19/10/2025
EKİN İŞLEMEYE GEDİYORUZ
(10 yıl önce den bir yazım)"Gölcükte buğdaylar ermiş Halil buba " dedi Böyük hoca gilin Memet dayım.
Goca bubam bunu duyunca emretti."Yarın ekine gedilecek" ...
Garadimi şalvarlar dikildi. Garadimiye pıtırak yapışmaz.
Ekin ak ları(Beyaz kalın tülbent),Mustamel postallar (İkinci el bot tipi pabuç)alındı.Kosalar,tırpanlar,oraklar bileylendi.
Emine abam.anama "yarın ekine gitcez gölcüğe., Nuran'ı yolla da şelli'yi bi dutuversin"(Çocuk avutmak)demiş.
Anam "yarın dayın gille ekine gideceksin. Şelli'yi bi dutuvirecemişsin" dedi.
Zevkle ..Başım üstüne!
Emine abamı çok severim.
Benim için çok özeldir.
Çocukluğumda saçım pek az dı .Örgülü saçlı kızlara imrenirdim.
Emine abam,sayalarından artan renkli çaputlardan şerit şeklinde keser ve saçlarıma onlardan örgü yapardı . (Saya=bir çeşit bluz)
Bende sallardım sanki kendi saçımmış gibi örgülerimi..
Önümden sırtıma atardım bir edayla.
Sandığından küpeler takardı bana .
Tatlı dilliydi.hala da öyle....
Emine abam ,benim çocukluğumun renkli örgülü saçlarıdır.
Köyün en güzel gelinidir.
Ahmet te benimle yaşıt ama o bakmaz çocuğa erkek ya .
Taaa çocukluğundan rollerin biçiliyor.
Emine abam üzlüklere(Küçük çömlek) patez aşı.badılcan aşı,pilav koydu.
Yoğurt gattı bolca. Ağızlarını "ağız yarı "denilen bezlerle kapatıp bağladı. .Bir destede hamırlı ekmek aldı, bohçaladı heybeye koydu .
Heybeyi at arabasına yükledi.
Köyde daha meyve sebze çıkmadı.
Yiyecek pek bi şey yok.
Yalnız yaz almasıyla gasi(kayısı) ve orak armıdı var.
O da herkeçte yok.
Emine abam ağşamdan Çeloğlu gilin Fatmayı,Gapısız gilin gelinini, Tahir gilin gök gızı,Hallefendi gilin Hatçayı.Gasım gilin Ayşayı Hallefendi gilin Fadimanabayı ırgat olarak çağırdı.
Zabah erkenden, ezenile barabar herkeç arabaya doldu.
Ben uykudan gözümü açamayorun.Fadimana gennana(yenge. gelin ana) ya yaslandim üyüyüp gelirin.
Tarlaya geldik.
Emine abam hemen bir sallıngaç gurdu arabanın tekerlekleri arasına.,
Şelliyi yatırdı içine.
Şelli sallıngaçta üyüyor.
Ahmetle ben de arabanın altında yattik. .
Dayım:"çocuk oyanınca salla dayının ,ağlatma "dedi.onlar ekin işlemek için "enler"in başına dizildiler.Başladılar orakla biçmeye.
Kimi ellerine elcik denilen tahtadan barnaklar geçirdi.Kimi çorap geydi.Kimi cılbak elile başladılar işlemeye.
Biçer yok ki daha. Varsa da zengin yerlerde var.
Ben arabanın altına yattım . Accık soğna güneş doğacak
Arabanın altı kölge olur.
Sabahın seher faktı .Hafiften ürperiyorun\.
Mis gibi toprak kokusu,ot kokusu.altında üyüyorun.
Şelli ağlamaya başladı.
Oyandım ,salladım ama durmadı.
Emine abamı çağırdım.
Geldi çocuğun altını temizledi,emzirdi ,gundakladı ,sırtıma ebiştirip örmeyle bağladı.
Örme renkli iplerle örülen ve sırta çocuk bağlamaya yarayan bir çeşit kalın örgü ip.
Emine abam"Ben her zaman gelemen ,çocuk ağlarsa ,emziğini lokuma sür ağzına ver.Avut onu emi abanın şekeri" dedi ve elime bir gutunun içine konmuş iki dene lokum verdi.
Ben lokumlari;bir sürüm Şelli ye, yarısı ağzıma 10 daggada bitirdim.
Onu ardımdan endirmemem ilazım. Lokum bitti. Ne virecen ona?
Ben, yanımda Ahmet, sırtımda Şelli ,tarlada guş avına çıktık.
Ahmet elinde sapan la attığını vuruyor.(Hala avcılık yapar o gün bu gündür.)
Biz tarlada,Üveyik.Güggü,
Sağsağan,Keklik gibi guşların
peşinde dolanırka, ekin işleyenler, ıccaktan cayır cayır yanarak,alınlarından inen terler gözlerine dolarak, ekin işleyollar.
