28/07/2026
Babamın cenazesinde en çok ağlayan adamı hiçbirimiz tanımıyorduk.
Akrabalar birbirine bakıyor, aynı soruyu fısıldıyordu.
“Kim bu adam?”
Herkes dağıldı.
Ama o, mezarın başından bir an bile ayrılmadı.
Dayanamadım, yanına gidip sordum.
“Babamın nesi oluyorsunuz?”
Başını yavaşça salladı.
“Hiçbir şeyi…”
Sonra cebinden yıllardır katlanmaktan rengi solmuş eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğraftaki çocuk bendim.
O an ne olduğunu anlamadım.
Adam fotoğrafı avucunda tutup konuşmaya başladı.
“Yıllar önce bir köprünün korkuluklarına çıkmıştım.”
“Yaşamak istemiyordum.”
“Tam atlayacakken baban yanıma geldi.”
“Beni ne yargıladı ne de vazgeçirmeye çalıştı.”
Sadece cüzdanından bu fotoğrafı çıkarıp bana uzattı.
Sonra tek bir cümle söyledi.
‘Beni evde bekleyen bir oğlum var… Senin de seni bekleyen biri olabilir. Emin olmadan gitme.’
“O gün köprüden indim.”
“Hayata yeniden başladım.”
Adam gözyaşlarını silerken son kez konuştu.
“Yıllardır her bayram uzaktan gelip babanı görürdüm.”
“Teşekkür etmek istedim.”
“Ama bir türlü cesaret edemedim.”
“Şimdi ise çok geç…”
O an babamın yıllardır söylediği bir cümleyi ilk kez gerçekten anladım.
Bir insanın değeri, kaç kişiyi tanıdığıyla değil… Hiç tanımadığı kaç insanın hayatına dokunduğuyla ölçülür.
O gün babamı ikinci kez kaybettim.
Çünkü ilk kez, geride nasıl bir insan bıraktığını gerçekten öğrendim.
11/06/2025
07/06/2025
03/06/2025
31/05/2025
31/05/2025
24/05/2025
18/05/2025
13/05/2025