Filiz Bayram

Filiz Bayram

Share

Yaşam Senin İçin Var Haydi Gelin Dünyayı Değiştirelim

01/05/2026

-İnsan Neden Duygularını İfade Etmekte Zorlanır?

Duygularımızı ifade etmekte zorlanmamız, genellikle çocuklukta temelleri atılan “savunmasız kalma korkusunun” bir sonucudur. Bastırılan her duygu zamanla içimizde bir düğüme, hatta “duygu körlüğüne” dönüşerek bizi kendimize hapseder.
​Bu düğümü çözmek için zihninizden önce bedeninize kulak verin. Kalp çarpıntısı veya mide kasılması gibi fiziksel sinyalleri bir dil gibi okumayı öğrendiğinizde, hissettiklerinizi tanımlamanız ve duygusal özgürlüğe kavuşmanız kolaylaşacaktır.
​Ne yapabiliriz?.
• ​Sadeleş net ol, ama önce kendine dürüst ve net ol.
• ​Akışkanlıklarını fark et. Seni sürekli aynı döngüye sokan tüm duygu, düşünce ve davranışlarını.
• ​ve kendini seyret, hislerini ve hissettiklerini

Kendini dışarıdan gördüğünde içeriden de görmeye, tanımaya, anlamaya ve günün sonunda ifafe etmeye başlarsın

16/04/2026

AİLE DİZİMİNİN KİŞİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?

Aile dizilimi, yaşadığınız tekrarlayan sorunların ve açıklanamayan üzüntülerin kaynağını geçmiş kuşaklarda arayan bir yöntemdir. Bu yaklaşıma göre; atalarınızın yaşadığı travmalar, haksızlıklar veya yarım kalmış yaslar, nesiller boyu aktarılarak bugün sizin hayatınızda birer “kısır döngü” oluşturabilir.
​Neyi Hedefler?
• ​Farkındalık: Size ait olmayan duygusal yükleri ve gizli aile bağlarını fark etmenizi sağlar.
• ​Özgürleşme: Başkalarından devraldığınız bu “duygusal borçları” sahiplerine sevgiyle iade etmenize yardımcı olur.
• ​Denge: Ailenizin anlatılmamış hikayelerine şefkatle bakarak kendi kaderinizi özgürce yaşamanızın önünü açar.
​kısaca aile dizilimi, Kendi hayatınızda taşıdığınız ama size ait olmayan o ağır bavulu, ait olduğu yere bırakma yolculuğudur..

Photos from Filiz Bayram's post 12/04/2026

Kelimelerin sessizliği, beyaz bir kağıdın üzerinde ilk kez nefes almaya başladı. Henüz mürekkebi kurumamış her cümle, bir zihnin derinliklerinden süzülüp dünyayı yeniden anlamlandırmak için yola çıktı. Gözlemlediği bir bakışı, rüzgarın fısıltısını ya da kalbinin kuytu köşelerindeki o adsız sızıyı mısralara dökerken, sadece bir hikaye anlatmıyor; aynı zamanda kendi ruhunun sınırlarını çiziyordu. Kalemi eline her aldığında dünya biraz daha genişliyor, sıradan olan her şey bir mucizeye dönüşüyordu. İşte o an, sessizliğin içinden yeni bir ses yükseldi ve bir yazar doğdu.


12/04/2026

Bir kitabın kapağını aralamak, aslında kendi ruhunuzun en korunaklı dehlizlerine giden o tozlu yolu yürümeyi göze almaktır. Sayfalar arasında ilerlerken ansızın karşınıza çıkan bir cümle, yıllardır susturduğunuz o derin sızıyı uyandırabilir ya da hiç tanımadığınız bir karakterin gözyaşında kendi yalnızlığınızla çarpışabilirsiniz.
Bu, sadece bir okuma eylemi değil; **duygusal bir hesaplaşmadır.** Kitap size kim olduğunuzu söylemez, size kim olduğunuzu *hissettirir*. Kelimeler kalbinizin ritmine karıştığında, o yabancı cümleler sizin en mahrem feryadınız olur. Son sayfayı kapattığınızda hissettiğiniz o tarifsiz boşluk, aslında bir hikayenin bitişi değil, ruhunuzda açılan yeni bir pencerenin sarsıntısıdır. Çünkü gerçek bir kitap, sizi sadece bilgilendirmez; sizi parçalara ayırır ve sonra daha derin bir farkındalıkla yeniden inşa eder.

31/12/2025

MUTLU YILLAR... GÜZEL HAYALLER...YENİ BAŞLANGIÇLAR VEEE SAĞLIKLI ÖMÜRLER DİLİYORIM

24/12/2025

YARADAN SIZAN HAYAT, DİRİLİŞİN BEDELİ
Filiz filiz harelenirken sadece büyümedim.  Ruhumun en kuytu köşelerinden fışkıran, her bir dokusuyla ışığa uzanan o naif ama dirençli yenilenme arzum beni hep arayışa itti.
İnsan, yaşamın o çiğ ve çıplak hakikatini görebilmek için bazen acının tam kalbinde, en ağır bedellerin ödendiği o durgunlukta beklemek zorundadır. Dalların rüzgarla olan o kusursuz uyumuna erişmek, ancak köklerin sızıyı tanıması ve ruhun o kırmızı sessizlikte kendi yansımasıyla yüzleşmesiyle mümkündür.
Hayatın sadece neşeden ibaret olmadığını; asıl görme biçiminin, en derin yaraların içinde bile yeşermeyi göze almaktan geçtiğidir aslında.

