Matematik Sevdalısı

Matematik Sevdalısı

Share

EĞİTİM HAKKINDA BİLGİ

01/10/2021

İF YOU WANT TO LEARN MATHS LESSON CAN YOU CALL ME!
05356820235

08/01/2021

ALBERT EİNSTEİN
14 Mart 1879 yılında Württemberg'de dünyaya gelen Albert Einstein, dünyanın önemli düşünürleri arasında yer alıyor. Konuşmaya geç başlayan Albert, normal bir çocukluk geçirdi. 1884 yılında özel dersler, 1885 yılında keman dersleri almaya başladı. Yahudi olmasına rağmen 1885 yılında Munich'te Katolik Okulunda eğitim almaya başladı.

07/01/2021

Demokrasi

Dünya da tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasında şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimi olduğunu farkına varılmaktadır. Yunan dilinden üretilen sözcükten ülke diline geçişmiştir. Umumiyetle devlet idare şekli olarak değerlendirilmesine rağmen, üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve bazı diğer sivil kurum ve kuruluşlar da demokrasilerle idare edilebilir.
Demokrasi antik Yunanistan da gelişmesine rağmen, ülkemizde daha iyi seviye de olmuş düşünülebilir. Demokrasi diğer yönetim biçimlerinden arasından sıyrılarak günümüz de en yaygın kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir.
Liberal, komünist, sosyal, muhafazakâr, anarşist ve faşist düşünürler kendi sistemlerinin öne çıkmasına çalışmışlardır. Bu neden ile demokrasinin çok sayıda değişik anlamı meydana gelmiştir.
Demokrasi manası tartışması hala devam eden bir tartışmadır. Bunun nedenleri arasında ülkelerde ki bazı kurumların görüşlerini haklı çıkartırsak demokrasi anlamını kullanmaları, demokratik olmayan devletlerin kendilerini demokratik olarak tanıtma çabaları ve aslında umumi bir kavram olan demokrasi birçok şekilde kullanılabilir.
• Çoğunluğun yönetimi
• Azınlıkların haklarını güvenceye alınan idari
• Fakirin idaresi
• Sosyal eşitsizliği yok etmeye çabalayan idaresi
• Fırsat eşitliği sağlamaya çalışan yönetim
• Kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine dayanan yönetim.