Arada bir gadınlar aklarının ucuyla yüzlerini siliyollar.
Ben destiyi(Toprak testi) götürüyorun yanlarına .Tasa su gatıp veriyorum onnara .
Su, dağ armıdının (ahlat) altında kölgedeydi amma ıccacık olmuş. Olsun ,lıkır lıkır içiyollar.
Buz dolabı ,buz yok . Nereden bulunur 1961 de köyde buz?
Dayım yoruldu gitti armıdın dibine yattı.
Erkek olduğu için istediği kadar yatar, Avratlar ekin işler, yatamaz ,Ayıp!
Ayrıca erkekten ırgatta olmaz. He avratlardir ırgatlar genelde.
Kadınların yazgısıdır bu ezelden.
Yemek zamanı dağ armıdının kölgesine oturulur halka şeklinde, aynı kaptan kaşıklanır aşlar..
Gökgızın gönnü garışmış, üzlükten aşını tek başına yeyoru du.
Fadimanaba mugallit avrat . Gökgız, te şo yana bakarka, üzlüğüne soyuk suyu dolduruverdi usulcacık. .
Gökgız bir gaşık aldı suratı buruştu." Nahı odun ocağın kör galaa , hay gülmeyesice .Nişledin gıı? Bu gavurluğu mu düşünürdün?" dedi .
Fadimanaba"Bek kibarsın. Senin ki canda bizimki badılcan m ?" dedi.gülüşerek devamettiler yimeye.
Goca bir bakır tas ayran elden ele dolaştı içilsin diye .içen yanındakine verdi.
Emine abam bana da soğan kabuğuyla yumurta boyamış iki dene..
Çocuk dutmaya götürdükleri çocuğa yumurta boyarlar .
Çok sevindim .
Soğan kabuğu rengini almış yumurtalarımı aldım ekmek mendiline sardım.
Soğna yecen.
Ekin işlerke, bazı ekinnerin arasından "palaz" çıkardı.keklik yavruları.çok sevinirdik bulunca.
"Offf! şu Şelli üyüsede açcık oynasam".
Ahmet öyle gezer her yeri.
"Gelde gardaşına accık bak hay gokane".
Ağşam olmak üzere .Gün enip gider.
Bazı aileler ekinneri çok olduğu için eve gitmez tarlada yatarlar fakıt gaybetmemek uçu . Yorgan döşek getiriller tarlaya.
Hasseyin gil de tarlada yatacaklar ellehem.
Gün batmakta.Acıktım .Aş,ekmek bitti. Yiyecek bi şey yok.
Emine abam ırgatlara "şu enleri de çıkıvirelim gardaşlarım haydin" deyor.
Çeloğlu gilin Fatma şahbaz avrat.Çok gözel ekin işleyor.Fatma şerevleleri avıçlayıp orağı çalı çalıveriyor. Orağın başak saplarıyla buluşmasından çıkan sesler yayılıyor tarlaya. "Gırç,gırç".
Bir ekin ve toz kokusu yayılıyor etirafa.
Arada hapşırtıyor .
Bu yüzden kadınlar aklarını hep burunlarının üstünden çatlı atıyollar.
(İki metre uzunluğundaki tülbentin bir ucunu burnunu üstünden, kafasının arkasından dolandırıp bağlamak)
Desteler doldu tarlaya.
Ne çok ekin varımış.
Desteleri uzun yada halka şeklinde yapıyollar.
Daha sogna desteler tarlanın ortasına çekilip yığın yapılacak. ve harmanı bekleyecek.
Armıdın altında boş üzlükler boş destiler.ekmek mendilleri var.
Güneş, son ışıklarını yolluyor gölcüğe.
Herkes yorgun.
Armıdın dibine gediyorun , yiyecek bişey aramaya, ama yok.
Çok açım.
Keşke yumurtanın birini saklayaydım da şinci yiyeydim.
Bubam gonneye gettiydi.Gelirke al tomata(Domates) getirse bura.
Şehirde tomata çıkmış.
O da ne?
Armıdın altında yarısı toprağın içinde , bir parça hamırlı ekmek kalmış. Sevinçle gapıyorum, tozları nı salvarima siliyorum. . Ekmeği kokluyorum uzun uzun. Sonra bir ısırık alıyorum.kıtır kıtır kurumuş ama o kadar lezzetli ki.bunun dadını yaşayanlar bilir.
Semsert. Ağzımda ceviremiyorum bile .
Çook tatlıı . Tarifi mümkün değil hayatımda yediğim en lezzetli ekmek.keyifle yiyorum.
Gün kokulu,güneş kokulu , Alinteri özlü, Umut ve emek aromalı ekmeği.
