FizikTime

FizikTime

Share

Fizik Time
İlkokul,Ortaokul,Lise seviyelerinde halen ders vermekteyiz, Fizik dersi hayatın bir parçası olarak karşımıza her alanda çıkmaktadır.

04/12/2023

Retorik Nedir?
Retorik, bir topluluk önünde etkili bir biçimde konuşma sanatıdır. Dinleyiciyi ikna etmek, bilgilendirmek veya eğlendirmek için dili ustaca kullanmakla ilişkilidir. Dilin kullanımı felsefenin konuları arasında yer aldığı için özünde retorik ile felsefe birbiri ile bağlantılıdır.

Retorikte ustalaşmak için mantıksal akıl yürütme ve tartışma stratejileri gibi retorik araçların kapsamlı bir biçimde araştırılması gerekiyordu. Bu disiplinin geliştirilmesinde de öne çıkan isim Aristoteles idi. Aristoteles konuşma sanatı üzerinde çalışan ilk filozoflardan biriydi.

Aristoteles, M.Ö. 4. yüzyılda Retorik isimli tezini yazarken dönemin mahkemelerini detaylı şekilde incelemiş ve bazı gözlemler yapmıştır. Bu gözlemlerin sonucunda yasaları uygulayan kişilerin ve devlet adamlarının, dürüst bir şekilde iletişim kurmak ve insanlara doğruları aktarmak için kullanabilecekleri bir rehber hazırlamıştı.

Retorik disiplininde iknaya ait temel unsurlar, sistematik bir şekilde istenilen amaçlara ulaşma çabasını doğrultusunda üçe ayrılmaktadır. Bu unsurlar Ethos, Pathos, Logos biçimindedir. Bu üç unsur konuşmacının kontrolünde yeniden şekillendirilir. Böylece ikna edici bir etkiye ulaşır.

Aristoteles’in iletişim modeli aynı zamanda “retorik üçgen” veya “konuşmacı-dinleyici-mesaj” modeli olarak da bilinmektedir. İletişimde 3 temel unsur vardır. Bunlar konuşmacı, konuşma ve dinleyici üçlüsüdür.

Konuşmacı mesajı ileten kişidir. Bu modelde konuşmacı mesajın etkili bir şekilde oluşturulmasından ve iletilmesinden sorumludur. Bu sadece kullanılan kelimeleri değil aynı zamanda konuşma tarzını, ses tonunu ve beden dilini de etkili bir biçimde kullanmasını içerir.

Dinleyici mesajı alan insan grubudur. Bu modelde dinleyici iletişim sürecinin önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Konuşmacının mesajı etkili bir şekilde iletebilmesi için dinleyicilerin ihtiyaçlarını, ilgi alanlarını, inançlarını ve değerlerini anlaması gerekir. Mesaj ise iletilen şeyin içeriğidir. Bu modelde mesaj açık, kısa ve ikna edici olmalıdır. Mesajın alakalı ve ilgi çekici olmasını sağlamak önemlidir.
https://www.fiziktime.com/2023/12/04/retorik-nedir/

04/12/2023

Dünya Kaç Yaşında?

Jeologların edindiği kapsamlı ve geniş bilimsel kanıtlara dayanarak, Dünya’nın yaşının yaklaşık 4,54 milyar yıl olduğuna karar verilmiştir. Bu sayı, bilinen en eski dünya kabuğuna ait minerallerin yaşı (Batı Avustralya’nın Jack Hills bölgesinde) küçük zirkon kristalleri ve Güneş Sistemi’nin yaşı meteor parçacıkları ve Ay’dan gelen örnekler üzerinde jeologların yaptığı radyometrik yaş tayini ölçümleri sonucunda ortaya çıkartılmıştır. Bu ölçümler göktaşı malzemesinin radyometrik yaşla tarihlendirilmesine ait kanıtlara dayanır ve bilinen en eski yeryüzü ve Ay örneklerinin radyometrik yaşlarıyla tutarlıdır.

