyaret için geldim.
Hz. Yakup (a.s.) der ki:
— Senden bir ricam var.
— Nedir?
— Ecelim yaklaşıp canımı almaya geleceğin zaman, bana önceden haber vermeni istiyorum.
Azrail (a.s.) buyurur:
— Peki. Sana iki ya da üç haberci göndereceğim.
Aradan zaman geçer…
Hz. Yakup’un (a.s.) eceli yaklaşır ve Azrail (a.s.) tekrar gelir.
Hz. Yakup (a.s.) sorar:
— Bu gelişin ziyaret için mi, yoksa canımı almak için mi?
Azrail (a.s.) şöyle der:
— Canını almak için geldim.
Hz. Yakup (a.s.) şaşkınlıkla sorar:
— Hani bana önceden haber verecektin? Hani iki ya da üç haberci gönderecektin?
Azrail (a.s.) şöyle cevap verir:
— Ben verdiğim sözü tuttum, ey Yakup!
1. Saçların siyahken beyazladı.
2. Vücudun güçlü iken zayıfladı.
3. Boyun dikken kamburlaştı.
— İşte bunlar, ölüm gelmeden önce insanoğluna gönderdiğim habercilerdir.
(İmam-ı Gazâlî, İlâhî Nizam)
⸻
Nasihat
Ölüm ansızın gelmez; sessiz adımlarla yaklaşır.
Her beyazlayan saç teli, her azalan güç, her eğilen beden bize bir şey fısıldar:
“Hazırlan.”
Akıllı insan, ecelin ne zaman geleceğini değil;
geldiğinde eli dolu mu, kalbi temiz mi olacağını düşünendir.
Öyleyse,
Bugün tövbeyi yarına bırakma,
İyiliği erteleme,
Kalp kırmayı hafife alma.
Çünkü Azrail (a.s.) kapıya geldiğinde,
haberciler çoktan gelmiş olur…
28/12/2025
24/06/2021
21/06/2021