Konuşma Baloncuğu

Konuşma Baloncuğu Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Konuşma Baloncuğu, Ankara.

17/08/2026

Dünyanın oldukça zorlu olabiliyor. Peki bu dünyaya çocuğumuzu nasıl hazırlayacağız? Yine oyunla…

04/08/2026

Hareketli ve dürtüsel çocukların ihtiyacı daha fazla heyecan değil, daha fazla kontrol içeren harekettir.

Kontrollü hareketler beynin dikkat, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu ağlarını aktive eder böylece çocuk enerjisini düzenlemeyi öğrenir.

03/08/2026

Sinir sistemi varyasyon sever. Oyunda sizin yaratıcı, yeni ve eğlenceli fikirleriniz beyindeki sinir hücrelerini yeni bağlantılar oluşturmaya teşvik eder. Bu da beyin gelişimi demektir🌿🧠

22/07/2026

Beyin gelişimi tıpkı bir binadaki asansör gibi belirli bir sırayı izler.

Asansör en üst kata çıkmadan önce alt katlardan geçmek zorundadır.

Çocuğun beyni de önce güvenlik ve bedensel düzenlenmeyle ilgili daha temel sistemleri organize eder, ardından dikkat, duygu düzenleme, ilişki kurma ve en son planlama, problem çözme, öğrenme gibi üst düzey becerileri daha verimli kullanabilir.

Bu nedenle stres altında, bedeni düzensiz ya da kendini güvende hissetmeyen bir çocukta beyin enerjisini gelişmeye değil hayatta kalmaya aktarır.

Öğrenmenin en sağlam zemini, önce sinir sisteminin düzenlenmesi, ardından ilişkilenme ve ancak sonrasında akademik becerilerin desteklenmesidir.

21/07/2026

Öncelikle yoğun ekran maruziyeti çocuklarda beyindeki sinir hücrelerinin normal yapılanmasına ciddi zararlar verebilir.

Bu videoda paylaştıklarım düzenlenmeye ihtiyaç duyan beynin onarımını nasıl destekleyebileceğimiz üzerine

1 Dil, konuşma ve iletişim onarımı
2 Dikkat ve odaklanmanın onarımı
3 Ödül, haz ve dürtü onarımı
4 Duygu düzenleme onarımı
5 Beden farkındalığı onarımı üzerine konuştum.

20/07/2026

Sinir sistemi ve beden, bulunduğu çevreyle sürekli etkileşim içindedir, çevresinden bilgi alır, ona uyumlanır ve gelişimini bu etkileşim içinde sürdürür.

Ancak çocuk gelişiminde bir güçlük ortaya çıktığında çoğu zaman önce çocuğu anormalleştiririz. Oysa belki de ilk sormamız gereken soru şudur: Bu çocuk nasıl bir çevreye uyum sağlamaya çalışıyor?

Gabor Maté, Normal Efsanesi kitabında birçok fiziksel ve psikolojik güçlüğün kökenini çocukluk çağı travmalarında, kronik stres yükünde, bakım veren-çocuk ilişkisinde, sosyal eşitsizliklerde ve dezavantajlı yaşam koşullarında aramamız gerektiğini vurgular.

Ben buna bir boyut daha ekliyorum: Sinir sistemimizin ait olmadığı bir çevreye sürekli uyum sağlama baskısı.

İnsan sinir sistemi; açık havada bulunmaya, doğal gün ışığı almaya, güvenli sosyal ilişkiler kurmaya, düzenli fiziksel aktiviteye, oyun oynamaya, yeterince dinlenmeye ve doğayla temas etmeye göre evrimleşti. Bugün ise uzun süre kapalı ortamlarda kalmak, hareketsizlik, ekran yoğunluğu, kronik zaman baskısı, yalnızlaşma ve sürekli performans beklentisi sinir sistemimizin biyolojik ihtiyaçlarıyla çelişebiliyor.

Bu nedenle bazen sorun çocukta değildir; çocuğun uyum sağlamaya çalıştığı çevrededir. Belki de “problem davranış” dediğimiz şeylerin bir kısmı, sinir sisteminin ait olmadığı koşullara verdiği anlaşılabilir biyolojik yanıtlardır.

Çocuğu değiştirmeye çalışmadan önce, onun gelişimini taşıyan çevreyi de yeniden düşünmek gerekir.

Mecburen reklam demem gerekiyor sanırım. Kitabı kendim aldım 😊

15/07/2026

Odaklanma ve dikkati sürdürebilme sinir sisteminin uyarılma düzeyi ve nörofizyolojik düzenlenme kapasitesiyle de ilişkilidir.