Herkes toplanıyor .Daha Emine abam eve gidecek .inek sağacak,Aş bişirecek,yarınki ırgatlara azık hazrlayacak.heybeye gatacak.ondan sonra cıcığı üyüdüp gendi yatacak.
Bütün köydeki gadınlar böyle.Onların gaderi bu.
suframıza gelen her lokma ekmeğin öyküsünde bunlar var.
Bu yüzden ekmek,en kutsal nimet. Hiç israf edilmemeli.
Eminelerin ,Ayşaların,Fatmaların alın terlerine emeklerine saygısızlık olur.
Dönüş hazırlığı yaparka yan gomşunun oğlu esgerdeymiş.
Genç eşi ve dul anası ekin işleyollar.
Bizimkiler gıyamayollar onlara hep barabar yan tarlaya girip onların son enlerini de işleyiverip öyle çıkıyollar tarladan.
Bu bir gelenek .
Esgerde olanların ekinneri işlenirken yardım edilir. imece usulü.
Dayım atları goşuyor ."Ak at "benim,"Çakal at" Ahmetin.
Doluyoruz arabaya .
Un gibi olmuş tozlu yollardan giderken , tekerleklerin taşlara ,arabadaki çanak çömleğin birbirlerine çarpmasıyla araba şiirsel bir ses çıkarır .
Atların ayaklarındaki nalların lak luk, lak luk sesleri; koşumlarındaki çan ve boncuk şıngırtıları,akşamın alacasına karışır.
Gurubun rengi, insanların yorgun ve onurlu yüzlerine vurur.
Yol uzar da uzar.
Sarsıla sarsıla, toz toprak olmuş üstünüz başınız,sızlayan ellerinizle, binlerce yıldızın size ışık saçtığı nurlu bir yoldan .böcek ve yabani hayat sesleri, çam kokuları, ekin ve bostan kokularıyla geliverirsiniz evinize...
Yorgun ama mutlu
İçinizde bin tane YARIN la.
Ekin zamanı uçan kuştan medet umulur.
Ben ekinde birkaç günlük bir yardımcıyım.
Bu seramoni diğerleri için günlerce devam eder..
Herkes birbirine sorar "Ekini gurtardınızmıı"?
Ekin gurtarılır.(Kotarılır.bitirilir)
Ekin bitimi"dikenlik" denilen yemek şöleniyle kutlanır.
"Dikenlik"için sabahtan akşama hazırlanılır .
Börekler ,tatlılar kıymetli yemekler yapılır.
Herkes toplanır ve dikenlik bir şölen havasında yenilir.
Mutlu,umutlu,beklentili....
Dikenlik aynı zamanda harmana başlanacağının habercisidir..
Harman öncesi.Kaynana yada ana:
"Yerleri bi suvayın gızım tarla gibi oldu çardaklar." der
Gelinler ya da kızlar" çırpı " bakraçlarına çırpı ıslatırlar.(Çırpı bir çeşit badana toprağı.)
Çırpı bakracında hazırlanmış çırpıya süreğeçleri sokarlar(Süreğeç:Çırpıyı yerlere yada duvarlara sürmeye yarayan bez.badana bezi) çırpılı suyla ıslatır, yerlere sürerler.
Çardakları ,yer evlerini suvarlar.
Suvanmış çardaklar ışıl ışıl olur kaymak gibi.
Misss gibi toprak kokar.
Yağmurdan sonra ıslanmış toprak kokusuna benzer bir hoş koku.
(Badana toprağını suya ıslatıp bezleri ona batırarak yerleri badanalamaya suvanmak denir).
İkinci gün kazanlar kurulur.
Asbab(Esvap) yucaz.
Yunma tekneleri, tokuçlar hazırlanır
Gelinler ,kızlar köy çeşmesinden bakraçlarla, tenekelerle .küp destileriyle su taşıyıp kazanı doldururlar.
İçine bir topak kil atarlar.
Altına kocaman meşe odunları çam odunları sokulur.Tutuşturulur.
"Ekin kiri"yunur. Çelkelerde , kapı önlerinde yada damardında.
Çarşaflar kazanlarda kaynatılır .
"Gökler" (renkli çamaşırlar) çeşmede tokuçlanır.Çalılara serilir.
Çocuklar yunma teknelerinde suya gatılır.
İrahat durmazlarsa gafalarına sabın galıbını yerler.
Anasının şalvarına yada bir çarşafa sarılır ,kurulanırlar.
Saçları tahta daraklarıla daranır.
Nur gibi olur çocuklar Işıl ışıl..
Mis gibi gokarlar bir aylık ekin kirinden gurtulunca.
"Yunduk,suvandık"
Bedenin pak,gönlün pak,evin barkın pak.
Huzur ve mutlulukla ,harmana hazırız..
Nuran Söyler Koldaş.
Emekli F.K.B. Öğrt.
Ortaca /Muğla