HACI BEYTULLAH MUTLU

06/01/2021

SU FİLTRESİ NEDİR?
SU ARITMA; herhangi bir düzeyden veya kaynaktan alınan suyun, kullanım maksadı ile uygun düzene getirmek için kullanılan sistemlerdir. Suyun değişen nitel ve niceliklerin bir kısmını ya da tamamını tekrar kazandırabilmek veya boşaldıkları çevrenin ekolojik özelliğini değiştiremeyecek hale getirilmesi için uygulanan işlemlerdir.
SUDAKİ TUZUN AYRIŞTIRILMASI
Su, yaşam için temel kaynaktır. Buna karşın takriben 900 milyon insanın temiz suya ulaşımı yok. Her yıl yaklaşık 3,6 milyon insan kirli su kullanımı sonucundan meydana gelen hastalıklar ile yaşamını kaybediyor. Gezegenimizin varlıklı kesimlerinde insanlar henüz bu olumsuzluk ile karşılaşmamış olsalar da temiz su kaynakları hızlı şekilde tükeniyor. Bu ise bir çok çalışmada belirtiliyor. Aksi takdir de bu gezegende bulunan % 0,014 ‘ü içilebilir ise yaklaşık %97.5’i tuzlu. Su arıtma usulleri ise uzun zamandır araştırma yapılıyor ve yüksek hacimler de su ürütmek için pek çok uygun tekniğe sahip olduk. Buna karşın sadece iki teknik piyasalara yaklaşık %85 oranında hakim bulunuyor. Günümüz de ise tuzlu suyu arıtmak için belli başlı yöntemler;
• Düşük Basınç ile Buharlaştırma Multi-stage Flash (MSF) %44
• Ters Osmoz Reverse Osmosis (RO) %42
• Electrodialysis (ED) %6
• Multi-effect distillation (MED) %4
• V***r compression (VC) %4
Deniz suyu arıtılması beraberinde birkaç sorun getiriliyor. Küresel sera gazı salındığında tetiklenen iklim değişikliği ise karşılığında temiz su kaynaklarını tehdit ediyor. Buna esasen bir önemli sorun ise çıkan atık su ile yaşanıyor. Arıtılan sudan geriye tuz ve mineral oranı yüksek atık su kalıyor ve tesisler bu atık suyu doğaya geri veriyorlar. Az miktarda salınan atık su çevreye bir zarar vermeden doğaya karışıyor. Fakat yaygın bir şekilde arıtma yapılan bir bölgede bu atık suyun önlem alınmadan çevreye salınması mümkün değil. İşlenmesi veya saklanması ise fazladan iş gücü ve yatırım gerektiriyor. Dolayısıyla su kıtlığını çözebilecek miktarda tuzlu su arıtabilmek için atık suyun yönetimi önemli bir konu. Sudaki diğer maddelerin ayrıştırılması işlemler bu şekilde olabilir;
• Nanofiltrasyon
• Ultrafiltrasyon
• Ultraviole su arıtma yöntemi
• Aktif karbon su arıtma yöntemi
• Kumfiltreli arıtma yöntemi
• Demineralizasyon
• Ters Osmoz
FİLTRE ÇEŞİTLERİ
1. Membran filtre: Membran filtrasyon, sıvıyı yarı geçirgen bir membran kullanılarak iki akışkana ayıran basit bir teknolojidir. Membran filtreler sadece içerisinden su molekülleri geçebilecek küçük zarlara sahip bir filtre çeşitidir.
2. Sediment filtre: Sıkıştırılmış kâğıttan yapılan bu filtre suyun içerisinde bulunan çamur, pas ve k*m gibi partiküllerin filtrelenmesi için kullanılır.
3. Post karbon veya tatlandırıcı filtre: Su arıtma sistemlerindeki son aşama olan bu filtre genellikle hindistan cevizinden imal edilir. Bu filtre suyun tadını yumuşatarak içim kalitesini artırır.
4. Karbon filtre: Blok veya aktif olarak çeşitleri olan bu filtre genel anlamda suda bulunan klor ve bileşiklerini, deterjan ve sanayi atıkları, hoş olmayan koku ve tat oluşturan organik maddeleri temizler.
5. Detox filtre: Dağınık halde bulunan su moleküllerini sıralayan bu filtre, suyun molekül yapısını küçülterek hücre emilimini maksimum seviyeye çıkarırken, biriken toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır.
6. Alkali filtre: Suyun PH seviyesini yükseltir. Bu filtrede suya magnezyum, sodyum, potasyum gibi mineraller eklenir.
7. Mineral filtre: Suyun içerisinde eksik olan mineralleri takviye eder.
8. Manyetik filtre: Manyetik dalgalarla içinden geçen sudaki kireç moleküllerini parçalayarak bir daha birleşmemelerini sağlayan su arıtma ve kireç önleme sistemlerinin genel adıdır.
9. Membran filtre: Membran filtrasyon, sıvıyı yarı geçirgen bir membran kullanılarak iki akışkana ayıran basit bir teknolojidir. Membran filtreler sadece içerisinden su molekülleri geçebilecek küçük zarlara sahip bir filtre çeşitidir.
10. Sediment filtre: Sıkıştırılmış kâğıttan yapılan bu filtre suyun içerisinde bulunan çamur, pas ve k*m gibi partiküllerin filtrelenmesi için kullanılır.
11. Post karbon veya tatlandırıcı filtre: Su arıtma sistemlerindeki son aşama olan bu filtre genellikle hindistan cevizinden imal edilir. Bu filtre suyun tadını yumuşatarak içim kalitesini artırır.
12. Karbon filtre: Blok veya aktif olarak çeşitleri olan bu filtre genel anlamda suda bulunan klor ve bileşiklerini, deterjan ve sanayi atıkları, hoş olmayan koku ve tat oluşturan organik maddeleri temizler.
13. Detox filtre: Dağınık halde bulunan su moleküllerini sıralayan bu filtre, suyun molekül yapısını küçülterek hücre emilimini maksimum seviyeye çıkarırken, biriken toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır.
14. Alkali filtre: Suyun PH seviyesini yükseltir. Bu filtrede suya magnezyum, sodyum, potasyum gibi mineraller eklenir.
15. Mineral filtre: Suyun içerisinde eksik olan mineralleri takviye eder.
16. Manyetik filtre: Manyetik dalgalarla içinden geçen sudaki kireç moleküllerini parçalayarak bir daha birleşmemelerini sağlayan su arıtma ve kireç önleme sistemlerinin genel adıdır.

