Home
>
Turkey >
Istanbul >
Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı
Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı
Share
Boğaziçi Üniversitesi'nde 2008'den beri Hrant D**k anısına düzenlenen anma konferansı / Hrant Hrant D**k 15 Eylül 1954´te Malatya´da dünyaya geldi. Yargıtay 9.
Beş yaşında ailesiyle birlikte geldiği İstanbul´da anne ve babasnın ayrılması üzerine iki erkek kardeşi ile birlikte Gedikpaşa´daki Ermeni Protestan Kilisesi´nin çocuk yuvasında yatılı olarak yaşamaya başladı. Üç kardeş ilköğretimini bu kiliseye bağlı İncirdibi İlkokulu´nda sürdürürken, yazları da okulun Tuzla´daki kampında barındılar. Hrant D**k ortaokulu Bezciyan, liseyi ise Üsküdardaki Surp Haç
Tıbrevank yatılı okulunda okudu, Şişli Lisesi´nden mezun oldu.
İlkokulda tanıştığı Silopi doğumlu Ermeni Varto aşiretinden Rakel Yağbasan ile evlenen Hrant D**k´in üç çocuğu oldu. İstanbul Fen Fakültesinde Zooloji ve ardından da Felsefe eğitimi alan D**k, "biyoloji felsefesi" kürsüsü hayallerini, Türkiye´de gelişmekte olan sol siyaset içerisindeki aktif mücadelesine terketti. Siyasi faaliyetlerinin Ermeni kimliği ile ilişkilendirilmesi ve cemaatin bundan zarar görebileceği endişesiyl ismini mahkeme kararı ile "Fırat" olarak değiştirdi. Hrant D**k ve eşi Rakel, bu dönemde içinde yetiştikleri Tuzla Çocuk Kampı´nın yönetimini üstlenerek pekçok kimsesiz Ermeni çocuğuna sahip çıktılar. Tuzla Kampı´na "Ermeni militan yetiştirildiği" suçlaması ile Devlet tarafından el konulması sonrasında D**k siyasal görüşleri nedeniyle de üç kez gözaltına alındı ve tutuklandı. Kardeşleriyle birlikte bir kitabevi işleten D**k, 90lı yıllarda Ermenice günlük Marmara gazetesinde "Çutak" (Erm: Keman) rumuzuyla Ermeni tarihine ilişkin Türkiye´de çıkan kitaplara yönelik eleştiri yazıları yazmaya başladı. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan haftalık Agos gazetesi, İstanbulda Türkçe-Ermenice yayımlanan ilk gazete olarak tarihe geçti. Adını iki dilde ortak olan ve "sabanın toprakta açtığı, içine tohumun konulduğu ve bereketin fışkırdığı yer" anlamına gelen Agos deyişinden alan gazete, bu bereket ve ortaklık simgesi ışığında bir yayın politikası benimsedi. Ana hedefler; Türkiye Ermeni toplumunun anadilini bilmeyen kesimi ile dayanışmak, Türkiye Ermenilerinin devlet nezdindeki sorunlarını kendi sesinden dile getirerek geniş kamuoyunun desteğini almak ve Ermeni kültür ve tarihini ana kaynağından Türk toplumu ile paylaşmaktı. Sol, muhalif kimliği ile dikkat çeken Agos, Türkiye Ermeni toplumu içerisinde de varolan aksak yapıya eleştiriler getirirken sivilleşmenin ve şeffaflaşmanın önemini vurguladı, bizzat Hrant D**k´in ağzından alternatif toplumsal projeler önerdi. Agos´un yayın hayatı içinde ufuk açıcı söylemleri ile giderek kamuoyunun dikkatini çeken Hrant D**k, Yeni Yüzyıl ve Birgün gazetelerinde de köşe yazarı olarak görev aldı. Türkiye ile Ermenistan arasında komuşuluk ilişkilerinin tesisi, sınırın açılması, Türkiye´nin demokratikleşme sürecinin desteklenmesi ve 1915 olaylarının ölenler üzerinde acıtıcı rakamsal bir bir anlayış yerine kalanlar üzerinden, karşılıklı iki halkın onurunu gözeten empatik bir üslupla konuşulur kılınması, konuya ilişkin resmi tez dışında alternatif yayınların da yaygınlaşması konularını gündeme getirdi. Amerika, Avustralya, Avrupa ve Ermenistan´da çok sayıda konferansa katılan D**k, Ermeni kimliği ve Türk-Ermeni ilişkileri konusunda gerek Ermeni dünyası içinde gerekse tarihteki rolleri açısından çeşitli Batı ülkelerinde sorgulayıcı süreçlerin başlamasına vesile oldu. Hedef Gösterme Kampanyaları ve Davalar