Zirkon kristalleri üzerinde yapılan radyometrik yaş tayini ölçümleri ise dünyanın yaşının 4,40 milyar yıldan daha yaşlı olamayacağını kanıtlamaktadır. Dünya’nın yaşı günümüzde ortak kanıya en yakın şeklinde ilk kez 20. yüzyılın başlarında Clair Patterson tarafından Zirkon krsitallerindeki Uranyum miktarından yaklaşık “4.40” milyar olarak hesaplanmıştır. Bu hesaplama uranyum – kurşun tarihlendirilmesi yöntemiyle zirkon minerallerinin yaşının tespit edilmesine dayanıyor. Doğadaki pek çok malzeme gibi zirkon mineralleri de tamamen saf değildir. Kristal yapı oluşurken zirkonyum atomlarının olması gereken yerlere bazen uranyum atomları da girer. Bu radyoaktif uranyum atomları zaman içinde bozunarak kurşuna dönüştüğü için zirkon minerallerinin içinde kurşun atomlarına da rastlanır. Bir zirkon mineralinin içindeki kurşun oranına bakarak mineralin günümüzden ne kadar zaman önce oluştuğunu tahmin etmek mümkündür. Bugüne kadar yeryüzündeki en yaşlı zirkon mineralleri Avusturalya’da keşfedildi. Uranyum kurşun tarihlendirrne yöntemi kullanılarak yapılan tahminlere göre bu minerallerin yaşı yaklaşık olarak 4374 milyar yıldır.

2016’da yapılan bir hesaplama Dünya’nın merkezinin yüzeyinden 2,49 yıl daha genç olduğunu göstermektedir. Dünya’nın birikmesinin, kalsiyum alüminyum açısından zengin inklüzyonların ve göktaşlarının oluşumundan kısa bir süre sonra başladığı varsayılmaktadır. Bu birikme sürecinin henüz bilinmediği ve farklı birikim modellerinden tahminlerin birkaç milyon ila yaklaşık 100 milyon yıl arasında değiştiği için, Dünya’nın yaşı ile en eski kayaların arasındaki farkın belirlenmesi zordur. Ayrıca, muhtemelen farklı yaşlardaki minerallerin agregaları oldukları için, yüzeydeki maruz kalan dünyadaki en eski kayaların tam yaşını belirlemek de zordur.

04/12/2023

Su ve +4 °C Önemi

Su neden üsten donar? Denizler, göller üstten donmasa ne olurdu?

Su (H2O) tüm canlıların yaşam kaynağıdır. Yaşamın başlaması su sayesinde olmuştur, devam etmesini de su sağlamaktadır. Su bizim vazgeçilmez yaşam kaynağımız ve aynı zamanda çok farklı özelliklere sahip kimyasal bir bileşiktir. Su moleküllerini diğer moleküllerden ayırt eden birçok özellik vardır. Bunlardan bir tanesi diğer moleküllerin katı halleri daha yoğun olduğu için sıvı hallerinin dibine çökerken suyun katı hali olan buzun, suyun üzerinde yüzmesidir. Peki su moleküllerinin diğer moleküllerden farklı olmasını sağlayan şey nedir?

Suyun özkütlesinin sıcaklığa bağlı olarak özel bir durumu vardır. Suyun özkütlesi, 0 °C’den +4 °C’ye doğru artar ve en yüksek değeri olan 1 g/cm3 e ulaşır. +4 °C’den sonra özkütlesi düşmeye başlar. Suyun özkütlesi +4 °C ve 1 atm basınç altında 1000 kg/m3 tür (1 g/cm3). Su dışındaki sıvıların çoğunun katı hâlinin özkütlesi, kendi sıvı hâllerinin özkütlesinden daha büyüktür. Bu nedenle katı hâlleri sıvı hâllerinde yüzemez, dibe batar. Ama su için durum farklıdır. Moleküler yapısı nedeniyle su donduğunda hacmi büyüyen nadir maddelerden biridir.

