24/08/2025
Yaşlanınca Kılarım.
“Daha gencim, bu yaşta namaz mı olur? Okulum bitmedi, askere gitmedim, evlenmedim, emekli olmadım...” Mazeret bu! Peki bu mazeret acaba ne kadar geçerli, bir bakalım... Şeytanın en meşhur hilelerinden biri hayırlı işleri erteleterek o hayırdan müminleri mahrum etmeye çalışmaktır. Halbuki ne yarın için ne bir saat ne de bir dakika sonrası için kimsenin garantisi yoktur. Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hayırlı işler yapmakta acele ediniz! Yakında karanlık gece parçaları gibi fitneler olacaktır. Kişi mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler, yine mümin olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Çünkü dünya malı karşılığında dinini satar. (Müslim; Kitab’ul-İman, 118, Ahmed b. Hanbel; 2/304, 5/523 ve Tirmizi; 2195 )” Adeta hadiste anlatılan zaman dilimini yaşadığımız bu asırda iman eden insanların daha dikkatli olması, hayırlı amellere, farzlara ve vaciplere daha düşkün olması gerekmez mi? Ama ne yazık ki, hadiste bildirildiği gibi insanlar kâh mümin kâh kafir özelliği sergiliyor. Kimi zaman müminlerin kimi zaman kafirlerin amellerini ortaya koyuyor. Sabah başka akşam başka, akşam başka sabah başka olan başkalaşmış insanlarla etrafımız kuşatılıyor. Tehlike bir virüs gibi yayılıyor. Öyle ki kimi gaflete düşmüş gençlere namaz kılma hususunda bir hatırlatma yapıldığında yaşlanınca kılacaklarını söylemektedirler. Oysa namaz, sadece yaşlıların memur olduğu bir ibadet değildir. Bakın Yüce Rabbimiz ne buyurmaktadır: “Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.(Nisa Suresi, 103. Ayet-i Kerime)” Görüldüğü gibi Yüce Rabbimizin bu emri sadece yaşlılar için değil tüm inananlar içindir. Demek ki namaz gençlerin de mükellef olduğu bir ibadettir. Hem ayrıca gençlik nimetine şükür için şükrün bir ifadesi olan ibadete gençlerin daha da çok yönelmesi lazım değil midir? Ayrıca gençlikte yapılan ibadete Allah (c.c.) daha çok kıymet vermektedir. Bakın bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (sav) ne buyuruyor: “Küçüklüğünden beri Allah’a ibadet eden gencin yaşı ilerledikten sonra Allah’a çokça ibadet etmeye başlayan ihtiyara üstünlüğü, peygamberlerin diğer insanlara üstünlüğü gibidir.(Câmiü’s-Sağîr,Hadîs No:5856)” Onun için gençlik nimetini mümkün olduğunca ibadetle geçirmeye bakmalıdır.Sonra ibadet yaparım diye gençliğinde ibadetlerini terk edip erteleyen niceleri ibadet yapamadan toprağın altını boylamışlardır. Ölüm kılıcı genç ihtiyar demeden kestiğine göre gençken ölüp ölmeyeceğimizi nereden bilebiliriz? Dün geçti,yarınından haberin var mı? Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı? Şu hatırlatmayı da yapalım, gençlikte insan ahiretini sürekli aklına getirmelidir. Çünkü gençlik sarhoşluğuyla insan günahlara düşmeye yakındır. Onun için gençlik zamanı gözü açık tutmalıdır. Yoksa gençlik gafleti Allah (cc) göstermesin dünya ve ahiret hayatının mahvolmasını netice verebilir. Hem ibadeti ihtiyarlık dönemine erteleyenler gerçekten de namaz kılabilecekler mi? Yıllar önceydi, çocuktum. 40 yaşlarında birisi 20 yaşlarında genç birini namaz kılmaya davet etmişti. O genç kimse de hele senin yaşına bir geleyim ben de namaz kılarım diyerek konuyu geçiştirmişti. Zaman denen çıkrık ..O günkü genç kimse bu gün 40 yaşını devirdi ve hala namaz kılmıyor. Demek görüldüğü gibi namazları ertelemek, yılları boşa geçirmenin dışında başka bir işe yaramıyor. Hem kuvvetini yitirmiş bir ihtiyar ne kadar ibadet yapabilir? Hem ibadet etmeyerek yıllarca nefsi emmaresini güçlendirmiş bir kimseye ibadet etmek çok zor gelmez mi? Hem bir kimse ihtiyarlık zamanına kadar namaz kılmayıp da ihtiyar olunca gerçekten de namaza başlasa yıllarca ertelediği namazların hesabını vermeleri kolay mı? Bakın ruhul beyan tefsirinde şöyle rivayet edilmiştir: ”Kim bir vakit namazı vakti çıkıncaya kadar terk ederse; sonra kaza ederse bir Hukub azab olunur.(Ruhu’l Beyan ,2/276)” Hukub 80 sene demektir. Bir sene 360 gündür. Ahiretin her günü de 1000 dünya senesidir. Yani bir namazı kılmamanın ahiret cezası olarak milyonlarca sene cehennem azabı varsa nasıl olur da yıllarca namaz tehir edilebilir? Cehennem sadece kuru bir korkutmadan mı ibarettir? Bakın İmam-ı Gazalî (rh) cehennemle ilgili ne buyurmuş: “Cehennemde bir gece kalmamak için bütün dünyanın zevk ve rahatı terk edilse değer.” Bir mumun altına bile elini koyamayan bir insan böylesine dehşetli bir azab yurdu olan Cehennemden sakınmak uğruna elinden geleni yapmalı değil midir? O halde namazı yıllarca tehir etmek şöyle dursun bir namazı kaçırmamak için her şeyimizi feda etsek yeri değil midir? Demek nereden bakarsak bakalım namazı yıllarca tehir etme akılsızlığına düşmek çok yanlış bir şey. Unutmayalım bu dünyaya ikinci bir defa gelmeyeceğiz onun için elimize geçen bu fırsatı çok iyi değerlendirelim.