2002 yılında Urfada´ki bir konferansta yaptığı konuşma nedeniyle açılan dava 9 Şubat 2006´da beraatiyle sonuçlanan Hrant D**k için asıl yoğun yargı sürecinin başlangıç noktasını, kendisi doğrudan dava konusu olmasa da, Atatürk´ün manevi kızı Sabiha Gökçe´nin Ermeni kökenli olduğuna ve Ermenistan´da akrabalarının bulunduğuna yönelik 6 Şubat 2004´te kendi imzasıyla AGOS´ta yayınlanan "Sabiha Gökçen" haberi oluşturdu. "Sabiha-Hatunun sırrı" başlığıyla verilen haberde Antep asıllı Ermenistan vatandaşı Hripsime Sebilciyan Gazalyan, kendisinin Gökçenin yeğeni olduğunu ve Atatürkün manevi kızı Sabiha Gökçe´nin aslında yetimhaneden alınmış bir Ermeni yetim olduğunu iddia ediyordu. Bu haberin 21 Şubat 2004´te AGOS´tan alıntılanarak Hürriyet´in manşetinden "Sabiha Gökçen mi Hatun Sebilciyan mı" başlığıyla verilmesinin ardından 22 Şubat 2004´te Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği, sert bir açıklama yayımlayarak Kendisi Türk Silahlı Kuvvetleri´nin ilk kadın savaş pilotu olarak Türk havacılığının onursal bir ismidir. Sabiha Gökçen aynı zamanda Atatürk´ün Türk kadınının Türk toplumu içinde bulunmasını istediği yeri gösteren değerli ve akılcı bir sembolüdür. Böyle bir sembolü amacı ne olursa olsun tartışmaya açmak milli bütünlüğe ve toplumsal barışa katkısı olmayan bir yaklaşımdır. Bir iddiayı, milli duygu ve değerleri de kötüye kullanarak bu şekilde yayımlamanın habercilik olarak nitelendirilmesini kabul etmek mümkün değildir. Ulusal birlik ve beraberliğimizin en güçlü olması gereken bu dönemde milli birlik ve beraberliğimize ve milli değerlerimize yönelik bu tip yayımların ne amaçla yapıldığı Türk toplumunun büyük bir kesimince artık anlaşılmakta ve endişe ile izlenmektedir görüşlerine yer verdi. Bu bildirinin hemen ertesinde İstanbul Valiliği´ne çağrılarak Vali Yardımcısı Erol Güngör´ün makamında, kendilerini Vali Yardımcısı´nın yakınları olarak tanıtan ve bugün halen kimliği belirsiz iki kişi tarafından "uyarılan" Hrant D**k hakkında bu görüşmenin hemen ertesinde radikal sağ basında hedef gösterme kampanyası başladı. Şapparigce köşesinde Ermeni Kimliği üzerine yazdığı 8 bölümlük yazı dizisinin 13 Şubat 2004 tarihli bölümü içerisinden cımbızlanan ve Diaspora Ermenilere yönelik eleştirel yaklaşım içeren bağlamından koparılarak, "Hrant D**k, Türk kimliğine hakaret ediyor" tavrıyla sunulan "Türk´ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni´nin Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur" cümlesi, yeni bir davanın konusu oldu. Hrant D**k hakında "Türklüğü neşren tahkir ve tezyif etmek" suçundan açılan dava sonunda, mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişinin yazıda herhangi bir suç unsuru olmadığı yönündeki lehte raporuna karşın, Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi´nin 7 Ekim 2005 tarihli kararı ile Hrant D**k 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ceza Dairesi kararı onadı ve böylece Hrant D**k hakkındaki hapis cezası kesinleşmiş oldu. Yargıtay Cumhuryet Başsavcılığı bu karara itiraz etti, ancak itirazı Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından reddedildi. Hrant D**k´in karara ilişkin açıklamaları üzerine de "yargıyı etkilemeye çalışmak"tan yeni bir dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına gerek adliyenin dışında, gerek koridorlarda ve duruşma salonunda davaya müdahil olmak isteyen kişiler protesto gösterilerinde bulundu. Hrant D**k, adliye salonuna polisin oluşturduğu bir koridordan polis ve avukatı eşliğinde girebildi. Bu sırada ona saldırmak isteyenler, hakaret edenler, tükürenler oldu. Duruşma salonunu dolduran grup Hrant D**k´in avukatlarına bozuk para ve kalem fırlattılar, hakaret ve tehdit ettiler. Duruşma sonrasında Hrant D**k bir polis aracı ile adliyeden ayrılırken, avukatlar da adliye önüne çekilen polis otobüsüne bindirilerek bu öfkeli kalabalığın saldırılarından kurtarıldı. Bu arada 26 Şubat 2004´te İstanbul Ülkü Ocakları İl Başkanı Levent Temiz´in başını çektiği bir grup AGOS´un kapısına gelerek "Ya sev ya terk et", "Kahrolsun ASALA", "Bir gece ansızın gelebiliriz" sloganları attılar. AGOS´un önünde benzer bir gösteri de birkaç gün sonra kendilerini "Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Federasyonu" olarak adlandıran grup tarafından yapıldı. Hrant D**k, Birgün gazetesinde yayınlanan "Hoş Gidişler Ola" başlıklı yazısı sonrasında ise Yeniçağ gazetesinin 9 Ekim 2004 tarihli nüshasında "Ermeniye Bak" başlıklı manşetle hedef gösterildi. Bu manşet sonrası Basın Konseyi Yüksek Kurulu Yeniçağ gazetesinin kullandığı hitap tarzıyla yazara karşı zorbalığı özendirme tehlikesi yaratabileceği gerekçesiyle Yeniçağ gazetesinin uyarılmasına karar verdi. Son olarak Agosun 21 Temmuz 2006 tarihli nüshasında yayınlanan "301e Karşı 1 Oy" başlıklı haber nedeniyle de Hrant D**k, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Arat D**k ve İmtiyaz Sahibi Sarkis Seropyan hakkında dava açıldı. Sözkonusu haberde D**k´in Reurters ajansına verdiği demeçteki "Elbette bu bir soykırımdır diyorum. Çünkü sonuç kendisini zaten tanımlıyor ve adını koyuyor. Dört bindir yıldır bu topraklarda yaşayan bir halkın bu olanlarla birlikte artık ortadan yok olduğunu görüyorsunuz" alıntısının TCK 301 uyarınca Türklüğü aşağıladığı iddia edildi. Tüm bu mahkeme süreçleri Hrant D**k´in 19 Ocak 2007´de gazetesinin önünde kurşunlanarak öldürülmesinin ardından da devam etti. Suikast sonrası Hrant D**k hakkındaki davalar düşerken, sözkonusu son davada Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 11 Ekim 2007de Arat D**k ve Sarkis Seropyan´ı 1er yıl hapsi cezasına mahkum etti. "Arat D**k ve Sarkis Seropyan´ın Türk Milleti´ne soykırım isnat eden haber yayınladıkları mahkemelerce sabit görüldüğünden sanıkların ayrı ayrı kişilikleri, eylemlerin özellikleri dikkate alınarak cezalandırılmalarına" ifadesi ve sözkonusu demeci alıntılayan hiçbir ulusal basın ve medya kuruluşuna dava açılmaması büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. (Hrant D**k Vakfı sayfasından alınmıştır)
22/04/2025
Bu Persembe, bekleriz:
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Sosyoloji ve Tarih Bölümlerinin düzenlediği 2025 Hrant D**k Anma Konferansı 24 Nisan 2025 Perşembe saat 18:30'da Zoom üzerinden gerçekleşecektir.
Nadia Abu El-Haj'ın "'İnsanlığın Vicdanı' Nereye Gidiyor: Gazze ve Soykırımın Reddi" başlıklı konuşmasıyla katılacağı etkinlikte sizi aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.