Diğer kimyasal maddelerin (element ve bileşikler) atomları veya molekülleri soğudukça birbirine yaklaşır ve yoğunlaşır. Su molekülleri de soğudukça birbirine yaklaşır fakat en büyük yoğunluğa +4 °C’ ye geldiğinde ulaşır. Yani su moleküllerinin en yoğun olduğu hal katı hali değildir, +4 °C’deki (normal koşullarda 1 atm basınç altındaki) sıvı halidir.

Muhtemelen suyun bu farklı özelliğini birçoğunuz gözlemlemişsinizdir. Örneğin, buzluğa koyduğunuz su şişesi donduğu zaman çatlar çünkü hacmi artmıştır. d=m/v formülünden hacim (v) ve özkütlenin (d) ters orantılı olduğunu düşünürsek donan maddenin molekülleri birbirine yaklaşarak hacmi azalacak ve özkütlesi yani yoğunluğu artacaktır.Ama su molekülleri böyle davranmaz. Su molekülleri donarken birbirinden uzaklaşarak hacmi artar ve şişeyi çatlatır. Başka bir örnekte ise, kışın göllerde ya da su birikintilerinde buzların su üzerinde yüzdüğünü görmüşsünüzdür. Yoğunluğu daha az olan katı haldeki su molekülleri yani buz, sıvısının üzerinde yüzmektedir.

Su dipten değil de tepeden donmaya başlar. Buz su yüzeyinde kalır çünkü yoğunluğu sudan daha azdır. Bu yüzden donmuş göllerde balıklar ve diğer canlılar suyun sıvı olduğu yerlerde yaşayabilir. Eğer su için durum bu şekilde olmasaydı deniz, göl ve nehirlerde canlı hayat devam edemezdi. Su molekülleri sıvı haldeyken rastgele form alırken buz halindeyken kristal kafesler oluşturarak hizaya girerler. Su moleküllerini bir arada tutan hidrojen bağları bu kristal kafeslerin oluşmasını sağlar. Bu formu alırken moleküller sıvı hale göre daha çok hacim kaplar, bu yüzden aynı miktardaki buzun hacmi sıvı halinden daha fazla olur. Buz halindeki moleküllerin en bilindik formu altıgen (Hegzagonal ) yapıda olanıdır. Moleküllerin altıgen şeklini aldığı buz formu nispeten daha yayılmış bir yapıya sahiptir; hacmi daha fazla, yoğunluğu daha küçüktür. Altıgen terimi, kristalin düzlemine bakıldığında oluşan kristal yapıdan gelir. +4 °C’den büyük sıcaklıklarda, moleküllerin termal hareketi ile birlikte hidrojen bağları kırılarak yeni formlara dönüşürler. Bu durumda, sıcaklık arttıkça yayıldıkları hacim artar dolayısıyla yoğunlukları azalır. Bu, tüm sıvılarda görülen davranışlardan biridir.
https://www.fiziktime.com/2023/04/21/su-ve-4-c-onemi-2/

04/12/2023

Monty Hall Problemi (3 Kapı Problemi)
Bir yarışma programında olduğunuzu ve üç kapıdan birini seçme hakkınız olduğunu varsayalım. Kapılardan birinin ardında bir araba, diğerlerinin ardında ise keçiler var. Kapılardan birini, diyelim ki 1’inciyi seçiyorsunuz ve kapıların ardında ne olduğunu bilen sunucu, diğer kapılardan birini, diyelim ki ardında keçi olan 3’üncüyü açıyor. Daha sonra size soruyor:

“2. kapıyı seçmek ister misiniz?”

Seçiminizi değiştirmek sizin yararınıza mıdır?

Monty Hall problemi, Amerikan TV yarışma programı Let’s Make a Deal’a dayanan bir olasılık bulmacasıdır. Problem adını, yarışmanın sunucusu Monty Hall’dan alır. İçinde bir paradoksu da barındırması nedeniyle Monty Hall paradoksu olarak da anılan problemin sonucu saçma görünmekle birlikte, ispatlanabilir ve doğrudur.

