Hiçbirimiz bir sabah uyanıp,
“Galiba hayatımda sıkışıp kaldım,” diye düşünerek güne başlamıyoruz.
Daha çok,
“Bugün de böyle olsun.”
“Biraz daha bekleyeyim.”
“Şimdi zamanı değil.”
diyerek geçiyor günler.
Çünkü alıştığımız şeyler her zaman bizi mutlu etmese de,
tanıdık gelir.
Tanıdık olan da çoğu zaman güvenli hissettirir.
Sonra bir gün,
uzun zamandır aynı yerde durduğunu fark ediyorsun.
Aslında seni durduran büyük bir engel de yok.
Sadece uzun süredir attığın küçük ertelemeler,
küçük vazgeçişler
ve “sonra bakarım” dediğin anlar birikmiş.
Belki de konfor alanı tam olarak böyle bir şey.
İnsanı bir anda durduran bir duvar değil;
fark ettirmeden,aynı yerde kalmaya alıştıran sessiz bir düzen…
Beril nihal kaya
Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Beril nihal kaya, Educational consultant, .
Başa çıkılmayan korku, zamanla kaygı olarak kök salar.
Artık belirli bir şeyle ilgili değildir.
Sadece dünyada var olmak bile korku kaynağı hâline gelebilir.
O noktada neyin tehdit olduğunu tam olarak açıklayamayabilirsin.
Yine de içeride bir gerginlik,
bir tetikte olma hâli,
bir şeylerin ters gideceğine dair beklenti varlığını sürdürür.
Dikkatin sürekli dışarıya yönelmeye başlayabilir.
Güvende olup olmadığını anlamaya,
olabilecekleri önceden tahmin etmeye,
kontrol edebileceğin bir şey bulmaya çalışabilirsin.
Oysa çözülmeye ihtiyaç duyan şey her zaman dışarıdaki riskler olmayabilir.
Bazen uzun süredir içeride taşınan korkunun kendisi duyulmayı bekliyordur.
Speaker :
09/06/2026
☀️🤍
İhtiyacını açıkça ifade edersin.
Ne hissettiğini anlatırsın.
Neye ihtiyaç duyduğunu söylersin.
Yine de bir şey değişmez.
O noktada zihin, olanı görmek yerine onu açıklamaya çalışır.
Nedenini bulmaya,
anlamlandırmaya,
farklı ihtimaller üretmeye yönelir.
Bir süre sonra başka bir soruyla karşılaşırsın:
Karşındaki kişiyi olduğu gibi mi görüyorsun,
yoksa bir gün olmasını umduğun hâliyle mi?
Yorucu olan her zaman yaşanan şey değildir.
Yorucu olan, gördüğün gerçekle uzun süre mücadele etmeye çalışmaktır.
Aşırı düşünme çoğu zaman,
yalnızca cevap aramak değildir.
Birçok zaman,
hissetmekten kaçmaya çalıştığın duyguları
zihinsel olarak kontrol etme biçimine dönüşür.
Zihnin şunu yapmaya çalışır:
“Eğer yeterince düşünürsem,
önceden hazırlanırsam,
her ihtimali hesaplarsam…
o acıyı hiç yaşamam.”
Bu yüzden zihnin aslında problemi değil;
hissedeceğin duyguyu çözmeye çalışıyordur.
Çünkü içeride şöyle bir korku vardır:
“Ya gerçekten üzülürsem?”
“Ya reddedilirsem?”
“Ya hayal kırıklığına dayanamazsam?”
Oysa tekrar tekrar düşünmek,
çoğu zaman o duyguları ortadan kaldırmaz.
Sadece onları yaşamayı ertelemeye çalışır.
Ve bir süre sonra şunu fark etmeye başlayabilirsin:
Duygulardan kaçmak,
her zaman güvenlik yaratmaz.
Gerçek güven,
zor bir duygu geldiğinde de
kendini tamamen kaybetmeden
o duygunun içinde kalabileceğini fark etmektir.