Konuşmanın özetini ve Nadia Abu El-Haj'ın kısa bir biyografisini aşağıda bulabilirsiniz.
Konuşma İngilizce olacak, Türkçe simultane tercüme yapılacaktır.
“İnsanlığın Vicdanı” Nereye Gidiyor: Gazze ve Soykırımın Reddi
Konuşma Özeti:
Gazze'de Filistinlilerin vahşice katledilmesinin üzerinden neredeyse on sekiz ay geçmesine rağmen “biz” Batı'dakiler İsrail'in soykırım suçu işleyip işlemediğini pek tartışmıyoruz. Savaş-sonrası Avrupa-Amerikan düzenindeki bir dizi tarihsel değişimin izini süren bu konuşma, soykırımın inkârı olarak değerlendirdiğim "bu bir soykırım değildir" söyleminden ziyade kamusal alanda yaygınca görülen ve benim soykırımın reddi olarak tanımladığım, konuyla ilgili herhangi bir tartışmaya bile girmeyi reddeden yaklaşımın temellerini araştırıyor.
Nadia Abu El-Haj, Barnard Koleji ve Columbia Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nde Ann Whitney Olin Profesörü ve Filistin Çalışmaları Merkezi Eş Müdürüdür. Abu El-Haj, diğer yayınlarının yanı sıra, 2002 yılında Orta-Doğu Araştırmaları Albert Hourani yılın kitap ödülünü kazanan Facts on the Ground: Archaeological Practice and Territorial Self-Fashioning in Israeli Society (Chicago Üniversitesi Yayınları, 2001), The Genealogical Science: The Search for Jewish Origins and the Politics of Epistemology (Chicago Üniversitesi Yayınları, 2012) ve Combat Trauma: Imaginaries of War and Citizenship in Post-9/11 America (Verso, 2022) kitaplarının yazarıdır.
19/04/2025
Boğaziçi University Departments of History, Political Science and International Relations, and Sociology cordially invite you to the 2025 Hrant D**k Memorial Lecture. The talk, entitled "Whither 'the Conscience of Mankind': On Gaza and Genocide Refusal" will be delivered by Nadia Abu El-Haj on Thursday, April 24, 2025 at 18:30 (Istanbul time).
The event will be held via Zoom; and be presented in English and translated simultaneously into Turkish.
You may find the abstract for the lecture, and a short bio of Nadia Abu El-Haj below.
The lecture can be followed via the following link:
Whither "the Conscience of Mankind": On Gaza and Genocide Refusal
Talk Abstract:
Nearly 18 months into the brutal slaughter of Palestinians in Gaza, “we", in the West that is, arguing not so much about whether or not Israel is committing the crime of genocide. Tracing a series of historical shifts in the Post-War Euro-American order, this talk explores the grounds of what I consider not so-much genocide denial—"this is not a genocide"—but, rather, genocide refusal, that is, a refusal in much of the public domain, to even engage the debate.
Nadia Abu El-Haj is Ann Whitney Olin Professor in the Department of Anthropology at Barnard College and Columbia University, and Co-Director of the Center for Palestine Studies. Among other publications, she is the author of Facts on the Ground: Archaeological Practice and Territorial Self-Fashioning in Israeli Society (University of Chicago Press, 2001), which won the Albert Hourani Annual Book Award from the Middle East Studies Association in 2002; The Genealogical Science: The Search for Jewish Origins and the Politics of Epistemology (University of Chicago Press, 2012); and Combat Trauma: Imaginaries of War and Citizenship in Post-9/11 America (Verso, 2022).
19/04/2025
Bu yılki Hrant D**k İnsan Hakları ve İfade Özgürluğü konferansını verecek Nadia Abu El-Haj'ı biraz daha yakından tanıyalım.
Nadia Abu El-Haj, Barnard Koleji ve Columbia Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nde Ann Whitney Olin Profesörü ve Filistin Çalışmaları Merkezi Eş Müdürüdür. Abu El-Haj, diğer yayınlarının yanı sıra, 2002 yılında Orta-Doğu Araştırmaları Albert Hourani yılın kitap ödülünü kazanan Facts on the Ground: Archaeological Practice and Territorial Self-Fashioning in Israeli Society (Chicago Üniversitesi Yayınları, 2001), The Genealogical Science: The Search for Jewish Origins and the Politics of Epistemology (Chicago Üniversitesi Yayınları, 2012) ve Combat Trauma: Imaginaries of War and Citizenship in Post-9/11 America (Verso, 2022) kitaplarının yazarıdır.