06/01/2021

SU (WATER,ESTE…)
Gezegenimizde bol miktarda bulunan ve tüm canlıların yaşaması için kokusuz, sade ve tatsız bir kimyasal bileşiktir. (H2O).Ne kadarda renksiz desek de kızıl dalga boylarında ışığı hafifçe emmesi nedeniyle tabii bir mavi renge sahip olmaktadır.
Doğada ise 3 şekide bulunur.
*katı,
*sıvı
*gaz
hâllerinde görülür. Kimyasal formülü (H2O) 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan meydana gelir. H+ iyonu içeren bir madde ile (ör. asit) ve OH- iyonu içeren maddenin (ör: baz) verdiği nötralleşme tepkimesi ile oluşur. Su moleküler yapısı oldukça basit ve bol bulunan bir madde olmasına rağmen belirli koşullarda diğer bileşiklerden oldukça farklı davranışlar sergiler. Dünyadaki hemen hemen tüm diğer bileşiklerde ise katı faz sıvı fazdan yoğundur ve katı fazdaki bileşik batar. Suyun bu özelliğin bazı avantajları vardır. Örneğin soğuk bir bölgede göl yüzeyini kaplayan buz tabakası yalıtıcı görevi görür ve dipteki hayatı korur. Buzun çökmesi durumunda canlılar şiddetli soğuğa maruz kalacağından hayatlarını devam ettirmeleri imkânsız hâle gelecektir. Su yanıcı bir madde değildir. Bu özelliği nedeniyle ateş söndürücü olarak kullanılır. Fakat suyun bileşimindeki Oksijen yakıcı bir gazdır, Hidrojen ise yanıcı bir gazdır. Oksijen ve hidrojen birleşerek söndürücü olan suyu oluşturur. Canlıların içmesi gereken suda mineral olması gerekmektedir. Yağmur suyu yani saf su, yağdıktan sonra toprağa düşünce toprağın yapısındaki mineralleri toplar, yeryüzünde bu yağmur suları bir akarsu oluşturur bu içilebilir bir sudur. Her bölgedeki toprakta mineraller ve oranları farklıdır, bu yüzden suyun faydaları bölgelere göre değişebilir.
KOHEZYON VE ADEZYON NEDİR?
Suyun kendi molekülleri arasındaki çekim kuvvetine kohezyon denildiğini bildiğimize göre bu özellik sayesinde dağılmadan da kalabilir.moleküllerin de ise kutuplaşmış olması nedeni ile su bir çok maddeye yapışablir ve hatta ıslatma özelliği ise buradan gelmektedir. Su aynı durumda ise adezyon kuvveti çok yüksek bir maddedir. Hidrojen bağı sebebile su molekülleri birbirlerini çeker. Cıvanın dağılmaması da buna bir örnektir.
SUYUN ERİMESİ
1 gram buzu eritmek istersek 0 °C'de 80 kalori gerekmektedir. Erime ısısının yüksek olması ise suyun donmasını geciktirir ve bu durumda biyolojik sistemler düşük sıcaklıklara dayanıklı olabilen özelliklerini kazandırırlar.
SUYUN ÖZ ISISI(ÖZGÜL ISI)
Özgül ısı diye adlandırılan suyun öz ısısı beklenilenden daima yüksektir. Eğer 1 gr suyun sıcaklığını 1 °C arttırmak istiyor isek; bunun için 1 kalori'lik enerji gereklidir. Bu özgül ısı ise, amonyak dışındaki tüm maddelerinkinden yüksek olduğu bilinmektedir. Böylece su sıcaklıklarda fazla artış olmadan daha fazla enerji depolayabilme özelliğine sahiptir. Böylece canlı sistemde sıcaklık ve metabolik olaylar daha kararlı olacaktır.
SUYUN BUHARLAŞMASI
Su da gizli buharlaşma ısısı yüksek olduğunu bilmekteyiz. 100 °C'de 1 g suyu 1 g su buharı hâline dönüştürmek için 539 kaloriye ihtiyaç vardır. Gizli buharlaşma ısısının yüksekliği canlı sisteminin izotermal olmasında en önemli katkıya sahiptir. Suyun gizli buharlaşma ısısı, H bağlarından dolayı yüksektir.