Yarışmacı geriye kalan iki kapıdan hangisinin kazanan olduğundan emin olamadığı için, çoğu kişi bu kapıların eşit olasılığa sahip olduğunu ve seçimi değiştirmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini sanır. Aslında, problemin klasik açıklamasına göre yarışmacı seçimini değiştirmelidir. Zira böylece arabayı bulma olasılığını 1/3’ten 2/3’e çıkarır; yani ikiye katlar.

Monty Hall problemi, yaygın biçimlerinden biriyle, daha eski bir problem olan Üç Mahkum Problemine matematiksel olarak eşittir ve bunların ikisi birden daha da eski olan Bertrand’ın kutusu paradoksuyla benzerlikler gösterir. Bunlar ve olasılığın eşit olmayan şekilde dağıtımıyla ilgili diğer problemlerin doğru şekilde çözümünün zor olduğu yönünde bir inanış vardır ve bu durum problemlerin nasıl algılandığını ele alan psikolojik çalışmaların yapılmasına yol açmıştır. Monty Hall probleminin tamamıyla açık çözümüyle buna ilişkin açıklamalar, benzetme ve resmi matematiksel kanıtlar ortaya konulduğunda bile, çoğu kişi doğru yanıta şüpheyle bakmaktadır.

ÇÖZÜM https://www.fiziktime.com/2023/04/21/monty-hall-problemi-3-kapi-problemi/

04/12/2023

Tetrakromatlar: 99 Milyon Renk Daha Fazla Gören İnsanlar
Tetrakromasi, renk bilgisini iletmek için dört bağımsız kanala veya gözde dört tip koni hücresine sahip olma durumudur. Tetrakromasi olan organizmalara tetrakromatlar denir. İnsanların çoğu “trikromat”tır ve bu da koni hücrelerimizin üç çeşit olduğunu belirten bir terimdir. Her bir koni hücresi kendi çapında 100 farklı tonu algılayabilir ve bu 3 koni hücresi çeşidi arasındaki olası kombinasyonları düşününce normal bir insanın 1 milyon farklı rengi algılayabildiği öngörülür. Ancak belli oranda kadında üç değil, dört tip renk fotoreseptörü bulunur. Bu kadınlar çoğu insanın asla ayıramayacağı bazı renkleri ayırt edebilirler.

Young-Helmholtz renk görme teorisi olarak da bilinen trikromatik renk görme teorisine göre, retinada renk algısından sorumlu olan üç reseptör vardır.

Tetrakromatlar, dördüncü bir renk boyutluluğunu görmelerini sağlayan fazladan bir koniye sahiptir. Bu durum genetik bir mutasyondan kaynaklanır. Tetrakromatların kadın olma ihtimalinin daha yüksek olmasının da bir genetik nedeni vardır. Tetrakromasi mutasyonu yalnızca X kromozomundan geçer. Kadınlar, biri annelerinden (XX) ve diğeri babalarından (XY) olmak üzere iki X kromozomu alır. Her iki X kromozomundan gerekli gen mutasyonunu miras alma olasılıkları daha yüksektir. Erkekler sadece bir X kromozomu alır. Mutasyonları genellikle anormal trikromasi veya renk körlüğü ile sonuçlanır. Anormal trikromasi olan birinin annesi veya kızı, büyük olasılıkla bir tetrakromattır.