19/04/2025
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Sosyoloji ve Tarih Bölümlerinin düzenlediği 2025 Hrant D**k Anma Konferansı 24 Nisan 2025 Perşembe saat 18:30'da Zoom üzerinden gerçekleşecektir. Nadia Abu El-Haj'ın "'İnsanlığın Vicdanı' Nereye Gidiyor: Gazze ve Soykırımın Reddi" başlıklı konuşmasıyla katılacağı etkinlikte sizi aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.
Konuşmanın özetini ve Nadia Abu El-Haj'ın kısa bir biyografisini aşağıda bulabilirsiniz.
Konuşma İngilizce olacak, Türkçe simultane tercüme yapılacaktır.
Konuşmayı aşağıdaki link üzerinden takip edebilirsiniz:
“İnsanlığın Vicdanı” Nereye Gidiyor: Gazze ve Soykırımın Reddi
Konuşma Özeti:
Gazze'de Filistinlilerin vahşice katledilmesinin üzerinden neredeyse on sekiz ay geçmesine rağmen “biz” Batı'dakiler İsrail'in soykırım suçu işleyip işlemediğini pek tartışmıyoruz. Savaş-sonrası Avrupa-Amerikan düzenindeki bir dizi tarihsel değişimin izini süren bu konuşma, soykırımın inkârı olarak değerlendirdiğim "bu bir soykırım değildir" söyleminden ziyade kamusal alanda yaygınca görülen ve benim soykırımın reddi olarak tanımladığım, konuyla ilgili herhangi bir tartışmaya bile girmeyi reddeden yaklaşımın temellerini araştırıyor.
Nadia Abu El-Haj, Barnard Koleji ve Columbia Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nde Ann Whitney Olin Profesörü ve Filistin Çalışmaları Merkezi Eş Müdürüdür. Abu El-Haj, diğer yayınlarının yanı sıra, 2002 yılında Orta-Doğu Araştırmaları Albert Hourani yılın kitap ödülünü kazanan Facts on the Ground: Archaeological Practice and Territorial Self-Fashioning in Israeli Society (Chicago Üniversitesi Yayınları, 2001), The Genealogical Science: The Search for Jewish Origins and the Politics of Epistemology (Chicago Üniversitesi Yayınları, 2012) ve Combat Trauma: Imaginaries of War and Citizenship in Post-9/11 America (Verso, 2022) kitaplarının yazarıdır.
10/05/2024
we are starting!!!
It is our great pleasure to have Sherene Seikaly as the speaker of this years's Hrant D**k Memorial Lecture. Professor Seikaly's lecture "Palestine is a Paradigm" asks what can the history of Palestine teach us about surviving catastrophe? Professor Seikaly will draw on "one hundred years of history to reflect on bearing witness to genocide, the gift and burden of narration, and the relationship between history and the lived present."
Please join us in this online lecture next Friday, 10 May. You may find the necessary information and links on the lecture poster.
Sherene Seikaly is Associate Professor of History at the University of California, Santa Barbara. Her book Men of Capital: Scarcity and Economy in Mandate Palestine (Stanford University Press, 2016) explores economy, territory, the home, and the body. Her forthcoming book, From Baltimore to Beirut: On the Question of Palestine tells a global history of capital, slavery, and dispossession. She is the Director of the Center for Middle Eastern Studies at UCSB, co-editor of the Stanford Studies Middle Eastern and Islamic Societies and Cultures Series, co-editor of Jadaliyya, and Editor of Journal of Palestine Studies.
10/05/2024
will start soon, look forward to seeing you
you can join the meeting via Zoom and YouTube:
It is our great pleasure to have Sherene Seikaly as the speaker of this years's Hrant D**k Memorial Lecture. Professor Seikaly's lecture "Palestine is a Paradigm" asks what can the history of Palestine teach us about surviving catastrophe? Professor Seikaly will draw on "one hundred years of history to reflect on bearing witness to genocide, the gift and burden of narration, and the relationship between history and the lived present."
