22/02/2016
Hi-Fi Nedir?
Bir çoğumuzun merakı olan müzik, konser salonları, açık hava meydanları, halkın yoğun olduğu kapalı açık alanlarda arka planda ve tabii ki evimizde dinlediğimiz çok önemli, eğitici, rahatlatıcı bir hobimizdir.
Müzik, seslerin bir araya gelmesinden oluşur ve tek yada çok sesli olarak icra edilir.
Ses nedir; herhangi bir maddenin bir başka maddeye temas ederek veya bir başka maddeyle tahrik edilmek suretiyle yada doğrudan havayı titreştirmesiyle ortaya çıkan fiziksel bir olgudur. Mesela rüzgar çarmı(wind charmes), çin ve uzak doğunun çok önemsediği kendiliğinden müzik yapabilen eski bir sazıdır.
Ya da diaposon dediğimiz akort aletimizdeki gibi, altındaki bağımsız toptan tutularak üzerine darbe vurulduğunda, 440 hertz’lik bir salınımla titreşmeye başlar ve LA sesini çıkarır.
HERTZ(hörtz) nedir, titreşmeye başlayan bir maddenin bir saniye içerisinde ürettiği salınım sayısıdır. Her salınım ise iki titreşimden oluşur. Bu durumda ise, 1 Hz =2 titreşim demektir. Yani LA2 diaposonumuz 440×2= 880 titreşim saniyede üretir.
Her bir salınımın bir üst oktavı harmonik olur ve 2,3,4 numaralarla ifade edilir.
Mesela LA1, 220 Hertz, armoniği ise LA2 440 hertz dir. 110 hertz ise LA olarak adlandırılır. 55hz LA-, 22.5hz ise LA-2 dir.
İnsan kulağı ne kadar duyarlıdır; 2 yaşına kadar olan bebekliğimiz haricinde, ortalama 40 yaşımıza kadar, herhangi bir kulak rahatsızlığı veya kulağın hassasiyetini düşürecek yüksek güç üreten darbelerle(top, obüs, uçak, yer delme tabancası, havalı her türlü iş makinesi sesleri)karşılaşmadığımız sürece,
20 hz ila 20000 hz(=20 kHz/kilohörtz)aralığındaki sesleri du141219.Heco6_yar ve ayırt edebiliriz. Bu seslerden 20 ila 200 hertz arasında olanlara OMNI DIRECTONAL(yönü tayin edilemeyen), sonrasındakilere ise DIRECTIONAL(yönü belli olan) denir. Demek ki birimiz,” şu aradan 20 hz geliyor diyorsa mutlaka ya yanılıyordur yada yalan söylüyordur. 20 hz lik bir salınım, insan kulağının intla/duyum alt seviyesindedir ve ancak hissedilir. Oluşumu içinse yaklaşık 17 metreye ihtiyaç vardır. Ya da 2×8.5 metre yeterlidir ama asıl dalganın yansıması olarak alınır. Bu da sanal olarak üretilmiş 20 hertz olarak adlandırılır. Günümüzde alçak frekansları daha küçük kutu ve ünitelerle üretmek için bu hesaplar kullanılmaktadır.
Seslerin 20 ila 80 hertz arasında olanlarına alt baslar(sub bass),
80 ila 200 hertz arasında olanlarına orta baslar(mid-bass),
200-500 hz arasında olanlarına alçak ortalar(lower midranges)
500 ila 1250 hz arasındakilere orta sesler(midranges)
1250-2500 hz arasında olanlara üst orta sesler(upper midranges)
2500 ila 5000 hertz arasında olanlarına alçak tizler(lower tweets)
5000 ila 12500 hertz arasında olanlarına tiz sesler(tweets)
12500 la 20000 hertz arasında olanlarına üst tizler(upper tweets)
20000 hertz ve üzerindekilere ise çok yüksek tizler(super tweets) denilir.
Buna göre bir piyano LA-2 ila FA5(5545 hz) arasında ses üretebilen çok geniş kapasiteli bir sazdır. Bu sebeple de, konservatuarlarda KOMPOZİSYON öğrencilerinin temel sazıdır. Bu öğrenciler orkestrasyon eğitimi alırlar.
Aşağıdaki örneğimizde bütün sazların ses üretebilme kapasitelerini piyano klavyesi üzerinden okuyabilirsiniz:
Peki “bizim bu bilgilere ne kadar ihtiyacımız var?” diyorsanız;
Audio yada işitme elektroniği ve enstrümanlarının ne yaptıklarını anlamamız için gereklidirler diyeceğim.
ANALOG VE DIGITAL(SAYISAL) NEDİR:
Müzik dinlememiz için yapılan bütün ticari ortamlar aslında SES KAYIT STÜDYOSU dediğimiz bir yerde kayıt edilip karıştırılır, dengelenir ve iki kanallı stereo olarak sonuçlandırılırlar. Daha sonra bize ulaşacak olan ortam kopyaları üretilir.