Aşırı uyarılmış bir sinir sistemi çevresel uyaranlara karşı sürekli tetikte kalabilirken, düşük uyarılma düzeyi de optimal dikkat ve görev katılımını zorlaştırabilir.

Dikkat, bir arabanın hızı gibidir. Sinir sistemi çok hızlandığında çocuk bir uyaranın üzerinde kalamaz, çok yavaşladığında ise dikkatini verecek kadar uyanık ve hazır olamaz. Odaklanmak için sinir sisteminin ne çok hızlı ne de çok yavaş, uygun bir çalışma aralığında olması gerekir.

13/07/2026

Çocuğu bir şeyi yapması, konuşması, yemesi, katılması ya da başarması için zorladığımızda sinir sisteminin alarmını arttırabiliriz. Alarm yükseldiğinde çocuk öğrenmeye, merak etmeye ve ilişkiye açılmak yerine kendini korumaya yönelir ve donar, kaçar, karşı çıkar ya da tamamen kapanabilir.

Bu nedenle önce şu soruyu sorun “Bedeninin katılabilmesi için neye ihtiyacı var?”

Baskıyı azaltmak, güvenli bir ilişki kurmak, beceriyi küçültmek, çocuğun temposunu takip etmek ve küçük katılım işaretlerini görmek çoğu zaman gelişim için daha güçlü bir zemin oluşturur.

Mesela çocuk ayakkabısını giymek istemiyor. “Hadi giy, kendin yap, artık yapabiliyor olman lazım” diye tekrar tekrar zorladıkça bedeni alarma geçebilir. Bilirsiniz ki ağlar, kaçar, kendini yere atar ya da tamamen bize bağımlı hale gelir.

Böyle bir anda hedef ayakkabıyı giydirmek değil, çocuğun yeniden katılabileceği bir beden hali oluşturmaktır. Yanına çökerim, baskıyı azaltırım ve görevi küçültürüm. “Sen ayağını uzat, ben ayakkabıyı tutayım.” diyebilirim. Bunu yapabildiğinde bir sonraki küçük adımı ona bırakırım. Zorlandığında yeniden yardım ederim.

Gelişim çocuğun yapabildiği yerden küçük küçük genişletmekle olur.

10/07/2026

Beynimizde uyanıklığı düzenleyen beyin sapı, hangi uyaranın önemli olduğuna karar vermeye yardımcı olan dikkat ağları, haz ve motivasyonu yöneten ödül devreleri ve bekleme, dürtü kontrolü ile hazzı ertelemeyi sağlayan prefrontal korteks birlikte çalışır.

Çocuk sürekli ekrana, yoğun uyarıma maruz kaldığında, her istediği hemen yapıldığında, sınırlar tutarlı olmadığında ve yaşamı sürekli anlık haz üzerinden deneyimlediğinde bu ağlar zamanla hızlı ödüle daha fazla yönelmeye başlayabilir. Buna karşılık beklemek, sıkılmak, sakin bir oyunda kalmak veya çaba gerektiren etkinlikleri sürdürmek daha zor hale gelebilir.

Çözüm daha az ekran, daha sade bir çevre, tutarlı sınırlar, sıkılmaya alan açmak, günlük yaşamın içine katmak, yaşına uygun sorumluluklar vermek ve güvenli ilişki içinde oyun oynamakta yatar. Bu beynin anlık hazza değil, hayatın doğal ritmine de uyum geliştirmesini destekler.

01/07/2026

Öncelikle güvenliği sağlamak her şeyden önce gelir. Çocuk vurmamalı, itmemeli, kendisine ya da başkasına zarar vermemelidir.

Ama aynı zamanda çocuğun taşıyamadığı yükü de görmemiz ve desteklememiz gerekir. Bu biyolojik bir ihtiyaçtır. Çocuğun zorlandığı anlarda şefkatli, sakin ve sabırlı bir yetişkin desteğine ihtiyacı vardır. Çünkü çocuk beyni bunu yapamaz.

Kayra’nın alarmı yükselmeden önce ya da yükseldiği sırada kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

Bu davranış, “sana zarar vermek istiyorum”dan çok “şu an zorlanıyorum” mesajı olabilir mi?

Kayra o anda kendini durdurabilecek kadar sakin miydi? Öncesinde hangi ihtiyacını destekleseydiniz Kayra daha az alarma girerdi?

Bu davranışın altında hangi ihtiyaç olabilir: alan, yardım, mola, sınır, temas, ilgi ya da anlaşılmak?

Kayra’ya vurmak, itmek ya da bağırmak yerine kullanabileceği hangi küçük ve güvenli davranışı öğretebilirim?

Kayra alarma girdiğinde sınırlarınız net mi? Ama kalpten desteğiniz hep onunla orada mı?

Address

Ankara

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Konuşma Baloncuğu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share