Please join us in this online lecture next Friday, 10 May. You may find the necessary information and links on the lecture poster.
Sherene Seikaly is Associate Professor of History at the University of California, Santa Barbara. Her book Men of Capital: Scarcity and Economy in Mandate Palestine (Stanford University Press, 2016) explores economy, territory, the home, and the body. Her forthcoming book, From Baltimore to Beirut: On the Question of Palestine tells a global history of capital, slavery, and dispossession. She is the Director of the Center for Middle Eastern Studies at UCSB, co-editor of the Stanford Studies Middle Eastern and Islamic Societies and Cultures Series, co-editor of Jadaliyya, and Editor of Journal of Palestine Studies.
02/05/2024
Sherene Seikaly, our distinguished speaker for the 2024 Hrant D**k Memorial Lecture, is Associate Professor of History at the University of California, Santa Barbara. Her book Men of Capital: Scarcity and Economy in Mandate Palestine (Stanford University Press, 2016) explores economy, territory, the home, and the body. Her forthcoming book, From Baltimore to Beirut: On the Question of Palestine tells a global history of capital, slavery, and dispossession. She is the Director of the Center for Middle Eastern Studies at UCSB, co-editor of the Stanford Studies Middle Eastern and Islamic Societies and Cultures Series, co-editor of Jadaliyya, and Editor of Journal of Palestine Studies.
02/05/2024
It is our great pleasure to have Sherene Seikaly as the speaker of this years's Hrant D**k Memorial Lecture. Professor Seikaly's lecture "Palestine is a Paradigm" asks what can the history of Palestine teach us about surviving catastrophe? Professor Seikaly will draw on "one hundred years of history to reflect on bearing witness to genocide, the gift and burden of narration, and the relationship between history and the lived present."
Please join us in this online lecture next Friday, 10 May. You may find the necessary information and links on the lecture poster.
Sherene Seikaly is Associate Professor of History at the University of California, Santa Barbara. Her book Men of Capital: Scarcity and Economy in Mandate Palestine (Stanford University Press, 2016) explores economy, territory, the home, and the body. Her forthcoming book, From Baltimore to Beirut: On the Question of Palestine tells a global history of capital, slavery, and dispossession. She is the Director of the Center for Middle Eastern Studies at UCSB, co-editor of the Stanford Studies Middle Eastern and Islamic Societies and Cultures Series, co-editor of Jadaliyya, and Editor of Journal of Palestine Studies.
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Sosyoloji ve Tarih Bölümlerinin düzenlediği Hrant D**k Anma Konferansı 23 Mayıs 2023 Salı saat 18:00’da Zoom ve YouTube üzerinden gerçekleşecektir. Shahrzad Mojab’ın "Bir Kelebeğin Ölümüyle Başlayan Devrim Fırtınası" başlıklı konuşmasıyla katılacağı etkinlikte sizi aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.
Konuşmanın özetini aşağıda bulabilirsiniz.
Konuşma İngilizce olacak, Türkçe simultane tercüme yapılacaktır.
Konuşmayı aşağıdaki linkler üzerinden takip edebilirsiniz:
Konuşma Özeti: Bir Kelebeğin Ölümüyle Başlayan Devrim Fırtınası
İran’da 1979 Devrimi’nden sonra teokratik bir devletin kuruluşu ülkedeki değişim sürecine ivme kazandırdı. Bu sürecin bölgesel ve küresel alanda derin etkileri oldu. Söz konusu dönüşüm, hegemonik “Müslüman” özneler yaratma hedefi doğrultusunda özel ve kamusal hayatın tüm katmanlarına sızdı. Bu ekümenik devlet projesi, baskıcı bir “teokratik himaye” düzeniyle kırk yıldır devam ediyor. Buna rağmen, İran İslam Devleti’nin mutlak tahakküm hayalleri, bu süreçte benlik ve toplumun tam anlamıyla dağılmasını önlemek amacıyla harekete geçen kadınlar, etnik azınlıklar, öğrenciler, işçiler, aydınlar, yazarlar, emekliler ve siyasi tutuklular gibi grupların kararlı direnişleriyle karşılaştı. Bu anlamda, toplumun İslam Devleti’yle karşılaşmalarındaki itaat ve direnme pratiklerinin bütününü “küllerin altındaki ateş” metaforu uygun bir biçimde özetler. Bu süreç boyunca, elbette dış dünya da ırkçı ve oryantalist algılarını yeniden gözden geçirdi. Ancak bu özeleştiri çoğunlukla kültür alanıyla sınırlı kaldı; genelde ancak “Müslüman kadınlık” imgesi üzerinden Müslüman özne ve failliğinin (yeniden) keşfine yoğunlaşabildi.