22/05/2026
Sessizliğin sesi ☀️
Bir ilişkide şunu hemen fark edebilirsin :
Onunla birlikte bir şeyler keşfedebiliyor musun,yanında rahatlayabiliyor musun, ve aranızda bir çekim var mı?
Bu üçü olduğunda zaten sana iyi geldiğini anlarsın 🤍
Fakat zaman içinde bunların aynı kalmadığını da fark edebilirsin ...
Yakınlık bazen azalır,
çekim dalgalanır,
bağ daha sessiz bir yerden kurulur.
Burada önemli olan
hiç değişmemesi değil,
nasıl değiştiğidir.
Bu üç alanda
bazen bir alanın öne çıktığını , bazen bir alanın geri çekildiğini hatırlayıp sakince ilişkini izleyebilirsin .
Öğrenme varken çekim azalabilir,
çekim varken rahatlık zayıflayabilir …
İlişki çoğu zaman
bu dengenin sabit kalmasıyla değil,
birbirine eşlik edebilmesiyle ilerler.
Sen de zamanla şunu fark edersin:
Hepsinin aynı anda güçlü olması gerekmez.
Ama aralarında bir akış, bir geçiş olabiliyorsa
bağ kendini taşımaya devam eder ✨
Yanına alabileceğin cümle:
İlişkide deneyimlediğin tüm konular aynı anda güçlü olmak zorunda değil.
“ Birbirine eşlik edebildiğinde, bağ kalır. “ ☀️
Speaker:
“Belki de sorun gerçek değil, baktığımız yer.”
Gerçek sandığın şey,sadece baktığın yerden ibaret.
Aynı nesne,
farklı açılardan çok farklıgörünebilir.
Bu yüzden çoğu zaman gerçek konusunda değil,kendi gördükleri üzerinden anlaşamıyoruz..
Çünkü gerçek tek değil.
Gördüğün şey,nerede durduğuna bağlı 🤍
Bazen sadece “bugün gelemem” demek bile içini huzursuz etmeye yetiyor…
Telefon kapanır, ama zihnin susmaz.
“Acaba kırıldı mı?”
“Yanlış mı yaptım?”
Oysa ortada bir hata yoktur.
Sadece sen, başkasının hissettiği hayal kırıklığını kendi sorumluluğun gibi taşıyorsundur.
Düşünceli olmak kıymetlidir…
Ama her duygunun yükünü üstlenmek, seni yavaş yavaş yorar.
Kendine şunu hatırlat:
Birinin hayal kırıklığı, senin yanlış yaptığın anlamına gelmez.
Bazen bu sadece… iki insanın ihtiyacının aynı anda buluşamamasıdır.
Ve bu, sandığın kadar büyük bir “hata” değil. 🤍
Kararsızım sanıyorsun… belki de mesele o değil.
Bazen insan ne yapacağını aslında bilir.
Ama o son adımı atamaz.
Çünkü bir yolu seçtiğinde, diğer bütün ihtimaller sessizce kapanır.
Ve zihin… hepsini açık tutmak ister.
İşte tam burada, “kararsızlık” gibi görünen şey
çoğu zaman yanlış yapma ihtimaline tahammül edememektir.
Bir şeyi seçmek, diğerlerinden vazgeçmektir.
Ve vazgeçmek her zaman kolay değildir.
Ama şunu da fark etmek gerekir:
Hayattaki birçok karar, “en doğruyu bulmak” değil…
o an için yeterince iyi olana yaklaşabilmektir.
Belki de kendine şu soruyu sormak biraz alan açar:
Şu an bildiklerimle benim için en makul olan ne?
Çünkü karar vermek, her ihtimali kontrol etmek değildir.
Bir yolu seçip, onunla ilerlemeyi kabul etmektir.
Peki sen…
gerçekten kararsız mısın,
yoksa sadece kaybetmeye mi tahammül edemiyorsun? ✨