İnsanlar da dahil olmak üzere bazı türlerin herhangi bir evrimsel amaç için tetrakromasiye ihtiyacı yoktur. Ancak bazı türlerde tetrakromasi tamamen hayatta kalmakla ilgilidir. Zebra ispinozu gibi birkaç kuş türü, yiyecek bulmak veya bir eş seçmek için tetrakromasiye ihtiyaç duyar. Ve bazı böcekler ve çiçekler arasındaki karşılıklı tozlaşma ilişkisi, bitkilerin daha karmaşık renkler geliştirmesine neden oldu. Bu da böceklerin bu renkleri görmek için evrimleşmesine neden oldu. Bu şekilde, tozlaşma için hangi bitkileri seçeceklerini tam olarak bilirler.

https://www.fiziktime.com/2023/04/21/tetrakromatlar-99-milyon-renk-daha-fazla-goren-insanlar/

04/12/2023

Genç Einstein fizik dünyasını değiştirmeden önce, bu ipuçlarını içeren bir bilmece hazırlayarak zekâsını göstermiş oldu. Tarihteki en zeki insanlardan biri tarafından yazılmış bu zekâ oyununu oynamaya hayır diyebilir misiniz? Deneyelim.

Dünyanın en nadir bulunan balığı şehir akvaryumundan çalındı. Polis izleri 5 özdeş evin olduğu bir sokağa kadar takip etti. Ama bütün evleri aynı anda aramaları mümkün değil ve eğer yanlış evi seçerlerse, hırsız takip edildiğini anlayarak kaçacak. Bu davayı çözmek şehrin en iyi dedektifi olduğunuz için size verildi. Olay yerine vardığınızda, polis size bildiklerini anlatıyor. Birincisi: Her evin sahibi farklı bir milliyete mensup, farklı türde bir içecek ve farklı türde bir sigara tüketiyor. İkincisi: Her evin iç duvarları farklı renkte boyanmış. Üçüncüsü: Her evde farklı bir hayvan var. Bunlardan biri balık. Birkaç saat süren dedektiflik işinden sonra birkaç ipucu buldunuz. Bu bilgiler çok fazla gibi görünebilir, ama cevaba giden açık bir mantık yolu var. Bilmeceyi çözmek, sudokuya çok benziyor. Bu yüzden aklınızdakileri bunun gibi bir tabloda düzenlemek isteyebilirsiniz.

İpuçları
1.İNGİLİZ KIRMIZI DUVARLI EVDE YAŞIYOR.
2.İSVEÇLİNİN BİR KÖPEĞİ VAR.
3.DANE ÇAY İÇER.
4.YEŞİL DUVARLARA SAHİP EV, BEYAZ DUVARLARA SAHIP EVIN HEMEN SOLUNDADIR.
5.YEŞİL DUVARLARA SAHİP EVİN SAHİBİ KAHVE İÇER.
6.PALL MALL SİGARASINI İÇEN KİŞİNİN BİR KUŞU VARDIR.
7.SARI DUVARLARA SAHİP EVİN SAHİBİ DUNHILL SİGARASINI İÇER.
8.MERKEZDE YAŞAYAN ADAM SÜT IÇER.
9.NORVEÇLİ İLK EVDE YAŞAR.
10.SİGARA İÇEN ADAM, KEDİ SAHİBİNİN YANINDAKİ EVDE YAŞIYOR.
11.ATIN SAHİBİ DUNHILL IÇEN ADAMIN YANINDAKİ EVDE YAŞIYOR.
12.MAVİ MASTER SİGARASINI İÇEN ADAM BİRA İÇER.
13.ALMAN PRENS SİGARASINI İÇİYOR.
14.NORVEÇLİ MAVİ DUVARLI EVİN YANINDA YAŞIYOR.
15.KARIŞIM IÇEN ADAMIN SU İÇEN BIR YAN KOMŞUSU VARDIR.

https://www.fiziktime.com/2023/04/21/iste-einsteinin-bilmecesi/

04/12/2023

İngiliz bilim insanı Tim Berners-Lee’nin, internet bağlantısını kullanarak veri depolama ve paylaşmayı mümkün kılan World Wide Web (www) adresleme sistemini keşfetmesinin üzerinden 32 yıl geçti. 23 Ağustos 1991’de açılan ilk web sitesi nedeniyle bugün Dünya İnternet Günü olarak kutlanıyor.

İngiliz bilim insanı Tim Berners-Lee’nin, internet bağlantısını kullanarak veri depolama ve paylaşmayı mümkün kılan World Wide Web (www) adresleme sistemini keşfetmesinin üzerinden 32 yıl geçti.

