15/07/2022
99. Yılında Lozan Üzerine Düşünceler;
Türkiye Cumhuriyetinin tapu senedi olan Lozan Antlaşmasının 99. yılında; Vatanımız, Cumhuriyetimiz yine büyük sorunlarla savaşıyor. 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması, çok ağır bedeller karşılığında kazandığımız bir zafer…
Ancak M. Kemal ATATÜRK’ ün kaybından sonra, Cumhuriyetimizi yöneten siyasi kadrolar, bu çok ağır bedellerle elde edilen Lozan kazanımlarının korunması, geliştirilmesi yolunda gereken özen ve sorumluluğu gösteremediler. Adım adım bugünlere gelindi. Tarih bilinci olmayan bu yöneticiler, şimdilerde tam bir mirasyedi tutumu içindeler.
Yeryüzünde çok önemli, değerli bir coğrafyayı vatan edinmişiz. Batılı emperyalist ülkeler Türkleri, asya çöllerine sürmenin hesapları içinde olmuşlar. ŞARK MESELESİ diye bir sorun yaratmış, bu davanın devamlı izlerini sürdürmüşlerdir. Şark meselesi, emperyalist batının Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak, yok etme düşüncesi üzerine kurulmuştur.
Son yüzyıllarda, çağdaş, teknolojik gelişmelere sırtını dönen, aydınlanmadan uzak din eksenli yönetilen Osmanlı İmparatorluğu, birçok alanda geri kalmış, sonuçta düşmanlarına fırsat veren “HASTA ADAM” durumuna düşmüştür. Bu durum, mirasını biran önce paylaşmak hevesinde olanları harekete getirmiş, Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşına girişi, onlar için bir fırsat olmuştur.
10 Ağustos 1920’de imzaladıkları Sevr Antlaşması, Osmanlı Devletinin sonunu getirmiş, siyasi, ekonomik, askeri, adli yönleriyle bu sonu ortaya koymuştur.
Ancak, batılı emperyalist devletlerin hesaba katamadıkları, bağımsızlığına düşkün Türk halkı ve Mustafa Kemal ATATÜRK gibi, O’nun etrafında toplanan kahraman evlatları vardı. Kanları, canları pahasına Ulusal Kurtuluş Savaşını kazanıp, bu antlaşmayı yok saydılar. Batı emperyalistleri Sevr Antlaşmasından kolay vazgeçmek istemiyorlardı. Türk ordularının başarılarından sonra, ufak değişikliklerle yeniden önümüze getirmek istediler. Sevr projesi, aralıklarla dört kez teklif edilmiştir.
Birinci, 10 Ağustos 1920,
İkinci, 1. İnönü Zaferinden sonra, 12 Mart 1921,
Üçüncü, 22 Mart 1922, Sakarya Zaferinden sonra,
Dördüncü, en son imzalanan Lozan Barış Antlaşması
Son antlaşma da, itilaf devletlerinin baskı, korkutma, tehdit havasında geçmiştir. Lozan görüşmeleri, aralıklarla dişe diş sekiz ay çetin bir savaş havası içinde sürmüş, Mustafa Kemal görüşmeleri adım adım o günkü teknoloji içinde büyük bir titizlikle izlemiş, yönlendirmiştir.
Bu ara, İngilizlerin mağrur baş delegesi Lord Curson’un sözleri hiç unutulmamalıdır. İsmet İnönü’ye şöyle der:
“Konferanstan bir neticeye varacağız ama memnun ayrılmayacağız. Hiçbir işte bizi memnun etmiyorsunuz. Hiçbir dediğimizin makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. En nihayetinde şu kanaate vardık ki, ne reddederseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır, imar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para, bugün dünyada bir bende var, bir de yanımdakinde (ABD delegesinde) Reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız? Fransızlardan mı? Para kimsede yok, ancak biz verebiliriz. Harap memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimden birer birer çıkartıp size göstereceğiz.”
Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin bedeli, her zaman zor ve ağırdır.
Memleketi yönetenlerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil ettiklerini söyleyenlerin, bu gerçekleri iyi bilmeleri, mirasyedi yönetiminde olmamaları gerektiğini öğrenmeleri gerekir. Para alan, emir de alır.
Lozan'ın 99. yılında yaşadığımız ekonomik ortam, maalesef Lord Curson'un önemli uyarısını çoktan aşmıştır.
Üniter bir yapıya dayanan Türkiye Cumhuriyeti'nde, iç cephede birlik önemlidir. "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir." diyen Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetini, vatandaşlarını köklerine değil, liyakat ve hizmetlerine göre değerlendirmiştir.
Lozan Barış Anlaşmasının 99 . yılında, tarih bilinci içinde olanlardan alınacak dersleri hep hatırlamalıyız. Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesini savunan bir dış politika ve üretime geçmiş bir ekonomi, yol çizgimiz olmalıdır.
Lozan’ın 99. yılında, başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, Lozan Konferansı sırasında tam bağımsızlık irade ve kararlılığını gösteren Cumhuriyetimizin kurucularına yürekten şükran ve minnet duyuyoruz.
Pervin ÖZTABAĞ
Em. Türk Dili Öğretmeni
ADD Kadıköy Şubesi
Eğitim Komisyonu Üyesi