SUYUN DONMASI
Suyun katı hali olan buzdur. Bu katı faz, hidrojen bağları arasındaki geometriden dolayı, sıvı haldeki su kadar yoğun değildir. Buna esasen ise -48 derece saf suyun donmasıdır. Standart atmosferik basınçtaki taze su, en yoğun hâlini 3,98 °C'de alır ve aşağı hareket eder, daha fazla soğuması hâlinde yoğunluğu azalır ve yukarı doğru yükselir. Bu dönüşüm, derindeki suyun, derinde olmayan sudan daha sıcak kalmasına sebep olur, bu yüzden suyun büyük miktardaki alt bölümü 4 °C civarında sabit kalırken, buz öncelikle yüzeyde oluşmaya başlar ve daha sonra aşağı yayılır. Bu etkiden dolayı, göllerin yüzeyi buz ile kaplanır. Hemen hemen tüm diğer kimyasal maddelerin katı hâlleri, sıvı hâline göre yoğun olduğundan dipten yukarı donmaya başlarlar.

SUYUN HAYATIMIZDAKİ YERİ
Yetişkin bir insan vücut ağırlığının %60-70'i (2/3'si) sudur. Bu oran yaşa, cinsiyete, kiloya bağlı olarak farklılık gösterir. Örneğin yeni doğan bebeklerin vücudundaki su oranı %75'tir. Yaşamın ilk 5 gününde %70'e inen su oranı, sonradan yavaş yavaş azalarak bir yaşın sonunda yetişkindeki su oranına yaklaşır.
Erkeklerdeki su oranı kadınlara, şişmanlar zayıflara oranla daha fazladır. Yaş ilerledikçe de vücut suyunda azalma görülür.Su besinler ve içeceklerle de sindirim yoluyla vücuda alınır. Vücuda alınan su sindirim sisteminde emildikten sonra kana geçer. Kan dolaşımı ile vücuda dağılır ve kılcal damarlardan çıkarak doku sıvısını oluşturur. Hücre içinde bazı kimyasal reaksiyonlara katıldıktan sonra tekrar hücre dışına çıkar ve tekrar doku sıvısına dönüşür. Dokulardan kan dolaşımına katılır. Kan dolaşımı aracılığı ile böbreklere gelerek önemli bir kısmı idrar olarak vücut dışına atılır. Diğer bir kısmı ise deri, solunum ve sindirim sistemi vasıtasıyla kullanılıp vücuttan atılır.
Yetişkin bir insanın günlük su ihtiyacı ise 2500-2600 ml kadardır. Suyun vücuda alımı ve atılımı bir denge içinde oluşur. Vücutta normal sıvı hacminin korunması için günlük sıvı alımının günlük sıvı kaybına eşit olması gerekir. Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar. Yemek yemeden aylarca yaşanabilir, ancak susuz sadece birkaç gün dayanılabilir. İnsan vücudunda su dengesini düzenleyen (regüle eden) merkezler ve sistemler mevcuttur.
• Vücuda su alımı (Hidrasyon) : Vücuda besinlerle (1000nbsp;ml) ve içeceklerle (1200nbsp;ml) ağız yoluyla su alımına ekzojen su kazanımı denir. Bir de vücudumuzda hücre metabolizması esnasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlar sonucu oksidasyon ürünü olarak 300nbsp;ml kadar su açığa çıkar. Vücutta bu şekilde su açığa çıkmasına endojen su kazanımı denir.
• Vücuttan su kaybı (Dehidrasyon) : Vücuda alınan su, idrarla böbreklerden (1500nbsp;ml kadarı), solunum havasıyla akciğerlerden (500 ml kadarı), terleme yolu ile deriden (500nbsp;ml kadarı) ve gaita ile bağırsaklardan (100nbsp;ml kadarı) vücut dışına atılır.
• %1: Susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması,
• %3: Vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi,
• %4: Fiziksel performansın %20-30 düşmesi,
• %5: Baş ağrısı, yorgunluk,
• %6: Hâlsizlik, titreme,
• %7: Fiziksel faaliyet sürerse bayılma,
• %10: Bilinç kaybı,
• %11: Vücut dirençsizliği, olası ölüm,
• %12: %97 oranında ölüm,
• %15: %100 ölüm.
SUYUN İNSAN VÜDUNDAKİ VAZİFELERİ
• Hücrelerimizin ihtiyacı olan maddeleri hücreye taşıması.
• Hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için lazım olan katı maddelerin çözünmesini sağlamasıdır.
• Hücreler de ise metabolik faaliyetler sonucu oluşan atık maddeleri boşaltım organlarına taşıyarak vücut dışına atılımını sağlamasıdır.
• Vücut ısısını dengede tutmak,
• Kanın hacmini dengelemek,
• Besinlerin sindirimine yardımcı olmak,
• Beyin, omurilik gibi bazı organları dış etkenlerden korumak, suyun görevleridir.