Tim Berners-Lee İsviçre’de bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN) bünysinde çalışırken, parçacık fiziği alanında çalışan bilim insanlarının elde ettikleri bilgileri dijital ortamda tutup adresleyerek birbiriyle daha hızlı paylaşmasını ve bilgilere adres kılavuz kelime yazarak ulaşılmasını sağlamak üzere kurum bünyesinde bir ağ projesi geliştirdi.

Tim Berners-Lee’nin World Wide Web için kullandığı bilgisayar

Tim Berners-Lee’nin Zengin Metin İşaret Dili (Hyper Text Markup Language / HTML) olarak tanımladığı bilgisayar dilini geliştirmesiyle oluşturulan World Wide Web, CERN’de bulunan fizikçilerin, araştırma sonuçlarını kolaylıkla paylaşabilmesi için kullanılmaya 13 Mart 1989’da başlandı. İlk web sitesi ise, CERN’in ihtiyaçları doğrultusunda 1991 yılında yayına girdi. Daha sonra kamuya açılan ve böylece dünyanın dört bir yanında kullanılan World Wide Web sayesinde internet üzerinden dosya ve döküman paylaşımı ve veri transferi yapılabiliyor.

60’lı yıllarda geliştirilen internet iki nokta arasında veri paylaşılmasını mümkün kılan bağlantı ağı anlamına gelirken World Wide Web, internet bağlantısı kullanılarak paylaşılan internet sitelerinin, dosyaların, dökümanların yer aldığı, dünyayı kapsayan platformu ifade ediyor. World Wide Web sayesinde internet bağlantısı günümüzdeki gibi etkin bir şekilde kullanılabiliyor.

Tim Berners-Lee, World Wide Web’i hizmete açmadan birkaç hafta önce açtığı ve halen erişimie açık olan ilk web sayfasına sadece CERN içerisinden erişilebiliyordu ve World Wide Web’in ne olduğunu açıklıyordu. https://www.fiziktime.com/2023/10/08/world-wide-web/

Photos from FizikTime's post 07/09/2023

Alanında uzman ve deneyimli öğretmen kadrosuyla, öğrencilerimizin iyi bir gelecek elde edecekleri üniversiteyi kazandırıyoruz. Kazanım takip sistemimiz ile öğrencilerimizin başarıları artmakta ve maksimum verime ulaşmaktadır.

04/09/2023

YKS TYT AYT Hazırlık Çalışmaları
Fizik Time ile tüm derslerden online özel ders alabilirsiniz. Sınavlara hazırlanırken Eğitim Koçunuz kazanım takip sınavlarını analiz edip çalışma programınızı bireysel olarak hazırlar. Online deneme ve testler ile verimli bir şekilde hazırlanmak ister misiniz?
https://www.fiziktime.com/online-ozel-ders/

15/12/2022

OLYMPUS MONS: Güneş Sistemi’ndeki En Büyük Yanardağ
Olympus Mons, Tharsis Montes bölgesindeki yanardağların ve Güneş Sistemi’nde bilinen tüm yanardağların en büyüğüdür.