SES KAYIT STÜDYOSU ve içerisindeki cihazlar, çalışanlar;
Bütün kaydı yapan kişi yani ses kayıt mühendisi(tonmeister),yardımcısı, çok kanallı kayıt mikser masası, analog-to- digital/ digital-to-analog çeviriciler, kayıt cihazı(bantlı analog yada digital veya hard diskler), bunları yöneten bir bilgisayar sistemi, buradaki sesleri duymak için üretilmiş Stüdyo Kayıt Hoparlörleri yada monitörler( yakın dinleme, uzak dinleme ve son dinleme olarak üç ayrı çifttirler), bunları süren ses güçlendirme cihazları amplifikatörler, bunları birbirlerine bağlayan kablolar, kontrol odasında yer almaktayken;
kayıt odasında, çalınacak sazlara hazırlanmış mikrofonlar, efekt pedalları, kapalı bağımsız saz odaları, bunlardan sinyal taşımak için kablolar bulunmaktadır.
Kayıt edilecek müzik kompozisyonu hangi sazlarla icra edilecekse, her birine yada grup olarak bir, iki yada ikiden fazla mikrofon cihazı, sesleri kablolar vasıtasıyla önce a-to-d(analog-to-digital) çeviriciye oradan da kayıt masasının kanallarına taşırlar(veya kayıt masasında bu çevirici varsa mikrofon ve enstrümanlar direk ona taşınırlar).
Burada işlenen sesler, analog sonuçlanacak bir kayıt yapılacaksa tekrar d-to-a çeviriciye, yoksa doğrudan dijital kayıt cihazlarına gönderilir ve ya tamamen manyetik bantlı kayıt ünitesinde yada 20-24 bit sayısal işlemle kayıt edebilen cihazlara(bantlı yada hard disklere bilgisayarlar aracılığıyla) taşınırlar.
Bütün bu işlemler sırasında kayıt mühendisi yaptığı kaydı monitörlerden dinler ve gerekirse ihtiyaç duyduğu seslere müdahale edebilir.
Daha ileri ve saf kayıtlarda ise, sadece iki-üç mikrofonun bağlı olduğu discrete-preamplifiers( bağımsız preamplifikatörler)vasıtasıyla a-to-d çeviricilere ve oradan da kayıt cihazlarına taşınır. Böylece yolda kaybedilen sinyal geri kazanılır ve dinamizmi çok daha yüksek olur. Unutmamak lazım ki, dijital bir sinyal 16-bit sayısal işlemeyle 90dB e kadar, 24-bit sayısal bir işlemleyse neredeyse 130 dB derinliğe kadar dinamik olarak taşınabilir. Bu da, kayıt edilen sazların, mikrofonlar vasıtasıyla taşınan seslerinin en üst düzeyde kayıpsız olarak kayıt edilmelerini sağlayacaktır.
O zaman HI-FI yani Yüksek “SADAKAT” ın anlamı, bizim bu zincirden en az kayıpla sesleri evimizde dinlemek olacaktır.
Ama hiç bir elektronik kayıt, analog yada dijital olsun asla aslı kadar gerçek olamaz…ancak ona benzeyecek kadar yakındır ve bizim psikolojik olarak benzetmemiz sonucunda sadık olur. Ama kayıt, ne bizim duyumumuzu yanıltabilir ne de algılamamızdan çok daha iyidir.
ÖZET OLARAK, HİÇ BİR AUDIO CİHAZI, ASLI GİBİ GERÇEK BİR SES ÜRETEMEZ…YANİ NATÜREL DEDİĞİMİZ GİBİ…
ANALOG mu DIGITAL mi?
Analog ses, 20000 adet salınımı benzetebilir, bunu da 50/60 hz lik bir besleme işaretli elektrik üreteciyle yapabilir…kabaca saniyede maksimum 20 bin bit yada 20 kbps işlemi 50 hz gibi bir alçak frekansta üretebilir.
Digital ses, 16-bit işleme ve 44100 hz lik bir örnekleme salınımı içerisinde 1411 kbps lik(dikkat 1411000 bit/saniye) veya 24-bit işleme ve 96000 hz lik bir örnekleme salınımında 4608 kbps(dikkat 4608000 bit/saniye)ile tarif edilebilir.
Analog kayıtlar plak olduğunda moving coil kafa ve iğneyle en yüksek 28dB dinamik derinliğe ulaşırken, movin magnet dediğimiz kafa ve iğnelerle 30 dB dinamik yüksekliğe ulaşabilirler.
Geniş bantlı kayıt/okuma cihazlarındaysa en yüksek şiddet 70-82 dB aralığında kalır.
Digital kayıtlat 16-bit/44100 hz işlemeyle 90 dB dinamik yüksekliğe(bir orkestarnın ürettiği maksimum enerji 110dB kadardır) ve 24-bit/96000 hz işlemeyle ise, 130 dB maksimum dinamiğe ulaşırlar…ki bizim psikolojik kabulumuz eğer gerçek sesleri tanıyorsak bu enerjiyi daha çabuk kanıksar.
Tahminimce bu bilgiler doğrultusunda kendi seçiminizi daha doğru yapabilirsiniz…