HACI BEYTULLAH MUTLU
2021

06/01/2021

PH DEĞERİ
Bir çözeltinin asitlik ya da bazlık derecesini anlatan ölçü birimidir. Aslında kelimenin kökü İngilizceden geliyor. Power of hydrogen diye söylenir. Anlamı ise hidrojenin gücüdür. Bu kavram ise Danimarkalı kimyager olan soren peder lauritz sorensen tarafından 1909 yılında carslberg laboratuarında tanımlanmıştır.
Ph terimi ise p: eksi logaritmanın matematiksel sembölünden ve H ise hidrojenin kimyasal formülünden gelişmiştir. Ph tanımı ise hidrojen konsantrasyonunun kologaritması olarak verilir.Asit ve bazlar; her biri serbest hidrojen ve hidroksil iyonlarına sahiptir. Belli koşullarda ve belli bir çözeltide hidrojen ve hidroksil iyonlarının bağlantıları sabit olduğundan, birini tespit etmek diğerini bilmek ile mümkün olacaktır. Böylece pH, tanımsal açıdan hidrojen iyonu aktivitesinin seçici bir ölçümü olsa da, hem alkalinlik hem de asitliğin bir ölçüsüdür. pH logaritmik bir fonksiyon olması açısından, pH değerindeki bir birimlik değişim hidrojen iyon derişimindeki on-katlık değişime karşılık gelir.pH bir çözeltinin asitlik veya alkalinlik derecesini tarif eden ölçü birimide diyebiliriz.
0'dan 14'e kadar olan bir skalada ölçülür. pH teriminde p; eksi logaritmanın matematiksel sembolünden, ve H ise Hidrojenin kimyasal formülünden türetilmişlerdir. pH tanımı Hidrojen konsantrasyonunun eksi logaritması olarak verilelir:
Ph hidrojen iyonun aktivitesi cinsinden bir asit veya bazın derecesini ifade etme yoluyla ihtiyaç duyulan kantitatif bilgiyi sağlar. pH ölçmenin birçok yolu vardır. Bunlara pH kağıtları, pH metreler, indikatörler ve titrasyon örnek verilebilir.