Olympus Mons, Güneş Sistemi’nde bilinen en yüksek volkan ve ikinci en yüksek dağdır. Dağ, Mars gezegeninde yaklaşık olarak 18,4°N 134°W / 18, -134. koordinatlarından yer alır. Dünya’nın en yüksek dağı Everest ile karşılaştırılırsa üç kat daha yüksektir. Olympus Mons, 624 km çapında (Arizona eyaletiyle yaklaşık aynı boyutta), 25 km yüksekliğinde ve 6 km yüksekliğinde yamaçla çevrelenmiş bir kalkan yanardağdır. Olympus Mons’un zirvesinde 80 km genişliğinde bir kaldera bulunur. Karşılaştırmak gerekirse, Dünya’daki en büyük yanardağ Mauna Loa’dır. Mauna Loa, 10 km yüksekliğinde ve 120 km çapında bir kalkan yanardağdır. Olympus Mons’un hacmi, Mauna Loa’nınkinden yaklaşık 100 kat daha büyüktür. Aslında, tüm Hawaii adaları zinciri (Kauai’den Hawaii’ye) Olympus Mons’un içine sığabilir!
Olympus Dağı, görüntü olarak Dünya’da yer alan dağlardan farklıdır. Örnek verecek olunursa, bu dağın tepesi eğimli değil tamamen düzdür. Bu görüntü çok hafif eğimleri olan ovayı anımsatmaktadır. Bir dağ denilince akla gelen ilk şeylerden birisi olan dik yamaçlar, bu dağ için geçerli değildir. Bu dağın yamaçları dik değildir. Öyle ki, yamaçların eğimi 1 ile 3 derece arasında değişmektedir.

Olympus Mons neden bu kadar büyük?

Dünya’daki yanardağlar arasındaki temel fark büyüklükleridir; Mars’ın Tharsis bölgesindeki volkanlar, Dünya’nın herhangi bir yerindeki volkanlardan 10 ila 100 kat daha büyüktür. Mars yüzeyindeki lav akışlarının çok daha uzun olması, muhtemelen daha yüksek püskürme hızının ve daha düşük yüzey yerçekiminin sonucunda oluşmuştur.

Mars’taki yanardağların bu kadar büyük olmasının bir başka nedeni de, Mars’taki kabuğun Dünya’daki gibi hareket etmemesidir. Dünya’da, sıcak noktalar sabit kalır ancak kabuk plakaları bunların üzerinde hareket eder. Hawaii adaları, Pasifik plakasındaki lav üreten sabit bir sıcak noktanın kuzeybatıya doğru hareketinden kaynaklanmaktadır. Plaka sıcak nokta üzerinde hareket ettikçe, yeni yanardağlar oluşur ve mevcut olanlar tükenir. Bu, toplam lav hacmini bir büyük yanardağ yerine birçok yanardağ arasında dağıtır. Mars’ta kabuk sabit kaldığı için lav çok büyük bir yanardağın içinde birikmiştir.

30/04/2022

Uzaydan soğuk hava nasıl görünür?

05/03/2022

NASA Artemis görevine isim gönderme seçeneği ekledi.
NASA Artemis görevine isim gönderme seçeneği ekledi. NASA'nın Artemis programı çerçevesinde planlanan Artemis I görevi insansız olarak gerçekleştirilecek. Orion roketinin Ay'a yollanacağı Artemis görevine, meraklılar için isim gönderme seçeneği eklemeye karar verildi. Artemis I görevi, uzaya astronot göndermeden önce roketi ve kapsülü test etmeyi hedefliyor. Orion, şimdiye kadar yapılmış en güçlü roket olacak olan Space Launch System ile uzaya gönderilecek.

NASA'nın web sitesinde, ismini uzaya yollayacaklara özel olarak oluşturulmuş bir PIN numarası ve dijital bir bilet veriliyor. Kayıt son derece hızlı ve pratik bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Toplanan isimler Orion kapsülünün içine konacak bir USB sürücüye yüklenecek.

Artemis I görevi, uzaya astronot göndermeden önce roketi ve kapsülü test etmeyi hedefliyor. Orion Ay etrafında dönecek ve ardından Dünya'ya geri dönecek. NASA, görevi Haziran ayında başlatmayı planlıyor. Artemis I görevinde sizin isminizin de yer almasını isterseniz ilgili web sayfasına https://fiziktime.com/nasa-artemis-gorevine-isim-gonderme-secenegi-ekledi/ ulaşabilirsiniz.

Sizde isminizi Ayın etrafında uçurun! Siteye ulaşmak için tıklayınız.
https://fiziktime.com/nasa-artemis-gorevine-isim-gonderme-secenegi-ekledi/

Want your school to be the top-listed School/college in Izmir?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Address

Izmir