Benim, “bir kelebeğin ölümüyle başlayan devrim fırtınası” üzerine düşüncelerim ise bir Kürt kadınının 16 Eylül 2022’de devlet tarafından katli ve bu cinayetin Kadın, Hayat, Özgürlük için küresel bir çağrıya dönüşmesi ekseninde şekilleniyor. Bu konuşma İran’da toplumun verdiği adalet ve demokrasi mücadelesi üzerine Marksist feminist bir tarihsel çözümleme önerisi içeriyor. Söz konusu mücadele, kapitalizmin yükselişe geçtiği ve son on yıllar içinde emperyalist yıkım savaşlarının sürdüğü, yalnızca İran’da değil, tüm dünyada toplumların ve varoluş şekillerinin giderek artan bir hızla çözülüp dağıldığı bir ortamda verildi. Kadın, Hayat, Özgürlük mücadele çağrısını, 1979’dan beri köktencilik ve emperyalizm kesişiminde oluşan fakat tarihsel ve kuramsal analizlerin çoğunlukla görmezden geldiği bu yeni küresel düzeni sorgulamak için yapılan bir çağrı olarak görüyorum. Eğer bu ihmal ve görmezden gelme ile mücadele etmezsek, günümüzde yaşanan isyan ve başkaldırılarla dayanışma umudunu da yitireceğiz.
22/05/2023
Boğaziçi University departments of History, Political Science and International Relations, and Sociology cordially invite you to the 2023 Hrant D**k Memorial Lecture. The talk, entitled "A Revolutionary Storm Sparked by the Fall of a Butterfly" will be delivered by Shahrzad Mojab on Tuesday, May 23, 2023 at 18:00 (Istanbul time).
The event, broadcast via Zoom and YouTube, will be presented in English and translated simultaneously into Turkish.
You may find the abstract for the lecture below.
Lecture Abstract:
A Revolutionary Storm Sparked by The Fall of a Butterfly
The formation of a theocratic state in Iran after the 1979 Revolution has hastened changes within the country, a development with profound regional and global ramifications. This transformation forcibly entered all spheres of public and private life with the intention of inventing formidable hegemonic ‘Muslim’ subjects in Iran. This ecumenical state project has been sustained over the last four decades through the coercive rule of ‘theocratic guardianship.’ Yet the overbearing aspirations of the Islamic State has faced unrelenting challenges by women, national minorities, students, workers, intellectuals, writers, pensioners, and political prisoners to avoid a common disintegration of self and society. The metaphor of ‘fire under the ashes’ captures the conflict and compliance of people and politics in their encounters with the Islamic State. The outside world has also (re)examined its orientalism and racism, though this has mostly remained in the realm of culture with a focus on and the (re)discovery of the agency and subjectivity of Muslimhood, in particular in its most representative form of ‘Muslim womanhood.’
This context frames my personal and intellectual reflection on the conditions which sparked the revolutionary storm after the fall of a butterfly: The state murder of a Kurdish woman on September 16, 2022, that became a global call for Woman, Life, Freedom. I intend to reintroduce a Marxist feminist historical analysis of people’s struggle for justice and democracy in Iran in the context of the rise of capitalism and in recent decades the imperialist wars of destruction where they have accelerated the rapid decomposition of society and ways of being not only in Iran but the entire world. I argue that Woman, Life, Freedom as a call for action implores us to revisit the wretched junctures of fundamentalism and imperialism that has forged a new global order since the 1979 Revolution, a connection that has disappeared from most historicization and theoretical analysis. Unless we struggle against this disappearance, we lose the prospect of building solidarity with the frequent revolts and uprisings.