12/12/2025

Sürekli başkalarının hayatlarıyla kendimizi kıyaslama eğilimi, özünde insanın sosyal doğasından ve modern toplumun dinamiklerinden kaynaklanır. Tarihsel olarak, sosyal karşılaştırma hayatta kalma ve kendini değerlendirme mekanizmasıydı; başkalarının konumuna bakarak kendi durumumuzu anlamlandırır ve gelişmek için motivasyon bulurduk. Ancak, dijital çağda bu mekanizma çarpıtıldı. Sosyal medya platformları, çoğu zaman küratörlü, idealize edilmiş başarı anlarını sergileyerek, gerçekliğin çarpık bir fotoğrafını sunar. Bu "mükemmel" vitrinlere maruz kalmak, kendi doğal ve kusurlu hayatımızla aramızda sürekli bir tatminsizlik uçurumu yaratır. Kendi içsel değerlerimize odaklanmak yerine, dışarıdan gelen onaya ve başkalarının görünen başarısına bağımlı hale geliriz. Bu döngü, bizi kendi hayat yolumuzdan uzaklaştırır ve sürekli bir "yetersizlik" hissine hapseder.
Bu yetersizlik duygusu ile baş edemeyen insan bu sefer kendini kıyaslama durumuna geçer.

05/12/2025

“ÇOCUKLUĞUMUZDAN GELEN BAĞLARIN SIRRI”
GİZLİ HAZİNE’m Sessiz Güç;
İnsanın pusulası kendisidir.
Sorun çözme modelleri, Zorluklarla başa çıkma, Bağların sırrı, Ruhsal problemlerin kökeni ve kendi enerjini kullanma yolculuğu..
Bu yolculukta kendi içine dönerek; kendinle buluşma, tanışma, kaynaşma ve bir olma yolculuğu. Her hafta bir konu ve bir konukla içimizdeki mahkemede buluşacağız. Yargıcımız, savcımız, avukatımız yine biz olacağız ve yolun sonunda kendimizi bulacağız.

̇lişkiler

05/12/2025

Gönül Yorgunluğu
Gönlümüze aldıklarımız, koca bir hayata sığdırdıklarımız.. Tüm sevgimizi, tüm benliğimizi cömertçe sunduğumuz o kıymetliler, gel gör ki bir türlü bizim gönlümüzü almayı, o boşluğu doldurmayı başaramadı.
Bizim onlara verdiğimiz değerin yankısı, bizde sadece bir boşluk olarak kaldı belkide. Beklediği karşılığı bulunmayan bir adanmışlığın, en saf hislerle örülmüş, ancak en acımasız biçimde tek taraflı kalmış bir özlemidir belkide.
Şimdi geriye, sadece içten bir hüzün ve kırık bir kalp sızısı kalmıştır kendince.

̇lişkiler

04/12/2025

Hayat, büyük bir arayış gibi gelir; sanırız ki, o eksik parçayı dışarıda, yeni deneyimlerde, uzak hedeflerde bulacağız.
Oysa, her ulaştığımız durakta, her tamamladığımız zannedilen “buluşta,” karşılaştığımız tek ve yegane kişi, yine kendimizdir.
Bu, yolculuğun amacının bir sonuca ulaşmak değil, o sonuca giderken attığımız her adımda zaten içimizde olanla yüzleşmek olduğunu fısıldayan, sarsıcı bir duygudur. Kendini bulmak, bir şeyi elde etmek değil, zaten orada olanı fark etmektir.
Duygu yorgunluğunun büyülü yorgunluğunu, aramanın şaşırtıcı sadeliğiyle harmanlayan, içe dönük bir huzur ve kabulleniş gelir ardından.

̇leti̇şi̇m ̇li̇şki̇ker

01/12/2025

“En büyük kibir, kendini günahsız zannedenden gelir. Kibir ise yaşadığımız sınavların en temel sebebidir.” sözü, insan ruhunun en tehlikeli virüsüne, benlik yanılsamasına işaret eder. Kendini her türlü kusurdan, hatadan ve insani zayıflıktan arındırılmış görme cüreti, aslında ruhun en çoraklaştığı andır. Çünkü bu “günahsızlık” maskesi, kişinin kendini gelişimden, tövbeden ve en önemlisi, empati kurmaktan soyutlaması demektir. Oysa hayat, bir mükemmellik podyumu değil, bir öğrenme ve düşme-kalkma sahnesidir. Bu kör edici kibir, bizi diğer insanları yargılamaya, hatalarımızı meşrulaştırmaya ve evrenin sonsuz düzeni karşısında kendi küçük egomuzu Tanrılaştırmaya iter. İşte bu tavır, yani kendini merkeze koyma ve mutlak hakikat sanma hali, hayatın karşımıza çıkardığı her zorluğun, her ayrılığın ve her hayal kırıklığının, o en temel sınavın yakıtıdır. Sınavlar bizi alçakgönüllülüğe zorlar; oysa kibir, bizi o sınavın içinde kaybolmaya mahkûm eder. Tek kurtuluş, o karanlık kuyunun dibinde, kendi kusurumuza samimiyetle bakabilmekten geçer. Kendine

Want your school to be the top-listed School/college in Ankara?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Website

Address


Ankara

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00