ph ölçüm cihazı

06/01/2021

EĞİTİM
üniversiteler, kurslar, okullar ve diğer sosyal kuruluşların bireylere hayatta lazım olan bilgi ve yeteneklerin sistematik bir düzende verilmesine denir.
Eğitim; bireylerin doğumundan ölümüne bu zaman arasında bir olgu olduğundan ve politik, sosyo-kültürel ve bireysel boyutları aynı anda içinde bulundurduğundan, anlatımı yapılan zor bir kavramdır.
Bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir.
seçilmiş ve gerekli kontrollü bir çevrenin tesiri altında sosyal yeterlilik ve optimum bireysel gelişmeyi sağlayan sosyal bir zaman akımıdır.
Eğitim; önceden belirlenmiş bir takım esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizelerdir. Eğitim ise bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yolu ile kasıtlı olarak istedik değişme ile meydana gelen zaman tünelidir. Yani kurumsal tahsil ile bir kullandığından bağlama göre öğretim, öğrenim gibi kavramlarla adı geçilmektedir. Bu kavram ise
* toplumsal eğitim
*kurumsal eğitim.
ETİMOLOJİ NEDİR?
Dilimiz de ise ‘’ Birinin akla uygun fiziksek ve moral inkişafı üzerine tesir yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü tesir etkisine alarak daha önceden belirlenmiş hedeflere göre onun bilinen bir yönde inkişafını sağlaması, terbiye etmesi diye bilinen eğitmek kelimesinden türetilmiştir. Diğer Avrupa dillerinden ise İngilizce- education. Yani inşa etmek fiilinden meydana gelmektedir.
HARİCİ EĞİTİM
Yurt dışı eğitim diye de bilinen umumi olarak gelişmiş yada az gelişmekte olan ülkelere bir öğrenci akımı olarak düşünülse de aslında özü olan yani kendi vatandaşı bulunan topraklar dışında dini, dili, kültürü farklı yabancı bir ülkede eğitim almaktadır. Bu eğitim ise dil eğitim, üniversite eğitimi, yüksek lisans(mastır), mesleki ve kariyer eğitimler gibi temel düşünce altında gruplandırılabilir. Ülkemiz de ise öğrencilerin yurt dışı eğitim mevzusundaki genel yönelimi Amerika veya Almanya’ da tahsil olsa da diğer küçük ülkeler de düşünülebilir.
TOPLUMSAL EĞİTİM
Bireyin ise toplumsal bir parçası olarak aile de başlamak üzere çevresindeki sosyal ağdan aldığı bir tahsildir. Geleneklere, dine, sınıfa vb. bağlı olan bu tahsil bireyin değer yargı düşüncelerinden yapısını oluşturan bir sistemdir. Dolayısı ile sosyal pedagoji; mecburi eğitimini bitirmiş olan veya buna paralel olarak bazı sosyal sorunlu olan bireylerin genelde kamu kurum ve kuruluşlarca sistemli ve plan dairesinde bir şekilde yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinin bir bütün çevresidir.
KURUMSAL EĞİTİM
Eğitimin okullaşmış bir biçimidir. Eğitimin profesyonel düzeyde teşkilatlanmış içinde bireye sağlanmasıdır.
MÜFREDAT
Geniş ifadesi ile planlı eğitsel faaliyetlerin bir okul ya da kurum tarafından önceden belirlenmiş bir saha dahilinde yürütülmesi olarak bilinmektedir.Tyler ise 1949 yılında 4 temel soru içinde çalışılması gerektiği savunulmaktadır.
• Hangi eğitimsel amaçlar güdülmekte
• Hangi eğitsel metotlar ile belirlenen amaçlara ulaşılacak
• Belirlenen süre, amaç ve metotların nasıl organize edileceği
• Organize olmuş (planlanmış) süre, amaç ve metotların nasıl ölçüleceği.
Bu amaçlar dahilinde cumhuriyetin tatbikleri de zaman zaman sekteye uğramış olmaktadır. Fakat ülkemiz de birçok uygulama geçici olmuş veya varlığını sürdüren uygulamaların milli birlik ve beraberlik içinde normale dönmesini sağlamak ise her bireyin vatandaşlık görevidir. Ve bu sorumluluktan kesinlikle kaçmaması gerekir.

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address

Istanbul
34909